<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446</id><updated>2012-02-02T08:51:04.601+02:00</updated><category term='Ulusal Takımlar'/><category term='Diğer'/><category term='Duyuru'/><category term='Fenerbahçe Kadın Basketbol'/><category term='ULEB Eurocup'/><category term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category term='Efsaneler'/><category term='Avrupa Ligleri'/><category term='Fenerbahçe Amatör Branşlar'/><category term='TBL'/><category term='Euroleague'/><category term='Transfer'/><title type='text'>Marko'nun yeri</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>930</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2299987208716696679</id><published>2012-01-29T01:37:00.000+02:00</published><updated>2012-01-29T01:42:55.653+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Kötü Gidiyor</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-vxCZIcz0gcA/TySF72BsA6I/AAAAAAAAC5Y/DeO5IRIPCuU/s1600/neven_spahija.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="159" src="http://4.bp.blogspot.com/-vxCZIcz0gcA/TySF72BsA6I/AAAAAAAAC5Y/DeO5IRIPCuU/s320/neven_spahija.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Epey karamsar, akış olarak da okunması zor bir yazı olacak, baştan özrümü dileyeyim. Yazarken de epey zorlandım; hem ara yaramamış, hem de konu tatsız, bu kadar oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok değil, bir ay kadar önce, çok daha farklı satırlar yazıyor ya da yazmaya çalışıyordum. Son yazılara baktım, hatta üşenmeden yaz boyu yazdıklarımıza gittim, içim acıdı. Sezonun en kritik dönemini, hangi noktaya ulaşabileceğine dair belirleyici olacak Ocak ayını berbat geçirdi Fenerbahçe. Sakatlıkların etkilerinden kurtulur, eksiklerini görür ve kapatır derken, çıktığı 3-4 basamağı da indi, zemin kata bile aşağıdan bakar oldu. Avrupa'ya pamuk ipliği ile tutunuyor, ligde de tehlike, sanılandan çok daha fazla. Puan durumlarının söyledikleri çok mühim değil de, asıl sorun, bizim hayal ettiğimiz takım bu değildi. Daha da acı olanı, eldeki kadronun, bu takımı ortaya çıkaracak kadar kötü olmaması...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neven Spahija ile birlikte, bir buçuk sene sonunda,&amp;nbsp;kadrosu kötü kullanılan,&amp;nbsp;bire birler ile yaşamaya çalışan ve hamle kabiliyeti sıfır bir takım oldu Fenerbahçe. Geçen sene koçun getirdiği oyunculardan Darjus Lavrinovic, Sean May ve Saras takımdan ayrıldılar. Onun istemediği Kinsey, belki de şu anda takımda en çok aranan isim. Bu sene de onun aldığı James ve Curtis ise, şu anda en çok tartışılan oyuncular. Yani alınanları veya aldıklarını tutmadı, tuttuklarını da kullanamadı. Elde kalanların da durumu parlak değil malum. Hani sene başında 'düzen takımı' diyorduk ya, eser yok ortada. Bazı oyuncuları takımlar parlatır, düzen içinde değer kazanır bu isimler. Süresi fazla da olmayabilir, 10 dakika alır, 40 dakikalık iş yapar. Baktığın zaman 'sınırlı' adamdır, eksiklerini sayarsın ama onu, takıma fayda sağlayacak şekilde kullandığın zaman değer kazanır. Fenerbahçe'de böyle isimlerin çıkmasını geçtim (ki sene başında bendeki en büyük beklenti buydu), mevcut düzensizlik, birçok kıymetli oyuncuyu da eritip bitirir hale geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki paragrafta, bana göre en önemli 3 sorun başlığı belirledik; ilkini orada tariflemeye çalıştık, ikinci ve onunla bağlantılı olarak üçüncüden devam edelim. Fenerbahçe'nin maçlara bütün tutunma anlarına bakın, bireysel zorlama tercihlere yaslanmış bir takım göreceksiniz. Bu saha içi özgürlüğü falan da değil, düpedüz düzensizlik ve organizasyonsuzluk, başka bir şey değil. Aynı şekilde, karşıdan gelen hamlelere ya da maç içindeki gelişmelere kontra kabiliyeti sıfır. Milano maçı, tüm bu konu başlıklarına en yakın ve somut örnek. İlk yarıda Bojan, ikinci yarıda Roko ile birebirler ile maça tutundu Fenerbahçe. Son topta koçu mola aldı ve 24 saniyeyi yine birebir ile kullanmayı denedi. Bunu ne Roko'yla ne de Bojan ile yaptı, gitti Tomas'ın elinde topu patlattı. Rakibe topu yarı sahaya taşıma imkanı verdi, beklendiği gibi Fotsis'in son topu kullanmasını seyretti. Bir buçuk senedir ikili oyun savunmasında yerlerde süründü, en kritik anlarda ve maçlarda alan savunmasına hücum edemedi, bu silahı kendisi kullanmayı da hiç denemedi. Yine en yakın örneklerden biri (biraz da 'kadro kullanımı' başlığına geri dönerek), Kazan deplasmanında ikinci yarıda Bojan'ı en kritik bölümde yanında tuttu, Veremeenko'nun savunmasında Kaya'yı unuttu, 20 sayıdan darmadağın oldu. Vidmar sene başında olduğu noktadan da geriye gitti, maçlara iyi de başlasa aynı muameleyi gördü.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün, geçen sezon Barcelona'yı deplasmanda yenen takımdan yalnızca 3 oyuncu eksilmiş durumda. Bunlardan biri Greer, diğeri de Lavrinovic; ikisini de kimsenin normal şartlarda arayacağını düşünmüyorum. Bir Kinsey yok, onu ayrı tutalım ki o da koç tercihiyle gitti. Sakatlıklar etkiledi, eyvallah. Roller oturmadı, ciddi sorun, kabulüm. Ama bu sene, hangi oyuncundan istediğin gibi faydalanabiliyorsun? Fenerbahçe neyi iyi yapar? Savunma takımı mıdır? İyi hücum mu eder? Bogdanovic'in yükselişinin, artık tamamen birkaç ele bakar hale gelinmesine denk gelmesi tesadüf mü? Oğuz'u, Gist'i, Curtis'i istikrarlı bir şekilde kullanamamak, iyi yapabildikleri işleri parlatamamak kimin suçu? Oyuncuların özellikleri ve eksikleri belli değil mi? Bunları tartarak ve nasıl bir takım kurmak istediğini bilerek almıyor musun bu isimleri? Peki ya kritik anlarda alınan kararlar ve takım aklı?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Peki bu gidişata ne zaman müdahale edilmeli? EL'de elenme olası, zaten grup zorlu. Burayı geçsen çapraz felaket, o da doğru. Peki ya içerisi? Önceki senelerdeki kadar rahat mısın içeriye bakarken? Efes'in yanına eklenmiş Galatasaray'ın şu haliyle ve senden daha sınırlı malzemeyle, senden daha iyi bir takım ortaya çıkardığını görmüyor musun? Bu halinle, sallantıda rakip bulup devirmek için kurulan Beşiktaş da, kadro kalitesini yukarı çekmiş Banvit de sana kolay kolay yol vermeyecektir; yanlış mı? Haydi hepsini geçtim, olur yani, her sene şampiyon olacaksın diye bir şey yok. Hem bazen, rakipler bazı şeyleri senden çok daha iyi yapabilir. Düz mantık, Efes'in bütçesi senden çok daha yüksek, geçebilirler. Ama bu şekilde mi olmalı? Üstelik önümüzdeki seneleri de riske atacak şekilde kadroyu yıpratarak? Ömer 34, Mirsad 37 oldu, oluyor. Halen Ömer atacak, Ömer tutacak, Mirsad ribaund çekecek. Bu adamların son demleri artık. Öyle ya da böyle, 4-5 senedir emek verdiğin Emir ve Gasper var. Milletin arayıp da bulamadığı şey, tamamen senin ürünün oyuncular, biri de 'yerli oyuncu' olmuş. Gerçi Emir'in de falsoları var ve konuşulmalı. Ama ikisinin de omuzlar iyice düşmüş vaziyette, hele ki Vidmar'ın. "Gönder gitsin, bastır parayı, al iyi bir uzun", oldu. Gasper de gitsin, Marko da, Bojan da, Curtis de, James de, Roko da... Yıllardır 2-3 değişiklikle yol almaya çalışan takım baştan aşağı yenilensin. Bir de yerli oyuncu yok alttan gelen, mis... Koçun da sağ olsun, sene başı hazırlık kampında bile süre verecek kadar güvenmiyor Berkay'a, Erbil'e, Metecan'a; iki tane Hırvat getirip oynatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz, Fenerbahçe iskeletinden daha fazla kayıp yaşayamaz, yaşamamalı. "Eldeki oyuncular kusursuz, hepsi kalmalı" demiyorum, elbette herkesin yanıldığı hamleler yapılmış, eksik kalan hamleler olmuş olabilir. Uzun transferini hep konuştuk, gelmedi, bana göre eksikti. James'e tahammül hakikaten zor, savunmadan akılalmaz işler yapıyor. Curtis de bu düzensiz takım içerisinde çok sırıtıyor. Elbette bazı hamleler yapılabilir ve yapılmalı. Ama bütün takım sorunluyken gidişatta ısrarcı olmak, eldekini daha çok yıpratacaktır. Bakın Efes'e, halen daha neden istikrar tutturulamadı? Yıllarca gelen sil baştan mantığı... Bütçen var, sözleşme durumları da çoğu için uygun; gönderirsin 6-7 ismi, bol yabancı takviyeli bir transfer dönemi yaşarsın. Taraftar transferi sever, memnun da olur bir yerde, kağıt-kalem elde, kadrolar yazılır. Yine mis...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün bu gidişata kayıtsız kalanlar hata ediyor. Fenerbahçe eriyor. Sadece bu sene değil, önümüzdeki seneleri de etkileyecek bir gidişat söz konusu. Sorunlar o kadar bariz ki, parke dışında bunca deneyimli isim de dururken insan müdahale bekliyor. Aydın Hocam, sen cansın, görmemen mümkün değil. "Bari sen" demeden edemiyor insan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün koç maçtan sonra çıkıp "Bazı oyuncuları göndereceğiz" demiş, bu gelinen noktayı gösteriyor.&amp;nbsp;Sene başında "koç imzası olan takım olacak, bekleyelim" dedik ve bekledik. İmza sahte çıktı. Fenerbahçe kötüye gidiyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2299987208716696679?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2299987208716696679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2012/01/kotu-gidiyor.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2299987208716696679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2299987208716696679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2012/01/kotu-gidiyor.html' title='Kötü Gidiyor'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-vxCZIcz0gcA/TySF72BsA6I/AAAAAAAAC5Y/DeO5IRIPCuU/s72-c/neven_spahija.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7376641843556750011</id><published>2011-12-30T09:12:00.003+02:00</published><updated>2011-12-30T09:58:49.197+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Fenerbahçe Ülker Sports Hamam</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VWV_LqKutZU/Tv1kX4eQhvI/AAAAAAAAC5Q/k-G-unNsagA/s1600/turk-hamami.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-VWV_LqKutZU/Tv1kX4eQhvI/AAAAAAAAC5Q/k-G-unNsagA/s320/turk-hamami.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Hep söyledim, bu şubenin salondan önce hamama ihtiyacı var. Çok net. Dün gece duyduğum andan beri ömrü hayatımda etmediğim küfürleri ettim, küfür konusundaki yaratıcılığım ve kelime dağarcığım beni bile korkuttu. "Bir derbi yazısı yazarım" diyordum ama bu haberden sonra dün elim de gitmedi. Ben artık ne diyeceğimi, ne hesabı yapacağımı şaşırdım. Bu 'hamam' bir şeyleri değiştirebilir, Twitter'den Ahmet Özokur'a iletebilirseniz sevinirim. Teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlave:&lt;/strong&gt; Neye istinaden yazdığım tahmin ediliyordur diye ekleme ihtiyacı hissetmemiştim ama; Ukic 5 hafta civarı yok, sağ el orta parmağı kırılmış. Bilgiye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7376641843556750011?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7376641843556750011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/fenerbahce-ulker-sports-hamam.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7376641843556750011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7376641843556750011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/fenerbahce-ulker-sports-hamam.html' title='Fenerbahçe Ülker Sports Hamam'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-VWV_LqKutZU/Tv1kX4eQhvI/AAAAAAAAC5Q/k-G-unNsagA/s72-c/turk-hamami.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5076476324945108020</id><published>2011-12-29T09:49:00.003+02:00</published><updated>2011-12-29T09:49:50.551+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Transfer'/><title type='text'>Olympiakos'a İki Aday</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Uu27X-8XDfM/TvwbWaIBEII/AAAAAAAAC5E/qCtneyLHfQ0/s1600/Akingbala33.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://3.bp.blogspot.com/-Uu27X-8XDfM/TvwbWaIBEII/AAAAAAAAC5E/qCtneyLHfQ0/s320/Akingbala33.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun süredir bu toplara giremiyor, transfer dedikodularını yazamıyordum. Sanırım bir yerden, tekrar başlamak gerek. İlk tur gruplarında Fenerbahçe'nin arkasında kalarak Son 16'ya yükselen Olympiakos, Papadopoulos'un da sakatlanmasıyla birlikte, bir uzun transferi için kolları sıvamış gözüküyor. Bu mevsimde oyuncu bulmak zor, uzun oyuncuda ise alternatifler daha da kısıtlı. Yunan temsilcisinin gözüne kestirdiği iki aday da Nijerya kökenli; Akin Akingbala ve Benjamin Eze. Akingbala, hem form hem de sağlık durumuyla birlikte daha ön plana çıkıyor. Lakin Olympiakos'un, özellikle Akingbala transferinde 'tanıdık' rakipleri olduğu, Galatasaray'ın da bu transfer için istekli olduğu yazılıp çiziliyor. Nijeryalı oyuncu, iyi beslenmesi durumunda çember altında hakimiyet kurabilecek önemli bir isim; sezonun bu döneminde 'bulunmaz hint kumaşı' bile olabilir. Bu transferi kimin gerçekleştireceği merak konusu, lakin öyle ya da böyle, Akingbala'nın Euroleague E Grubu'nda bir takım için mücadele etmesi muhtemel gözüküyor. Akingbala haberi Redplanet'e ait, &lt;a href="http://www.redplanet.gr/basket/vlepei-gia-senter-ton-akingkmpala.1554936.html" target="_blank"&gt;&lt;strong&gt;şuradan&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; görüntülenebilir. Bir de guard transferi ihtimalinden bahsediliyor ancak orada henüz, en azından basına düşmüş aday yok. Olympiakos, Top 16'ya bu kadroyla girmeyecek, orası belli oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5076476324945108020?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5076476324945108020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/olympiakosa-iki-aday.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5076476324945108020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5076476324945108020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/olympiakosa-iki-aday.html' title='Olympiakos&apos;a İki Aday'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Uu27X-8XDfM/TvwbWaIBEII/AAAAAAAAC5E/qCtneyLHfQ0/s72-c/Akingbala33.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7832476561684659296</id><published>2011-12-28T23:21:00.000+02:00</published><updated>2011-12-28T23:21:47.235+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague Top 16 - H Grubu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Pw0VjQF3uMY/TvuIQmG5eNI/AAAAAAAAC44/IqRjdXty6-M/s1600/1241988609934_f.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="207" src="http://2.bp.blogspot.com/-Pw0VjQF3uMY/TvuIQmG5eNI/AAAAAAAAC44/IqRjdXty6-M/s320/1241988609934_f.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hakkında yazmanın en kolay ama bir o kadar da sıkıcı olduğu, akmaz, kokmaz bir&amp;nbsp;grup. Belki haksızlık ediyorum ama ilk iki ile 'diğer' iki arasının açık olması, diğer gruplardan farklı bir görüntü ortaya çıkarıyor. Neyse, Cantu ve Basile'nin hatrına iki satır yazalım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Barcelona, görüntü itibariyle, CSKA ile birlikte EL'nin en iyisi konumunda. En büyük defoları halen koç koltuğunda ancak eldeki kadro, bunu bu sefer tolore edebilecek güçte gibi gözüküyor. EL ilk tur gruplarını 'en az sayı yiyen takım' olarak kapattılar, bu kadar üst düzey skor opsiyonları bulunan bir takımın, oyunun savunma kısmında da bu denli başarılı olması muazzam. Yalnızca Siena deplasmanında mağlubiyetleri var ki bu haklarını, rahat bir yerde kullanmaları da ilerisi için avantaj. Sene başında geleni-gideni değerlendirdimiz için tekrardan uzun uzun yazmıyorum. Ama Huertas-Navarro-Eidson-Mickeal dörtlüsü çok özel, çok... Eminim ki tek dilekleri, F4 öncesi yine bir PAO kabusu yaşamamak olacak.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Maccabi, Perkins-Pargo-Eidson kayıplarına rağmen halen ayakta. Farmar aşısı ile ilk tur gruplarını kurtardılar, Langford'u da oraya eklemeyi başardılar. Şimdi Mallet ile kısa rotasyonunu tamamlıyorlar. Geçen seneki kadronun halen uzağında gözükseler de Blatt ve ekibi, Barcelona'nın bir adım gerisinde fakat diğer ikilinin birkaç adım önünde... Maccabi, çıkmanın kolay olmadığı bir deplasman her şeyden önce, orada kazanabilmek için oldukça karakterli bir takım olmanız gerek. Bu grupta, bunu başarabilecek karakter ve yeterlilikte Barcelona dışında takım görünmüyor, bu da onların ilk 2 biletini sağlamlaştırıyor. Ama geçen seneki seviyeyi yakalamaları zordan da öte gözüküyor, o nedenle, ciddi bir sürpriz yapıp Barcelona'yı aşağıya alamadıkları takdirde F4'ü tekrarlamaları kolay değil. Mallet de gelsin, takıma girsin, bir de öyle görelim kendilerini...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Cantu'ya saygı büyük, burada olmaları bile çok ciddi başarı. İtalya basketbolunun ihtiyacı olduğu bir işi yaptılar, Siena kadar uzun soluklu olmaları zor ama bu performans bile takdiri hak ediyor. Diğer takımlara göre daha az stresliler, beklentiler yüksek değil. İlk turda olduğu gibi, içeride sert takım olup deplasmanda da son ana kadar maça tutunmaya çalışacaklar. Özellikle Barcelona deplasmanında Basile ve Marconato büyük saygı görecektir, akıllarda kalacak sahneler yaşanacaktır. Güzel takım Cantu, burada Top 8 görmeleri zor ama yine bu kulvarda yarışabilmelerini dilerim. Hedef olarak elbette, Zalgiris'i geride bırakıp Maccabi'yi taciz etmek konulabilir ama kolay değil. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Zalgiris için de, ilk ikiye uzaklık olarak benzer şeyler söyenebilir. İlk tur gruplarındaki kötü görüntülerini Almanya'da kazanarak bir parça telafi etseler ve üst turu görseler de, burası için umut verici konuşmamızı sağlayacak bir şeyler ortaya koayamadılar. Ülke basketbolu için önemli oyuncuları ve maalesef Mantas Kalnietis'i kadrolarında bulunduruyorlar. Sonny Weems güzel işler çıkartıyor, Javtokas-Rakovic ikilisiyle pota altı ise fazlasıyla 'oyun zekası' eksikliği çekiyor ki bu durum, takımın direksiyonu sayılabilecek pozisyon için de geçerli. Zalgiris için bir şans olabilirdi, belki, başka grupta; ama o grup bu grup değil. Üzgünüm.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Başta söyledik, sonda da söyleyelim. Barcelona önde, Maccabi 1-2 adım geride, dış kulvardan Cantu geliyor, Zalgiris büyük sürpriz. Bu grup için en büyük motivasyon, FenerbahçeNin çaprazı olması ve İtalyan temsilcisinin 'az malzeme, çok iş' takımı. Dilerim Fenerbahçe Top 8'i görür de bu gruba tekrardan dönüp bakmamız gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7832476561684659296?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7832476561684659296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-h-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7832476561684659296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7832476561684659296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-h-grubu.html' title='Euroleague Top 16 - H Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Pw0VjQF3uMY/TvuIQmG5eNI/AAAAAAAAC44/IqRjdXty6-M/s72-c/1241988609934_f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5776676360720924937</id><published>2011-12-28T22:54:00.000+02:00</published><updated>2011-12-28T22:54:15.818+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague Top 16 - G Grubu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-WtVbV_7hiY8/TvuB0GiwxYI/AAAAAAAAC4s/akHYB8yEi4k/s1600/pao_diamantidis.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://4.bp.blogspot.com/-WtVbV_7hiY8/TvuB0GiwxYI/AAAAAAAAC4s/akHYB8yEi4k/s320/pao_diamantidis.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir Fenerbahçeli için asıl önemli yere geldik, 'bizim grup'. İlk turdaki grup kimine göre kolaydı, bana göre değildi. Burada da, çok çeşitli yorumlar gelmekle birlikte, satır aralarında 'kolay' laflarını görüyorum. Baştan söyleyeyim, değil.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;PAO, grubun kız arkadaşından yeni ayrılmış yakışıklı genci. İlk tur gruplarında yas tutma dönemini yaşadılar, gözleri de dışarıda değildi. Top 16'da silkinir, aynaya bakar, toparlanır ve yine çok canlar yakar. Geçen seneyi hatırlayın, eminim kimse bu dönemde "PAO şampiyon olur" demezdi ama oldular. Hem de Barcelona'nın yolundan ve üstünden geçerek yaptılar bunu. Evet, bu sene kayıpları daha fazla. Pota altında özellikle, Obradovic'in ve Diamantidis'in sihirli ellerinin bile belli bir yere kadar iyileştirebildiği durumdalar. Aleks Maric'in felaket durumum ve Tsartsaris'in sakatlığı kritik, Batiste de artık genç değil. Fotsis çok önemli bir kayıp, Logan da Avrupa basketbolu için önemli bir skorer olarak sayılsa da PAO uyumu soru işareti. Lakin dedik ya, bu adamlar başka. Obradovic kenarda, Diamantidis de parkede olduğu sürece farklı olmaya da devam edecekler. NCalathes ve Sato, bu takımın 'özel' sayılabilecek diğer isimleri. En büyük özellikleri, birazdan bahsedeceğimiz Kazan gibi, son derece sert bir takım olmaları. Ne yaşadıkları sorunlar ne de sene başında Fenerbahçe'ye hazırlık maçlarında 2 kez kaybetmeleri ölçü değil. Lakin ben sırlarını çözdüm, buradan da paylaşacağım. Bunu herkes için yapmam şanslısınız. PAO, 2006 yılından beri "bir EL şampiyonluğu, bir TOP 16'da elenme" şeklinde gidiyor. Geçen sene şampiyondular. Dağılabiliriz...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;UNICS Kazan, ismini yazarken bile rahatsız olduğum ve eşleşmeyi zerre istemediğim takım. Geçen sene Eurocup şampiyonu olup geldiklerinde, onları yeterince tanımadığımı ve saygı göstermediğimi bu sene başında fark ettim. Popovic ve Lampe gibi kayıplara rağmen aradıkları skor liderini Domercant ile buldular ve sert takım savunmalarının üstüne onun maharetli elleriyle çıkmaya çalıştılar. İlk tur grupları sonunda, EL'nin en az sayı yiyen 2 takımından biri olmaları (ki diğeri de kendi gruplarındaki Barcelona'ydı) ve Domercant'ın verimliliği (ki İstanbul'da ve Siena'da kazanılan maçlardaki rolü tekrar tekrar incelenmeli) bu takımın en önemli notları. Domercant sanki, birçok ülke gezerek portföyüne kattığı birçok özelliği Kazan'da harmanlayıp bizlere sunuyor. McCarty ve Veremeenko bu 'sert' kimliğin diğer önemli ve anılması gereken isimleri, elbette bu takımın mimalarından Pashutin ile birlikte. Sırf deplasman yolculuğu itibariyle bile zorlu bir eşleşme UNICS Kazan ki bir de ilk maç...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Milano ise grubun zengin çocuğu. Sene başında yaptıkları hamleler malum, ancak planların tutmadığı da ortada. Kağıt üzerinde son derece korkutucu bir kadro var ama henüz parkeye yansıyan o derece vahim değil rakipler için. Gallinari sonrası genç Gentile ile takımı takviye etmeye çalışsalar da Scariolo'nun ekibi, yukarıdaki iki takıma göre daha sorunlu ve taşların oturmadığı bir ekip görünümünde. Yine de EL'de son düzlükte yaptıkları atak, Gallinari sonrası, öyle ya da böyle, takımda taşların yerine (en azından olduğu kadar) oturmaya başlaması onlar adına önemli. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Fenerbahçe için bu grupta belirleyici olacak olan, öncelikle kendisi. Sakatların iyileşmesi ve ritm bulması için gün sayan bir takımın gruba, belki de en ciddi rakibiyle deplasmanda oynayarak başlaması dezavantaj. Geçen seneyi hatırlayın, ekstra Olympiakos galibiyeti, bu avantaj sonradan kullanılamasa da takıma ivme kazandırmıştı. Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan, eldekileri takıma dahil etmek ve başka kayıp yaşamamak. Önünde güzel de bir TBL fikstürü var. G.Saray ve Efes maçları,Top 16 öncesi sert ama güzel sınavlar. Ekim-Aralık arasını son derece sorunlu geçirdi sarı-lacivertli takım; şimdi bana göre&amp;nbsp;son ve belki de en sıkıntılı dönem. Dün Aydın Örs Potada Fener programında bahsetti aslında; Fenerbahçe'nin an itibariyle, maç kazanmak kadar ve belki de ondan fazla, eldeki oyuncuları kazanmaya ihtiyacı var. Onun için, bu Galatasaray maçında da böyle olabilir, Tomas hazır olmamasına rağmen 10 değil 15 dakika süre alacak. Oğuz 20 atabilecekken Vidmar'a özgüven kazandırılmaya çalışılacak. Fenerbahçe bir tercih yapıyor ve en azından şimdilik, takviye yapmıyor. O zaman eldekini değerlendirmek lazım. Burada da koça büyük görev düşüyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Dörtlü Final hayali şimdilik bir parça uzakta dursun, zaten çapraz da bize bunu söylüyor. Fenerbahçe'nin önce buradan çıkması lazım. Her sayı, her top önemli, çünkü karşında bu detayları önemseyen, bu detaylarla maç ve turnuva kazanan takım(lar) var. Fenerbahçe'nin bir rakibi kendisine benziyor, Milano; kağıt üzerinde iyi ama sorunlu. 2 rakibi ise kendisinden farklılaşıyor, kağıt üzerinde, öyle ya da böyle, geçmişine ya da diğer takımlara kıyasla, sorunlu; PAO ve Kazan. Ancak farklı o 2 takım, Fenerbahçe için çok ciddi tehdit.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Grup zorlu, öncelikli hedef Top 8. Yeni salonda yeni bir heyecan olacak ama öncelikle, ilk maç oynanana kadar geçecek süreyi iyi değerlendirmek gerek.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5776676360720924937?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5776676360720924937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-g-grubu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5776676360720924937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5776676360720924937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-g-grubu.html' title='Euroleague Top 16 - G Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-WtVbV_7hiY8/TvuB0GiwxYI/AAAAAAAAC4s/akHYB8yEi4k/s72-c/pao_diamantidis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6221694701572691144</id><published>2011-12-28T22:17:00.001+02:00</published><updated>2011-12-28T22:17:36.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague Top 16 - F Grubu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PNb7NDZZEHw/Tvt5O5uWAiI/AAAAAAAAC4g/U-Ih9uhzquk/s1600/copa-rey-vitoria-marko-banic-y-teletovic-pelean-por-el-balon-en-el-aro-acb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-PNb7NDZZEHw/Tvt5O5uWAiI/AAAAAAAAC4g/U-Ih9uhzquk/s320/copa-rey-vitoria-marko-banic-y-teletovic-pelean-por-el-balon-en-el-aro-acb.jpg" width="273" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Merhaba, bir Bertomeu sürpriziyle daha sizlerle birlikteyiz. Top 16 grupları öncesi hesap kitap yaparken hep "zorda kalmadıkça aynı ülke takımları eşleştirilmez" diyerek kağıda kaleme sarıldık, sonunda 3 İspanyol takımını aynı grupta bulduk. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Grupta yine, daha önce üzerinde uzun uzun konuştuğumuz takımlar mevcut. Real Madrid, dörtlünün 'en yakışıklı ismi' olarak göze çarpıyor. Efes maçında Vujacic ile yaşanan gerginlikten sonra "İstanbul'a gelirlerse destek bulamayacaklar" demişti Murat Kosova, bana göre o yol açık, desteği ise kendileri sağlarlar. Real Madrid iyi ve lokavt sonrası dönen Rudy Fernandez ve Ibaka gibi isimlere rağmen halen 'çok geniş' bir kadro. Jaycee Carroll belki de Avrupa'nın en özel skoreri konumunda (57,7 gibi inanılmaz bir yüzdeyle üçlük kullandığını hatırlatalım), Mirotic ise günden güne büyüyen, komple bir dört numara. Ante Tomic gibi özel yetenekleri olan, Reyes gibi de birçok işi yapan uzunlara sahipler. Carlos Suarez, Sergio Llull, Sergio Rodriguez, hepsi önemli İspanyol oyuncular (insan İspanya'daki oyuncu havuzuna bakıp gerçekten de imreniyor). Takımın, bunca olumlu gösterge arasında en büyük sorunu hem parkede, hem de benchteki lider koltuğunda bana göre. Oyun kurucu pozisyonu ve takım koçu, bu seviyede sendeletebilecek nitelikte. Yine de Rodriguez'in hakkını yemeyelim, bu seneyi daha iyi ve faydalı oynuyor. Sonuçta, Real Madrid özünde iyi bir takım, grubun da favorisi konumunda. Lakin onlar için bir 'ama' halen var, en azından benim kafamda...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Siena, üzerinde uzun yıllardır konuştuğumuz bir takım. Lakin hem yazın yaşadıkları yapılanma, hem de sene içinde gelen sakatlıklarla bir parça değişim geçirmek durumunda kaldılar. Eze ve Rakovic gibi uzunlardan sonra o tipte bir ismi kadroya katamamış olmaları, kısalarda da Kaukenas'ı sezon sonuna kadar kaybedip McCalebb'ten de son bölümde faydalanamamaları onların keyfini kaçırdı. 'Keyif kaçırma' hafif kalabilir, zira bu kayıplar, onların en büyük özelliği olan savunma sertliğine ve makine gibi işleyen hücum çarklarına çomak soktu. Rakocevic ve Thornton ikilisini kadroya kattılar. McCalebb oynamaya başladı, Lavrinovic tam olarak Top 16'nın neresinde takıma dahil olacak, bu önemli. Siena , Andersen ve Rakocevic gibi isimlerle belki kağıt üzerinde daha parlak duruyor ama bu takımın bildiğimiz, alıştığımız parçaları bunlar değil(di). Birazdan bahsedeceğimiz takımlarla birlikte Siena'nın, bu gruptan çıkma bileti bana göre tehlikede.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Malaga 2007 senesinde F4 yapmıştı, o kadrodan bugüne bir tek Berni Rodriguez taşındı. İspanyol temsilcisi o dönemde Carlos Jimenez, Pepe Sanchez ve Marcus Brown gibi isimlerle son derece karakterli bir takımdı (her ne kadar o sene, Badalona'ya karşı 105-52 kaybettikleri bir maç olsa da). O seneden sonra Top 16 sonrasını göremediler, bana göre de kadro olarak her sene daha da sıradanlaştılar. Şu anda baktığımızda, sembol oyuncu Rodriguez'in etrafında, Freeland-Zoric ikilisiyle hatrı sayılır bir uzun oyuncu tehdidi sunmaktan ve Fitch-Rowland ikilisle rakip savunmalarda delik aramaktan öteye giden bir takım görüntüsü çizmiyorlar. Yine de İspanyol'dur, deplasmanı zordur, EL tecrübesi vardır diyerek bağrımıza basıyoruz. Freeland kardeşimizi de ayrıca seviyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son takım, bana göre bu grubu karıştıracak takım. Fenerbahçe'nin grubunda görünce de bunu söylemiştim, nitekim yaptılar da... Bilbao oldukça iyi bir takım. İlk tur gruplarında keyif aldılar, keyif verdiler; belki biraz sendelediler ama karar maçlarını kazanıp gruptan çıkmayı bildiler. 2 İspanyol ile aynı grupta yer almaları da avantaj, geçen sene Real'i lig Play-Off yarı finalinde geçmiş, bu sene de Caja Laboral'e karşı ikide iki yapmışlardı. Onlar da sezona sakatlık sorunlarıyla başladılar ve gün geçtikçe iyi duruma geliyorlar. Grubu karıştıracaklar ve ben de bundan gayet keyif alacağım. Bu takımın kısa sürede gösterdiği gelişim, bu başarıyı fazlasıyla hak ediyor. Daimi olmasını diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sıralamayı bilmem ama bu gruptan Real, bana göre öyle ya da böyle çıkar, ilk sıra olursa da kimse şaşırmaz. Ama diğer 3 sıra için de ne olursa şaşırmam, Malaga'nın 2 olması dışında... Bilbao çıksın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6221694701572691144?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6221694701572691144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-f-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6221694701572691144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6221694701572691144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-f-grubu.html' title='Euroleague Top 16 - F Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PNb7NDZZEHw/Tvt5O5uWAiI/AAAAAAAAC4g/U-Ih9uhzquk/s72-c/copa-rey-vitoria-marko-banic-y-teletovic-pelean-por-el-balon-en-el-aro-acb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5720060629155240034</id><published>2011-12-28T21:42:00.000+02:00</published><updated>2011-12-28T21:43:44.014+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague Top 16 - E Grubu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-OX9NOoQpTUA/TvtwgBXkMtI/AAAAAAAAC4I/KmTTAv4WIpc/s1600/shved.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-OX9NOoQpTUA/TvtwgBXkMtI/AAAAAAAAC4I/KmTTAv4WIpc/s320/shved.jpg" width="251" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kuranın ilk çıktısı,&amp;nbsp;E Grubu. Türkiye kontenjanının üçte ikisinin toplandığı dörtlü olarak da dikkat çekiyor. Efes ve Galatasaray'ın burada olması, "en büyük favori" denen CSKA'nın ve ismi, bu seneki cisminden daha büyük Olympiakos'un varlığı ile keyifli geçmeye aday bir grup.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kirilenko olsun ya da olmasın, CSKA sadece burada değil, EL genelinde farklı bir yerde duruyor. Onların sallanması için, Kirilenko'nun ayrılmasından daha fazlasına, sakatlık belasının tamamen yakalarına yapışmasına falan ihtiyaç var. İlk turu mağlubiyetsiz geçmeleri, zaten kağıt üzerinde korkutucu olan isim ve kadrolarını gözlerde, bir tık daha büyütüyor. İstatistik kağıdı onlar için şiir gibi okunuyor, her yer de ya 'en iyi'ler ya da 'en iyiler' listesindeler. Yaratıcı bileklerinin yanı sıra, muazzam da bir fizik üstünlük kozları var ki bu, Kirilenko'nun varlığında EL seviyesinin çok üstüne çıkıyor. Şu anda Shved, bu takımın takibi belki de en keyifli ismi. '88 doğumlu Rus guard giderek büyüyor ve bunu, oldukça kıymetli oyuncuların arasında yapıyor. Uzun lafın kısası, bu grupta CSKA, diğerlerinden bir parça ayrılıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İkinci torbanın adamı, Olympiakos ise, Efes ve Galatasaray'ın fena halde gözüne kestirdiği takım konumunda. Fenerbahçe'nin grubunda yer aldıklarından uzun uzun yazdık daha önce, şimdi sakatlık sorunuyla daha fazla uğraşmak durumundalar. Spanoulis ve Papadapoulos'un ilk tur gruplarının son düzlüğünde gelen sakatlıkları, onların Top 16'daki şanslarını da etkileyecek. Önceki senelere göre daha genç ve daha dinamik bir takım kurma hevesinde (ya da zorunluluğunda) olan Olympiakos'un, Ocak ayı itibariyle görmek istediği seviye elbette bu değildi. Ancak 'iyi' bir Spanoulis ile takımın EL tecrübesi birleştiğinde, yine 'sorunlu' bir takım olmayada adaylar. İlk tur gruplarında, öyle ya da böyle, içeride maç kaybetmeme alışkanlıkları da oldukça önemli. Ancak Efes ve Galatasaray açısından tercih sebebi olabilecek bir rakip(ti).&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Son olarak Efes ve Galatasaray. Efes'in Galatasaray ile aynı grupta yer alacak olmaktan çok da keyif aldığını tahmin etmiyorum ancak Galatasaray cephesinde algı, kuvvetle muhtemel farklıdır. Galatasaray için, sorunlu gözüken bir Olympiakos ve ne olursa olsun, en azından deplasman sayılmayacak bir Efes, iyi kura olarak adlandırılabilir. Ancak ilk tur gruplarından, özellikle içerideki Barcelona maçında iyi mücadele gösterse de, Kazan da dahil olmak üzere, 3 önemli takıma karşı 0-6'lık bir seriyle gelen sarı-kırmızılı ekibin"buradan çıkarız" demesi bana göre kolay değil. Önce bu maçları kazanabileceklerini ispat etmeleri lazım ki bunu burada yapıp, bir de gruptan çıkabilirlerse ne ala... Efes'in Kinsey ile birlikte daha farklı bir takım olacağı aşikar ancak onlarda da en ciddi sorun, kısalardan bir türlü istenen katkının alınamaması... Gerçi uzunlarda da harcanan paranın karşılığının alındığı söylenemez herhalde. G.Saray bir uzun takviyesi yapabilir, Efes'ten de benzer hamle kısa rotasyonuna gelebilir. Ancak mevcut durumlar itibariyle, Efes'in halen ve bir türlü taşları yerie oturtamamış olması, G.Saray'ın da 'büyük isimler'in, Oktay Hoca'nın sisteminin ne kadar üstüne koyabildiğinin tartışılır olması, Top 16 öncesi sorunlar olarak gözüküyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Efes ve Galatasaray cephesinde daha çok olumsuzlukları vurguladık, gözümüzün önünde olan takımlar için bunu hep yapıyoruz. Hafif bir tahmin seansıyla da yazıyı bitirelim. CSKA ilk sıra için tartışmasız favori. Olympiakos'ta Spanoulis'in başta olmak üzere sakatlık durumları önemli. Efes ve Yunan temsilcisi, 2. sıra için öncelikli savaşı verecek takımlar. Efes'in, 5 maç sonunda tulum çıkarmış bir CSKA'dan son maçta içeride galibiyet koparma şansı da var. Galatasaray burada hesap bozabilir, bunun için önünde uygun da bir fikstür var. Efes deplasmanı(?) ve Olympiakos maçlarını kazanırlarsa, bir anda kendilerini harikalar diyarında bulabilirler. Ama bence, bu grupta işleri zor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Bence keyifli grup. Efes-Galatasaray maçını, başta tribün atmosferi olarak da merakla bekliyorum. CSKA'yı da F4 öncesi canlı izleyebilmek güzel olacak, içerideki iki maçı da gözüme kestirmiş vaziyetteyim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5720060629155240034?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5720060629155240034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-e-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5720060629155240034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5720060629155240034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/euroleague-top-16-e-grubu.html' title='Euroleague Top 16 - E Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-OX9NOoQpTUA/TvtwgBXkMtI/AAAAAAAAC4I/KmTTAv4WIpc/s72-c/shved.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1585741363386510246</id><published>2011-12-24T23:11:00.002+02:00</published><updated>2011-12-24T23:11:17.573+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Fenerbahçe'nin Yeni Transferi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ki7Dqn0VvD8/TvY_IejahuI/AAAAAAAAC3k/7Z-m79bh0D8/s1600/IMG_0227+%25282%2529.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-ki7Dqn0VvD8/TvY_IejahuI/AAAAAAAAC3k/7Z-m79bh0D8/s320/IMG_0227+%25282%2529.jpg" width="230" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Fenerbahçe'nin son transferi bugün, yeni salonda takımla birlikte antrenmana çıktı. Söylenene göre son derece hırslı, yaşına rağmen basketbola doymamış, geçirdiği ağır sakatlığa rağmen hevesi kırılmamış, temiz yüzlü bir kardeşimizmiş. Ben de dahil olmak üzere herkes, Fenerbahçe'den takviye bekliyordu, sonunda geldi. Takıma faydalı olmasını diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1585741363386510246?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1585741363386510246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/fenerbahcenin-yeni-transferi.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1585741363386510246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1585741363386510246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/fenerbahcenin-yeni-transferi.html' title='Fenerbahçe&apos;nin Yeni Transferi'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ki7Dqn0VvD8/TvY_IejahuI/AAAAAAAAC3k/7Z-m79bh0D8/s72-c/IMG_0227+%25282%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6433367187117437643</id><published>2011-12-13T14:17:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T14:18:33.472+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Bilbao Maç Önü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-zyfUyCKin8w/TudA2gm8BZI/AAAAAAAAC3Q/msJWGBmVhjE/s1600/imagen.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-zyfUyCKin8w/TudA2gm8BZI/AAAAAAAAC3Q/msJWGBmVhjE/s320/imagen.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe için sezonun en kritik maçı. Bu cümleyi sanırım Olympiakos maçı öncesi de kurmuştum ama tekrarlamakta sakınca yok, Cantu maçından önce de tekrar kullanırız. Rakip, ilk maçta deplasmanda mağlup edilen Bask temsilcisi Bilbao. Giriş cümlesi onlar için de kullanılabilir, hatta asıl onlar için kullanmak lazım. Ne yapar, ne eder bu iki takım; bakalım:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Araya yoğunluk girdi, blogu Olympiakos maç önünde bırakıp buralara kadar geldik. Üzerinden 2 maç geçti, Fenerbahçe daha iyi duruma geldi ama biz yazamadık. 2-3 hafta öncesine göre daha yakışıklı bir takım var elde. Thabo gitti ama Marko döneyazdı, takım da İsviçreli bilimadamı yokken oynadığı kritik Nancy maçını kazandı. Artık Curtis'e tribünden ya da televizyonlardan bakan gözler "O kadar da kötü değil, ha?" demeye başladı; Bojan için "ısınıyor", James için "Biraz daha oyunu öğrense..." deniyor. İhtiyaç da buydu zaten; karşılıklı iyi işler olunca, sinirler biraz daha yatıştı, 'sabır' kelimesi hatırlandı ve anlam kazandı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Nancy galibiyeti bana göre fazla küçümsendi, çünkü 'iyi' değil ama 'doğru' oynayarak kazanılmıştı. Takımın doğru oynamayı öğrenmesi bana göre oldukça önemli bir alışkanlık, tam da "alışkanlıklarımızı kaybediyoruz" demeye başladığımız dönemde üstelik... Geriye dönüp baktığında "Kim iyi oynamıştı?" sorusuna cevap olarak 2-3 isim anca bulmuşken EL'de herhangi bir deplasmanı (suni de olsa) 20 farkla geçmek önemlidir. Fenerbahçe zorlu bir virajı döndü, şimdi en keskini geliyor. Bilbao, kadro olarak belki de grubun en tehlikeli takımı, sene başında zaten bunu yazmıştık. Bu yakıştırmayı hak edecek bir giriş yapsalar da, Nancy deplasmanında başlamak üzere bir sallantı dönemine girdiler, halen de tam olarak bellerini doğrultamadılar. İsimler iyi ve tecrübeli, taraftar desteği muazzam, organizasyon başarılı ama EL oynamak sahiden de kolay değil. Bir türlü, o büyük maçları kazanan, büyük takım kimliğine kavuşamadılar. Mavroeidis ve Hervelle ikilisi sakatlıktan dönse de, taşları da tamamen yerli yerine oturtamadılar. Ve son, belki de en ölümcül darbeyi de, geçtiğimiz hafta Basile'den yediler...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Önce bir saygı duruşu, 10 sene bu seviyelere gelen Bilbao'ya takdir ve teşekkür verelim (daha önce defalarca bahsedildiği için tekrardan uzun uzun anlatmıyorum hikayelerini). Bilbao, bu sene için&amp;nbsp;tam bir deplasman fakiri konumunda. EL'de 4 deplasman maçında yalnızca 1 galibiyetleri var, zaten buraya gelirken de verdikleri tüm demeçlerde "Caja Laboral deplasmanında olduğu gibi..." ile başlayan cümleler kuruyorlar. Bu maç, ellerindeki avuçlarındaki yegane avuntu, zira ACB'de de 5 deplasman (Alicante, Barcelona, Manresa, Gran Canaria, Fuenlabrada) maçında, üstelik 77 sayı ve üzeri yiyerek kaybettiler. Maçların kırılma anlarını, Yunan koç Katsikaris'in ekibinin oldukça kötü oynadığını gördük ki Bilbao'daki ilk maç da bunun en güzel göstergesi oldu. Hatta Yunanistan'daki Olympiakos ve geçen haftaki Cantu maçları da böyle kaybedildi. Hem EL'de hem de ACB'de, deplasmanda maç kazanmak ciddi karakter ister, zordur; zorlandılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe'ye göre daha geniş bir rotasyonla mücadele ediyorlar. Jackson'un top hakimiyeti ve tempoyu yükseltebilme becerisi ortalamanın oldukça üzerinde. Janis Blums, ilk maçta Fenerbahçe'nin canını yakmayan ancak ciddi şut tehdidi oluşturan bir oyuncu. Savunma konsantrasyonunun üzerinden eksildği anlarda, anlık patlamalarla kritik skor katkısı yapabilir ki ben bu kategoriye, Yunan oyuncu Vasiliadis'i de ekliyorum. Mumbru bu takımın bayrak oyuncularından biri; inatçı, mücadeleci, pis herifin teki (Gözler onu Barcelona formasıyla hatırlamak istiyor ama Grimau da "inat" ve "mücadele" denmişken, anılmalı). Eski Real Madridli, Marko Banic ile birlikte bu takımın en önemli kozlarından biri. Banic, 7. sezonuna girdiği Bilbao kariyerinde, artık bu takımın sembolü olmuş durumda. Hırvat oyuncu belki çok atlet değil ama bir 4 numarada aranabilecek hemen her özelliğe sahip. Mücadele eder, ribaund çeker, inatçıdır, çember altını karıştırır, potadan uzaklaştığında da tehlikedir, maç kazandırır. Hani şu ana kadar saydığımız isimler içerisinden Jackson-Mumbru-Banic üçlüsünü bir kenara ayırıyorsak, oraya Fischer'i de eklemek lazım. Türünün Avrupa basketbolundaki son örneklerinden Fischer, çabuk ayakları ve uzun kollarıyla, Fenerbahçe pota altını üzmeye aday. Yaşadıkları sakatlıklar sonrası, önceki senelerdeki performanslarından uzak olsalar da Hervelle ve Mavroeidis de kadro tanıtılırken es geçilmemeli. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bilbao için kendimizce belli ipuçları verdik, toparlayalım. İyi bir kadro, 'mücadele' anahtar kelimelerden biri onlar için. Tempoyu seven bir guardları ve zor işleri seven Mumbru-Banic gibi oyuncuları var; pota altında da Fischer gibi sevmediğimiz tipte bir uzunları... Eğer ritm bulmalarına izin verirseniz Blums da, Vasiliadis de, hatta Mumbru ve Raul Lopez de sokar, yani azar. En önemli defoları top kaybı potansiyelleri ve maçın kritik dönemlerinde bozulabilmeleri. Ve tabii, her ne kadar halen sorunlu olsa da, Fenerbahçe'nin takım olarka EL tecrübesinin, birçok eski Real Madrid oyuncusunu kadrosunda bulunduran Bilbao'dan daha fazla olması... Fenerbahçe birkaç maçtır, işin mücadele bacağında geri adım atmıyor; yine, en kötü ihtimalle bundan ödün vermemeli. Rakibi azdıracak ve morallendirecek maç içi düşüşler, böyle bir takıma karşı çok daha ölümcül olabilir. Bilbao Olympiakos'a da benzemez, geriye düşse de maçın içinde kalabilir; maç sonuna kadar bu söylediklerimiz geçerli. Sefolosha'nın yokluğu, bu maç için daha can sıkıcı olabilir. Banic ve Fischer'in üzerindeki savunmalar belirleyici, maçın kilit bölgesi pota altı olur. Galibiyet halinde derin nefes alınır, İtalya'ya liderlik için gidilir; kayıp, bir çuval inciri berbat eder. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Rakip kaybederse yolcu, bağlasan durmaz. Bunun için ölüm-kalım maçı olarak oynayacaklar, hakemlerin de onları çok üzeceğini sanmam. "Hakemlere dikkat" demiyorum, lakin oyunun içinde kalmak oldukça önemli. Bu nedenle taraftara çok, ama çok, ama çok, ama çok... İş düşer.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6433367187117437643?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6433367187117437643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/bilbao-mac-onu.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6433367187117437643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6433367187117437643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/12/bilbao-mac-onu.html' title='Bilbao Maç Önü'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-zyfUyCKin8w/TudA2gm8BZI/AAAAAAAAC3Q/msJWGBmVhjE/s72-c/imagen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7732221785715664352</id><published>2011-11-29T12:36:00.001+02:00</published><updated>2011-11-29T13:58:15.662+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Olympiakos Maç Önü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kzYIXsE12sQ/TtTE7xJL47I/AAAAAAAAC3I/PbylXu7ilIc/s1600/spanoulis.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="209" src="http://2.bp.blogspot.com/-kzYIXsE12sQ/TtTE7xJL47I/AAAAAAAAC3I/PbylXu7ilIc/s320/spanoulis.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen sezon, Top 16'da 5. maç; Mirsad'ın sakatlığı sonrası kaybedilmiş Zalgiris deplasmanından sonra en kritik mücadele... Fenerbahçe, bugünküne göre çok daha parıltılı bir kadroya sahip Olympiakos ile kilit maçına çıktı. Skorbord 26. dakikadan saniye çalmaya başlamışken 12 sayı öne fırladı. "Acaba mı?" derken Papaloukas'ın zekası ve tercrübesiyle ellerinden kayıp giden maçla EL sezonunu noktaladı Fenerbahçe. Şimdi daha erken bir dönemde, daha farklı bir takımla, bu sene daha farklı bir takım olan Olympiakos ile karşılaşıyor. Maçın önem derecesi benzer, olası kayıp, üstelik çok daha erken bir dönemde, EL sezonunu kapatma tehlikesini beraberinde getirebilir. Şimdi, o Olympiakos'a biraz daha yakından bakalım:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçtiğimiz sezonu çok tatsız sonlandırmıştı Yunan ekibi. Önce, 89-41 gibi tarihi bir skorla Siena'yı geçtikleri ilk maçın ardından seriyi kaybederek EL'ye veda ettiler, ardından da kendi liglerinde PAO'nun arkasında kaldılar. Kadrodan giden oyuncular malum; Teodosic-Papaloukas ikilisi burada en çok göze çarpan oyuncular, Bourousis-Nesterovic çifti de pota altı kayıpları (Erceg, Gordon, Nielsen ve Halperin isimleri bunların yanında bir adım geride duruyor). Yepyeni denilebilecek bir kadro, mütevazi kimliğe dönüş ancak yine yüksek beklentiler vardı Yunan ekibinde. Özellikle Lucas-Howard-Hines üçlüsü ile daha sade ancak son derece heyecan verici bir ekip kurulmuştu. Ivkovic takımın başında, Keselj-Printezis gibi isimler tekrardan sivrilme peşindeydi; Papanikolaou, Mantzaris ve Katsivelis gibi gençler de yükseliş peşinde olacaktı. 'Uzun' denince ise akla, Papadopoulos ve Antic gelen bir takım oluşturuldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yunan temsilcisi sezona istediği gibi başlayamadı. Lucas'ın sakatlığı ve Howard'ın bir türlü isteneni verememesi belki de en ciddi sıkıntılardı. Kıta dışından gelen oyuncuların alışma süreci malum, sorunlar kaçınılmaz ama Olympiakos bu süreci beklenenden daha sorunlu geçirdi. Grubun&amp;nbsp;'herkesin herkesi yenebilir' havası onlara&amp;nbsp;altı maçta&amp;nbsp;üç mağlubiyete mal oldu, isim-cisim sıkıntısı yaşadılar. İçeride oynadıkları 3 maçı da kazanıp deplasmanda kaybolmaları tesadüf değil aslında, zira takımın Spanoulis dışında o, "içeride-dışarıda ağır toptur" havasına ayak uyduracak ya da o kimliği kazandıracak ismi yok. En basit ama acı örneği, yazının girişini de yaptığımız, geçen seneki Fenerbahçe deplasmanıdır onlar adına. Papaloukas önderliğinde, Teodosic&amp;nbsp;iki sayıda kalmış olsa bile gelip,&amp;nbsp;İstanbul'da maç kazanmayı başarabilecek seviyedelerdi. Bu sene, ne malzeme, ne de mevcut malzemeyle ortaya çıkan takım, o görüntüyü vermiyor ve bu da bizi galibiyet için umutlandırıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kalin Lucas sakatlıktan kurtuldu ve forma giyiyor. Onun dönüşü takımı hem skor hem de organizasyon açısından daha da rahatlatmış, Spanoulis'i de soluklandırmış durumda. Halen istenen katkıyı veremiyor belki, ama Katsivelis ve Mantzaris gibi gençlerin önünde Spanoulis ile birlikte varlığı son derece önemli. Spanoulis için&amp;nbsp;çok fazla şey söylemeye gerek yok, maç boyu&amp;nbsp;savunma konsantrasyonunuzun üstünde olması gereken bir oyuncu. Yanlış hatırlamıyorsam, Yunanistan'da kaybedilen ilk maçta devreye&amp;nbsp;iki ya da&amp;nbsp;dört sayıyla girmiş, maç sonunda ise 22 sayıyı görmüştü.&amp;nbsp;Kendi şutunu yaratabilen, potaya gidebilen, sayı pasını yapabilen, kısacası bu seviyeler&amp;nbsp;için sayılabilecek en tehlikeli&amp;nbsp;iki-üç skorerden biri. Rakip olarak karşısında PAO'yu görmediği sürece sorun yok, onun için "dikkat" diyelim. Spanoulis'in bu konudaki partneri ise Litvanyalı genç oyuncu Gecevicius. O coğrafyadan yetişen hemen her kısada olduğu gibi takımının en ciddi şut tehditlerinden biri, istatistik kağıdı da bunu doğruluyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Takımın enteresan isimlerinden biri de Pero Antic. Makedon oyuncu, kendini 3 sayı çizgisinin gerisinde kampa alıyor, takımın en çok dış şut kullanan ismi konumunda. Yüzdesinin 23% civarında seyretmesi de seçiciliği hakkında fikir sahibi yapıyor bizleri. Ancak onun bu şut tehdidi, savunmanın gömüldüğü her anda Fenerbahçe için (maalesef) tehlike. 'Tehlike' demişken, bence Spanoulis-Gecevicius ikilisinin yanına iliştirilebilecek isimler Printezis ve Kyle Hines. Printezis farklı bir oyuncu. Her 2 forvet pozisyonunda da oynayabilmesi, dışarıyı da, içerideki mücadele ve sertliği de sevmesi, hele ki Fenerbahçe'nin mevcut yapısında, onu kara listeye almamıza neden oluyor. Evet, ilk maçta her şeyi yapmış ve ekstra katkı yapmıştı ama benzer sorunu yine yaratabilir. Hines da kısa boyuna rağmen muazzam ayak çabukluğu ve atlet özellikleriyle eldeki tüm uzunları faul problemine sokabilir, çember altından ekmek yiyebilir durumda. Son not olarak da Keselj, hakkında daha uzun yazmayı beklediğimiz ve hatta dilediğimiz (halen) genç Sırp, yine beklendiği gibi bir sezon geçiremiyor. Genç Papanikolaou'nun dinamizmi ve savunma tarafındaki katkısıyla da onun önünde yer aldığını söylemek herhalde haksızlık olmaz. Pelekanos da işin savunma tarafında sivrilen, takımın dengeleyici parçalarından biri...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Olympiakos, önceki senelere göre daha sade ama halen tehlikeli bir takım. Hani biraz da onlar adına iyimser bakacak olursak genç, dinamil ve açlar. Lucas takviyeli Spanoulis-Gecevicius ikilisi, işlemesini hiç istemediğimiz hücum dişlileri. Kyle Hines, kısa ama uzun, o pozisyonda Fenerbahçe için en büyük tehdit durumunda. Printezis-Keselj-Papanikolaou üçlüsü ekstra işler konusunda tehlikeli liste, Printezis'in ilk maçta yaptıkları zaten ortada. Bir de tabii, her uzun ekmek yediren çember altı, Papadopoulos'u da 10 yaş gençleştirebilir. Sonuçta Olympiakos, oldukça tehlikeli bileklere sahip, Printezis-Hines kaynaklı mobilite ve ribaund tehdidi olan, (en azından şimdilik) önceki senelerde olduğu gibi kazanma alışkanlığı&amp;nbsp;ve üst düzey takım kimliği göstermese de halen bu grubun kağıt üzerindeki ağır toplarından biri.&amp;nbsp;Spanoulis'e bağımlılıkları çok önemli, o bağın zayıflatılması durumunda Ivkovic'in B, C ve D planları konusunda elinin çok güçlü olamadığını söylemek gerek. Ve tabii, Teodosic ve Papaloukas gibi, zor anların ve zor maçların büyük oyuncuları artık ellerinde yok. Geçen sene 12 sayıyla öne geçtiğinde dahi bu takıma karşı kazanabileceğine dair içinde şüphen oluyordu, şimdi (her ne kadar ilk maç bu şekilde kaybedilse de) parkedeki Olympiakos bu bakımdan oldukça farklı. Yine geniş kadro ama bu sefer eldeki malzeme oldukça farklı; genç ve aç oyuncuları ise en ciddi avantajları, psikolojik olarak ise bu kadro, geride olacağın bir kadro değil. Sonuçta, Olympiakos'un direksiyonunda, önceki senelere göre daha az güven şoförlerin oturması ve buna bağlı olarak Fenerbahçe'nin savunmayı ne denli sertleştirebileceği de rakibi düzenden çıkarma, maçı getirme konusunda belirleyici olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Fenerbahçe kazanmalı ama bu kolay olmayacak. Kaya ve Vidmar'ın oynayacağı, Sefolosha'nın da oynamak istediği söyleniyor. Bunlar olumlu haberler ama yine de kolay değil. Sefolosha takım için joker ve en azından bu maçta da oynamalı. Her EL maçında belirli defolar ve hatta mağlubiyet görsek de genel gidişatın olumlu olduğunu söyleyebiliyoruz; araya giren Mersin maçı için de bilerek yazmadım, çoğu bakımdan ekstra bir sınavdı. Şimdi, hem bu seyrin devamı, hem de özgüven depolamak için kazanmak gerek. Tribüne gelecek taraftarın sayısı kadar, maça bakış da önemli; dilerim Yunan nefreti kusmaya değil de maç kazandırmaya gelen bir kalabalık olur. Kazanmak, ve hatta mümkünse, ilk maçta oynanan saçma sapan maç sonu ile verilen 7 sayılık dezavantajı kıracak bir farkla kazanmak gerek. Fenerbahçe kazanamazsa, maalesef çok farklı hesaplar yapmak durumunda kalırız. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7732221785715664352?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7732221785715664352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/olympiakos-mac-onu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7732221785715664352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7732221785715664352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/olympiakos-mac-onu.html' title='Olympiakos Maç Önü'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-kzYIXsE12sQ/TtTE7xJL47I/AAAAAAAAC3I/PbylXu7ilIc/s72-c/spanoulis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6022752916825237050</id><published>2011-11-27T18:39:00.000+02:00</published><updated>2011-11-27T18:47:02.711+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Ligleri'/><title type='text'>Üçlük Yememek Lazım</title><content type='html'>&lt;div align="center" style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="400" width="410"&gt;&lt;param name="movie" value="http://acbtv.acb.com/swf/video_embed.swf?xml=http%3A%2F%2Facbtv.acb.com%2Fvideo%2Fxml%2F4339%3Fvideo_id%3D4339"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed height="400" src="http://acbtv.acb.com/swf/video_embed.swf?xml=http%3A%2F%2Facbtv.acb.com%2Fvideo%2Fxml%2F4339%3Fvideo_id%3D4339" type="application/x-shockwave-flash" width="410" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Bugün kadın basketbol maçında Batur Abi'den sıkça duyduktan sonra bu yazı iyi gidecek. Barcelona'nın bugün deplasmanda zorlanarak kazandığı Obradoiro maçının özet görüntüleri, bence bir bakın. Her 2 takım tarafından toplamda 22 üç sayılık atış isabetinin bulunduğu ve ev sahibi takımın 61% gibi oldukça yüksek bir yüzde tutturduğu (ki zaten birkaç görüntü var ki, nasıl bir maç çıkardıklarının kanıtı) maçın 2 dakikalık şu özeti bile aksiyon dolu. Maçı kazanan 89-83 ile Barcelona, istatistikler de &lt;a href="http://www.acb.com/fichas/LACB56076.php"&gt;şurada&lt;/a&gt;. 3 çeyreği geride geçen Barcelona, kazanıp haftayı lider bitirmeyi bildi ama oldukça zorlandı. Bu arada, ayrı bir başlık olmasın ama, Ibaka'nın dünkü özel performansına ilişkin videoyu da &lt;a href="http://acbtv.acb.com/video/4344-lacb-20102011-liga_regular-9-79-el_show_de_ibaka"&gt;şurada&lt;/a&gt; bulabilirsiniz &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6022752916825237050?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6022752916825237050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/ucluk-yememek-lazm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6022752916825237050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6022752916825237050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/ucluk-yememek-lazm.html' title='Üçlük Yememek Lazım'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7086845231537919265</id><published>2011-11-27T11:29:00.001+02:00</published><updated>2011-11-27T19:01:50.535+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague'den Seçmeler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-iw-KazVNpfA/TtJs3I7ujXI/AAAAAAAAC3A/cYBCCM5_SvU/s1600/jaycee%252520carroll.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-iw-KazVNpfA/TtJs3I7ujXI/AAAAAAAAC3A/cYBCCM5_SvU/s320/jaycee%252520carroll.jpg" width="234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Lokavt bitiyor, giden gidiyor; giden gitmeden, kalıcı olanlardan şu ana dek göze batan dört oyuncu hakkında kısa da olsa bir şeyler karalayalım. Vakit olursa liste genişler, 'lokavt çocukları' hakkında da yazmak lazım aslında. Neyse, bizim dörtlü şu arkadaşlar:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Jaycee Carroll:&lt;/strong&gt; Gran Canaria'da 2 sene üst üste rüştünü ispat ettikten sonra bir sonraki adımı bekliyordu, bu fırsatı da Real Madrid'de buldu. Rudy Fernandez'in de yer aldığı bol skor opsiyonlu takımda, kendi adıma, bir parça daha sakin bir sezon geçirmesini bekliyordum ancak o, takımın en güvenilir bileği olmayı başardı. Skor üretmek için doğmuş, özellikle lokavt bitiminde Fernandez sonrası Real'in nereye kadar gidebileceği konusunda belirleyici olacak isimlerden biri Carroll. Yanında ve takımda daha düzenli bir oyun kurucu bulabilse tadından yenmezdi ancak şu haliyle de EL'nin sivrilenlerinden biri konumunda. Gran Canaria'dayken yolunun ülkemize düşmesini çok dilemiştim ama olmadı, bu saatten sonra da kolay değil; 2. bir Louis Bullock sürekliliği yakalayabilir orada...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Milan Macvan:&lt;/strong&gt; Yugoslav topraklarından o coğrafya dışına açılan birçok isim oldu ve oluyor. Bir kısmı potansiyelinin hakkını veriyor, bir kısmı silinip gitmeye ya da vasat isimler olmaya doğru yelken açıyor, aralarından bazıları da doğru zamanda doğru yere giderek beklentileri aşabiliyor. Macvan, tıpkı Teodosic ve&amp;nbsp;Keselj&amp;nbsp;gibi 'büyük potansiyel' grubundayken ve Hemofarm'dan sonraki durağı merakla beklenirken biraz da riskli bir tercih yapıp kendisini İsrail'de buldu. Teodosic, o bahsettiğim gruplardan ilkinde yer aldı, yani potansiyelinin hakkını verdi. Keselj şimdilik vasatı geçememe yolunda süratle ilerliyor, Macvan da 'doğru zamanda doğru yer' grubuna terfi etmiş durumda. Perkins-Pargo-Eidson'lu kadroda, Sofoklis dişlisi de bu sene olduğundan çok daha iyi işlerken orada ilk adımı istediği gibi olmadı, bu sene başında da Maccabi tarafından Partizan'a kiralandı. Arada o 1 seneye yakın kayıp hiç olmamış gibi Macvan, Hemofarm'da nasıl hatırlıyorsak öyle devam etmeye, Pekovic ile de muazzam bir ikili oluşturmaya başladı. Gösterişsiz ama son derece faydalı, içeriden ya da dışarıdan,&amp;nbsp; üstelik buram buram oyun zekası kokan basketboluyla Partizan'ın en önemli isimlerinden biri oldu. Pekovic sonrası partneri Raduljica olacak çoğunlukla ve sırtı şu anda olduğu kadar güvende olmayacak; gruptan çıkamamaları da muhtemel ancak Macvan'a tekrar Sırbistan havası yaradı diyebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Henry Domercant:&lt;/strong&gt; Hakkında dün uzun uzun yazdım, birçok şey tekrar olacağı için girmiyorum. Birçok takım gezip oyununa farklı özellikler ekledikten sonra belki de EL seviyesinde ilk defa bir takımın 'asıl adamı' olmayı başardı ve işin önemli tarafı, bunu yaparken aynı zamanda 'maç kazandıran' isim de olabilmesi. Şu anda Kazan, beklentilerin üstüne çıkmış durumda, bunda da en büyük pay sahibi bana göre Domercant. Kariyerinin son çeyreğine girilirken böyle bir takım yakalaması ya da böyle bir takımın ona sahip olması büyük şans; Domercant'ın bu sene yaptıkları hatırlanmaya aday, en azından benim açımdan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akin Akingbala:&amp;nbsp; &lt;/strong&gt;'Akın Akın Anadolu' diye bir program vardı vakti zamanında, anlamsız bir şekilde aklıma her telaffuzda o geliyor. Nijeryalı oyuncu, Batum'un gölgesinde gibi görünse de aslında oldukça önemli işler yapıyor Nancy'de. Elbette Fransız temsilcisinin Batum sonrası durumu tüm takım ve onun için de söylenebilecekleri değiştirecektir ama yine de bu senenin sivrilen isimlerinden biri olmayı başardı. 2008 sonundan itibaren formasını giydiği Nancy'de bugüne dek, böyle bir sıçrama yapamamıştı. Fiziksel özellikleri itibariyle de oldukça kıymetli bir uzun konumunda, iyi kullanılması onu pota altında durdurulması oldukça tehlikeli bir&amp;nbsp;oyuncu yapıyor. Batum sonrası o ve Nancy tepetaklak gider mi bilinmez ama Fransa basketbolunun uzun süredir EL seviyesinde&amp;nbsp;renk verebilen böyle bir takımı yoktu; Akingbala ve hatta Moerman da Batum ile&amp;nbsp;birlikte bu rengin önemli bir parçası oldu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7086845231537919265?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7086845231537919265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/euroleagueden-secmeler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7086845231537919265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7086845231537919265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/euroleagueden-secmeler.html' title='Euroleague&apos;den Seçmeler'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-iw-KazVNpfA/TtJs3I7ujXI/AAAAAAAAC3A/cYBCCM5_SvU/s72-c/jaycee%252520carroll.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6933675561624683652</id><published>2011-11-26T10:54:00.001+02:00</published><updated>2011-11-26T11:32:35.740+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Henry Domercant</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-CUJ6fdMJ28k/TtCx5Q-wenI/AAAAAAAAC24/GxcYkTusG3c/s1600/sie-kaz2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-CUJ6fdMJ28k/TtCx5Q-wenI/AAAAAAAAC24/GxcYkTusG3c/s320/sie-kaz2.jpg" width="243" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hafta içi fırsat olmadı ve maalesef hiç olmuyor, o nedenle artık klavye başına iş nedeniyle geçmediğimiz nadir anlarda, aklımızdaki her şeyi yazmak durumunda kalıyoruz. Siena-Kazan maçından&amp;nbsp;sonra, hakkında&amp;nbsp;2 satır yazabilmek&amp;nbsp;için içim gitti, şimdi fırsat bulabiliyorum. Alkışlarla, karşınızda, Henry Domercant:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce, Amerika'dan ilk olarak Karşıyaka'ya geldiğinde tanıma fırsatı buldum-bulduk. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yerlerde olduğu, Beşiktaş'ın ise El Amin ve Ayuso'lu kadrosuyla yukarıya tutunduğu sezonda Karşıyaka'ya renk veren isimdi. Sezonu ve Play-Off'u müthiş oynadı, yarı finalde elendikleri Efes'e geçerek kariyeri için belki de en önemli adımı attı. Efes'te, savunma potansiyelinin üstüne koyarak devam etti; en üst seviyeyi gördü, komple bir oyuncu oldu Henry. Orada geçirdiği 2 sezonda Willie Solomon, Antonio Granger ve Charles Smith gibi kısalarla birlikte oynadı, EL'de PAO ve CSKA engellerine takılıp F4 göremedi. Ardından, Yunanistan yolunu tutup Olympiakos'a geçti, orada da F4'ün kapısından döndü. 2007 yılında, Ayvalık'ta yazlık alabilmek için paraya ihtiyacı olduğundan Rusya yollarına düştü, Fotsis ve Travis Hansen ile birlikte ULEB seviyesinde mücadele edip (Galatasaray'ı mağlup ederek) 3. olan takımın parçası oldu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Rusya'da geçen sezonun ardından bana göre kariyerindeki bir başka önemli adım olan İtalya'nın yolunu tuttu, Pianigiani'nin Siena'sının havasından suyundan faydalandı. Orada da F4 göremedi, belki EL kariyerinde bu hep eksik kaldı ama Siena'nın o müthiş sisteminde iyice olgunlaştı, kimlik kazandı. Ardından geçen sene, Ayvalık'taki yazlıktan terfi edip Bodrum civarına geçmek istediğinden tekrar Rusya'ya geçti ve Spartak ile imzaladı. Burada, tıpkı Dynamo formasıya Eurocup kulvarında olduğu gibi Eurochallenge'da da son dörde kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Kariyeri hakkında kısaca ve hatırlayıp toparlayabildiğimiz kadarıyla özet geçtik, sadede gelelim. Rusya macerası için şakayla karışık 'para' göndermeleri yaptık ama o&amp;nbsp;kadar da düz mantık değil, olmadığının kanıtı da bu seneki Kazan macerasıdır. Domercant yıllardır gözümüzün önünde, hep hatrı sayılır kısalardan biri olmuştur. Lakin ilk defa, bu seviyelerde bir takım ile bu kadar bütünleştiğini, katkı sağladığını, seviye atlattığını görüyoruz. UNICS Kazan için sene başında kadroya bakıp "Bol Amerikalı, orta karar takım" diyordum, geçtiğimiz sezonun Eurocup şamiyonu kadrodan Popovic ve Lampe gibi ciddi kayıplar da yaşamışlardı. Belki uçan-kaçan bir takım konumunda değiller ama özellikle Domercant etkisi ve can sıkıcı olabilen savunmalarıyla birlikte şu anda sürpriz takım konumundalar. Siena'ya karşı zoru başarıp, mucizeyi (ikili averajda da üste çıkma şansı) son topla kaçırmaları, onların gruba ve EL'ye kattığı rengin göstergesiydi. Domercant'ın 6 maç sonunda istatistikleri 18,2 sayı, 4 ribaund şeklinde (55,6% ile de üç sayı kullanıyor). İyi oynuyor, büyük oynuyor, maç kazanıyor, maç kazandırıyor; Galatasaray maçında da yaptı, İtalya'da Siena karşısında da... Hani yukarıda hep bahsettik, F4'ü bir türlü göremedi ve bu sene de göremeyecek belki ama, UNICS Kazan formasıyla hem takımına hem de EL'ye bu sene ciddi imza atıyor. Tebrik, sevgi, saygı ve daha niceleri...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6933675561624683652?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6933675561624683652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/henry-domercant.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6933675561624683652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6933675561624683652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/henry-domercant.html' title='Henry Domercant'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-CUJ6fdMJ28k/TtCx5Q-wenI/AAAAAAAAC24/GxcYkTusG3c/s72-c/sie-kaz2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1258205285703617560</id><published>2011-11-26T10:37:00.001+02:00</published><updated>2011-11-26T10:42:20.666+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Kötünün İyisi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-GlYhRJPBSuM/TtCl8SCfhZI/AAAAAAAAC2w/6_2mlZSYsvM/s1600/Fener4.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://2.bp.blogspot.com/-GlYhRJPBSuM/TtCl8SCfhZI/AAAAAAAAC2w/6_2mlZSYsvM/s320/Fener4.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bulabildiğim en ideal başlık bu oldu. Fenerbahçe bugüne dek kazanır ya da kaybederken, ağızlarda hep, bozulmaya yüz tutmuş yiyecektadı bırakıyordu. Önce Cantu maçında mücadele kaynaklı galibiyet ve şimdi de Bask topraklarında dönem dönem, hatta sonuca erişmese de uzun süreli olumlu sinyaller... Yağmurlu havada yayın yapan Digitürk gibi Spahija'nın takımı, yayın sürekli gidip gidip geliyor; ya yağmur kesilecek ya da çözüm bulunacak. Maç kaybedildi, grupta işler de karışık ancak bu sefer klavye başına çok keyifsiz geçmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe, son bölüm hariç, iyi bir deplasman maçı oynadı. Biliyorsunuz (ya da en azından bu saatten sonra bileceğinizi umuyorum), Fenerbahçe maçlarından önce ya da sonra, Fenerbasket ekibi ile amatör bir radyo yayını girişimimiz var. Bu hafta hem orada, hem de maç arası sohbette bizim Fatih'e "Biz, C.Laboral'den daha iyi takımız" dedim, 2 maçı da kaybetmiş olmamıza rağmen aynı görüşteyim. Dedim ya, 'iyi' bir deplasman maçıydı, çoğu anında 'doğru' da oynandı ama son bölüm performansına ve takım olarak bu maçları kazanma alışkanlığının henüz edinilememesine yenik düşüldü. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Caja Laboral iyi bir takım, sene başında karşılaştığımız Caja Laboral'den de farklılar açıkçası. Ligde üst üste dört maç kazanarak, EL'de de son Bilbao maçıyla birlikte 'kaybetme hakları'nı doldurmuş bir halde Fenerbahçe karşısına çıktılar. Uzunları da dahil olmak üzere hemen hemen tüm oyuncularının şut tehdidi olması en büyük avantajları. Teletovic zaten malum, Milko Bjelica çok sert bir uzun olmamasına rağmen potadan uzaklaşsa da tehlikeli, Seraphin de faul çizgisi civarına kadar sürekli tetikte olmanız gereken bir uzun. Oleson, Prigioni ve San Emeterio derken Caja Laboral, gerçekten ciddi skor opsiyonları olan bir takım hüvviyetinde. Fenerbahçe bu maçta, aslında korkulması gereken hemen hemen tüm oyuncuları tahammül sınırları içerisinde tuttu ve doğru savundu.  Rakibin tüm 'vurup geçme' ya da 'geri gelme' hamlelerine başarıyla karşılık verdi ki rakip, özellikle son çeyrekte üçer üçer saydı. 'Korkulması gereken' dedik ama bir isim dışarıda kaldı, bir isim de ekstra katkı verdi; San Emeterio ve Milko Bjelica maçı alıp götürdü. İstanbul'daki maçı içeriden kaybetmişken bu sefer orayı iyi savundu ama dışarıdan vuruldu, korkunç bir yüzdeye yenik düştü. Teletovic, Bjelica, San Emeterio, Oleson, Prigioni; hepsi dışarıdan vurdu. 32 iki sayılık atış girişiminde bulunan rakip, üç sayı denemesi olarak '32' sayısını gördü, bulduğu 14 isabet ve kritik anlarda topladığı hücum ribaundlarıyla da direnci kırdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;San Emeterio ayrı bir paragrafı hak ediyor, çok özel bir oyuncu. Her şeyi yapan ama hiç göze batmayan, takım içinde bulunmasını isteyeceğiniz en önemli taşlardan biri. Kızım yok ve San Emeterio da çok çirkin ama şu cümleyi rahatlıkla söyleyebiliyorum: Kızım olsa San Emeterio'ya verirdim. Perşembe gecesini Fenerbahçe için karartan isim oldu, özellikle son bölümü müthiş oynadı, takdiri hak etti. Bir yerden parayı vursam, Diamantidis ile ikisine Fenerbahçe forması giydirmek istiyorum, çalışmalarım sürüyor (bağışlar için IBAN: 38798745648576945697).&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe'de bireysel olarak Curtis'in performansı ve Bojan'ın pasını atma girişimleri önemliydi. Roko Ukic'in durumunu tekrar etmeye gerek duymadan 'olumsuz notlar' kısmına James Gist ve Emir Preldzic'i eklemek lazım. Bu dört oyuncu hakkında 'iyiler' ve 'kötüler' olarak iki ayrı paragrafta biraz konuşalım:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Curtis'i sene başında en çok, kendisinden beklediğimiz (topa baskı başta olmak üzere) savunma sertliğini gösterememek ve çembere gitmekten geri adım atmakla suçluyorduk. Caja Laboral maçında ikisini de iyi yaptı. Curtis enteresan oyuncu, bu tip maçları iyi oynama potansiyeli var zira dünya yansa umrunda değil, kırılıp bozulmuyor. Hani ekstra işlere ihtiyacın olduğu zaman da şapkadan çıkan tavşan misali belirebiliyor. Fenerbahçe gibi, hücumda çarkların çok iyi işlemediği bir takımda da, (çoğu zaman kontrolsüz olsa da) delicilik özelliği, rakip savunmanın dengesini bozma adına oldukça önemli oluyor. Caja Laboral karşısında bekleneni hatta fazlasını verdi, Bilbao deplasmanından farklı olarak bu, galibiyete yetmedi. Bojan'da ise ciddi kıpırdanma var ki zaten olmak zorunda. Bu hafta belki de en verimli maçını oynadı, olması beklendiği gibi 'güvenilir bilek' rolüne büründü. Daha fazlasını da verebilecek hatta vermesi gereken bir oyuncu, takımdaki dişliler daha iyi işlemeye başladığında bu da olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;'Kötüler' kısmında Emir'in sıkıntısının tek maçlık olduğunu düşünmek istiyorum. Ancak Emir'den, artık EL seviyesinde 'üst düzey oyuncu'ödülünü almasını bekliyoruz; sınavları verdi ama belgeyi teslim almaya gelmiyor, olmuyor. Emir fark yaratmalı, koç da onu bu şekilde kullanabilmeli. Eğer Emir varken Bojan, Bojan varken Emir yoksa, bu sıkıntı olur. İlk Caja Laboral maçında ikisi de yoktu, bu maçta ise Emir yoktu... Hani Spahija maçtan sonra "istikrar" demiş ya, ben de diyorum işte... Son ve en ciddi not Gist'e; "oyun kurucu kaynaklı sorunlar belki de en çok onu etkiliyor" diyorduk ama oyunun iki yönünde de ciddi şekilde sırıtıyor. Oyun aklı ve bilgisi, ortalamanın oldukça altında olması çok ciddi dezavantaj. Yontacağız, şekil vereceğiz ancak sancıları can yakıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe pota altında birkaç maçtır Oğuz-Gappy ikilisinden istediğini alıyor. Biri atıyor, diğeri tutuyor. Thabo varken dört numara için Thabo-Gist ikilisini kullanıp Kaya'yı bir adım geriye gönderiyor (ki burada hiç kullanmadı), 4-5 rotasyonunu ayakta tutuyor. Marko Tomas geldiğinde, bugünkü dört kısalı sistemde Thabo'dan aldığını Marko'dan alabilecek Spahija; Marko o işi yapar. Uzun soluklu ve sağlıklı çözüm değil dört kısa ama en azından o silahı elinde var, dönem dönem kullanabilir ve kullanıyor da... Roko sadece fiziksel olarak değil, mental olarak da güçlü bir oyuncu değil; durumunu biliyor ve bu onu daha çok bozuyor. Biz onu bekliyoruz, o bizi bekliyor, Fenerbahçe bekliyor. O olmadan bu takım için ne yazıp çizsek boş, onun için halen, Roko Ukic'in dönüşünü bekliyoruz. Engin, Marko ve Mirsad da düşünülürse, bu takım için Top-16'ya kadar ne yazarsak yazalım, bizim için de 'hazırlık yazıları' olmaktan öteye gitmeyecek.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Özetle; Fenerbahçe kaybetti, olumlu notları kadar olumsuz notları da oldu ama önceki maçlara göre daha umut verici bir görüntü çizdi. Grupta işler çok karışık ancak ben Fenerbahçe'den, kalan dört maç içerisinde en fazla bir mağlubiyet almasını bekliyorum, orada da en çekindiğim rakip Bilbao (evet, iki deplasmandan galibiyetle dönmeyi daha olası görüyorum). Yine de çok ama çok kritik, bir anda bütün yazılıp çizilenleri değiştirebilecek bir Olympiakos maçı var önümüzde. Önce onu geçelim, sonra tekrar konuşuruz. Grupta 1. sıra çok zor v artık yalnızca bizim elimizde değil ama 2. sıra hedef olabilir; tabii o hedefe giderken dışarıda kalmamak da gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Not: Maç biteli 2 gün olmuş, forumlar ve basketbol siteleri dolup taşmış; hala daha skoru bilmiyor, istatistik kağıdını arıyorsunuz sizi Allah kurtarsın diyor, yine de &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.euroleague.net/main/results/showgame?gamecode=63"&gt;şurada&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; paylaşıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1258205285703617560?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1258205285703617560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/kotunun-iyisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1258205285703617560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1258205285703617560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/kotunun-iyisi.html' title='Kötünün İyisi'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-GlYhRJPBSuM/TtCl8SCfhZI/AAAAAAAAC2w/6_2mlZSYsvM/s72-c/Fener4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5482268093457948922</id><published>2011-11-21T12:50:00.001+02:00</published><updated>2011-11-21T12:59:52.926+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>İstek Parçası</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-KDrobb9o1aA/TsotrjHm3wI/AAAAAAAAC2o/8uYn8Mwe80w/s1600/istek-parcasi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" src="http://4.bp.blogspot.com/-KDrobb9o1aA/TsotrjHm3wI/AAAAAAAAC2o/8uYn8Mwe80w/s320/istek-parcasi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bazen sayfalarca yazmaktansa böylesi daha etkili oluyor. Ömer'i al, Thabo'yu tut, seneyi kurtar. Daha nasıl diyelim, nerelere gidelim? N'olur ya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5482268093457948922?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5482268093457948922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/istek-parcas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5482268093457948922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5482268093457948922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/istek-parcas.html' title='İstek Parçası'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-KDrobb9o1aA/TsotrjHm3wI/AAAAAAAAC2o/8uYn8Mwe80w/s72-c/istek-parcasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8589968541072494452</id><published>2011-11-18T00:28:00.001+02:00</published><updated>2011-11-18T00:35:01.036+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Radyo Fenerbasket Yarın Yayında</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-WVmu4p9Zbok/TsWL0DEA5EI/AAAAAAAAC2g/vCcE-GI2zrM/s1600/radyo.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-WVmu4p9Zbok/TsWL0DEA5EI/AAAAAAAAC2g/vCcE-GI2zrM/s320/radyo.jpg" width="249" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen gün bahsetmiştim, ilk yayın beklediğimden de erken olacak. Yarın 20:30'da, bizim fikir sahibi Fatih'in mekanında toplanıp basketbol konuşuyoruz. Ekip, tanıyanlar için sağ baştan Barış Abi, Aydın Abi, Fatih ve ben şeklinde. Son derece amatör ruhla yapıldığını, dost sohbeti olduğunu, Fenerbahçe ağırlıklı olacağını ve lütfen, "sevgili dinleyiciler" modunda olmayacağımızı bilerek takip ediniz (elbette takip etmeniz rica edilir :) ). Bizim derdimiz sadece, bildiğimiz ve sevdiğimiz Fenerbahçe'yi, bildiğimiz ve sevdiğimiz insanlarla, bildiğimiz ve sevdiğimiz şekilde konuşmak. Her türlü sorunuz, öneriniz, yardımınız makbule geçer. Şimdilik sosyal medya ortamlarından soru ve konu önerileri alıp girişiyoruz mevzuya, detaylar Fenerbasket forumunda Fatih'in açıkladığı üzere &lt;strong&gt;&lt;a href="http://forum.fenerbasket.com/viewtopic.php?f=2&amp;amp;t=1634"&gt;şurada&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;. Başlıyoruz, umarız beğenilir ve zamanla daha iyi işler çıkarırız. Hayırlara vesile...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8589968541072494452?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8589968541072494452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/radyo-fenerbasket-yarn-yaynda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8589968541072494452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8589968541072494452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/radyo-fenerbasket-yarn-yaynda.html' title='Radyo Fenerbasket Yarın Yayında'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-WVmu4p9Zbok/TsWL0DEA5EI/AAAAAAAAC2g/vCcE-GI2zrM/s72-c/radyo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7053348015509732897</id><published>2011-11-17T22:35:00.001+02:00</published><updated>2011-11-17T23:12:06.525+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Cantu Maçı ve Genel Gidişat</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ST0bMaBL7xk/TsV3Nht6AlI/AAAAAAAAC2Y/b5wWS8BoggQ/s1600/2011-11-16_kpk.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://3.bp.blogspot.com/-ST0bMaBL7xk/TsV3Nht6AlI/AAAAAAAAC2Y/b5wWS8BoggQ/s320/2011-11-16_kpk.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe-Cantu maçında maalesef olamadım, tekrarını da bu akşam izleyebildim. Bir yandan Efes maçına bakarak notları geçelim:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şu anda takımın en büyük eksikliği ve maalesef birçok parçayı olduğundan kötü gösteren konu Ukic'in durumu. Ukic çok kötü ve bu takımın yönetimine de doğrudan yansıyor. Başta Gist olmak üzere hiçbir parça doğru düzgün işlemiyor. Dün onsuz bölüm, 4 kısa ve savunma sertliğinin arttırılması ile Fenerabahçe ritm buldu. Ama hücumda (Emir'in imzası olan bölümler dışında) hep bireysel çaba, ekstra bilekler ve birebirler var. Ukic özeline dönersek, yalnızca hücumda değil, savunmada da ciddi şekilde aksıyor. Olmuyor yani, şu anda onunla olmuyor ama onsuz olma durumu da yok; toparlamasını bekliyoruz lakin iyi bir hazırlık dönemi geçirmeyen oyuncular için, hele ki güçlü oyuncular değillerse, bu hiç kolay değil.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe kısır bir hücum takımı, asist üzerinden bulduğu sayıların azlığı da ne kadar birebirlere muhtaç olduğunun göstergesi. Bildiğin, ezberlediğin, "bu takımın şu özelliği var" dediğin kaç set biliyorsun? Fenerbahçe, taşlar oturana kadar bu dönemi bu tatsız basketbolla geçecek. Ama taşlar ne zaman oturur, Ukic ne zaman tam katkı verir? 5 EL maçı geride kaldı; Engin EL seviyesinde değil, Mirsad yok, Tomas yok (bakmayın Tomas da önemli adam, bugün Sefolosha'nın yaptıkları ondan bekleniyor, gerekirse 4 numara da kullanılıyor). Taşlar oturana kadar bizim içimize oturdu bazı şeyler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe'de Gist'ten istenen alınamadıkça ve Mirsad da dönmediğinden en büyük verimi 4 kısaya&amp;nbsp;döndüğü anlarda&amp;nbsp;alabiliyor. Gist öyle tek başına rakibi sırtına alıp potaya gidebilecek, birebirde güvenebileceğin, muazzam da yaratıcı bir uzun forvet değil. Gist'e ya doğru şutu hazırlarsın ya da koşturursun, ikisini de yapamıyoruz. Fenerbahçe'nin dönem dönem verim aldığı, kıvılcımı yaktığı hemen her anda 4 kısa var. Var ama, şu haliyle uzun vadede güven vermiyor elbette.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe bu maça kadar yerlilerden ve geçen seneki oyunculardan katkı almakta sıkıntı yaşamıştı. Bu maçta Ömer-Oğuz-Vidmar üçlüsü maçı getirdi, Emir'in de istatistik kağıdının çok fazla anlatmadığı katkısının altını çizmek lazım, Ukic bu durumdayken ve takım aptallamışken yükü de artıyor. Ancak dün, özellikle Oğuz-Vidmar ikilisinin katkısı çok kritikti. Vidmar hep söylediğimiz gibi, mutlaka daha çok süre almalı. Dün müthiş oynamış; hani bir tek dışarı şutu Lorbek misali şut atmadığı kalmış bir pivotun yapabileceği... Savunma katkısı zaten inanılmaz, biraz da kolay faul işini çözebilse... Oğuz da böyle oynayacaksa Vidmar'ın süresinden çalsın, kabulum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bojan'ın yavaş yavaş pasını atma girişimleri güzel ve önemli. Curtis de her ne kadar bekleneni veremese de özellikle işin savunma kısmında, hele ki Ukic'e kıyasla, 'faydalı' oluyor. Ama özellikle Ukic bu durumdayken onun yaptıklarından çok yapamadıkları konuşuluyor ve sırıtıyor. Fenerbahçe şu ana kadar 3 yabancısından da istediğini alamıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Maçın savunma kaynaklı hamleler ve mücadele ile kazanılması çok önemli. Burada, yukarıda adını 'iyiler' listesinde geçirmediğimiz Sefolosha'nın da ismini vermek lazım. Hasta hasta oynamış, Ömer'e de ayrı teşekkür. Fenerbahçe takım olarak kimlik sorunu yaşarken bu karakteri gösterebilmek 'kötünün iyisi'nden de fazlasıydı. "Ağızlarda tat kaldı mı?" sorusunun cevabı elbette "hayır" ama bu kötü dönemi kazanarak, hem de sonunda savunma ve mücadele ile böyle kazanarak geçmek güzel.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Rakip de bakmayın, kısıtlı ama pis takım. Uyuta uyuta maça yapışıyorlar, ne olduğunu anlamadan maçı kazanıp gidebilirler, eğer vurup geçemezseniz. O nedenle çok da burun kıvırmamak lazım. Cantu'ya da tebrik, uzun süredir az bütçe-doğru iş modelini bu kadar iyi uygulayan bir İtalyan görmemiştik. Mazileri de şu anda yaptıklarına uygun, özetle "tekrardan hoş geldiniz" diyelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hakemlerin son çeyrekteki kararlarının maçı kaybettirmemesi, bizim onlara ayırmamız muhtemel yeri de azaltıyor ancak ikili averaj denen olayda canımızı yaktılar, tıpkı son Basile üçlüğünün olduğu gibi. Yalnız bunlar hep şanssızlık olarak gözüküyor ama ufak detaylara dikkat etmemek maalesef ruhumuzda var.- Maça giden taraftar ve oyuna etkisi gayet tatmin ediciydi. Bu gidişata 15.000 kişi bulamazsın, 8.00 civarı iyi ve etki de güzel olmuş. Hep eleştirmek olmaz, teşekkür bu sefer de...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine aynı not; Fenerbahçe bundan daha iyi olur ama dörtlü final hedefi, eğer hamle yapılmazsa hiç gerçekçi değil. Grupta halen işinin belli olmaması ve herkesin herkesi yenebileceği bir ortamda bulunması şanssızlık ama şu haliyle bir Barcelona ya da CSKA görmemesi da şans. Bu halde dahi kazanabilen bir takıma sevinmek lazım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7053348015509732897?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7053348015509732897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/cantu-mac-ve-genel-gidisat.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7053348015509732897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7053348015509732897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/cantu-mac-ve-genel-gidisat.html' title='Cantu Maçı ve Genel Gidişat'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ST0bMaBL7xk/TsV3Nht6AlI/AAAAAAAAC2Y/b5wWS8BoggQ/s72-c/2011-11-16_kpk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2756719850360711832</id><published>2011-11-17T22:25:00.001+02:00</published><updated>2011-11-17T22:34:11.191+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Sitem</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-AhC90E1nRYE/TsVujtzqNQI/AAAAAAAAC2Q/RHA3ujwpuY0/s1600/omer-asik-chicago-bulls-transferi-16-eylul-201-19960h.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-AhC90E1nRYE/TsVujtzqNQI/AAAAAAAAC2Q/RHA3ujwpuY0/s1600/omer-asik-chicago-bulls-transferi-16-eylul-201-19960h.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ekstra işler olmazsa Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı lokavtın uzamasını değerlendirip transfer yap(a)mıyor. Durant falan beklemiyordum, tek bir yerli hamlesi, Ömer Aşık yapılmalıydı. Halen F4 lafını telaffuz ediyorsan, en azından bunu yapabilmeliydin, çözüm bulunmalıydı. Hele ki Semih'te olduğu gibi, Ömer de içeriden farklı bir takıma giderse, o zaman daha da tatsızlaşır durum. Maalesef yanlış yapılıyor. Şu ana kadar beklendiği gibi gitmeyen hiçbir şeye müdahale edilmiyor. "Para yok" deniyor ama bu seviyelerdeki bir takımın bütçeyi o denli esnetme payı olmalı. Kulüpte daha ziyade bir 'kilit' durumu olduğunu düşünüyorum. Evet, elbette sıkıntılı durumun aylardır farkındayım ama kilit de olmamalı. Fenerbahçe'nin bu kadrosu da belli şeyler oturunca daha iyi olur ama şu noktada hamle yapmayarak çok ciddi hata yapıyor. Daha uzun yazmaya da lüzum yok, bu konuda çok da keyifsizim. Sitemden fazlası aslında ama yazsam da nafile.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2756719850360711832?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2756719850360711832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/sitem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2756719850360711832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2756719850360711832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/sitem.html' title='Sitem'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-AhC90E1nRYE/TsVujtzqNQI/AAAAAAAAC2Q/RHA3ujwpuY0/s72-c/omer-asik-chicago-bulls-transferi-16-eylul-201-19960h.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4202486736702846760</id><published>2011-11-14T22:31:00.001+02:00</published><updated>2011-11-14T22:41:45.125+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Radyo Fenerbasket</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-z2Odi9LzqXo/TsF8JxKXQHI/AAAAAAAAC2I/7jcFdM5InGE/s1600/radyo.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-z2Odi9LzqXo/TsF8JxKXQHI/AAAAAAAAC2I/7jcFdM5InGE/s320/radyo.jpg" width="249" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugüne kadar elimizden geldiğince yazdık, çizdik, konuştuk, anlattık, dinledik. Daha fazlasını da yapmak istedik, olmadı, olduramadık, hevesimizin de kırıldığı oldu. Bunlar esnasında güzel insanlar tanıdık, güzel dostluklar kurduk. Şimdi bugüne kadar görüp geçirdiklerimizi, kazandığımız insanlar ve dostluklarla birlikte, bugüne kadar amatör ruhla yaptığımız şekilde&amp;nbsp;devam ettirip üç vakte kadar sanal alemden yayın yapacağımız, Fenerbahçe basketbolunu konuşacağımız bir söyleşi ortamı planlıyoruz.&amp;nbsp;4-5 Fenerbahçeli basketbol alakadarı oturur,&amp;nbsp;kimse yokmuş gibi Fenerbahçe&amp;nbsp;basketbolunu konuşur, kimseler de işleri güçleri yokmuş gibi onları dinler. Olamaz mı?&amp;nbsp;Olabilir...&amp;nbsp;Kaybedenler Kulübü rüzgarı da halen dinmemişken sizleri "Merhaba, sizinle hiç omuz omuza yapmış mıydık?" sloganıyla karşılayabiliriz. Gelişmeler daha sonra ama niyet var, yaparız bu işi. Dilerim, Fenerbahçe basketbolu adına konuşacak daha keyifli şeyler de olur...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4202486736702846760?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4202486736702846760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/radyo-fenerbasket.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4202486736702846760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4202486736702846760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/radyo-fenerbasket.html' title='Radyo Fenerbasket'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-z2Odi9LzqXo/TsF8JxKXQHI/AAAAAAAAC2I/7jcFdM5InGE/s72-c/radyo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-3257485224263798705</id><published>2011-11-13T20:51:00.001+02:00</published><updated>2011-11-13T22:09:42.955+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Artık Bu Takım Hakkında Yazarken Zorlanıyorum</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Mkdkkk6f6j4/TsAjQf7weNI/AAAAAAAAC2A/Ki_pDCTiPWs/s1600/2011-11-13_kapk.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://3.bp.blogspot.com/-Mkdkkk6f6j4/TsAjQf7weNI/AAAAAAAAC2A/Ki_pDCTiPWs/s320/2011-11-13_kapk.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Geçen sene "Bu takım rölantiyi de öğrenmeli" dediğimizde fırça yiyorduk, şimdi bir galibiyet serisine maç-lig bakmaksızın ihtiyacı varken maç seçiyor Fenerbahçe. Geçen sene takım, o 'biz her maçı aynı oynarız' duruşuyla en değerli iki oyuncusunu, en önemli 2 dönemeçte sakatlığa kurban vermişti. Geçen sene Kinsey, bu felsefe nedeniyle dili dışarı çıkıncaya kadar kullanıldı, sonra çok uzun süre oynayamadı. Bu sene her şey gibi o da farklı. Haydi diyelim ki bazı oyunculara ritm buldurmaya çalışıyor, bir şeyler deniyor Spahija; Bojan bu konuda en öncelikli isim olabilecekken 12 dakikada kalıyor. Telekom, Bandırma Kırmızı dışında her takımdan 85 ve üzeri yemiş, o takımdan da 67 yemiş; maç boyunca mikrofondakiler "Telekom savunmayı iyileştirdi" diyorlar. 3/20 üçlük kullanan, ribaund kaynaklı sayı üretemeyen, maçın her anında panik ve zorlama toplar üzerinden skor bulmaya çalışan bir takıma karşı savunmayı iyileştirmiş gibi gözükmeyeni dövüyorlar zaten.80 küsür sayı yiyorsun, Washington savunmanı eleğe çeviriyor, rakip uzunlar yine yıldız. Prigioni, Linehan, Washington falan... Gelin babalar, kim olursanız olun gelin, ekmek var... Yani hepsi bir kenara, açıkçası bu maçta zorlanılmasını ve olası bir kaybı bekliyordum ama bu şekilde değil. Belki bazı oyunculara daha çok süre falan olurdu da, bu şekilde değil, böyle kaybetme lüksü yok bu takımın. Türk Telekom'dan 20 yiyorsun yahu, insaf.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eldeki malzemeye, sağlam kalanı da Spahija'nın kullanışına bakıp irkiliyorum. Ukic'in dönüşü zaman alacak, zaten en diri halinin de defolarını biliyoruz. Tamam, Tomas fiziksel olarak Ukic'ten daha güçlü oyuncu, onun dönüşü daha az sorunlu olabilir ama sonuçta 3-4 aylık sakatlıktan çıkacak; Sefolosha'nın eli kulağında ki en ciddi bireysel savunma direncini gösteren adam... Ömer 34 yaşında, istese de bazı şeyleri 1-2 seviye aşağıda yapıyor. "Bu takımda kim fark yaratır?" desen sayacağım 3 oyuncu var: Emir-Bojan-Gasper. Son ikisini ya kullanmıyor ya da kullanamıyor, ilki de bu takım içerisinde çoğu zaman sıradanlaşıyor. 2 sene önce tribünlerin dilinden farklı nağmelerle düşmeyen Kaya, belki de şu anda en önemli uzun durumunda! Oğuz bu yaz geçirdiği Ulusal Takım travmasından sonra yeni yeni kıpırdamaya çalışıyor ancak kıpırdansa bile bildiğimiz Oğuz, 1 senede Pekovic mi olacak? Papağan gibi aynı şeyleri söylüyoruz; madem Vidmar'ı kullanmayacaktın, o zaman istediğin profilde uzun alsaydın takıma; madem kullanmayacaksın, o zaman şimdi al. Mirsad döndü-dönüyor-dönecek. Bugün Kasım ortası, 5 EL maçı geçti, ligde de 2 kayıp var; Mirsad hala dönecek. Mirsad dönse de pivot pozisyonunda ne değişecek? Yetişiyordu sezona? Bugün Twitter'da bunu yazdığımda Galatasaraylılar farklı algılıyor ama Fenerbahçe Furkan'ı almadı. "Fenerbahçe isteseydi Galatasaray alamazdı" demiyorum ama Fenerbahçe çaba dahi göstermedi. Bugün Furkan taze, yıpranmamış ve sürekli üstüne koyarak devam ediyor; Fenerbahçe Kaya'dan medet umuyor. "Bonservisi yüksekti, buralarda kalıcı değildi" dedik, Furkan'ın değil 2 senelik, 2 haftalık katkısına bile ihtiyacı olurdu şu pota altının. İyi-hoş, plan-program dedik ama Vidmar hakkındaki plan-programı, Mirsad'ın bu durumunu ne yapacağız? Semih'e yırtındık, lokavt oldu. Neyse, tekrar ve bu maça özel sorunlar değil, sustum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Sorunlar aynı ve maalesef, bunlar sadece sakatların dönüşüyle düzelecek şeyler de değil. Spahija "Sorumlu benim" demiş, isabet; sene başından beri kaybedilen maç sayısı 5, takım karakteri yerlerde, Spahija'nın ağzından 'sorumluluk' kelimesi çıkmış. Ben bu maça bakarak asıp kesmem; kaybediliş şekli çok çirkin olsa da bu maç, takımın genel seviyesi için ölçü değil. Ama geçen sene üstüne basa basa söylenenlere, takımın kimliğine ihanettir bu maçı, bu şekilde kaybetmek. Bilbao maçında da söyledik, bu takım bu gidişatla her maçı kazanabilir, her maçı da kaybedebilir. Ama geçen sene ne doğru varsa, hepsinin üstü çiziliyor. Yani yazın sayfalar dolusu yazdım, "sabır, oldu, olacak, koç imzalı takım kuruluyor" dedim ama bu kadar sancılı, bu kadar farklı olacağını öngöremedim. Evet, kadro kurulurken Ukic-Tomas sakatlıkları hesapta yoktu ama mutsuzluk, düzensizlik, maç seçme, ne ararsan var. Bu kadarını görememiştim. "Oğlum sen de bir öyle, bir böyle" diyorsun da demeyin, vallahi maymun olduk. İç ses farklı şeyler söylüyor, eller farklı gidiyor ama hakikaten yazarken de zorlanıyorum. İnandığım, bildiğim, duyduğum, paylaştığım, gördüğüm, görmek istediğim, hepsi birbirine giriyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;br /&gt;Cantu maçında ben yine tribünde olurum, Ahmet olur, Mehmet olur, ayağı alışkın adam orada olur. Ama ben ağdalı cümlelerle "tribüne gelin, bak bu takım maç seçmiyor" nasıl derim? Beşiktaş'ta Deron Williams var, olur. Telekom maçı sıradan, EL'de nasıl olsa önemli olan Top 16 ve sonrası. Ben bu hikayeleri hatırlıyorum bir yerden, yakınlarda bir yerlerden... Bir dayanağımız o vardı, eksik olmayın, onu da almanıza az kaldı. Fenerbahçe ya silkinecek ya da sakatların dönüşü de gerçekleşmeden 5-6 senenin birikimini yiyip bitirecek. Şube de artık "Ben aslan-kaplanım, en iyiyim" modundan çıksın, gerekirse hamle yapsın. Sefolosha'yı, ihtiyaç için en kral adamı getirebilenler yine hamle yapabilir, yapmalıdır. 1 sene olmazsa dünyanın sonu değil, hele ki son birkaç seneyi böyle domine etmiş bir takımın bir tökezleme kredisi var ama bunu tüm takımı enkaza çevirerek, tüm doğruları sıfırlayarak yapamaz. Silkinin ve kendinize gelin. Fenerbahçe'nin sorunları var ve maalesef çok, ancak bugün parkede yer alan takım kadar da kötü takım değil. Yukarıdaki konuların birçoğu bu maça özel şeyler değil, o nedenle son bölümde tekrar edeyim anafikri: Bugünkü maç, kaybediliş şekli felaket olsa bile, Fenerbahçe'nin durumu için gösterge değildir. Bugünkü maçın sorunu, geçen sene elde olan artılardan birinin daha üstünü çizmiş olması, bazılarının yine kendiyle çelişmesidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-3257485224263798705?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/3257485224263798705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/artk-bu-takm-hakknda-yazarken.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/3257485224263798705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/3257485224263798705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/artk-bu-takm-hakknda-yazarken.html' title='Artık Bu Takım Hakkında Yazarken Zorlanıyorum'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Mkdkkk6f6j4/TsAjQf7weNI/AAAAAAAAC2A/Ki_pDCTiPWs/s72-c/2011-11-13_kapk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-258602725774093761</id><published>2011-11-11T09:56:00.001+02:00</published><updated>2011-11-11T11:40:52.142+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>EL Notları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ST5VNupRm1s/Trzr-ScLTOI/AAAAAAAAC1Y/ICVOfUwnNZY/s1600/78921_81_91610_81.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://4.bp.blogspot.com/-ST5VNupRm1s/Trzr-ScLTOI/AAAAAAAAC1Y/ICVOfUwnNZY/s320/78921_81_91610_81.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İzinde ve dolayısıyla zinde geçirilen bir Cuma sabahı kısa notlarla EL gruplarına bakalım. Önce çaydan bir yudum ve A Grubu:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Epey karışık... Yukarıdan bir el grubu bacaklarından tutup ters çevirmiş vaziyette; Caja Laboral, Tau günlerinin yüzü suyu hürmetine bu terso durumdan nasibini almadı, henüz. Gerçi onlar da ilk sinyali verdiler, Nancy'ye kaybederek sendelediler. Grubun ağır toplarının hiçbiri iyi durumda değil, bu da tabelaya yansıyor. Cantu biraz açlık, epeyce de doğru takım kimyasıyla iş yapıyor; Nancy'nin sırrı Batum-Akingbala ikilisinden koca bir takım verimliliği almaları... Bilbao'nun, Aralık-Ocak gibi beklenebilecek düşüşü çok erken yaşaması avantaj, bu grubun ezber bozması en muhtemel takımı konumundalarken geriye düştüler. Fenerbahçe halen grubun en potansiyellisi ama sorunlar oldukça fazla. Cantu maçı olmazsa olmaz, mutlaka kazanılmalı. Kazanılması durumunda Fenerbahçe ilk 2 hedefine tutunur, kaybedilirse eller gruptan çıkabilme hesap-kitabı için kağıt kalem tutmaya başlar. Şunu da söylemek gerek; bu grupta, mevcut durumları itibariyle dörtlü final için gerçekçi aday gösterilebilecek takım yok.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'na memleket olarak uzağız ancak CSKA-PAO ikilisi orayı takip açısından son derece cazip kılıyor. Zagreb'in felaket durumu orayı 5 kişilik bir grup yapmış durumda; diğerleri Zagreb'i evine gönderdi, artık oynamıyorlar, iyi de yapıyorlar.&amp;nbsp;CSKA dün Yunanistan'da kazanarak grubun ilk sırasının tapusunu aldı. PAO onun arkasını bırakmaz, Malaga da Almanya'da kazanmış olması nedeniyle üçüncülük yarışında önde. Litvanya-Almanya ikilisinden biri dışarıda kalacak, Brose Baskets o konuda dah güçlü aday. Burada nur topu gibi 2 tane üst seviye ve 'İstanbul yolcusu' olarak işaretlenebilecek takım var, diğer takımlar için de erişilebilir gözükmüyorlar. Ben halen, Zalgiris'in bir seviye yukarı çıkmasını bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;C Grubu çok renkli, fazla renkli, oradaki takımlar için de şanssızlık. Spirou'ya zayıf halka demiştik ama ciddi direnç gösteriyorlar, Efes karşısında aldıkları deplasman galibiyetiyle de bunu taçlandırdılar. Gruptan çıkar-çıkmaz dengelerinde A Grubu'na benziyorlar ancak kalite olarak ciddi fark var. Maccabi, her ne kadar geçen seneye göre ciddi kayıplar yaşamış olsa da ciddi koç imzası olan bir takım. Farmar dişlilerinin de daha sağlıklı bir şekilde işlemeye başlamasıyla oldukça tehlikeli bir takım olma yolundalar, Langford da en kısa sürede danışmadan bekleniyor, bir zahmet... Real için koç avantajından söz etmek mümkün değil, takım olarak da hep söylediğimiz 'ne yapsa yeridir' modundalar ama halen özel bir oyuncu topluluğu var ellerinde... Efes ve Milano'nun çok yeni takımlar olmaları sorun, beklenen sıkıntıları yaşıyorlar. (Efes notlarını bir sonraki paragrafa bırakalım, bu grup 2 paragraf olsun). Grubun asıl tehlikesi Partizan, kurdukları Pekovic-Macvan ikilisi ve Acie Law'dan da her geçen gün daha fazla katkı alabilmeleri, onları içeride yaşadıkları Efes kaybına rağmen oldukça iyi bir noktaya taşımış durumda. Hesapları iyiden iyiye karıştırabilirler. Grupta Maccabi bir adım önde, Charleroi bir adım geride; diğerleri aynı çizgide ve ofsayt çizgisini bozan yok. Efes dışarıda kazandığını içeride yedi, Madrid'de de aynı seriye devam ederlerse avantaj, yoksa her şey sil baştan olur. Çağımızın vebası 'ikili averaj'a dikkat.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Efes özelinde, tehlikeli sayılabilecek birkaç not var. İlk olarak, oyun kurucu pozisyonunda skor üretiminde oldukça kısır kalıyorlar ki genel olarak Vujacic dışındaki tüm kısalar için benzer şeyi söyleyebiliriz (oyun kurucu sıkıntısı Milano için de aynı). Bu, hem o pozisyondaki yeterlilik açısından sıkıntı, hem de Kinsey'e, oyunun iki yönünde de oldukça bağımlı bir takım yaratıyor. Kinsey'in Fenerbahçe'de savunma katkısıyla ön plana çıkmasına alışmışken Efes'te 'en skorer oyuncu' olduğunu görüyoruz, Kinsey'in sakatlık sicilinin pek parlak olmaması da kötü not. Bugün Fenerbahçe taraftarı "Neden Kinsey gitti?" diye sorarken bence Efes cephesi de "Neden Thornton düşünülmedi?" diye sorabilir ve hatta sormalı. Diğer konu da Vujacic; Rakocevic sonrası Efes'i mutlu edecek, dörtlü final yapacak takımın en önemli atıcısı olacak isim olarak geldi ancak görüntü o değil. Parkede (kendisine tanınan ya da kendisine yarattığı) top kullanma özgürlüğü de Sırp oyuncudan daha fazla, iki ucu boklu değnek oluyor çoğu zaman, dün de önce maça tutunulmasını sağlayıp sonra maçı verdi. İki kısa endişe daha; Ersan-Savanovic ikilisini kullanmak zor, Ersan varken Savanovic'e daha fazla süre vermek sıkıntı ama Savanovic'li Efes'in daha farklı artıları olabilir. Son konu, uzun vadede Efes de, Fenerbahçe'nin yaşayacağı 'yerli oyuncu' sıkıntısını yaşayacağı aşikar. Efes'in de bu sene için adım adım gitmesinde, önceliğinin takım olarak gelişim göstermekte olmasında fayda var. Şu anda onlar da en üst seviyenin bir adım altındalar, doğrudan dörtlü finale nişan almak bu süreci daha sancılı hale getirir, baskıyı da arttırır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Son olarak D Grubu, Galatasaray'ın grubu. Grubun ortasından sınır(lar) geçiyor; Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı ve Ortadaki Park şeklinde... Yukarı Ayrancı almış başını gidiyor, ilişebilmek zor. Oradan galibiyet çıkarmak çok ekstra olur, bana göre Galatasaray'ın gözüne kestirebileceği maç da içerideki Siena, ancak kolay iş değil. 'Ortadaki Park' Galatasaray ve Kazan, orada da deplasmanda kazanmış Kazan 'şimdilik' avantajlı. Aşağı Ayrancı'da işler yaş, Olimpija da, Prokom da, özellikle sezon başladıktan sonra yaşanan gelişmelerle birlikte Eurocup seviyesine bile az gelirler. Galatasaray özelinde konuşacak olursak, ilk senesinde gruptan çıkmak önemli(ydi), o bileti cebe koydular. Üçüncülük en gerçekçi hedefti, o konuda da dezavantajlılar ama olmayacak iş değil, halen. Bence ilk senelerinde böyle bir grup avantaj, her ne kadar ilk 2 sıra çok uzak gözükse de... Eğer bir de Siena ya da Barcelona galibiyeti alabilirlerse,&amp;nbsp;o zaman buradan alabileceklerini almış olurlar. Üst turda biraz kura şansı, epeyce de gelişim ve EL tecrübesi lazım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Durumlar böyle. Galatasaray üst turu cebine koymuş gibi gözüküyor, diğer 2 takımın son derece fiyakalı bütçe ve kadrolarına rağmen üst tur görmesinin riskli olması da enteresan tabii... Performans olarak da tahmin edileceği üzere CSKA ve Barcelona öne çıkıyorlar, PAO yine benzer modelle ve sessizce iş yapacak, Maccabi de geçen seneki kadar parıltılı gözükmese de o seviyelere oynayacak. Daha fazla renk vermesi için diğer isimleri beklemek lazım. Hayırlara vesile...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-258602725774093761?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/258602725774093761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/el-notlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/258602725774093761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/258602725774093761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/el-notlar.html' title='EL Notları'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ST5VNupRm1s/Trzr-ScLTOI/AAAAAAAAC1Y/ICVOfUwnNZY/s72-c/78921_81_91610_81.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-112989213048160411</id><published>2011-11-10T16:52:00.002+02:00</published><updated>2011-11-10T16:52:56.535+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Zorlu Deplasmanda Net Galibiyet</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2 hafta önce "zorlu deplasman" başlıklı yazıyla, son 27 senenin şahsım adına en önemli müsabakalarından biri&amp;nbsp;hakkında bilgilendirme yapmış ve maçın kabaca önemli hatlarını tarif etmiştim. İstatistik kağıdı henüz elime ulaşmadığı için yalnızca üst bilgileri geçebileceğim bir yazıyla son durumu paylaşmak isterim (Bilbao deplasmanı sanmayın bu sefer de, aman):&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yemeden atacağımız bir golün galibiyeti getireceğini bildiğimiz bu maçın önü aslında oldukça sorunluydu; ilk olarak, bayram trafiği ve resmi kıyafet&amp;nbsp;zorunluluğu nedeniyle lojistik sorunu yaşadık. Maça çıkmadan önce Kızılcahamam'da kısa bir kamp dönemi geçirdik, kıyafet değiştirdik, son rötuşları yaptık. Maçın oynanacağı haneye ulaşımda sıkıntı yaşamamız yarım saatlik bir gecikmeye neden oldu, gelin adayının amcası tarafından&amp;nbsp;Çankaya girişinde, polis otosu eşliği olmadan karşılandık ve eve götürüldük.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Maça oldukça tutuk başladık ve&amp;nbsp;aslında ilk sorunu henüz maçın ilk saniyelerinde yaşadık. Söz çiçeğinin çelenk kıvamında olmasından mütevellit, asansöre 2 kişi binebildik ve eve ilk adımı atan ben oldum. Rakip savunmanın arasında tek başıma kalmam ve son derece zorlu anlar yaşamam, kondisyon olarak beni epey yıprattı; anneanne ve babaannenin ellerini öpüp evdeki en ücra köşeye oturarak en güvenli yol olarak tacı seçmiş oldum. Girişte çiçek ve çikolatayı kime vereceğimi şaşırmamın,&amp;nbsp;sonra da 10 kişiyi es geçip tokalaşmadığımı fark etmemin ardından kurduğum&amp;nbsp;"kusura bakmayın, heyecandan ne yapacağımı şaşırdım" cümlesi, olası bir kural hatasını engellemiş oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Takımımızın bana göre daha tecrübeli isimleri, aile büyüklerinin da rakip sahaya yerleşmesiyle nispeten soluklanma fırsatı buldum. Futboldan açılan ve ardından memleket sorunlarına dönen muhabbetle tipik bir orta saha mücadelesi şeklinde geçen maçta, özellikle babamı rakip savunmanın arasına sızdırmakta zorlandık. Rakip de sürekli farklı isimlere mutfak-salon arasında mekik dokutarak savunma düzenimizi bozmaya çalışıyordu. Dayı ve eniştenin yaptığı çapraz koşular ile boş alan yaratmaya çalışsak da, maç sonunda basına verdiği "Giriş cümlesini unuttum" demeciyle sorununu anladığımız babamın etkisiz oyunuyla skor üretmekte ciddi sıkıntı yaşadık. Bizim takımdan hayır gelmeyeceğini anlayan rakibin savunmayı biraz öne çıkarması, gelin adayının babasının son derece güleryüzlü ve konuşkan olması, ardından gelen kahve servisi oyundaki pozisyon zenginliğini arttırdı, golün sinyalleri de gelmeye başladı. Kahve servisinde tabii ki en ciddi sıkıntıyı damat adayı, yani ben yaşadı(m). Rakibin en büyük kozu kahvedeki tuz, maç önü antrenman ve konuşmalarında defalarca hazırlandığımız ve çalıştığımız bir konuydu. Ancak sorun beklenmedik yerden çıktı ve bana özel gelen kahve, 20 kişini bakışları altında bünyede muazzam stres yarattı. "Biliyorum, bu kahve tuzlu, içeceğim ama el titriyor, içemiyor" dememe ve kenara "beni değiştirin" işareti yapmama rağmen olmadı. Konunun değişmesini ve dikkatlerin üzerimden dağılmasını fırsat bilen ben, bit kadar kahve fincanını 2 elle ağzıma götürmeyi başararak bu tehlikeli pozisyonu da önlemeyi başardım. Bu kısımla ilgili maç sonu takım servisinde "yine bireysel hatalardan gol yiyorduk" demeci kısa süreli gerginliğe de&amp;nbsp;yol açtı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Artık maçın sonu yaklaşıyor, gelin adayı da kaş-göz işaretleriyle bana oynanmayan süreyi "yeter artık, girsinler konuya" işaret ediyordu. Dayı ve enişte, babamı pozisyona sokabilmek için oyunu doldur-boşalt'a döndürmüşken topla müsait bir pozisyonda buluşup babamla göz göze geldim, ona işareti çaktım. Kendisi de maç boyu yaşadığı tüm sıkıntıları arkasında bırakıp 1 dakikalık muazzam bir 'isteme cümlesi' kurarak maçın tek golünü attı. Golün geçerlilik kazanması için gözler gelin adayının babasına çevrildi, evde koşacak bir 'orta yuvarlak' bulamadığı için biraz sıkıntı yaşasa da sonu "hayırlara vesile olsun" vari bir şekilde biten son derece mantıklı bir konuşmayla golün geçerli olduğunu resmileştirmiş oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gol sevincim görülmeye değerdi, tribünlerden atılan yabancı madde tadındaki söz çikolatasından yedikten sonra babaanne tarafından takılan yüzüğü ve ardından tüm elleri öptüm. Formayı çıkarma teşebbüsüm şartlar itibariyle sarı değil direkt kırmızı gerektirdiğinden o topa girmedim, yerime oturdum. Maçın sonunda da son derece güzel görüntüler vardı, 1-1,5 saat kadar maç ve önümüzdeki maçlar hakkında konuşulduktan ve yemek servisi keyifle tüketilip hatıra fotoğrafları çekildikten sonra sahayı terk edip, 3 puan mutluluğu ile tekrardan yola koyulduk. Yolda, zafer sarhoşluğunun da etkisiyle serviste uyuklarken gelin adayının amcasının numarasını tanımamam ve "İlker neredesiniz, ne yapıyorsunuz?" sorusuna "Ne yapalım, Ankara'dan kız aldık, dönüyoruz" şeklinde tarihi bir pot kırarak cevap vermemin maçın skoruna etki edecek bir hata olmaması ise en büyük şansımdı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1 hafta önce 'Zorlu Deplasman' yazısını yazarken stresliydim, şimdi ise yalnızca 'keyif' kaldı. Sporu hayatının bu kadar içine sokmuş birinin bu telaşı farklı şekilde tariflemesi de herhalde beklenemezdi. Daha yolun başındayız, biliyorum; o nedenle önümüzdeki maçlara bakacağız... Verdiğimiz geçici rahatsızlık için özür diler, nişana kadar basketbola kesin dönüş yaparız. Bu vesileyle, bugüne kadar farklı ortamlardan tebrik mesajları gönderen herkese de tekrardan teşekkür ederim. Bilgiye... :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-112989213048160411?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/112989213048160411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/zorlu-deplasmanda-net-galibiyet.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/112989213048160411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/112989213048160411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/zorlu-deplasmanda-net-galibiyet.html' title='Zorlu Deplasmanda Net Galibiyet'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7788280336047971895</id><published>2011-11-10T15:58:00.000+02:00</published><updated>2011-11-10T15:58:49.427+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Kazanmayı Hatırlamak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Xg3TZkg8qQc/TrvVXk4ExNI/AAAAAAAAC1Q/4ZPgsT-qnis/s1600/imagen.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-Xg3TZkg8qQc/TrvVXk4ExNI/AAAAAAAAC1Q/4ZPgsT-qnis/s320/imagen.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Birkaç maçtır ihmal ediyoruz burayı; hem yoğunluk hem de heves kırıklığı var(dı). Bünyede 'skor taraftarlığı' da var elbette, dün Bilbao maçı oynanırken Twitter'da (neyse ki zamanında Sean May'e yaptığım kadar çirkinleşmedim) "Bu saatten sonra yapılacak en iyi şey Emir ve Gasper'i kiralamak, takım enkaza doğru gidiyor" demişliğim var. 1 galibiyet bütün dünyayı değiştirir mi peki? Sorunun cevabı "hayır" ama bu takımın ihtiyacı olan kazanmaktı, bu maçları kazanabildiğini hatırlamaktı, o da oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok konu var söylemek istediğim, yine karışık gidebiliriz. Öncelikle genel notlar; Fenerbahçe iyi durumda değil, evet ama gruptaki tüm rakiplerini de sorunlu yakaladı. Geçen senekine yakın bir Fenerbahçe ilk 4 maçta vurur geçer, "bu grup benim!" mesajını çoktan verirdi. Olmadı, yine de Cantu maçı kazanılırsa bu dönemeç minimum hasarla atlatıldı diyebiliriz. Grubun "herkes herkesi yenebilir" havası da ilk 2 mağlubiyetin telafisi açısından çok önemli; Caja Laboral bir adım önde, onun dışında herkes eşit ve yakın durumda. 'İlk 2' böyle bir sezon girişi için mükemmel derece olur, en azından o kapı halen açık. Diğer bir konu, girişte bahsettiğimiz 'kazanmayı hatırlama' mevzusu... Caja Laboral ve Olympiakos maçları kayıp, içeride Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında kayıp; ortak noktalar ise maç sonu basit hatalar. Dün yine keyifsiz işley ama sonuçta maç sonu daha az hata ve galibiyet...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Takım ve oyunculara ilişkin genel notlara geçelim. Öncelikle Ukic konusu; Hırvat oyuncunun zaten paket programında belli defolar mevcut(tu). Fizik olarak da çok üst düzey ve çok güçlü bir oyuncu değildi; sakatlık geldi, sezona iyice sorunlu girdi. İyi bir hazırlık dönemi geçirmek çok ama çok önemli, maalesef telafisi de zor, Ukic bunun sıkıntılarını yaşıyor ve yaşayacak. Maalesef takım da ona çok bağımlı, Curtis'i de hep söylediğimiz gibi onunla birlikte değerlendirmek gerek. Curtis çok güvenilir bir oyuncu değil, top elindeyken oyunun her anında hissediyorsun bunu, top kaybı potansiyeli çok net. Ama 2 artısı var; birincisi, hiç geri adımı yok ve ikinci olarak da çok kuvvetli bir oyuncu. Ukic bu haldeyken Curtis bu takımın 1. guardı olur. Curtis'in 1. guard olduğu takım da dünkü gibi çok maç kazanır ya da aynı tercihlerin kötü sonlanmasıyla kaybeder. Yakın örnek Caja Laboral maçı; 2 tane el üstü attı Curtis, maç kafa kafaya geldi, bir sonraki topu sokamadı, olmadı. Özetle, Fenerbahçe'nin Ukic'in toparlamasına ihtiyacı var. Hem takım olarak daha iyi olmak hem de Curtis başta olmak üzere birçok taşın yerine oturması için buna ihtiyacı var. Ukic artı ve eksileriyle tam olarak hazır olmadan, bu takım renk vermez. Curtis dün maçı getiren isimdi, maç içi kötü tercihlerine rağmen çok ekstra işler yaptı. Kendisi ve ailesi, özellikle de taraftarlarca hali hatrı çok sorulan annesi biraz soluklanmıştır; ama hedef tahtasından inmesi için daha çok ekmek yemesi-yedirmesi lazım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Diğer konu Vidmar, orada ciddi sorun var. Vidmar kullanılabilir, kullanılmalı, hatta bu takımın uzun vadede de Emir ile birlikte iskelet oyuncularından biri. Ama eğer Spahija onu bu şekilde kullanacaksa, daha doğrusu kullanamayacak ya da kullanmayacaksa bir çözüm bulunmalı. Süreleri neredeyse ilk geldiği seneki kadar az, oradaki ilişkide sorun. Arkasında bekleyen isimler de Semih ve Ömer değil artık; biri Kaya, diğeri de Oğuz. Dün 3 uzunun süreleri toplamı 40 dakika etmiyor. Tamam, Spahija daha mobil uzunlar ve daha hareketli bir takım istiyor ama o zaman ona göre oyuncu tercih edeceksin. Vidmar bu şekilde devam edecekse, mümkünse etmesin. Kiralansın, bir çözüm bulunsun, Spahija'nın kafasındakine uyan bir oyuncu alınsın. Bu şekilde devam etmenin hem oyuncuya hem de takıma zararı var. Top 16'ya kadar idare olabilir, sonra Top 16 göremeyen takımlara bakılabilir, kıta dışına çıkılabilir. Fenerbahçe Vidmar'ı kullanmalı ama yapmıyor. Eyvallah, koç tercihine saygı diyeceksek de o zaman tercihe uygun malzeme olsun; bu malzemeyle o yemek çıkmıyor işte. Thabo ve James'i 4 ve 5'e devşirerek bu iş sonuna kadar gitmez.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son konu da koç ve takım yapısıyla ilgili... Fenerbahçe mental olarak güçlü oyunculardan kurulu bir takım değil. Başta oyun kurucusu olmak üzere tüm oyuncular başı okşanmaya, işlerin iyi gitmesine muhtaç isimler. 1-2 ısrarcı isim dışında maalesef kimlik bu. Basketbolu, bu seviyedeki oyunun doğrularını Fenerbahçe'de öğrenmeye çalışan isimler de var, Curtis ve James gibi, bu da kritik bir konu. Bu takımın, takım içi kriz yönetimi şansı da pek yok, koçunun da iyi bir lider olmadığı düşünülürse işi zor. İvme kazanması lazım ama yine de bu kimlik, büyük hedefler için insana güven vermiyor. Çok can yakar potansiyeli itibariyle ama çok da canı yanar. Ukic biraz toparlanıp Bojan da pasını atarsa o üçlünün etrafında şekillenen bir takım, her ne olursa olsun, önemli ve yaratıcı hücum silahlarına sahip demektir. Ama "güven veriyor mu?" diye sorarsanız, onun cevabı hiçbir zaman "evet" olmaz. Koç için "iyi bir lider değil" diyerek salladık, maç içi birçok tercihini anlamakta güçlük çektiğimizi de belirtmek gerek. Bu satırları zamanında Tanjevic için de yazmıştık ama orada, çoğu zaman doğru bulmamakla birlikte kendi içinde "oyuncu gelişimi vs." odaklı bir mantık görebiliyorduk. Spahija'nın birçok hamlesi bundan oldukça uzak, üstelik takımı daha iyi tanıdığını-tanıyacağını düşündüğümüz bir senede bunları yaşamak son derece can sıkıcı. Bir de komplo teorisinden öteye gitmeyecek "takım mutsuz" iddiam var ama onu da sonraya saklayalım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burayı okuyanlar bilirler, ben maç sonlarında hiçbir zaman "ilk 10 dakikayı şöyle, sonraki bölüm böyle oynadık ve kazandık ya da kaybettik" diye yazmam, hatta çoğu yazıda skor ve istatistik bile geçmem. Bu biraz da, işten ayrılan birinin attığı veda mailine&amp;nbsp; ve mailin içeriğindeki "e-mail adresim şudur" kısmına benziyor; yahu bana ulaşacak, ulaşmak isteyecek kişide zaten mailim ve telefonum vardır, yazmam ki tekrardan. Bu mantıkla, maçı izlememiş, izleyemese de skoru öğrenememiş kişi zaten buraya uğramaz, o nedenle yazmıyorum&amp;nbsp;(niye bu kadar uzattıysam). Neyse, konuya dönelim. Bu yazıda da Bilbao maçına özel satır sayısı azınlıkta kalacak. Ama maçı getiren hamlenin '4 kısa' ve 'hareketli 5' olması ve yazıda da bahsettiğimiz Curtis'in 'ekstra tercih ve katkısı' çok önemli işaretler. Aynı şekilde, istatistik kağıdından net bir şekilde okunabilen asist üzerinden sayı azlığı ve tam tersi, top kaybı fazlalığı da can sıkıcı konular. Üstelik rakibin sezon başlangıcına göre iyi durumda olmaması (Hervelle-Mavroeidis gibi oyuncuların takıma tekrardan monte olma sürecinin sancılar ve EL oynama tecrübesi de etken sayılabilir), kritik bölümleri bir İspanyol'dan beklenmeyecek kadar kötü oynamaları da galibiyette önemli etken(di). Bireysel olarak Thabo'nun skor katkısı düşüşünü telafi eden Bojan yükselişi, Ömer'in&amp;nbsp;son bölümdeki 2 yönlü performans ve tabii ki Curtis'in yaptığı 'acayip' işler dün geceye ilişkin altı çizilmesi gerekenlerdi...&amp;nbsp;Haydi size bir güzellik yapayım, satır arasında da olsa 73-70 biten maçın istatistiklerini, bloglarını yeni açan okurlarımız için &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.euroleague.net/main/results/showgame?clubcode=ULK&amp;amp;gamecode=39"&gt;şurada&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; geçmiş olayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen hafta Twitter'da Beşiktaş maçına ilişkin "Fenerbahçe tempo kontrolünü rakibe vermemeli, evet, ama durağan oyundaki alternatifsizliği ve parkede en etkin halinin iyi ribaund-tempo ve Emir kaynaklı yaratıcılık olması, kontrol oyunu için bir ikilem" demiştim. Yani Fenerbahçe, özellikle içeride tempo ile beslenen takımların vurup geçmesine izin vermiyorken aynı zamanda ribaund kaynaklı hücumları da kullanarak skor üretiyor olmalı. Bu dengeyi yakaladığı her maçta ve her anda etkili olur-oluyor.Bizim 'sistem takımı olma yolunda' dediğimiz Fenerbahçe, eldeki malzemeyi mutfakta bambaşka kullanmaya çalışıyor, o zaman da insan ya malzemeyi ya da aşçıyı sorguluyor. Burada yazdıklarımız ortada, yaz boyunca "sabır" diyen biri olarak gördüklerimin, görmeyi beklediklerimden oldukça farklı olduğunu belirtmem gerekiyor. Mutfağa malzemeyi seçen de aşçı olunca, "Yemekteyiz" programına dönüyor aşçı eleştirileri... Bu takım neyi iyi yapacak ve bunu kimlerle yapacak, buna karar vermesi ve gerekirse, buna göre kısa vadede fark yaratacak aksiyon alması gerekiyor. Engin döndü, hazır olmaya çalışıyor; Mirsad dönüyor, ikisi de bir aksilik olmazsa Top 16'da verim verecek duruma gelirle ve bu da takıma yansır. Thabo-Marko değişikliği Aralık ayında gelir, Ukic de kuvvetlenir ve daha iyi olur. Fenerbahçe seviye atlar, bu kadar sancılı gitmez işler. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Özetle; galibiyet iyi ve çok gerekliydi. Ancak ağızlarda bırakılan&amp;nbsp;tat yine buruk, benim hafta sonu kız isteme töreninde içtiğim tuzlu kahveden hallice, tereddüt hali sabit. Cantu maçı nefes alma vesilesi, kazanılırsa 'kara görünür'. Ama Fenerbahçe "kötü oynarken de kazanmak önemlidir" cümlesinden fazlasını istiyorsa, yapması gereken işler var. Yine de, özellikle takım kimliğinden bu denli şikayetçi olduğumuz bir dönemde, son bölümde yakalanan seri ile gelen deplasman galibiyeti ilaç gibidir. Yüzler biraz güler, sinirler biraz yatışır. Olamaz mı? Olabilir...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7788280336047971895?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7788280336047971895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/kazanmay-hatrlamak.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7788280336047971895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7788280336047971895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/kazanmay-hatrlamak.html' title='Kazanmayı Hatırlamak'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Xg3TZkg8qQc/TrvVXk4ExNI/AAAAAAAAC1Q/4ZPgsT-qnis/s72-c/imagen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8241648238263625777</id><published>2011-11-02T10:57:00.001+02:00</published><updated>2011-11-02T10:57:06.354+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Nancy Maç Yazısı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-vwtMgFzl9fc/TrEEAas_h0I/AAAAAAAAC1E/A2WpBVXh-tE/s1600/euroleague_1238540500.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-vwtMgFzl9fc/TrEEAas_h0I/AAAAAAAAC1E/A2WpBVXh-tE/s320/euroleague_1238540500.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;156-23 Nancy kazanır. Gelmeyin, izlemeyin ki zaten bu konuda tavsiyeye ihtiyacınız da yok, biliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8241648238263625777?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8241648238263625777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/nancy-mac-yazs.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8241648238263625777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8241648238263625777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/11/nancy-mac-yazs.html' title='Nancy Maç Yazısı'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-vwtMgFzl9fc/TrEEAas_h0I/AAAAAAAAC1E/A2WpBVXh-tE/s72-c/euroleague_1238540500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4605549581385648819</id><published>2011-10-28T11:31:00.001+03:00</published><updated>2011-10-28T11:31:20.887+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Sorun Var</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-V6Ti2lmmdWE/TqpnRKN8X0I/AAAAAAAAC00/RXTYg7rjmW8/s1600/neven-spahija-2010-11-24-15-40-35.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="205" src="http://3.bp.blogspot.com/-V6Ti2lmmdWE/TqpnRKN8X0I/AAAAAAAAC00/RXTYg7rjmW8/s320/neven-spahija-2010-11-24-15-40-35.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Takımda kimlik kaybı, karakter erozyonu; yıllarca üstüne konularak ve birçok sıkıntı çekilerek oluşturulan yapının değiştirilmesi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Eldekilerin kullanılamaması, var olanın da bu düzen ya da düzensizlikte değersizleşmesi; bazı oyuncuların halen ve bir türlü takıma dahil edilememesi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Maç içi korkunç tercihler ve kritik anlarda yanlış hamleler; bazı oyuncularla ilgili 'takıntı' derecesinde olduğunu düşündüğüm seçimler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Oyun aklı eksikliği, özellikle kırılma anlarının hep 'oyun aklı en düşük' tercihlerle&amp;nbsp;oynanması&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Buram buram kokan 'fark yaratacak oyuncu' eksikliği, o potansiyeldeki ismin sivriltilememesi&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Takıma daha çok yaklaşma, takımı daha iyi tanıma derken adeta takıma yabancılaşma&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Uzun vadeli plan noksanlığı, takım iskeletiyle ilgili endişeler, yerli oyuncu kayıpları&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Çoğu aslında kendi tercihleri kaynaklı sürekli memnuniyetsizlik ve mutlak mutsuzluk hali&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Geçen sene gerçekten, hem takım hem de etrafındaki organizasyon olarak belli bir noktaya çıkmış Fenerbahçe'nin 'kabullenen' ve 'sıradan' takım hüvviyetine bürünmesi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Kağıt üzerinde en ciddi ama aynı zamanda en sorunlu rakiplere kaybedilmesiyle gelen özgüven kaybı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- İlgi azlığı, buna vesile olan kombine-salon belirsizliği ve takımın gidişatı, buradaki kısır döngü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Mutsuz takım, mutsuz koç, mutsuz taraftar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Evet, şanssızlıkları da var; eldeki yerli oyuncu mirasının tükenmeye yüz tutması ve yaşanan sakatlıklar gibi. Bunlar da takımın kimliğini ve roller oturmasını etkiledi-etkileyecek. Ancak takımın daha iyi olabileceğine inanmak için öncelikle eldekilerin kullanılabildiğini görmek gerekiyor. Spahija şu anda yalnızca şikayet eder, mutsuz olur&amp;nbsp;ve mazeret üretir konumda. Maalesef, Ukic'in saha içinde kriz anlarını yönetemediğini düşündüğüm gibi Spahija'nın da kenarda benzer yönetimi gösterdiğini düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta formsuz dedik, bu hafta 'mutsuz' diyelim; ülke standartlarında devam edersek iki haftaya kadar üslubun 'ruhsuz'a kadar yolu var. Spahija'yı anlayamıyor ve daha da korkuncu, tanıyamıyorum. Çözüm önerim yok ama bu beraberlik güzel yerlere gitmiyor. Bu gidişle saçları Spahija kadar gür binlerce Fenerbahçe basketbolu meraklısı insan ortaya çıkar. Bunu yaz boyunca takıma inanan, sabır gösterilmesini isteyen biri olarak henüz Kasım başında ve maalesef rahatlıkla söyleyebiliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4605549581385648819?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4605549581385648819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/sorun-var.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4605549581385648819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4605549581385648819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/sorun-var.html' title='Sorun Var'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-V6Ti2lmmdWE/TqpnRKN8X0I/AAAAAAAAC00/RXTYg7rjmW8/s72-c/neven-spahija-2010-11-24-15-40-35.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5016845418694108561</id><published>2011-10-27T14:01:00.000+03:00</published><updated>2011-10-28T10:37:55.427+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Zorlu Deplasman</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu ara hem ülkede hem de kendi gündemimizde çok fazla şey üst üste geldi, iş yoğunluğunun yanına başka telaşlar da eklendi. O nedenle blogu ihmal ediyorum ve bir süre daha ihmal etmeye devam edeceğim. Ama hazır gündemden bir parça uzaklaşmışken kendi gündemimle ve yaklaşmakta olan zorlu deplasmanla ilgili kısaca yazayım istedim. Başlığı gören Olympiakos deplasmanı diye geliyordur biliyorum ama daha zorlusu da var:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Takriben 10 gün sonra zorlu bir deplasmana çıkacağım. Rakip, iç sahada oldukça etkili ve saha avantajını son derece iyi kullanıyor. Bu seviyelerde deplasmanda maç kazanmanın zorluğu da düşünülürse oldukça önemli bir mücadele olacak. Rakip tam bir savunma takımı ama etkili hücumcuları da var. Yabancı oyuncu oynatmıyorlar, tam bir 'aile' takımı hüvviyetindeler. Pota altında 'kız babası' ve 'baba yarısı amca' gibi etkili 2 uzuna sahipler ve o bölgeyi çok iyi savunuyorlar. 'Anneanne' ve 'babaanne' takımın tecrübeli isimleri, yıllardır bu seviyelerde mücadele ediyorlar. Maçın belli bölümlerinde ön alanda 'anne' ve 'teyze' ile baskı kurabiliyorlar, 'dayı' ise rakibin daha az görünen ama önemli işler yapan&amp;nbsp;isimlerinden biri...&amp;nbsp;Savunma çeşitliliği konusunda da elleri son derece güçlü, 'acı&amp;nbsp;kahve' burada başvurdukları en etkili silah ki yaptıkları tuz ve karabiber ilavesiyle dönem dönem savunmayı oldukça sertleştirebiliyorlar. Burada gelin adayının en yakın arkadaşına dikkat, kahvenin ve dolayısıyla savunmanın sertliğinde en acımasız isim olabilir. Takım olarak maçın hiçbir anında pes etmeyen, oldukça inatçı bir kimliğe sahipler. Hiçbir bölümde "tamam, kazandım" moduna girilmemeli, zira 'kız babası' son sözü söyleyene, yüzükler parmağa geçene&amp;nbsp;kadar iş bitmiş sayılmaz. Maçın başındaki gergin havadan etkilenmemeli, bilmemkaçlı kombinasyonlarla gelen "sizler nasılsınız?" sorularında oyundan kopmamalı, bozulmadan oyunun içinde kalmaya çalışmak lazım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Ben de rakibi iyi analiz ettim, aldığım önlemler var.&amp;nbsp;Anne ve baba tarafındaki ağzı laf yapan tüm akrabaları deplasman kadrosuna aldım ve rotasyonu geniş tutmaya çalıştım. Rakibi yoracak&amp;nbsp;tüm kombinasyonları çalıştım ve buna göre&amp;nbsp;sahaya sürüyorum; onlar rakip savunmayı yıpratırken ve ben de halıdaki desenleri sayarak rakibi uyuturken babama uygun pozisyon yaratıp&amp;nbsp;"Allah'ın emri..." ile başlayan cümleyi kurdurup maçı kazanmayı hedefliyorum. Babamın son derece çekingen biri olmasından ötürü, eğer TBF, EL ve FIBA yetkilileri izin verirse o hayati cümleyi dayıma kurdurtarak hücumu rahatlatmayı düşünüyorum ancak bu konuya rakipten itiraz var, sanırım babamın 1 hafta içerisinde ciddi gelişim kaydetmesini beklemekten başka çarem yok. Çiçek ve çikolata konuları da son derece önemli, bunlar da hücumda kullanacağım opsiyonlar, orada da hazırlıklar son aşamada ve sonucun olumlu olacağını umuyorum. Bu deplasmanda&amp;nbsp;kontrolün rakibin eline geçmesini engellemek, kahveden sonra öldürücü hamleyi vurup kazanmak gerek. Yüzük konusundaki tercihler de hücumdaki bir diğer artılarım olarak sayılabilir, onları da maçın gidişatına göre ilerleyen bölümlerde kullanmayı ve son noktayı koymayı düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre hazırlandık, muazzam konsantre olduk. Umarım bu maçı alıp hedefe bir adım daha yaklaşacağız. Hedef 2013'te ikili final, bunu yapacak gücümüz de, sevgimiz de var, inanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Sanırım büyüdük, hatta yaşlanmaya yüz tuttuk. Yukarıdaki yazıdan da anlaşılabileceği üzere gelecek hafta kız isteyeceğim. Bu cümleyi tekrar okudum ve (başıma bir şey gelmeyecekse) tekrar garipsedim. Fenerbahçe ve spor gündemi sağ olsun, nefes alacak vaktimiz olmuyor çoğu zaman ama bu gündemi de taşıyalım buralara, blog da boş kalmamış olsun. Hem mevcut durum itibariyle, Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı'nı yorumlamaktan daha keyiflidir diye düşünüyorum. Yazıya uygun görsel yok, en azından şimdilik. :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5016845418694108561?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5016845418694108561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/zorlu-deplasman.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5016845418694108561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5016845418694108561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/zorlu-deplasman.html' title='Zorlu Deplasman'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-127765692587676558</id><published>2011-10-20T13:23:00.000+03:00</published><updated>2011-10-20T13:23:47.631+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Vidmar'ın Suçu Ne?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-qxxKThFbvO8/Tp_2L4B3u5I/AAAAAAAACz4/_LOksMrkr-c/s1600/14314_501.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="220" src="http://3.bp.blogspot.com/-qxxKThFbvO8/Tp_2L4B3u5I/AAAAAAAACz4/_LOksMrkr-c/s320/14314_501.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Caja Laboral maç yazısında uzun uzun yazmıştım altını çizerek, ayrı olarak, dizi ismine gönderme yaparak da yazıyorum. G.Saray kupa maçında 50 dakikada yalnızca 16 dakika (2 faul), C.Laboral maçında 40 dakikada yalnızca 18 dakika (2 faul). Kadrodaki en sert uzun, oyunu da hamleleri de eskisi kadar ham değil, top elinde de patlamıyor. 1-2 iş daha var, onları da yapsa hepten seviye atlayacak ama yok. Nedir nedeni? Bilmediğimiz bir durumu mu var? Ama gerekçesi ne olabilir ki G.Saray maçında belli bir yerden oyuna hiç dahil edilmemiş olsun? Caja Laboral maçının 3. çeyreğinin ortasından sonra hiç oyuna giremesin? Nedir kabahati, eksiği, sorunu?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-127765692587676558?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/127765692587676558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/vidmarn-sucu-ne.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/127765692587676558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/127765692587676558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/vidmarn-sucu-ne.html' title='Vidmar&apos;ın Suçu Ne?'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-qxxKThFbvO8/Tp_2L4B3u5I/AAAAAAAACz4/_LOksMrkr-c/s72-c/14314_501.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4428896640594943277</id><published>2011-10-20T10:35:00.003+03:00</published><updated>2011-10-20T11:42:28.040+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Tatsız Fenerbahçe</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wjbnY9gYx9s/Tp_M_83ARLI/AAAAAAAACzw/H0OqqZeCXcI/s1600/78318_81_97821_81.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://4.bp.blogspot.com/-wjbnY9gYx9s/Tp_M_83ARLI/AAAAAAAACzw/H0OqqZeCXcI/s320/78318_81_97821_81.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fenerbahçe geçen sezonun başında ve ortalarına doğru yakaladığı seviyenin oldukça gerisinde. Bazı sorunlar kabul edilebilir ve öngörülüyordu zaten, bazılarının ise tahammülü zor. Öyle bir takım düşünün ki en skoreri 34 yaşındaki Ömer, en verimli oyuncusu sadece 16 dakika parkede kalmış, en yaratıcı iki ismi de oyunun içine hiç girememiş. Rakip de son derece sorunlu ve sıradan bir halde olunca bu mağlubiyet iyice can sıkıyor. Biraz daha detaylara girelim:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- "Bu takımın seti yok" fazla iddialı ve gerçek dışı eleştiri bana göre. Bu, Galatasaray maçını birlikte izlediğim, ailece sevdiğimiz bir arkadaşın cümlesidir: "Spahija oyunculara parkede fazla özgürlük tanıyor".&amp;nbsp;Peki bu mudur özgürlük?&amp;nbsp;Maçın her anında oyuna tutunma hamlelerin de dahil, bireysel, fazla zorlama ve çoğunlukla yanlış tercihler. Yanlış tercih doğru sonuç verirse oyundasın; yoksa, yoksun. Curtis&amp;nbsp;iki tane attı, 3.'yü kaçırdı. Atsa kahramandı ama nereye kadar? Ağızlarda çürük meyve tadı, akıllarda hep soru işaretleri, karakter sorunu. Üstelik bunu yapan takımda topa çok iyi hükmedebilen, fiziksel özellikleri itibariyle çok farklı şekillerde kullanabileceğin, ciddi de şut tehdidi olan isimler varken... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Belli bir süre yalnızca Thabo'nun savunma direnciyle ayakta kalmaya çalıştı Fenerbahçe. Öyle bir takım düşünün kü Teletovic'i en iyi Sefolosha ile savunabildi. Çok acı... Kimse "Hazır değiliz, Caja Laboral gibi bir takıma da tek topla kaybettik" demesin, rakip senden çok daha sorunlu. Elle tutulur bir tek Teletovic vardı, Prigioni de nostalji gününde olup ona eşlik edince&amp;nbsp;iki adamla maç alıp gittiler. Teletovic'ten bağıra çağıra 23 sayı yedin, yine... San Emeterio-Oleson-Williams üçlüsünden yalnızca 16 sayı bulabildiler, düşünün. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Gist de Vidmar da kolay faul alabilen oyuncular(dı). Şimdi yeni uygulamalarla iyice zorlanıyorlar. Gist'in muadili Kaya; al sana bir kaya,&amp;nbsp;nerene dayarsan daya (özür, sinirlendim)...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Yalnızca&amp;nbsp;beş asist sayısı var Fenerbahçe'nin. Üşenmedim, baktım. 2006-2007 sezonunda beri bu sayının yalnızca Napoli deplasmanında (kazanılan maçta) altına düşülmüş&amp;nbsp;dört asist ile. 2007'de Aris'e içerde 60-59 kaybedilen Top 16 maçında altı, 2008'de deplasmanda 90-70 kazanılan Olimpija maçında 6 asist var. Spahija'nın döneminde ise en düşük rakam geçen seneki Cibona deplasmanında (yine kazanılan maçta) yedi. Farkın 40'lara dayandığı Siena ve Barcelona deplasmanlarında da, içeride 48 sayıda kalınan CSKA maçında da bu rakamların üstüne çıkılmış. Bu bağlamda&amp;nbsp;beş asist bir rekor sayılabilir, tebrikler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- F4 hedefiyle yola çıkıyorsun ve oyunu çözmek, hücumu çeşitlendirmek için kullandığın uzunun Oğuz. Savunma zaafiyeti nedeniyle ödün veriyorsun bazı şeylerden. Eğer onu düzgün ve istikrarlı bir şekilde kullanmaya çalışsan eyvallah ama onu da yapmıyorsun. Oğuz parkede ama ne için? Ne verebiliyor? O zaman Gasper niye o kadar uzun süre (yine) kenarda? Biz "bu takımın en kıymetlisi Vidmar'dır, Fenerbahçe onu pamuklara sarıp saklamalıdır" dedikçe koç aksini kanıtlamaya çalışıyor. Üstelik benim anlamadığım, Gappy artık eskisi kadar topun elinde öldüğü, kafasını kaldıramayan, topu dışarı çıkaramayan ve hücumu bitiremeyen bir oyuncu da değil. Rakibi durduruyor, ribaund çekiyor, skor üretiyor, faul problemi de yok. Nedir bu tercihin nedeni?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Bojan'ın bu üst üste ıskaladığı 2. maç etti. Galatasaray maçında içeriden fizik avantajını kullanarak bulduğu sayılar dışında da ritm bulma sorunu yaşamıştı, yani aslında zorlarsan "3 etti" diyebiliriz. Evet, Cibona sonrası rol geçişi zorluğu olabilir, bir yere kadar kabul. Ama bu şekilde kullanmaya devam edersen verim alabileceğin emin misin? Dün Emir'i de sokamadın oyuna; tamam oyuncuların günü olmayabilir ama koçun da oyuncuyu oyuna dahil etme gibi bir misyonu olmalı, değil mi?&amp;nbsp; Emir + Bojan = 2. Bu formülün sonucu net: Böyle maç kazanamazsın.Üstelik, eldeki guardların ve aslında diğer oyuncuların özellikleri itibariyle de Emir'in yalnızca skor bulma gibi bir misyonu da yok, takımın 2. ve belki de asıl beyni. Oyunda bir türlü yok...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Gist'in&amp;nbsp;dört tane üç sayı denemesi var. Partizan'dakinden, hatta daha öncesine de giderek İtalya'dakinden "daha az dış şut kullanır, daha seçici olur" derken, geçen seneki Partizan ortalamasının da üstüne çıkarak başladı, el üstü kullandığı zorlama toplar da var. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Fenerbahçe'nin maç sonu oynayacak oyuncusu yok. Bu adam Ukic değil, bu adam Bojan değil, bu adam iyileşip döndüklerinde Tomas ya da Mirsad da olamaz. Bu adam, olsa olsa Emir olur; o da (bu maç özelindeki sorunları gözardı ederek konuşuyorum) halen maç içi iniş-çıkışları azaltamadığından ve halen hamlık kokan tercihler yapabildiğinden "100% güven veriyor" desek yalan olur. İşte bu noktada, sezon başında yapılan "Bojan yerine daha üst seviye bir adam alınabilir miydi?" eleştirisi devreye giriyor; misal: Eidson. "Bak,&amp;nbsp;bir maçta söylediklerini yuttu, eleştirmeye başladı" demeyin. Ama 'düzen takımı olacak' dediğimiz ekip böyle oynadığı sürece, bu eksiklik daha da fazla hissedilecek.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Burada yazdıklarımın bir kısmı zamanla daha iyi olabilir. Daha seçici, hücumda daha akıcı, rollerin daha net olduğu ve daha derli toplu bir takım... Bunlar zamanla olabilecek şeyler, zaten sancılı başlayacağını da tahmin ediyorduk. Tabii zaman da 'sabır' ile fazlasıyla ilintili, ne kadar sabır gösterilebileceği önemli zira zamanla da yarışmak&amp;nbsp; durumundasın. Ama özellikle koç kaynaklı yanlış tercihler fazlasıyla can sıkıcı, can yakmaya başlıyor. Sene başında "istediği takımı kuruyor, bu sene artık tamamen onun takımı olacak, biz de ona göre değerlendireceğiz" demiştik. Şimdilik "takım gibi Spahija da formsuz" desek, geçsek, beklesek. Ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki koç 'formsuzluğu' oyuncu ve takım formsuzluğundan çok daha tehlikeli. Koç da formsuz, takımı da...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;- Son olarak iyice karamsarlık yapalım: Fenerbahçe bir maçtan fazlasını bıraktı bana göre burada. Eğer takım içinde görüş "Top 16'ya 4. olarak da gitsem sorun olmaz" ise şimdiden söyleyeyim, yok öyle bir dünya. Kaçırdın, kaçırdın. Olympiakos'u Bilbao deplasmanında izleyip göreceğiz ama bu takım, tahmini Olympiakos karşısında Pire'den galibiyetle dönemez. Çok daha fazlasını yapmaları lazım. G.Saray maçı hazırlık, Caja Laboral daah ilk sınav, Olympiakos'a hazır değiliz vs... Biraz hızlı ol şampiyon, tren kaçmasın; rakipler ve akrep ile yelkovan beklemiyor. Yolun da çok uzun, maalesef...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Not: Fenerbahçe taraftarına diyecek sözüm yok, ben konuşmaktan, anlatmaktan yoruldum. Gelecek hafta Galatasaray'ın oraya toplayacağı taraftar sayısını görünce utanılır belki diyeceğim ama sanmam. Bu arada salonda, taraftar sayısı için "6 bin küsür" anonsu yapıldı ama külliyen yalandı. EL istatistik kağıdında 3500 gözüküyor ama bana göre o bile fazla olabilir. Takımla birlikte taraftar da yine kaybetti. Kulübe düşen görev için yapılanlar hakkında da konuşmak istemiyorum ama, bu maç için resmi sitesinden bir önceki yazıda bahsettiğimiz görsel ve içeriği kullanan kulüp de daha fazlasını hak etmiyor. Kimse kusura bakmasın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4428896640594943277?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4428896640594943277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/tatsz-fenerbahce.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4428896640594943277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4428896640594943277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/tatsz-fenerbahce.html' title='Tatsız Fenerbahçe'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-wjbnY9gYx9s/Tp_M_83ARLI/AAAAAAAACzw/H0OqqZeCXcI/s72-c/78318_81_97821_81.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8685394709782690854</id><published>2011-10-18T20:11:00.001+03:00</published><updated>2011-10-18T20:13:07.102+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Kadın Basketbol'/><title type='text'>Olmuyor.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-viE_x27e_es/Tp2xetxXWrI/AAAAAAAACzo/0LWqpFsxrhk/s1600/Untitled.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-viE_x27e_es/Tp2xetxXWrI/AAAAAAAACzo/0LWqpFsxrhk/s320/Untitled.png" width="304" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha önce kafamdakini, kalbimdekini, ne yapmak istediğimi detaylı bir biçimde yazdıktan sonra daha fazla üsteleyerek antipatik gözükmek istemiyorum ama resmi sitenin durumunu yazmadan da olmuyor. Ben değilsem başkası ama lütfen, birileri bu işi daha iyi yapsın demiştik;&amp;nbsp;durum ortada. Takım(lar) Euroleague'de ama kulüp iletişim araçları halen amatör kümede bile değil. Haberin içeriği de felaket ama öyle bir görsel kullanılmış ki içeriğe bakamıyorsun bile. Nedir bunun gerekçesi, nedir bu özensizliğin açıklaması? Sen bu şekilde mi çekeceksin tribüne taraftarlarını? Sen daha 1 görsel koyup 2 satır yazmayı beceremiyorken nasıl yöneteceksin milyonların ilgisini? Yalvarıyorum, ne olursunuz bana birisi, şu resmin ve haberin veriliş şeklinin açıklamasını yapsın; lütfen... Gerçekten yoruldum, gerçekten; Fenerbahçe taraftarı olarak yoruldum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8685394709782690854?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8685394709782690854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/daha-once-kafamdakini-kalbimdekini-ne.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8685394709782690854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8685394709782690854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/daha-once-kafamdakini-kalbimdekini-ne.html' title='Olmuyor.'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-viE_x27e_es/Tp2xetxXWrI/AAAAAAAACzo/0LWqpFsxrhk/s72-c/Untitled.png' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2734921545889780879</id><published>2011-10-18T12:51:00.001+03:00</published><updated>2011-10-20T10:37:06.730+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Rakip: Caja Laboral</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-KWzVbDXIK2E/Tp1L9jZnkBI/AAAAAAAACzg/RUFPATCF86E/s1600/54b2898ec079ccfee17004e80d657300-getty-basket-euroleague-khimki-caja-laboral.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="255" src="http://4.bp.blogspot.com/-KWzVbDXIK2E/Tp1L9jZnkBI/AAAAAAAACzg/RUFPATCF86E/s320/54b2898ec079ccfee17004e80d657300-getty-basket-euroleague-khimki-caja-laboral.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında onlarla tanışıklığımız 98-99 sezonunda başlıyor, uzun süredir EL'de mücadele edilse de hiçbir zaman o 'Dream Team'in tadı damaklardan silinmedi, o sene karşılaşılan rakiplerin de öyle... O zamanlar Bask ekibinin sponsoru 'Tau Ceramica' idi, biz de öyle tanıdık kendilerini. Çok üst düzey bir takım değillerdi ama Angulo, Juan Espil, Rusconi, Beric, Elmet Bennett, hatta Garbajosa vardı kadrolarında... İspanya'da kaybedip İstanbul'da kazanmıştık, sonra bizden sekip ikinci turda Efes'e gitmişlerdi; maceraları da orada bitmişti...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Güzel takımdı Tau Ceramica, orada tanıdık ve sevdik, sonrası zaten hemen herkes için çok tanıdık, 90'ların sonunda muazzam bir çıkış ve istikrar...&amp;nbsp; Özellikle Güney Amerika pazarını tüm Avrupa'da belki de en iyi kullanan takım olarak sivrildiler; Nocioni, Scola, Prigioni ve Splitter gibi üst düzey oyunculara forma verip sivrilttiler. Yalnızca Güney Amerika nüfusundan bahsetmek doğru olmaz, ciddi bir Yugo kültürleri de olduğunu belirtmek gerek. Çok önemli oyuncular bu takımın formasını giydi, tek tek saymaya zaman yetmez. Ama tanıdık yüzlerden Rakocevic ve şu anda Fenerbahçe forması giyen Ukic de bunlardan bazıları (Tomasevic, Macijauskas, Calderon, Drobnjak vs., isimleri bulunsun). Parantez açıp, Kaya'nın da bu formayı giydiğini belirtiyor, parantezi kapatıyorum. Yaptıkları ve bunları nasıl başardıkları takdire değer, aynı zamanda (aslında birçok İspanyol takımı için bu geçerli ama) arkalarında da çok sadık ve bir o kadar da basketbolu bilen, iç saha avantajını çok iyi kullanmalarını sağlayan bir taraftar desteği de söz konusu... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;İyi bir takım, iyi bir organizasyon, iyi bir akademi Bask ekibi. Yakın dönemde de sıklıkla karşı karşıya geldik. Splitter-Rakocevic ikilisini kaybettikleri 2009 senesinden sonra eskisi kadar lezzetli takım olamadılar desem yeridir; bunu Huertas ve&amp;nbsp;San Emeterio gibi oyuncuların varlığına ve elde edilen 2010 yılındaki şampiyonluğa rağmen söylemek garip gelebilir ama bu gözlerin gördüğü durum budur. Yine de Caja Laboral'in, her şeyden önce, kocaman ve saygı duyulması gereken bir EL kültürü ve geçmişi var. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Mevcuttaki kadrolarına bakınca, aslında uzun yıllar en büyük kozları olan uzun oyuncu gücünü yitirdiklerini görüyoruz. Sene sonunda Efes'e Batista-Barac ikilisini kaptırmaları bunun en büyük nedeni elbette ama, uzun oyuncularla oynamayı muazzam başarabilen Huertas'ın kaybı da, eski dost Prigioni'nin gelişine rağmen bunda bir faktör. Şu anda eldeki oyuncuların da sorunlu olmaları (Seraphin hem lokavt oyuncusu hem de koçla problem yaşıyor, Dorsey de sakat) Ivanovic'in elini iyice zayıflatıyor. Teletovic'e çok yük biniyor, Milko Bjelica da oldukça yumuşak bir oyuncu. Uzun lafın kısası, Caja Laboral pota altı olarak belki de Fenerbahçe'den daha sorunlu (evet, cümleyi kurarken ben de garipsedim). Diğer önemli bir konu da Rakocevic sonrası oraya bir atıcı koyamamaları. Ne doktorlar, ne mühendisler ile bunu deneseler de ilaç olmadı; Logan, C.English ve Brad Oleson bu isimlerden bazıları ancak bir türlü olmadı. Sezona iyi giren Oleson halen o istikrardan ve o güveni vermekten uzak, Reggie Williams sakatlık sorunu yaşıyor, dolayısıyla Bask ekibinin bu parçası da pek sağlıklı işlemiyor. Henüz taşlar tam olarak yerine oturmamış durumda onlarda, hele ki yukarıda bahsettiğimiz sorunları yaşarlarken, bu seviyede bir takımı yakalamak ciddi şans.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Temel sorunlardan bahsettik ama önemli artılarının da altını çizmek gerek. 'Artı' demişken, ilk olarak elbette San Emeterio geliyor. İspanyol oyuncu belki 'süper yıldız' olarak anılmıyor ama olsun, o, takımı için son derece kıymetli, her işi yapan isim. Takımın bayrak ve sembol oyuncusu konumunda. Her ne kadar kendisi hakkında sevimli duygular beslemesem de Teletovic, 20+ silahı cebinde olan bir oyuncu, hele ki Fenerbahçe gibi bu tip oyuncuları savunma konusunda sabıkalı takımlara karşı (2008'de İstanbul'da kaybedilen maçta bunu yapmıştı misal, özellikleüzerinde Kaya'nın olduğu dakikalara dikkat). Son not da potansiyelli ancak bu takımı 'asıl adamları' olarak anılmayan, lakin 'ekstra isim olma' konusunda sıkıntılı oyunculara gelsin: burada Pau Ribas, Nemanja Bjelica ve genç guard Heurtel'e dikkat. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Rakibin form durumu hakkında da not: Lig başında kupada Bilbao'yu deplasmanda geçip Barcelona'ya kaybettiler. Ligde ise geçtiğimiz hafta Zaragoza deplasmanında oldukça kötü bir oyunla farklı mağlup oldular. Ligde 3'te 2 yaptılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'nin mutlaka kazanması gerekiyor. Takımın ve yetkililerinin dilinde "EL'yi farklı oynayacağız" sözü düşmüyor, bakalım ne kadar gerçeklik payı var. O ışığı yakıyorlar aslında, hem ligde hem de oynanan kupa maçlarında dönem dönem ısırgan oldular, çok kısa dönemler de olsa... İşin savunma bacağında bir vites yukarı geçmeli takım, zaten genel olarak bu tipte oyunculardan kurulu bir ekip var; savunması yumuşak diye eleştirdiğimiz Bojan bile daha fazlasını verebilir, isterse. Ukic halen tam olarak hazır değil, Curtis'i de çok konuştuk. Dolayısıyla en sıkıntılı pozisyon orası gibi gözüküyor ama hepsi daha fazlasını verebilir. Vites arttırma konusunda ümitsiz olduğum tek isim Oğuz, onda da umarım yanılırım lakin çok kötü durumda. Bu maçta Fenerbahçe için anahtar kelime: istemek. Taraftarıyla, takımıyla, koçuyla... İsterse kazanır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2734921545889780879?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2734921545889780879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/rakip-caja-laboral.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2734921545889780879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2734921545889780879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/rakip-caja-laboral.html' title='Rakip: Caja Laboral'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-KWzVbDXIK2E/Tp1L9jZnkBI/AAAAAAAACzg/RUFPATCF86E/s72-c/54b2898ec079ccfee17004e80d657300-getty-basket-euroleague-khimki-caja-laboral.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4234007641849896487</id><published>2011-10-18T09:30:00.000+03:00</published><updated>2011-10-20T10:37:22.878+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Hoş Geldin Andrei</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DTdDVDhDk-A/Tp0clC5l0xI/AAAAAAAACzY/q7Z1fasL2pE/s1600/andrei-kirilenko-cska-moscow.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-DTdDVDhDk-A/Tp0clC5l0xI/AAAAAAAACzY/q7Z1fasL2pE/s320/andrei-kirilenko-cska-moscow.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Özlediğimiz lige kavuştuk, Avrupa'nın en keyifli basketbol&amp;nbsp; organizasyonu başladı. Açılışta, eksiği bu denli az bir takım görmek hem iyi hem de kötü. "Henüz hazır değil" dediğimiz ve eksiklerini saydığımız fazlasıyla takım varken CSKA'nın yaptıkları, yapacaklarının teminatıydı adeta... Peki neler yaptılar?&lt;br /&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu takımın ne olduğuna, ne olacağına ilişkin üzerine fazla bir şey konuşmaya gerek bırakmayacak yazının 5 Ekim tarihinde İsmail Şenol tarafından&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.ntvspor.net/yazar/ismail-senol/669/ruya-takim"&gt;şurada&lt;/a&gt; yazılmışı var. Bir kere, her şeyden önce, inanılmaz bir fizik üstünlükleri var. Kadroları için 'geniş' demek küfür gibi, başka bir şey onlarınkisi, adı konamaz... Top ve alan paylaşımı, üstelik henüz Ekim ayında, yolun başındaki bir takım için muazzam. Bütün oyuncularının şut tehdidi, buram buram basketbol zekası kokan eller var. Hani bu kadar iyi işleyen hücum çarklarının durdurulması çok zor ama biri buna yeltense bile, o zaman da devreye 'yaratıcılık' giriyor ki bu da rakipler için hiç çekilmiyor. Hani bu kadar üst düzey oyuncular, büyük isimler var diyorsun; insan 1-2 topun zorlama, düzen dışı ve saçma kullanılmasını bekliyor, o da yok. 5. saniyede kaldırıp atma özgürlüğü bir tek Teodosic'te var, o da bu düzen içerisinde mümkün olduğunca az ve sırıtmayacak seviyede oluyor. &lt;br /&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her şey iyi güzel, takım muazzam ama 2 oyuncuya ayrıca parantez açmak gerekiyor. Birincisi elbette Kirilenko. Açık konuşayım, yaz başında Fanatik Gazetesi'nde adı geçtiğinde "Ne durumda ki, gelse ne olur ki acep?" benzeri cümleler kurmuştum, kendimden utandım. Evet, son durumunu çok iyi bilmiyordum ama bu kadarını da beklemem mümkün değildi. Gözü dönmüş Kirilenko'nun, 20 yaşındaki kadar aç ve konsantre, takım için her şeyi yapıyor. Bu seviyede bir oyuncunun, üstelik fizik olarak bu seviyedeyken ve bu denli açken, tek başına fark yaratmaması mümkün değil. 17 sayı, 15 ribaund, 5 asist, 4 blok. Kimse kusura bakmasın ama, Kirilenko bu durumdayken ve böyle oynarken, bu takımı geçme hedefini kimse kolay kolay dillendiremez; ne Barcelona ne de PAO...&lt;br /&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Diğer isim Shved, severek izliyoruz. Yaş 23, Holden'ın penetreci, Langdon'un soğukkanlılık özelliklerini almış, Rusya hamurunda yoğurmuş. Hem top paylaşımına hem de takımın hücum portföyüne katkısı büyük, onunla (ve elbette Teodosic'le) birlikte Langdon-Holden sonrası geçiş çok daha az kanlı. Bu kadar önemli oyuncuların arasında 20 dakika ve üzeri süre alması çok önemli gösterge. Uzun süredir bir Rus oyuncu bu kadar heyecan vereci gelmemişti bana, sanırım Shved'e karşı boş değilim.&lt;br /&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonuçta CSKA müthiş bir giriş yaptı EL'ye, gözdağı verdi, korkuttu. Sanırım F4'ten bahsederken artık 'Son Dört bileti' dememek, en azından birini rezerve etmek gerekiyor. Eğer Kirilenko buralarda kalıcı olacak ve dün gördüğümüz açlıkta sezonu geçirecekse, zaten birçok takım için bu durumdan keyif almaya çalışmaktan fazlası gelmiyor elden. Öyle bir takım düşünün ki Krstic'ten, Siskauskas'tan, Khryapa'dan tek kelime bahsetmeye gerek kalmadı. Gerisini siz düşünün.&lt;br /&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hani halen maçın sonucunu bilmeyen ve "Ulan ne yapmış ki Kirilenko?" sorusunun cevabı için EL resmi sitesine gitmeyen varsa skor ve istatistik &lt;a href="http://www.euroleague.net/main/results/showgame?gamecode=5"&gt;şurada&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4234007641849896487?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4234007641849896487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/hos-geldin-andrei.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4234007641849896487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4234007641849896487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/hos-geldin-andrei.html' title='Hoş Geldin Andrei'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-DTdDVDhDk-A/Tp0clC5l0xI/AAAAAAAACzY/q7Z1fasL2pE/s72-c/andrei-kirilenko-cska-moscow.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2854175529926424719</id><published>2011-10-17T23:00:00.001+03:00</published><updated>2011-10-17T23:00:50.153+03:00</updated><title type='text'>10.000 Fenerbahçeli Aranıyor</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-VBUL78uAchA/TpyJB-R7ouI/AAAAAAAACzE/JrADZpX0Xr0/s1600/taraftar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-VBUL78uAchA/TpyJB-R7ouI/AAAAAAAACzE/JrADZpX0Xr0/s1600/taraftar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca işler iyi giderken, takım parıldarken ya da kağıt üzerinde tatmin edici olduğunu düşündüğü kadro gördüğünde değil, Fenerbahçe'yi sevdiği için, Euroleague'de oynamanın kıymetini bildiği için, basketbolu sevdiği için salona koşan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım 2 sene önce 1000 kişiye oynarken içi acıyan, geçen sene onbinler önünde oynayan takımı görünce "ben yıllardır neredeymişim" diyen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eleştirmeyi bilen, ancak eleştirmeye harcadığı emeğin bir kısmını da takıma tribünde destek vermeye harcayabilen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece 'kazanan takım' görmek için değil, kazanmak için savaşan takıma destek olmak isteyen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır istikrarlı bir şekilde verilen emekleri 1-2 derbi mağlubiyetiyle silip atmayacak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımına kızacaksa da bunu tribünde yapacak, takımının emek vermesini isteyecekse öncelikle kendisi tribünde emek verecek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakibini bilen, tanıyan ve ona saygı gösteren; kendi takımına, en azından diğer takımların dışarıdan bakıp saygı gösterdiği kadar saygı gösterebilen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eleştirirken eldekini de yakıp yıkmayan, değersizleştirmeyen, kıymetini bilen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanal ortamlara harcadığı mesainin çok daha azını Abdi İpekçi'nin kırmızı koltuklarında harcamaya gönüllü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dörtlü Final'e giden yolun öncelikle içeride maç kaybetmemekten geçtiğini bilen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'ın yağmurunu, çamurunu, karını, kışını, trafiğini,&amp;nbsp;Abdi İpekçi'nin yerini ya da etrafını&amp;nbsp;dert etmeyi, bahane üretmeyi bırakıp yola koyulan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç seçmeyen, Türkiye'nin ve dünyanın en büyük taraftar kitlelerinden birine sahip olduğu iddiasının hakkını veren,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca derbi maçlarda rakibe nefret kusmak için değil, başarının kokusunu aldığı için değil,&amp;nbsp;amatör branşları gerçekten sahiplendiğini göstermek için tribüne koşan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 milyonluk koca şehirde sadece '10.000 Fenerli' aranıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyan, gören, bilen ya da kendisini öyle hisseden, Çarşamba günü Caja Laboral maçı için Abdi İpekçi'ye koşsun. Lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yapamıyorsak, o gün o salona, gruptaki en önemli rakibine karşı, üstelik senden belki de daha sorunlu durumdalarken gelmeyi görev bilmiyorsak, kusura bakmayın ama bu işi yapmayalım. Dörtlü Final İstanbul'da, takımın bu yolda, üstelik bu sene ezeli rakibin de kalite olarak sana yakın ve burada da yanı başında. Yapamıyorsak, yapmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının benzeri, 500 kişi için kadın basketbol maçı hakkında da yazılabilir. Toplasan o gün, 19 Ekim Çarşamba günü için, on küsür bin Fenerbahçeli aranıyor. Çok mu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2854175529926424719?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2854175529926424719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/10000-fenerbahceli-aranyor.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2854175529926424719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2854175529926424719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/10000-fenerbahceli-aranyor.html' title='10.000 Fenerbahçeli Aranıyor'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-VBUL78uAchA/TpyJB-R7ouI/AAAAAAAACzE/JrADZpX0Xr0/s72-c/taraftar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8199122726587841609</id><published>2011-10-17T16:16:00.002+03:00</published><updated>2011-10-17T19:08:55.986+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague - D Grubu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-c9VhWFY4GJU/TpxTBLyNgyI/AAAAAAAACy8/nFxIKWezMXE/s1600/78205_81_97801_81.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-c9VhWFY4GJU/TpxTBLyNgyI/AAAAAAAACy8/nFxIKWezMXE/s320/78205_81_97801_81.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664493711133606690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ülke basketbolseverleri için, Barcelona ve Siena'nın türlü fanteziler yapması beklenen bu grup, aslında G.Saray'ın Rytas'ı geçmesi ile birlikte değer kazandı. Sarı-Kırmızılı ekip için de ideal kura oldu aslında, her ne kadar önlerinde çok ciddi bir ikili olsa da üçüncülük hedefini yüksek sesle dillendirebildikleri bir 'altılı'da yer almak onlar adına kabul edilebilir olsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun net favorisi Barcelona, çok korkutucu gözüküyorlar. Mickeal'in dönüşü ve Eidson-Huertas takviyeleri ile birlikte rüya bir rotasyon kurdular: Huertas-Sada-Navarro-Eidson-Mickeal-Ingles-Rabaseda. Daha iyisi olur mu, nasıl olur, bilmiyorum. Haklarında uzun uzun yazmayacağım ama Rubio'dan sonra Huertas çok net 'upgrade', bunu belirtmek lazım. Artık takımın beyni ile organları arasındaki iletişim daha sağlıklı; aklın yapmak istediğini eller de yapabilir durumda. Buram buram tecrübe, buram buram kalite kokuyor bu takım; son derece oturmuş bir ekip olmaları da cabası. Kısalardaki takviyeleri yazdık, uzunlarda ise Morris çıktı, Wallace girdi; kafiyeli de hem... Salonun girişine "tek rakibim CSKA, biraz da PAO" yazmalarının önündeki tek engel koç Pascual ki o da ciddi engel aslında. Obradovic ya da Blatt gibi koçlar oradaki hamle üstünlüklerini kullanarak kadro farkını kapatıp avantaja dönüştürebilirler, dönüştürebiliyorlar. Yine de rakiplerin bu takımı "yenilebilir" göstermeye ihtiyacı var ki o da kolay değil, kazanmak istediği her maçı kazanabilecek bir takım havaları var.  Bu hafta ligde Cajasol'e kaybettiler ama bahsettiğim sinyal için daha önemli, daha büyük bir maçta kaybetmeleri gerek; onlar kaybedene kadar halen en iyisi durumundalar, en azından bu grupta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Net favori'nin takipçisi Siena, aslında sene başı hamleleri ile bende soru işaretleri bırakmışlardı. Eze-Rakovic sonrası gelen Andersen hamlesi bol parıltılı ama farklı profildi. Stonerook, Carraretto ve Kaukenas gibi emekçilerin de yaş hanesinde 34 yazıyordu artık. McCalebb'in Makedonya ile destansı bir şampiyona geçirerek takıma dönmesi onların lehine en ciddi artı konumundaydı. Pianigiani tarafından Ulusal Takım kadrosuna alınmayan ancak İtalyan koçun Siena'da kendisinden yavaş yavaş verim almayı beklediği Aradori ve DaJuan Summers ise takıma gençlik takviyeleriydi. Zisis ve Lavrinovic kardeşlerin içi-dışı bir olanı ise takımda kaldı. Siena sezona alıştığımız gibi girdi, resmi maçlarda tulum çıkardı. Onların ne durumda olduklarını görmek için bir seviye yukarıdaki takımlara karşı performanslarını görmek gerekecek. Ama halen, EL'nin koç-takım bütünlüğü en yüksek olan ekiplerinden biri konumundalar ve uzun süredir, doğru işi yapma disiplinine sahipler. McCalebb'in varlığı çok önemli, Makedonya performansı sonrası belki de tüm gözler onun üzerinde. Andersen-Lavrinovic de son derece yakışıklı bir ikili. Bakalım Pianigiani'nin mutfağından daha pahalı malzemeyle neler çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNICS Kazan 'Rus' görünümlü 'kıta dışı' temsilcisi tadında, Pashutin'in ekibinde Kelly McCarty de dahil olmak üzere 5 tane Amerikalı oyuncu yer alıyor ki Avustralya vatandaşı Nathan Jawai ile bu sayı çoğaltılabilir. Kazan, bilindiği üzere geçen sezonun Eurocup şampiyonu ve burada olmayı o derecesine borçlu. Geçen sezonun kadrosundan Lampe ve Popovic 2 önemli kayıp olarak göze çarpıyor. Rusya içinden Domercant ve Wilkinson gibi 2 önemli takviye yaptılar, Savrasenko ve Jawai de pota altı güçlendirme denemeleri oldu. Son takviye Lynn Greer ise tanıdık ama 'tanıdık olmayasıca' yüzlerden biri; Amerikalı guardın Olympiakos sonrası kariyeri tepetaklak gidiyor, maalesef. Skor potansiyeli yüksek, ters bir takım Kazan. Sistemleri içerisinde Domercant-McCarty-Wilkinson-Jawai dörtlüsünün varlığı önemli, Greer-Lyday ikilisinden de ne çıkacağını bekleyip göreceğiz. Bu takımın yukarı gitme potansiyeli de var ama aynı şekilde hayal kırıklığı da yaratabilirler. G.Saray açısından baktığımızda asıl hedef takımı konumundalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray da uzun uzun değerlendirdiğimiz takımlardan biri. EL'nin en iyi takımı olmayabilirler ama tüm bireyleriyle kesinlikle, EL'nin en aç takımlarından biri konumundalar. Onları öven bir yazı yazmıştık, belki EL'nin tazelerinden biri konumundalar ama Siena için bahsettiğimiz koç-takım uyumu onlar için de geçerli. Karşılaşabilecekleri en büyük sorun her ne kadar oyuncularının birçoğu tek tek buna sahip olsa da, takım olarak EL tecrübesinin uzağında olmalarıdır. EL, maalesef, bazen nasıl kaybettiğinizi anlamadan maç kaybedebileceğiniz, gerçekten çok farklı dengelerin konuştuğu bir organizasyon. Lakin Galatasaray'ın, özellikle iç sahada taraftar potansiyeliyle Avrupalı izleyicilere epey renkli görüntüler yaşatacağını düşünüyorum. Gruptan çıkmak ilk hedef, üçüncülük koltuğu ise mutluluk vesilesi olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun son takımı Union Olimpija ve Prokom ise, diğer rakiplerine oranla seviye olarak geride gözüküyor. Prokom da Kazan gibi, EL'nin bünyesinde en çok Amerikalı oyuncu bulunduran takımlarından biri konumunda. Alonzo Gee ve Devin Brown'un sırtına yüklenmesi muhtemel, genç Donatas Motiejunas motivasyonu dışında konsantre olmanın, yazıp çizmenin zor olduğu bir takım konumundalar. Gruptan çıkmaları oldukça şaşırtıcı olur, isimlerini dibe yazarken elm hiç titremiyor açıkçası. Union Olimpija'nın ise bende muazzam sempati kredisi var. Kadronun oldukça sınırlı olduğu aşikar; önemli genç oyuncuları kadrolarında barındırsalar da böyle bir grupta üst tur için favori gösterilmeleri zor. Sasu Salin, Dino Muric, Davis Bertans ve Jaka Blazic gibi gençlerin önüne biraz daha kaliteli yabancılar koyabilselerdi (gerçi Salin ve Bertans da Sloven vatandaşı değiller)her şey daha güzel olabilirdi. Yabancılardan şimdilik Danny Green beklentileri karşılamış durumda; Fransa'dan gelen Woodside'dan beklentiler mutlaka daha yüksek ama şimdilik Capin'in katkısıyla orayı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Salin ve Blazic, Bertans ve Muric ile birlikte çok genç ve dinamik bir kısa rotasyonu, üstüne dediğimi gibi Danny Green takviyesi var. Damir Markota isim olarak bu takımın en parıltılı oyuncusu, katkı olarak da benzer şeyleri bekliyorlar. Deon Thompson genç ve yine katkı beklenen isimlerden biri; Goran Jagodnik'in misyonu malum, Ratko Varda için ise "Hayırlara vesile" demekten öteye gidemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grupta ilk 2 için favoriler net, kendi içlerinde de Barcelona önde gözüküyor. 3-4 için en gerçekçi adaylar Kazan ve Galatasaray, onları rahatsız edecekse, daha kısıtlı bütçeye ve mütevazi yabancılara rağmen Olimpija eder diye düşünüyorum. Prokom'u sevmiyorum, babasını da sevmezdim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8199122726587841609?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8199122726587841609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8199122726587841609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8199122726587841609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu.html' title='Euroleague - D Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-c9VhWFY4GJU/TpxTBLyNgyI/AAAAAAAACy8/nFxIKWezMXE/s72-c/78205_81_97801_81.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6774084409961694951</id><published>2011-10-17T15:37:00.005+03:00</published><updated>2011-10-17T18:55:29.429+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague - C Grubu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ap3F6f32tD0/TpxNwpCY5gI/AAAAAAAACyY/SSNP2v4Xquk/s1600/Real%2BMadrid.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; width: 243px; height: 320px; text-align: center; display: block; cursor: pointer;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664487929370174978" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-ap3F6f32tD0/TpxNwpCY5gI/AAAAAAAACyY/SSNP2v4Xquk/s320/Real%2BMadrid.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi kendimi bir Spirou Basket taraftarı olarak düşünyorum da, sanırım her maça, üstüme rahat bir şeyler giyerek giderdim. Onların şanssızlığı, bizim şansımız aslında. İlk tur grubunda bu kadar çok, en azından kağıt üzerinde, parıltılı takımı görmek güzel (gerçi bu yoruma da Efes cephesi katılmayacaktır, neyse). Herkes bu grubun en zorlu grup olduğu görüşünde, bana göre A Grubu'yla bir parça benzeşiyor, burada tek ve en büyük fark, Charleroi hariç kim grubu nerede bitirirse bitirsin şaşırmazsınız (gerçi benim için durum bir parça farklı, izah edeceğim). Takımlara geçelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maccabi son F4'ün finalistlerinden. Onların oyun kimliğinin en büyük parçalarından olan kısalarda ciddi kayıplar yaşadılar, Pargo-Perkins ikilisini ve tabii ki Eidson'u kaybettiler. Yaz başında Jerrells'ı istedikleri yazılıyordu, şimdi Fenerbahçe'deki Jerrells'a bakıyordum da, gerçekten istediler mi diye düşünüyorum. Bizi şu ana kadar hayal kırıklığına uğratan Jerrells'a lafımı attım, Blatt'in ekibine döndüm. Bu isimler, telafisi kolay olan isimler değil; hele ki Blatt'in sisteminde bu kadar sivrilip değerlenmişlerken... O nedenle Maccabi'nin geriye gittiğini, en azından geriye gitmediğini göstermek için zamana ihtiyacı olduğunu belirtmek gerek. Pota altında bizim ufaklık, Sofo ile ellerinde çok enteresan bir hücum silahı var. Devin Smith Fenerbahçe'de yapamadığını yapıp, yeterince atıcının ve hücum silahının olduğu bir üst düzey takımda 'görev adamı' olarak verim vermeye çalışacak. Hendrix-James gibi iki Amerikalı uzun, Blatt'in tempolu oyununa uygun. Blu halen orada, Eliyahu orada, önemliler. Papaloukas isim olarak çok önemli bir oyuncu ama burada neler verebileceği konusunda şüphelerim var. Diğer bir guard, Jordan Farmar da lokavt süresince burada, uyumu ayrı dert, ayrıldıktan sonra olacaklar ayrı dert. Oraya bir hamle daha gelebilir ki bunun Langford olması muhtemel, bekliyoruz. Ama kısa vadede görebildiğimiz, başta saydığımız üçlünün kayıplarını hissedecekleridir. Maccabi için "iç sahada etkililer" falan, çok klişe kalır, o nedenle girmiyorum o topa... Maccabi hem eldekilerle hem de Blatt'in imzasını atabildiği takım olması suretiyle tehlikeli, ancak halen, en azından bana, geçen sezon bıraktıkları yerde olduklarını kanıtlamaları gerekiyor. Müthiş bir skor potansiyeline sahip olduklarını ve bu özelliklerini halen koruduklarını belirtelim; (becerebilirlerse) Langford önemli takviye olur ama bir Alex, düzeltiyorum Eidson gibi bir 'winner' değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'in kağıt-kalemle hiç problemi yok, kağıt üzerinde güzel duruyorlar. Lakin hem koç pozisyonu hem de (her şeyden önce) takımın direksiyonu güven vermiyor. Her pozisyonda oldukça alternatifli bir kadro olsa da takım halen ve yine kimlik kazanamamış gözüküyor. Elde var olan Ante Tomic gibi çok yönlü bir uzun, Nikola Mirotic gibi genç yaşına rağmen Avrupa'nın en dominant forvetlerinden biri; Jaycee Carroll gibi ligin en önemli atıcılarından birini aldılar, Pocius enerji takviyesi, üstüne de Rudy Fernandez ile cila attılar. Ama "elde ne var?" derseniz, geçen seneki Real'e göre çok farklı şeyler sayamıyoruz, şimdilik. Mevcut düzen ya da düzensizlik, eldekilerin değerini de düşürüyor. Sene başında kupada Barcelona'ya, geçtiğimiz hafta da ligde Bilbao'ya kaybettiler, iki önemli mesaj maçıydı. Bu takım herkesi yenebilir ama herkese de içeride-dışarıda kaybedebilir, halen bu kıvamdalar. Lütfen Belçikalı okuyucular bu cümleden heveslenip "lan, yoksa bize de mi?" demesinler, o kadar da olacağını zannetmiyorum. Ne zaman ki Real, tam olarak "şunu iyi yapıyorlar" dedirtir, kimlik kazanır, o zaman ben onların hakkında olumlu konuşurum, yoksaı ı ıhh... Rollerin herkes tarafından ezbere sayıldığı, her oyuncunun takım için ne anlama geldiğin tariflenebildiği bir Real istiyorum; çok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ağır toplar, Efes ve Milano, belki de CSKA'dan sonra Avrupa transfer piyasasının en gözde isimleri... Efes'i daha önce lig değerlendirmesinde uzun uzun yazmıştım, kadro notlarına ekleyecek fazla bir şeyim yok. Yalnızca seviye ve kimya olarak benim beklediğimden çok daha iyi durumda olduklarını ve erken aşama kaydettiklerini düşünüyorum. Özellikle Kinsey hamlesinin değeri daha iyi anlaşılıyor. Milano da tıpkı Lacivert-Beyazlılar gibi hiçbir masraftan kaçınmadı, özellikle Fotsis-Bourousis ikilisi son derece fiyakalı takviyeler. Ancak bu işlerin kağıt üzerinde olmadığını hep söylüyoruz, foyaları da ilk fırsatta ortaya çıktı ve ligde 2. hafta maçında mütevazi Pesaro'ya, üstelik fena bir oyundan sonra kaybettiler (27 ikilik, 28 üçlük denemesi desem?). O yüzden EL takipçileri Milano'ya daha şimdiden F4 adayı olarak bakmasın, bir parça beklensin. Her şeyden önce, birinci guardlarının Omar Cook olması başlı başına sorun. Efes de benzer bir şekilde yeniden yapılanmaya gitse de şimdilik onlardan oldukça önde gözüküyor, hem kadro dengesi hem de bugüne kadar gösterilen performans olarak... Ancak halen, üst seviye maçlara çıkmaları lazım, her 2 takımın da... Efes'in içini bilme gibi bir durumum yok, ancak dışarıya ekip olarak verdikleri hava son derece olumlu, uzunca süredir olmadığı kadar olumlu, bunu da belirtmek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partizan için ciddi anlamda şanssızlık bu grup, onların daha iyi bir kura çekmelerini dilerdim. Pekovic lokavt bitene kadar buralarda ve iş yapacaktır. Macvan'ı kiralamak üzereler, Efes'ten Raduljica'yı ise çoktan kiralardılar, Acie Law da 'NBA çıkışsız' takıma kazandırıldı. Kecman, Katic ve Bozic 'tecrübeliler' olarak halen kadroda, Cakarevic de önemli bir 'yerli' transfer. Takımda yine birçok genç oyuncu var, bu sene Dragan Milosavljevic'i iyice parlatmaları muhtemel, Djekic de halen genç ama epeydir buralarda; Bogdan Bogdanovic, Danilo Andusic ve Nemanja Jaramaz da arkadan geliyorlar. Özetle, biraz genç, biraz tecrübeli; bolca sistem, üstüne ateşli taraftar... Bütçe açığını böyle kapatıp iş yapmaya çalışacaklar, yine... Avrupa basketbolunun çok ihtiyacı olduğu bir şeyi yapmaya çalıştıklarından onlara başarılar dilemek boynumuzun borcu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spirou Basket için söyleyebileceğimi başt söyledim, onlara hayatta başarılar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grupta ilk  nsıl şekillenirse şekillensin şaşırmam, Maccabi-Real-Efes üçlüsü de yakın zamanda daha net renk vererek bu konuda bizi aydınlatacaktır. Milano'yu ise Partizan'ın zorlamasını bekliyor ya da diliyorum, çok şanlı bir direniş olur Partizan'ınki, düşünsenize...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6774084409961694951?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6774084409961694951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-c-grubu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6774084409961694951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6774084409961694951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-c-grubu.html' title='Euroleague - C Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ap3F6f32tD0/TpxNwpCY5gI/AAAAAAAACyY/SSNP2v4Xquk/s72-c/Real%2BMadrid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-9106915487061133899</id><published>2011-10-17T14:55:00.004+03:00</published><updated>2011-10-17T18:45:08.251+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague - B Grubu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-adcABC-oyms/TpxNennizaI/AAAAAAAACyM/l2nT9Y5-nis/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 138px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-adcABC-oyms/TpxNennizaI/AAAAAAAACyM/l2nT9Y5-nis/s320/images.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664487619751497122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu sene gözler CSKA'da, Teodosic-Krstic ikilisi malum, hele ki Kirilenko transferinden sonra rüya gibi bir kadro ortaya çıkmış durumda. 12 oyuncusundan da neredeyse aynı seviyede katkı alabilecekleri, oyun zekası dillere destan isimlerden kurulu bir ekip Moskova temsilcisi. Khryapa-Kirilenko, ikisi de sağlam olduğunda zaten rüya ikili... Benim için asıl motivasyon Shved, yazın gördük ki epey bir oyuncu olmuş, Rusya basketbolu da uzun süredir bu özellik ve potansiyelde guard sunmuyordu bizlere. Önü de burada çok tıkalı değil, evet guard rotasyonu çok zengin ama en azından süre bulacak, orası kesin. Zaten Vorontsevich, Kaun ve Ponkrashov ile birlikte Ulusal Takım'ın da hemen hepsi ellerinde. Neyse, gruba onlarla giriş yaptık, öyle de devam edelim. CSKA bu grubun favorisi; EL'nin son şampiyonu PAO'nun varlığına rağmen bunu söyleyebiliyor hatta daha da ileri gidebiliyorum: CSKA EL'nin en büyük favorilerinden biri, Kirilenko orada olduğu ve eldekiler sağlam olduğu sürece de en büyüğü... Dilerim sakatlık sorunu yaşamazlar, ikinci dilek hakkımı da Kirilenko'nun burada kalmasından yana kullanıyorum, her ne kadar rekabeti azaltacak olsa da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PAO, sen başka bir takımın gölgesinde kalacak adam mıydın? Obradovic kusura bakmasın ama yaz aylarının oscar ödülü CSKA'ya gitti, PAO'ya da "ama biz daha oturmuş takımız" tesellisi kaldı. Evet, oturmuş takımlar; gidenlerin yerine 2-3 takviye ve Saras nostaljisi ile doldurdular. Bazı şeyler vardır ki parayla alamazsın, senelerce uğraşsan da nafiledir. Bazı takımlar vardır ki bazı oyunculara şekil verir, renk verir, ruh verir. PAO'da bu var, PAO büyük takım. Perperoglou, Kaimakoglou, Vougioukas ile bir bakmışsın yine F4 yapmışlar. Geçen senenin başına dönün ve Yoncalar'ın performansını düşünün. Kaç kişi kupayı kazanabileceklerini düşünüyordu? Bu artı her daim ceplerinde, Obradovic orada olduğu ve Diamantidis'in eli top tuttuğu sürece... Bu sene Nicholas'ın yerinde Logan, Fotsis'in yerinde Smith var. Batiste halen Diamantidis'in en büyük yardımcısı, Sato da artık 'tecrübeli PAO'lu' kategorisinde. Maric'in sezonu nasıl geçirebileceği, ne kadar katkı alabilecekleri onlar adına önemli olacak. Nefesleri CSKA'nın ensesinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemyeşil grupmuş bu arada, şimdi fark ediyorum; Malaga ve Zalgiris de 'yeşil'ler. Malaga'yı özledim açıkçası, eski Malaga'yı özledim. Badalona ile birlikte, EL'nin rengi olan İspanyol temsilcisinin o eski halinden eser yok şimdi... Onlar da, hatta Joel Freeland abimiz de hiç kusura bakmasınlar, sıradan takım olup çıktılar. Fitch, Rowland ve Darden tanıdık yüzler ama ciddi şekilde burun kıvırıyorum. Uzunlar en çok sivrildikleri pozisyon olarak göze çarpsa da bir 'Pepe Sanchez' dokunuşu ile süsleyemedikten, Carlos Jimenez kilidi takmadan neye yarar? Görüyorum, eskiden medet umuyorsunuz ama bunu Garbajosa le yapmasaydınız keşke... Olmadı Unicaja Malaga, olmuyor. Çıkarsın buradan ama dedim ya, o eski tadın yok. Not: Lukaz Zoric güzel transfer, bir ara tüm Hırvatlar'ı toplayan Spahija acaba onu da düşünür mü demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zalgiris dedik, yeşil dedik, bir de "iddialılar" diyelim bari. Evet, hatta yazının gidişatında Malaga'nın gerisinde kaldılar ama bana göre grubu onların üstünde bitirme ihtimalleri yüksek (bunu Kalnietis'in varlığına rağmen söylüyorum, evet). Sağlam bir Litvanya temeli kurup üstüne Amerika takviyesi ile çıkmaya çalıştılar. Kıta dışı takibimiz patlak olduğu için kısa soluklu izlenimlerle konuşuyorum; Sonny Weems faydalı, 'komple oyuncu' tabirine uygun isim. Ty Lawson Litvanyalılar'a bir Tyus Edney nostaljisi yaşatır mı bilmem, yaşatsa da lokavt ne kadar sürerse o kadar buralarda kendisi... Rakovic faydalı transfer, Javtokas da belli bir seviyede oyuncu ama peki oyun zekası falan? Neyse, susuyorum. Jankunas döndü, Klimavicius da rotasyonu destekleyecek. İçeride zor maç verme önceliğiyle birlikte PAO-CSKA ikilisinin peşinden koşup, Malaga'yı geriye itmeye çalışacaklar. Litvanya'nın Avrupa Şampiyonası'ndaki hayal kırıklığı ve Rytas'ın da Galatasaray tarafından saf dışı bırakılmasıyla ciddi bir yükü omuzladılar. Bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son paragraf, grubun geride gözüke ikilisi için geliyor. Alman temsilcisi Brose Basket ve Hırvatlar'ın yeni yüzü KK Zagreb, oldukça ciddi takımlara karşı var olma savaşı verecek. Zagreb'te oldukça fazla tanıdık yüz var (Kasun, Mulaomerovic, May, Heytvelt) ama en heyecan verici isim 'wonderkid' Dario Saric. Takımda, benim geç tanıdığımı itiraf etmem gereken, Krunoslav Simon var ve o da bu grupta hayatta kalma mücadelelerinde en önemli rolü üstlenecek belki de... Çok fazla iş yapan ve bunların bir çoğunu ortalamanın üstünde yapan Hırvat oyuncu bizim de takip listemizde (bizim derken benim, yanlış olmasın). Bamberg de Alman-Amerikalı karışımı bir ekip. Tecrübeli isimleri var ve bunun yanında Tibor Pleiss gibi gelecek vaat eden bir uzun d kadrolarında. Casey Jacobsen, Marcus Slaughter, Julius Jenkins, Brian Roberts onlar içi hep önemli isimler. Şimdilik "neredeler?" derseniz bana göre seviye olarak Zagreb-Malaga arasındalar. Geçen sene Olympiakos, Real Madrid ve Malaga'yı yenmeyi başarmış ancak gruptan çıkamamışlardı. Bu sene belki ilk 2 sıradaki takımları geçmeleri zor ama diğer tüm takımlar için içeride-dışarıda tehdit oluşturuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre CSKA-PAO'yu bir kenara ayıralım. Bu ikiliye Zalgiris yaklaşıyor ama arkadakilerden çok önde değiller. Malaga isim olarak büyük ama sıkıntı yaşamaları muhtemel. Bamberg burada en ciddi tehlike, hem Zalgiris hem de Malaga için. Zagreb'in işi yükselmek için zor ama onların avantajı baskıdan uzak ve rahat olmaları. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-9106915487061133899?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/9106915487061133899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-b-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/9106915487061133899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/9106915487061133899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-b-grubu.html' title='Euroleague - B Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-adcABC-oyms/TpxNennizaI/AAAAAAAACyM/l2nT9Y5-nis/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-3039828539802571320</id><published>2011-10-17T14:07:00.006+03:00</published><updated>2011-10-17T18:31:11.202+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague - A Grubu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-WyOY04M9p5E/TpxHlsc_bPI/AAAAAAAACx0/Tt5L5eXcCBk/s1600/san-emeterio1305709157.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; width: 320px; height: 253px; text-align: center; display: block; cursor: pointer;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664481144238730482" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-WyOY04M9p5E/TpxHlsc_bPI/AAAAAAAACx0/Tt5L5eXcCBk/s320/san-emeterio1305709157.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel çocuklardık biz, eskiden... Günler öncesinden heyecanını yaşar, analizini yapardık. Artık (maalesef) olmuyor, birkaç satır yazabiliyoruz. Olsun, olduğu kadar olsun, en azından değinmeden geçmeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euroleague bu gece başlıyor; açılış da oldukça fiyakalı: Zalgiris-CSKA. Grup grup gidelim, notlarımızı verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A Grubu:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog sahibinin ekstradan renk vermesine gerek yoktur diye düşünüyorum, Fenerbahçe'nin yer aldığı altılı olması itibariyle gözler ilk olarak burada olacak. Çok enteresan, belki de en enteresan grup burası; takımların ismiyle cismi arasında en ciddi uçurum burada ortaya çıkabilir, tam tersi de olabilir. Takımlarda taşlar yerine oturana kadar bir parça beklemek lazım, o nedenle bu grubun ilerleyen haftalarda daha net renk verebileceğini düşünüyorum. Grubun anahtarı 'içeride maç vermemek' olacak, bunu başaran takım ayakta kalacak; deplasmanda kazanan yükselir, kaybeden ölür. Grubun ağır topları Fenerbahçe, Olympiakos ve Caja Laboral gibi gözükse de şu anda belki de en sorunlu üçlü bu takımlar. Fenerbahçe'yi tekrar tekrar anlatmaya gerek yok, sorunlar malum. 'Artı' olarak verilebilecek en geçerli not, herkesin dilinde olan "Bu sene EL'yi daha çok önemseyeceğiz" lafı, umarım gerçeğe döner. Ve umarım, hem bu öncelik hem de gruptaki 'ev sahibi avantajını kullanabilme zorunluluğu' düşünüldüğünde daha da anlam kazanan taraftar desteği sağlanır. Bununla ilgili ayrıca yazacağım. Bir de Sefolosha'nın kısa vadede takımı oldukça rahatlatacağına inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer takımlar Olympiakos ve Caja Laboral 'sorun' konusunda oldukça zenginler. Yunan temsilcisi kadrosunu neredeyse başta aşağı yeniledi, halen kimlik bulmaya çalışıyorlar. Guard pozisyonları oldukça zayıfladı. Ligleri başlayamadı, o da bir dezavantaj. Elde halen hatırı sayılır bir kadro var ama birlikte oynamaya ihtiyaçları var. Daha genç, daha dinamik bir Olympiakos, evet ama seviye olarak nereyi görebilecekler? Eldeki oyuncular tek tek sayıldığında önemli yetenekler ama beklemek lazım. Özellikle Gecevicius-Keselj ikilisi önemli bir şut tehdidini beraberinde getiriyor. Aynı zamanda bu ikili için bir süt seviyeye geçme vakti de geldi-çattı; ya bunu yaparlar, ya da... Amerikalı üçlü Lucas-Howard-Hines CV olarak parlaklar ama bu seviyede beklenen katkıları vermeleri kolay değil; zaten Howard konusunda şimdiden çatlak sesler var. Pivot pozisyonunda Papadapoulos'u izlemek büyük nostalji olacak. Sıradaki takım, Bask temsilcisi, 2 hafta öncesine kadar, (kaybettiği tüm oyunculara rağmen) bana göre grubun en ağır topuydu. Ancak Seraphin'de yaşanan sorun, Reggie Williams'ın sakatlık kaynaklı verim eksikliği ve Dorsey'in sakatlanması ile ciddi kadro zaafiyeti yaşıyorlar. Hafta sonu ligde Zaragoza deplasmanında oldukça ağır bir mağlubiyet almaları, işlerin iyi gitmediğinin göstergesi gibi... Teletovic'e çok ağır yük biniyor, elde bir de Milko Bjelica var. Pota altı son derece sorunlu Caja Laboral'in ki burada Fenerbahçe'ye en çok sorun yaratması muhtemel takımların başında geliyorlardı belki de... Gerçi halen, özellikle üstünde Kaya'yı bulduğu anlarda Teletovic, tarihi günlerinden birini yaşayabilir. Uzun yıllar belki de en büyük kozu o pozisyon olan takımın içinde bulunduğu şu durum garipseniyor. Prigioni reisin burada kendini bulup diğer takımlara son şakasını yapması, takımdan Pau Ribas gibi ekstra ve geçici kahramanların Ivanovic tarafından çıkartılması, genç guard Heurtel'in 'çıkış yapan oyuncu' yarışına katılması önemli... Ve tabii, 'kızım olsa verirdim'lik topçu, San Emeterio; o varsa her daim umut vardır (çok iddialı oldu, sanırım gaza geldim). Özetle; bu ikilinin ikisi de iyi ama ikisinin de beklediği şeyler var. Onun için diyorum ki, bir parça beklemek lazım, tıpkı Fenerbahçe için olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilbao, Cantu ve Nancy, grubun bir adım geride bekleyen 'aç kurtlar'ı. Özellikle Bilbao, seviye olarak yukarıdaki üçlüyü ciddi olarak zorlayabilecek ışığı çoktandır yakıyor. Aaron Jackson gibi bana göre ACB'nin en nitelikli guardlarından birine sahipler. Amerikalı oyuncunun topa hakimiyeti ve tempo yapabilme özelliği muazzam. Banic gibi içeriyi-dışarıyı kullanabilen bir uzun, Fischer gibi hem tecrübe hem de atlet özelliği ile sivrilen bir pivot, Vasiliadis, Mumbru ve Grimau gibi pis işlerin inatçı adamları ile birlikte son derece tehlikeli bir takımlar. Mavroedis ve Hervelle de sakatlıktan dönünce... Uzun lafın kısası, Bilbao bu grupta her takım için ciddi tehlike, hele ki iç saha avantajlarıyla birlikte... Bu takımın, çok kısa sürede bu seviyelere geldiğini hatırlatıp tekrardan saygı duruşuna geçelim. Tekrar etmekte fayda var: Bu takımın en önemli kimliği 'inat', geçen sene ACB'de finali de bu sayede yakaladılar. Valencia'nın bir boy küçüğü diyebiliriz, şimdilik; belki hızlı boy atarlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cantu ve Nancy, aslında bu ikili diğerlerinden birkaç adım daha geride gibi... Ama özellikle Cantu'ya ayrı bir parantez açmak gerek. Düşük bütçe, güzel takım; az ekmek ama çok iş... Bir de Parakhouski'de sorun yaşamayıp pota altında istedikleri rotasyonu kurabilselerdi tadından yenmeyecekti ama orada son anda Shermadini değişikliğie gittiler. Çemberlerini iyi savunuyorlar, düzen içinde oynayıp yüzdeli atıyorlar. Bu deplasmana dikkat, zira nasıl olduğunu anlamadan kaybedebilirsiniz. Henüz Lighty'yi devreye istedikleri gibi sokamamış gözükseler de İtalya'ya da 2'de 2 ile başladılar. Hayat onlara güzel... Son not Fransız temsilcisi Nancy'ye geliyor; açıkçası onları hiç izlemedim, ahkam kesemem ama klasik bir Fransız takımının sunacağı 'deplasman tehdidi'n, üstelik Batum'lu kadrolarıyla fazlasıyla ortaya koyuyorlar. Kadroları gruptaki tüm takımlara göre daha dar en azından yük, diğer takımlardakinden daha az kişiye dağılıyor. İyi bir EL takımı onlara maç vermez, iyi ve oturmuş bir EL takımı... Eğer bu seviyede değilsen, kaybedebilirsin Fransa'da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu grupta ne olur? Üstteki üçlünün ne zaman kendine gelebileceği önemli, ancak onlar kendine gelene kadar daha az sorunlu gözüken Bilbao öne adım atabilir. Bunu sıklıkla vurgulayacağım diğer gruplar için de; EL'de takımın potansiyeli ve kağıt üzerinde şık durması ya da kendi ülkesindeki organizasyonlarda elde ettiği sonuçlar kadar EL tecrübesi de önemlidir. Bu bakımdan, her ne kadar 'sorunlu' desek de bizim o meşhur üçlü halen avantajlıdır. Onları üzmeye en ciddi aday Bilbao; Cantu ayrıca sempati duyulabilecek takım, Nancy de "ne iş yapsa kardır" modunda bir grup geçirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe 1-4 arası nerede herhangi bir yerde bitirebilir grubu, şaşırmam. Gruptaki konum için ilk 2 maç hayati önem taşıyor ama öncelikle Caja Laboral. Çekişmeli ve zorlu grup, anahtar söz: Deplasmanda kazanan, kazanır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-3039828539802571320?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/3039828539802571320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/3039828539802571320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/3039828539802571320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-grubu.html' title='Euroleague - A Grubu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-WyOY04M9p5E/TpxHlsc_bPI/AAAAAAAACx0/Tt5L5eXcCBk/s72-c/san-emeterio1305709157.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2618270579944802279</id><published>2011-10-11T23:47:00.002+03:00</published><updated>2011-10-11T23:48:11.587+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>'Geçici Tomas' Alınır</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_GuB_eITIw0/TpSrd1zwQiI/AAAAAAAACw4/RCtLt9yn1xo/s1600/soru-isareti.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662339160660263458" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-_GuB_eITIw0/TpSrd1zwQiI/AAAAAAAACw4/RCtLt9yn1xo/s320/soru-isareti.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Coming soon...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2618270579944802279?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2618270579944802279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/gecici-tomas-alnr.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2618270579944802279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2618270579944802279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/gecici-tomas-alnr.html' title='&apos;Geçici Tomas&apos; Alınır'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-_GuB_eITIw0/TpSrd1zwQiI/AAAAAAAACw4/RCtLt9yn1xo/s72-c/soru-isareti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4173553761843631977</id><published>2011-10-11T23:32:00.004+03:00</published><updated>2011-10-11T23:45:45.550+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Derbi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-5MjgYEryVV8/TpSqulX8F6I/AAAAAAAACws/Pc1T4Bh3mJI/s1600/2011-10-09_fbulkerrr446.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662338348794779554" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-5MjgYEryVV8/TpSqulX8F6I/AAAAAAAACws/Pc1T4Bh3mJI/s320/2011-10-09_fbulkerrr446.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Yarın erkek basketbolda sezonun ilk derbisi var, bu maçların Fener-Efes şeklinde olmasına alışmıştık bir süredir. Yazacak çok fazla şeyim yok, sadece "değinmeden geçmeyelim" tadında olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray sezona çok daha hazır olan taraf, daha az sorunlu olan ve hazır olmak durumunda olan onlardı çünkü. Oldukça geniş, süper yıldızlarla dolu olmasa da belli bir kalitenin üstünde kadro kurdular ve bunun karşılığını da daha Ekim ayında aldılar. Erken form tutmaları ileride sorun olacak ama burada ciddi avantaj. Hem kadro kalitelerini yukarı çekmeleri hem de Fenerbahçe cephesindeki sorunlarla birlikte uzun süre sonra ilk defa ibre onlardan yana çıkacaklar parkeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'de sakatlar malum, eldekilerden de Ukic tam olarak hazır değil, Oğuz şampiyonadan enkaz halinde dönmüş, Curtis de henüz ritmini bulamadı. Tablo çok parlak değil ama Caja Laboral virajına da sadece 1 hafta kaldı. Fenerbahçe'nin en ciddi ve belki de şu anda tek avantajı Emir. Bu maçı Emir kazandırabilir, sene içinde de fark yaratan isim olacaktır. Bojan'ın sert savunmalar karşısında neler verebileceğine dair ilk sınav da bu, o da ayrı bir motivasyon olacak. Bir de pota altındaki mücadele ve Fenerbahçe'nin vereceği sinyal, kritik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası bu maçları hiçbir zaman önemsemedim, hazırlık maçından öteye gitmiyor. Ama ucunda kupa varsa ve rakibin adı da Galatasaray ise mutlaka farklı bakmak gerekiyor. Yine de her 2 sonucun da abartılmaması gereken bir karşılaşma olacak. İki takım (yanlış bilmiyorsam) bir daha Aralık sonunda karşılaşacak, o zamana kadar her 2 ekip de tamamen renk vermiş olur. Yalnız ciddi tehlike, Türkiye Kupası boyunca izlediğimiz hakemler oldu. Eğer benzer şekilde yönetilecekse ki öyle olacak yeni düzen gereği, o zaman bolca hakemleri konuşur basketbol medyası. Hayırlara vesile...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4173553761843631977?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4173553761843631977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/derbi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4173553761843631977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4173553761843631977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/derbi.html' title='Derbi'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-5MjgYEryVV8/TpSqulX8F6I/AAAAAAAACws/Pc1T4Bh3mJI/s72-c/2011-10-09_fbulkerrr446.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7532203981115468470</id><published>2011-10-09T13:23:00.005+03:00</published><updated>2011-10-09T13:51:04.144+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Erzurum Notları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-VSCg4u7hOZg/TpF7ssalJII/AAAAAAAACwc/ZMEcWDBZX8w/s1600/2011-10-07_tof8.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 178px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661442214348530818" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-VSCg4u7hOZg/TpF7ssalJII/AAAAAAAACwc/ZMEcWDBZX8w/s320/2011-10-07_tof8.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;- &lt;strong&gt;Takım &lt;/strong&gt;bir parça soluklanıp, en azından hep birlikte ve birkaç gün üst üste aynı şehirde zaman geçirince daha iyi duruma gelmiş. Yine de bıraktığı yer ya da olması gereken yer ile şu anki seviye arasında ciddi fark var. Sezon başlangıcı zorlu olacak, özellikle Galatasaray finali ve Caja Laboral-Olympiakos girişi bu takımın önündeki sıkıntılı viraj olarak gözüküyor. Bireysel notlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Roko;&lt;/strong&gt; henüz yeni yeni süre buluyor ve kendini deniyor olsa da bu takım Ukic'in takımı olma yolunda... Bunun ne kadar iyi olduğu tartışılır elbet, ancak Hırvat oyuncunun takıma hükmetme isteği ve etkisi, önceki senelerden çok daha fazla olacak, orası kesin. Kuşkusuz çok önemli oyuncu, F4 seviyesi için defolarını da unutmayalım. Biliyorum, kafamdakileri "yazacağım" demiştim ama aylar geçti, yazmadım. Uzun lafın kısası, Ukic dönüyor ve takımı sahipleniyor. Gidişatı göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Jerrells&lt;/strong&gt;; Ukic'in arkasında, bazen de yanında olmasını beklediğimiz Curtis hakkında bir önceki yazıda uzun uzun düşündüklerimizi belirttik, ekstra nota ihtiyaç yok. İhtiyaç, onun ritmini bulmasıdır. Takımın öncelikli sorun o değil ama, mevcut 'yokluk' kalabalığında kabak onun başında patlıyor biraz da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Gist&lt;/strong&gt; oyununu burada ileri götürecek, götürmeli. Şu anda atlet, uçanı kaçanı vuran ya da toplayan bir oyuncu. Elbette bu özellikleri itibariyle aranan isimdi, zira uzun yıllardır Fenerbahçe'nin böyle bir oyuncusu yoktu ancak 'size' sorunu ve savrukluğu kötü notlar. Burada oyununun üstüne koyabilir, bu ülke birçok uzun oyuncuya şekil vermiş ve çok farklı oyuncular haline getirmiştir. Özetle iyi ama 'üst sınıf' oyuncu olarak anılabilmesi için gelişimi önemli. Şu anda en büyük motivasyonu çemberi kırmak. Spahija'nın ellerinden öper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Bojan&lt;/strong&gt; çok etkili skorer, yazıp çizdik. Ancak halen 'sert savunmalar tarafından bozulabilme' konusundaki endişeyi kıramamış durumda. Yukarıda bahsettiğimiz zorlu virajda neler yapabileceğini görmek lazım. Daha sert bir oyuncu olursa, Avrupa'nın pozisyonunda en iyisi olabilecek hücum potansiyeli avuçlarının içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Emir&lt;/strong&gt;. Bu takıma sınıf atlatacak isim. Diğer tüm Avrupa Şampiyonası yorgunları gibi onun da soluklanmaya ihtiyacı var ancak bu takıma ilişkin en önemli umut ışığı. Yine Spahija'nın ellerinden öper, zira onun takımı parlatabilmesi için önce takımın onu parlatması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Ömer Onan&lt;/strong&gt;'ı pamuklara sarıp saklamalı Fenerbahçe, sakatlanırsa çok zorlanır takım. &lt;strong&gt;Oğuz&lt;/strong&gt;'un zamana ihtiyacı var (5 yıldır aynı cümle), en büyük sorunu 'yer çekimi'nden diğer oyunculara göre daha fazla etkilenmesi ve yerden yükselememesi. Öyle ya da böyle, bu takım ona mecbur. Bu da çok sağlıklı olmayan bir yapınını işaretçisi ama öyle... &lt;strong&gt;Hakan Demirel&lt;/strong&gt; ne katsa kardır, &lt;strong&gt;Kaya&lt;/strong&gt; da tek elini tamamen kullanımdan kaldırmış bir oyuncu olarak son derece başarılı. Bakalım &lt;strong&gt;Erbil &lt;/strong&gt;ve &lt;strong&gt;Berkay&lt;/strong&gt; için planlar nasıl şekillenecek, özellikle Erbil'i çok önemsiyor bu blogun yazarı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Hakemler&lt;/strong&gt;: Yeni düdük standardıyla biz tribünde, oyuncular ve teknik heyetler de parkede düdüklenir, benden söylemesi. Ego tatmini konusunda hakemler için bulunmaz fırsat. Oyuncular şimdiden maymun oldu, sene içinde düşünemiyorum bile. Bir de EL'de çalınacak düdüklerle nasıl ayar tutturulacak, göreceğiz. Fenerbahçe özelinde ise, Vidmar ve Gist'in kolay faul alacağı bir ortam, maalesef. Yine de Vidmar'ın, tüm maçlarda, bu düdük standardına rağmen savunma gayretinde geri adım atmaması güzel nottu. Keşke 5 dakika daha fazla parkede kalabilse, elbette aynı direnç ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Erzurum halkı&lt;/strong&gt;: Salon hep doldu, güzel destek vardı. Oradaki insanların heyecanını anlayabiliyor, destekleri için teşekkür ediyorum. Gidenlerin ayaklarına sağlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Taraftar&lt;/strong&gt;: Sezon başlangıcı sıkıntılı, en azından zorlu olacak. Bir de yeni salonun yetişmemesi, Sinan Erdem'in de dolu olması nedeniyle 'seyyar takım' tadında gezip duracağız. Eğer ilk Caja Laboral maçında oyuncuların popolarının donacağı bir salonda, kırmızı koltuklara oynamalarına neden olursak geçen sene anlattığımız, övündüğümüz her şey boşa gider. Onun için 'biraz konsantrasyon' diyelim bizim Fatih Dilber'in deyişiyle... Çok ciddi görev düşüyor herkese, umarım farkındayızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;Hedef&lt;/strong&gt;: Öncelikle EL ilk tur grubunu mümkün olan en iyi yerde bitirmek lazım. İspanyol ikili çok tehlikeli, Olympiakos'tan da tehlikeli hatta; Cantu ve Nancy de en azından dışarıda zorlanılabileceğimiz takımlar. O nedenle "F4 oynayalım" demeden önce, ilk başta burayı geçmek gerek. Sonrasına bakarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;strong&gt;İhtiyaç Listesi&lt;/strong&gt;: Mümkünse sağlam Mirsad ve Engin, en fazla Kasım ortası tam olarak hazır halde dönmeliler. Bir de Tomas'ın yerine, Kinsey kadar sert güzel bir kardeşimiz. O konuda müjde gelebilir, yakında. Bir çorba kaşığı sabır, bir tutam enerji, 1 kahve fincanı 'yılların emeğine saygı' ve biraz da 'eldekilerin kıymetini bilme'. Sonrasına bakarız, biz üzerimize düşeni yapalım da...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7532203981115468470?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7532203981115468470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/erzurum-notlar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7532203981115468470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7532203981115468470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/erzurum-notlar.html' title='Erzurum Notları'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-VSCg4u7hOZg/TpF7ssalJII/AAAAAAAACwc/ZMEcWDBZX8w/s72-c/2011-10-07_tof8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1529102475317487470</id><published>2011-10-09T10:40:00.003+03:00</published><updated>2011-10-09T11:44:28.820+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Curtis Jerrells</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-O4TnOsuOpJU/TpFduQv8b_I/AAAAAAAACwU/uG7G3dbzPqk/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 198px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661409255932850162" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-O4TnOsuOpJU/TpFduQv8b_I/AAAAAAAACwU/uG7G3dbzPqk/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'nin yeni guardı, genç çocuk, taze Avrupalı. Partizan ile Avrupa basketboluna adım attı, "kolej liginden beri takip ediyorum" diyemem, burada görüp tanıyorum kendisini. İstikrarlı şutu yok, hafif dağınık, biraz savruk, bunlar defoları. Delici, cesur, savunma konsantrasyonu yüksek ve topun eline yapışmadığı bir isim, bunlar da artıları... En azından bildiğimiz, Partizan'da tanıdığımız ya da tanıdığımızı düşündüğümüz kadarıyla görebildiğimiz eksi ve artıları(ydı)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bekledik bu çocuktan, ne bekliyoruz peki? Bir kere Ukic ile arkasındaki isim arasında uçurum olmasın, ona gerektiğinde omuz versin, gerektiğinde de tehdit etsin, hafif canını sıksın, ensesinde nefesini hissettirsin. Başka? Kısalarda Saras'ın veremediği, Ömer'in de artık yavaş yavaş vermekte zorlandığı savunma sertliği konusunda destekçi olsun, Kinsey ile farklı pozisyonun oyuncuları olmalarına rağmen orada doğan eksikliği kapatmaya yardımcı olsun. Daha başka? Çekinmeden çembere gitsin, bitirsin ya da eldeki bitirecek kişiye top geçirsin. Hafif gözü kara ama daha kontrollü, bir Prigioni ya da Papaloukas saha görüşüyle süslenmeyecek belki ama doğru pas tercihleriyle birlikte... Başka başka? Bu takımla birlikte büyüsün, gelişsin, bu takımın oyuncusu olsun. 'Fenerbahçe oyuncusu' kimliği, açlığı, parıltısı olsun. Emir 87, Gasper 87, Curtis 87... Genç, bizimle büyüyen-büyüyecek, hedefi Avrupa'da kalıcı ve başarılı olmak olan 'yabancı oyuncu'lar, güzel ve heyecan verici model.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek şimdiye kadar ne verebildi Jerrells? Tanıdığımız Curtis parkede mi? Cevap net: hayır. Rölantide gidiyor, sanki biri dizginlemiş gibi... Partizan'da gördüğümüz dinamik, hevesli Jerrells'tan şimdilik eser yok. Çembere gitmeyi çoğu zaman zorlamıyor bile, savunmada o iştahı yok, ritm bulamadıkça da zaten çok iyi olmayan bileğiyle çemberi dövebiliyor. Hani bunu söylemek için erken belki ama 'mutsuz' sanki, 'keyifsiz' en azından, tatsız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homurdanmalar başladı, fazlasıyla hem de... Yıllarca buradalarda, yanlış gördüğümüzü eleştirmemize alışanlar şaşırıyor belki de, "ulan ne buluyorsun, ne görüyorsun da savunuyorsun bu adamı?" diyorlar. Gördüklerimiz ve göremediklerimiz yukarıda, görmeyi beklediklerimiz var bir de elbette... 2 açıdan bakalım, ilki Curtis'in gözlerinden olsun. Ağustos başında takıma katılıyorsun, neredeyse tamamı yok. Oyunculardan yalnızca Gist ile daha önce birlikte oynamışsın, diğerlerini yeni tanıyorsun. Bir kısmı genç, bir kısmı senin oyuncun bile değil. Sonra 'babalar' geliyor ve onlarla doğru düzgün antrenman dahi yapmadan turne misali hazırlık maçlarına başlıyorsun. 'Ukic' gibi bir adam var ya da olacak senin önünde, asıl rolün o takıma dahil olduğunda belirginleşecek, onu da bekliyorsun. Hem takıma (oyuncu kadrosuna) hem de kulübe alışman zaman alıyor, alacaktır. Ha, denebilir ki "Bu ne kadar sürecek?" ya da "İyi de bu söylediklerin, yapabildiği şeyleri yapmasına engel değil ki?". İlkine cevabım "Çok sürmemeli ama biraz daha sabır", ikincisine henüz cevap bulamamak sıkıntı. '2 açı' demiştik, ikincisi de 'en kötü' senaryo. Curtis'e sabrettik, bir türlü bekleneni veremedi, olmadı, tutmadı. Adını koyabildiğimiz ya da koyamadığımız bir şeyler tutmadı. Yandık bittik mi? Ölür müyüz? Takımdan o parçayı çıkardın, yenisini koydun, olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, en azından Partizan'daki Curtis'i istiyorum, kısa vadeli hedef bu. Sonrası için beklentiler daha büyük, bu çocuğun, ilk defa izleyene "hani nerede?" dedirtiyor olsa da o potansiyeli fazlasıyla var. Şu anda o potansiyelin yakınından dahi geçmemesi üzücü ve 'tedbir alma' vesilesidir. Tedbir kısmı içeride çözülecek bir şey, yani "Curtis görüşme odasına" çağrısı mı yapılır, derdi mi dinlenir, yoksa tamamen zamana ve takımda taşların oturmasına mı bırakılır, kenar yönetim ne yol izler bilmem. Ama taraftar olarak bir Enke muamelesi yapmamakta fayda var. En azından yukarıda bahsettiğim gibi, basitçe ne bekliyorum-olmazsa ne olur şeklinde bakmak yeterli. Samimiyetimle söylüyorum, hazırlık döneminde izlediğim Curtis'i tanıyamıyorum ya da "ben herhalde yanlış tanımışım" diyorum, o derece farklı. Ama halen, söyleyecek sözü var, öyle umuyorum. Hakan Demirel'e şansın, farklı nedenlerle defalarca güldüğü bir ortamda Curtis'e biraz daha sabır gösterebiliriz sanki galiba kesinlikle büyük ihtimalle herhalde. Yamuluyor muyum?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1529102475317487470?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1529102475317487470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/curtis-jerrells.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1529102475317487470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1529102475317487470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/curtis-jerrells.html' title='Curtis Jerrells'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-O4TnOsuOpJU/TpFduQv8b_I/AAAAAAAACwU/uG7G3dbzPqk/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7057361024376244214</id><published>2011-10-03T19:51:00.002+03:00</published><updated>2011-10-03T20:22:15.453+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Fenerbahçe Rakiplerinin Karneleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-nP-34uRI8dM/TonvI22FvZI/AAAAAAAACwM/Dv0TJKJrUVE/s1600/euroleague_logo__sN7nBPFX_.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659317342208114066" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-nP-34uRI8dM/TonvI22FvZI/AAAAAAAACwM/Dv0TJKJrUVE/s320/euroleague_logo__sN7nBPFX_.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Caja Laboral:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral-Burgos: &lt;a href="http://www.baskonia.com/es/noticias_general.asp?id_noticia=3628"&gt;83-68&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral-Gran Canaria: &lt;a href="http://www.baskonia.com/es/noticias_general.asp?id_noticia=3631"&gt;67-65&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral-Granada: 78-67&lt;br /&gt;Caja Laboral-Real Madrid: &lt;a href="http://www.baskonia.com/es/noticias_general.asp?id_noticia=3646"&gt;75-68&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral-Lagun ARO: &lt;a href="http://www.baskonia.com/es/noticias_general.asp?id_noticia=3652"&gt;83-81&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral-Bilbao Basket: &lt;a href="http://www.acb.com/fichas/SCOPA12001.php"&gt;93-88&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral-FC Barcelona Regal: &lt;a href="http://www.acb.com/fichas/SCOPA12001.php"&gt;73-82&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Olympiakos:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olympiakos-PAOK: 66-44&lt;br /&gt;Olympiakos-PAOK: 88-76&lt;br /&gt;Olympiakos-Ikaros Kallithes: 91-72&lt;br /&gt;Olympiakos-Ikaros Kallithes: &lt;a href="http://www.olympiacosbc.gr/%CE%BD%CE%AF%CE%BA%CE%B7-%CE%BA%CE%B1%CE%B9-%CF%80%CE%AC%CE%BB%CE%B9.aspx"&gt;80-61&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olympiakos-Dinamo Sassari: 62-61&lt;br /&gt;Olympiakos-Montepaschi Siena: &lt;a href="http://www.menssanabasket.it/site/detailNews.aspx?K=11701"&gt;75-79&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olympiakos-Partizan: &lt;a href="http://www.kkpartizan.rs/sr/vest.php?id=888"&gt;82-64&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olympiakos-Fenerbahce: &lt;a href="http://www.twonationscup.com/EN/haber_devam.asp?haber_id=236"&gt;88-78&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olympiakos-Efes Pilsen: &lt;a href="http://www.eurobasket.com/Turkey/basketball.asp?NewsID=243757"&gt;62-87&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bilbao Basket:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilbao Basket-FIATC Joventut: &lt;a href="http://www.bilbaobasket.biz/Default.aspx?1%7C1"&gt;88-74&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilbao Basket-Asefa Estudiantes: &lt;a href="http://www.bilbaobasket.biz/Default.aspx?1%7C1"&gt;79-62&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilbao Basket-Zaragoza: 78-79&lt;br /&gt;Bilbao Basket-Caja Laboral: &lt;a href="http://www.acb.com/fichas/SCOPA12001.php"&gt;88-93&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bennet Cantu:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Efes Pilsen: 57-57&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Astana Tigers: &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/news.aspx?Id=2167&amp;amp;lang=it"&gt;64-62&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;NGC Cantu-Angelico Biella: &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/news.aspx?Id=2168&amp;amp;lang=it"&gt;69-75&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cantu-Türk Telekom: &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/news.aspx?Id=2174&amp;amp;lang=it"&gt;66-56&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Canadian Solar Bologna: 60-56&lt;br /&gt;Bennet Cantu-A.J. Milano: &lt;a href="http://www.olimpiamilano.com/index.php?option=com_content&amp;amp;view=article&amp;amp;id=1059%3Alolimpia-si-aggiudica-il-trofeo-di-caorle&amp;amp;catid=7%3Aultime-notizie&amp;amp;Itemid=63&amp;amp;lang=en"&gt;68-70&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Novipiu Casale: &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/news.aspx?Id=2187&amp;amp;lang=it"&gt;65-58&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Novipiu Casale: &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/news.aspx?Id=2192&amp;amp;lang=it"&gt;75-54&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Cimberio Varese: &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/news.aspx?Id=2194&amp;amp;lang=it"&gt;78-66&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu-Montepaschi Siena: &lt;a href="http://web.legabasket.it/news/?id=110090"&gt;70-73&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nancy:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nancy-Gravelines: 74-71&lt;br /&gt;Nancy-Elan Chalon: 96-92&lt;br /&gt;Nancy-Cholet: &lt;a href="http://www.jump-shot.net/boxscore.php?id=29253"&gt;78-66&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nancy-Le Mans: &lt;a href="http://www.jump-shot.net/boxscore.php?id=29255"&gt;96-66&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nancy-Strasbourg: 78-68&lt;br /&gt;Nancy-Maccabi: &lt;a href="http://www.maccabi.co.il/News.asp?id=3147&amp;amp;language=english"&gt;62-86&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7057361024376244214?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7057361024376244214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/fenerbahce-rakiplerinin-karneleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7057361024376244214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7057361024376244214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/fenerbahce-rakiplerinin-karneleri.html' title='Fenerbahçe Rakiplerinin Karneleri'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-nP-34uRI8dM/TonvI22FvZI/AAAAAAAACwM/Dv0TJKJrUVE/s72-c/euroleague_logo__sN7nBPFX_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5716617589268799845</id><published>2011-10-03T11:41:00.003+03:00</published><updated>2011-10-03T11:58:55.655+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Tebrik ve Güzel Sezon</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lWIWPMXfUm4/Tol5GzJRQ6I/AAAAAAAACwE/Mt1vfMu8-7k/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 242px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659187564483003298" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-lWIWPMXfUm4/Tol5GzJRQ6I/AAAAAAAACwE/Mt1vfMu8-7k/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;Fenerbahçe ve Efes Pilsen'den (Biz Efes Pilsen olarak bildik, öyle kalsın) sonra Galatasaray'ın da EL'ye yükselme başarısı gösterdiği ön eleme maçları tamamlandı (ikinci takımın Spirou Basket olduğunu parantez içinde de olsa belirtelim). Sarı-Kırmızılı ekip, neresinden bakılırsa bakılsın, büyük bir başarıya imza attı. Bu başarıya, yalnızca elemelerde gösterilen performans olarak değil, kısa sürede kaydedilen aşama olarak bakınca çok daha anlamlı oluyor. Bu kısım, Fenerbahçeli arkadaşlarım tarafından (en hafif tabirle) "Haydi oradan" şeklinde karşılanacak, Galatasaray cephesinin bir kısmı da bu tarafa bakarken 'Ülker'den başkasını göremeyecek ve laf yetiştirecek durumda olsa da bu başarıyı tebrik etmek gerekiyor. Kendi adıma, EL'yi takibin keyfi açısından bile Galatasaray'ın orada olması hoşuma gidiyor. Kaldı ki İtalya'nın 3 takım soktuğu EL'ye Türkiye'nin de bu seviyesiyle aynı sayıda takımla katılması zaten gereklilikti. Fenerbahçe'nin 1998-1999 döneminde EL'de oynadığı sezonu ve orada yaşadığım heyecanı halen aynı şekilde, maç maç, detay detay hatırlıyorum. Fenerbahçe dışında Efes-Tofaş-Ülker-Telekom dörtlüsünün değişmeli olarak 3'lüyü kurduğu dönemler var ama ilk defa Fenerbahçe-Galatasaray ikilisi orada olacak. Bu iki, her daim birbiri için itici güç olmuştur, sırf bu bakımdan bile kıymetli. E bir de F4 İstanbul'da, kadrolar iyi vs. derken, gerçekten çok ciddi heyecan. Umarım devamlılık sağlanır, hatta bu üçlünün yanına sokulanlar olur. Fırsat bulup tüm detaylarıyla grupları konuşmak istiyorum, bir aksilik olmazsa yaparız. Ama çok keyifli bir sezonun kapıda olduğu aşikar, dilerim bu keyfi yaşayabiliriz. Hayırlara vesile...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5716617589268799845?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5716617589268799845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/tebrik-ve-guzel-sezon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5716617589268799845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5716617589268799845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/tebrik-ve-guzel-sezon.html' title='Tebrik ve Güzel Sezon'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-lWIWPMXfUm4/Tol5GzJRQ6I/AAAAAAAACwE/Mt1vfMu8-7k/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8278257572893859700</id><published>2011-10-01T10:26:00.004+03:00</published><updated>2011-10-01T10:56:54.326+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague Ön Eleme Maçları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/--cUJgmiaN_w/TobG6Qb2SvI/AAAAAAAACv8/EUeL84pXzUI/s1600/euroleague_1238540500.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658428685984090866" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/--cUJgmiaN_w/TobG6Qb2SvI/AAAAAAAACv8/EUeL84pXzUI/s320/euroleague_1238540500.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;2 satır da burası için yazmazsam olmaz. İlk 2 gün maçlarında Galatasaray'ın tarafındaki maçların ASVEL-Gravelines parçalı ve göz ucuyla olmak kaydıyla tümünü izleme fırsatım oldu. Diğer tarafı sadece skor olarak takip edebildim ama fazlasına da gerek yoktu, zerre heyecan vermiyor zira...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G.Saray'ın tarafı oldukça zorlu, en azından o 8'li içerisinde nispeten daha kolay takımların olduğu 4'lünün arasından sıyrılarak Rytas'ın karşısına çıkmak durumunda olması Sarı-Kırmızılı ekibin şansı. PAOK felaket bir takım, hani kadrodaki isimlere bakınca "acaba zorlar mı?" diyorsun, sonuçta henüz sezon başı ve Mahmuti'nin ekibi de tam olarak istenen seviyede değil. Ancak PAOK o kadar dar ve bu seviyeler için o kadar sorunlu bir takım ki Galatasaray'ın düşük şut yüzdesi ve Yunan temsilcisinin soktuğu ekstra şutlar dahi maçın en fazla 2 çeyrek sürmesini sağlayabildi. Stiggers, Giannakidis ve JR. Giddens üçlüsünü hangi takıma koysan bozar, o derece... Sonuçta Galatasaray'ın ezip geçmesi gereken bir takımdı, öyle de oldu. Jamon Gordon (biz 'Jamon Lucas' diyorduk, hata ediyorduk) özellikle, mükemmel bir maç çıkardı, oyunun 2 yönünde de her şeyi yaptı. Hani bu topa girmemek lazım ama onun bu düzen takımı içinde varlığı ve bu oyunu Lakovic'i sorgulatıyor; yine de Sloven yıldızın verebileceklerini görmek için beklemek gerek, haksızlık etmeyelim. ASVEL daha derli toplu, daha tehlikeli, daha istikrarlı olma potansiyeli olan skorerlere sahip bir takım olsa da orada da ciddi avantajı var bizim ezeli rakibin. Yine de geçerler, Cibona-Rytas galibinin karşısına dikilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl iş diğer dörtlünün son ayağında, Cholet'i geçen Cibona ile Buducnost'u deviren Rytas'ın karşılaşmasında... Avrupa basketbolunun eski lezzetleri, Cibona, Olimpija ve Zalgiris gibi takımları severim ama Cholet'e ayrıca üzüldüm. Erman Kunter'in ekibi kadroyu yenilemek durumunda kaldı, bir de son anda Robert Hite'ı kaybetti. Zamana ihtiyaçları vardı ama EL'nin ekstra zaman tanıması söz konusu değildi. Battle, Parsons ve Byars gibi 'yeniler' tam olarak ısınmadan çıkılan bu maçların henüz ilk ayağında patladılar, evlerine döndüler. Zaten muazzam geçirdikleri sezonu saçma final sistemi nedeniyle tek maçta kaybederek hem şampiyonluk kupasını verdiler hem de EL'ye doğrudan katılımdan oldular, bir de burada ilk maçtan kaybetmeleri acı oldu. Cibona'nın galibiyetinde ise tanıdık isim Antwain Barbour başrol oynadı; Olimpija macerası sonrası Cedevita Zagreb'te kendini bulan Damjan Rudez'in katkısı da önemliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarafın favorisi Rytas ise Buducnost'u geçerken pek de zorlanmadı. Buducnost için bir not, kaybeden takım olmalarına rağmen 94 doğumlu Nikola Ivanovic'in performansının altı çizilmeli. 90 doğumlu Nikola Vucevic zaten biliniyor ve buralarda kalıcı değil ancak Ivanovic, o topraklardan yetişmek üzere olan bir diğer önemli guard olarak sivriliyor. Kazanan tarafa dönecek olursak, Rytas da Galatasaray ile birlikte kadro seviyesi olarak EL'ye kalmayı hak eden takımlardan biri konumunda. Zaten takımın 6 ismi tanıdık, direkt olarak ülkemizde forma giymiş isimler. Onların avantajı ev sahibi olmaları, kadro derinliği olarak da G.Saray ile benzeşiyorlar. İki takımın da yarı finaldeki rakiplerini geçip finalde karşılaşmaları hem beklenti hem de büyük keyif vesilesi, zorlu ve güzel eşleşme olur-olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü maçlara Fenerbahçe gündemi nedeniyle ara veriyorum, yarın en heyecanlı kısımdan devam edeceğim. Galatasaray'ın olduğu tarafta sürpriz olmaz ve beklenen finali görürüz diye düşünüyorum, Charleroi tarafında ise soru işareti ALBA-Spirou Basket eşleşmesinde, Khimki'nin yolu belli. Bugün finallerin adı netleşsin, yarın daha heyecanlı ve keyifli olacak...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8278257572893859700?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8278257572893859700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-on-eleme-maclar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8278257572893859700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8278257572893859700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/euroleague-on-eleme-maclar.html' title='Euroleague Ön Eleme Maçları'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/--cUJgmiaN_w/TobG6Qb2SvI/AAAAAAAACv8/EUeL84pXzUI/s72-c/euroleague_1238540500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-496636174027161334</id><published>2011-10-01T08:53:00.003+03:00</published><updated>2011-10-01T10:23:30.014+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Ligleri'/><title type='text'>Caja Laboral &amp; Bizkaia Bilbao</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-SoX0Lt88IYE/Toa_hnQhtVI/AAAAAAAACv0/7ocZvhT4n2U/s1600/77399_81_97285_81.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 180px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658420566032495954" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-SoX0Lt88IYE/Toa_hnQhtVI/AAAAAAAACv0/7ocZvhT4n2U/s320/77399_81_97285_81.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Aslında dün gece yazma niyetim vardı ancak hem haftanın yorgunluğu hem de basketbol programının yoğunluğu ile bayılıp kaldım, sabaha kaldı. Dün birçok maç vardı ama İspanya'nın seviyesi gerçekten farklı, Caja Laboral-Bilbao ile başlayıp Real Madrid-Barcelona ile bitirmek tarifsiz bir keyifti. İkinci maça yalnızca kısa bir paragrafla değinip Fenerbahçe'nin rakiplerine ağırlık vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'in kısa oyuncu rotasyonu sınıf hatta çağ atlamış durumda. Bir de Rudy Fernandez'in ekleneceğini düşünürsek orada Pocius ve Carroll ile birlikte oldukça etkileyici bir kadroları var. Pocius çok kıymetli bir isim, oyunun iki yönünde de tam bir dengeleyici rolünde. Koç Pablo Laso, Messina döneminde kenarda kalan Velickovic'i işin içine çok daha fazla sokmaya çalışıyor, bakalım Mirotic ile ikisinin nasıl idare edecek. Takımın görüntüsü halen 'herkese yener, herkese yenilir' kıvamında, kadro etkileyici olsa da bu algıyı değiştirecek bir kimlik oturtmadıkları sürece hem ACB'de hem de EL'de asıl rakiplerine göre 1 adım gerideler. Barcelona ise, dün 2 ve 3. çeyreklerde rakibine fazlasıyla yaklaşma şansı verse ve hatta maçı kaybedecek noktaya gelse bile halen çok daha güvenilir bir takım. Huertas'ta neden bu kadar ısrarcı oldukları çok net anlaşılıyor, yanında bir de Eidson gibi saha içi lideri olunca tadından yenmiyor. Halihazırda elde olan Navarro ve sakatlığı atlatmış Mickeal ikilisiyle birlikte kabus gibi bir rotasyonu var Barcelona'nın. Huertas'ın varlığı, uzunlar için de bulunmaz nimet; şut konusunda Hakan Demirel kadar kötü bir oyun kurucu izlemeye alışkın Barcelona taraftarı için de elbette... Dün kazanan &lt;a href="http://www.acb.com/fichas/SCOPA12002.php"&gt;&lt;strong&gt;74-70&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; ile Barcelona oldu. Real daha farklı bir takım olacak, orası kesin ama net konuşmak için biraz daha beklemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim asıl maça, Fenerbahçe'nin grubundaki 2 takımın mücadelesine... Bilbao ev sahibiydi, geçen sezon lig finaline yükselme başarısı gösteren kadrosunu çok değiştirmeden Grimau ve D'or Fischer gibi CV'leri son derece parlak isimleri eklemişlerdi. Grimau'yu Barcelona forması dışında bir formayla izlemek garip oldu ya neyse, en azından kendisini bıraktığımız gibi bulduk. Sert ve savunmacı kimliğine alıştığımız bir takımdı Bilbao, birazdan bahsedeceğimiz Caja Laboral'in yüzdeli oyunu ile savunma dirençleri delik deşik olsa da 25 sayı geriye düştükleri maça yine son ana kadar tutunmayı bildiler. Hani hiçbir şey yapamasalar bile evlerinde kazanmanın çok güç olduğu bir deplasman atmosferi yaratacaklarını bir kez daha kanıtladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grimau ve takımın genel kimliği ile söze girdikten sonra ayrı bir paragrafı da D'Or Fischer ile açmak gerekiyor. Eski Real Madrid oyuncusu, eşine Avrupa'da çok fazla rastlanmayan ve bana göre takımlar için ekstra değerli atlet, uzun kolları ile pota altında son derece dominant bir oyuncu. Mavroeidis ile özellikleri itibariyle farklı bir tip oluşu ve bu ikilinin Katsikaris'e farklı opsiyonlar sunması önemli bir artı. Dün Caja Laboral pota altına ciddi sıkıntı yaratan Fischer'in benzer sıkıntıyı, hatta fazlasını Fenerbahçe'ye yaratması son derece olası... Banic hem içeriden hem de dışarıdan oynayabilen, bizim için tanıdık bir forvet, keza dün son derece düşük yüzdeyle atsa bile Mumbru da bu takımın ismi anılması gereken oyuncularından biri. Takımın oyun kurucusu Aaron Jackson ise bana göre ACB'nin en kıymetli guardları arasında gösterilebilir. Muazzam bir top hakimiyeti var ve bunu hızla müthiş bir şekilde birleştirebiliyor. Bilbao'nun dönem dönem tempoyu rakibi için çok can sıkıcı bir şekilde yükselttiği anlarda hep onun imzası var ki artık yanında Grimau desteği de söz konusu. Patlama özelliği ile bu 2 guard, pota altında Fischer gibi bir bitirici ve yukarıda saydığımız forvetler ile birlikte can sıkma potansiyeli epey yüksek bir takım. Hani Jackson'un pas kabiliyeti de bir parça daha iyi olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral ise kadrosunda daha fazla değişiklik olan taraftı. Pota altı Efes, oyun kurucu pozisyonu da Barcelona tarafından yağmalanan Bask temsilcisi (sanki Bilbao Bask değil ya, neyse) hem takviyeleri hem de eldekilerin sezon açılışı ile umut verdi. Her şeyden önce Oleson ile söze başlayalım; Rakocevic sonrası ne doktorları ne mühendisleri denedi orada Caja Laboral ama bir türlü olmadı, Carl English'inden David Logan'ına kadar kimseden hayır gelmedi. Oleson ise 2 sene önce Fuenlabrada'da müthiş bir sezon geçirdikten sonra takıma dahil olmuş ancak sakatlıklar belini bükmüştü. Dünkü maçla birlikte sezona müthiş bir giriş yapıp sempatizanlarının yüzünü güldürdü. Şimdi hemen '10 numaralı forma'yı vermeyelim ama güzel sinyaller bunlar, altını çizelim. Tabii dünkü dominant performansta Reggie Williams'ın olmaması da etkiliydi. Caja Laboral forumlarında Williams'ın dizinde sorun olduğu ve sözleşmesinin fesh edilebileceği konuşuluyor, şimdilik yerine aday adayı da Keith Langford, bu notu da düşelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral, lokavttan oyuncu düşüren takımlar arasında belki de en verimli hamleyi yapan takımlardan biri. Erman Kunter'in ellerinde yetişen Seraphin, genç yaşına rağmen inanılmaz bir fizik avantajına sahip. Birkaç sene Avrupa'da kalsa kuvvetle muhtemel buraları silip süpürerek giderdi ama en azından NBA'de sezon başlayana kadar burada. Barac-Batista ikilisinin ayrılmasıyla birlikte Caja Laboral daha mobil bir takım oldu; M.Bjelica-Seraphin-Dorsey üçlüsüyle orada farklı bir görüntü çiziyorlar. Şu anda orada Seraphin ağır basıyor, sonrasında kuvvetle muhtemel sıkıntı yaşarlar ama en azından Fenerbahçe ile erken oynayacakları düşünülürse (1 ve 6. haftalar) genç Fransız oyuncunun varlığı bir tehdit. Huertas sonrası Heurtel (isimler benzer, cisim benzerliğini kanıtlamak için daha yol var) ve Prigioni ikilisi dün sırıtmadı ancak biraz daha beklemek gerek. Heurtel de akıllı ve cesur bir guard, gençliğinin sıkıntılarını çekeceği anlar-maçlar olacaktır lakin o anlar için de Prigioni var. Yine de insan, belki de Avrupa'da forma giyen en iyi guardı kaybedince oldukça temkinli yaklaşıyor herkese...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar 'San Emeterio' demedim, farkındayım, hemen telafi edeyim. Halen ve her zaman, bu takımın en önemli ismidir, bayrak oyuncusudur, bu sezon da öyle olacak. Onun gibi 'her şeyi yapan' bir oyuncu etrafında kurulan ya da benim öyle görmek istediğim Caja Laboral'in, sokmaya başladığı zaman kontrolden çıkan ve iyice terbiyesizleşen oyuncuları var. Dün 14/22, daha anlaşılır olması için, 64%'lük bir 3 sayı yüzdesi vardı. Evet, el üstü de soktular ama çoğunda buram buram, doğru top paylaşımı kokusu vardı. Dün Heurtel-Prigioni-Oleson-San Emeterio dörtlüsünün asist toplamı tam '20', yani muazzam. O nedenle Caja Laboral bence sezona çok olumlu sinyaller vererek başladı. Şimdi Barcelona karşısında izlemek lazım ancak ben o saatlerde Fenerbahçe'nin futbol maçı için statta olacağım. Yine de takımın en önemli artıları bunlar, bir de Regie Williams sorununu çözerlerse tadından yenmez. Seraphin'in ne kadar kalacağı ve sonrasında ne yapacakları ise şimdilik en ciddi soru işareti, takım savunmaları da çok üst düzey denemez. Tabii 'Teletovic' lafı geçirmeden bir Caja Laboral yazısı yazmak da ayrı keyif olsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünkü maç özelinde de bir paragraf yazacak olursak, Caja Laboral inanılmaz şut yüzdesiyle Bilbao'nun guardını erken düşürmeye çalıştı, başkası olsa çoktan düşer, maç Fenerbahçe'nin Tanjevic dönemindeki tatsız Siena ya da Barcelona deplasmanlarına bağlanırdı ama olmadı. Jackson-Grimau inadı, Fischer ve Banic etkinliği ile maça tutundular. 25 sayı geriye düşmelerine rağmen maçı son dakikaya kadar getirip basit hatalar ile kaybettiler. Maç skoru 93-88, istatistikler &lt;a href="http://www.acb.com/fichas/SCOPA12001.php"&gt;&lt;strong&gt;şurada&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;. Caja Laboral maçı her koparmaya çalıştığında geri döndü Bilbao, Bilbao maça 2 eliyle tutunmaya her çalıştığında da San Emeterio ya da Oleson fişi çekmeye yeltendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan Fenerbahçe'ye bağlayalım. Sezona, bu 2 takıma, hatta belki de gruptaki diğer tüm takımlara göre daha sorunlu gireceğiz. Dün Spahija'nın Nations Cup basın toplantısında söylediği tatsız ama doğru; geçen sene sorunsuz başlayıp sorun yaşamıştık, şimdi sorunlu başlayıp sene içinde toparlamaya çalışacağız. Öncelik EL'de kendimizi üst tura atmak ve bunu yaparken de mümkün olan en iyi dereceyi elde etmek ama eğer 'iyi derece' kavramı 1 veya 2. sıralar ise zor, şimdiden söylemek lazım. Tomas ve Ukic'in sakatlandığı (ki Tomas neredeyse ilk turda hiç yok), Mirsad'ın da dönemediği bir takımda daha önce de defalarca belirttiğimiz sorunların hiçbirine önlem almadan girmek... Aman yahu, yine niye tekrar ediyorsam... Uzun lafın kısası, Caja Laboral sezon başı itibariyle bizden 1-2 adım önde, Bilbao canımızı sıkar, Olympiakos da kadro yenilemesi itibariyle bir parça 'kapalı kutu' olsa da potansiyel olarak oüstte. Dolayısıyla bu grupta 1-2 falan çok zor, 'en az hasar' hedef olmalı ama olası hasar ne olur, ne kadar olur? Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-496636174027161334?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/496636174027161334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/caja-laboral-bizkaia-bilbao.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/496636174027161334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/496636174027161334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/10/caja-laboral-bizkaia-bilbao.html' title='Caja Laboral &amp; Bizkaia Bilbao'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-SoX0Lt88IYE/Toa_hnQhtVI/AAAAAAAACv0/7ocZvhT4n2U/s72-c/77399_81_97285_81.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1443177168773791093</id><published>2011-09-25T21:57:00.004+03:00</published><updated>2011-09-25T22:53:19.970+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>İkinci Sınav, Aynı Notlar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Ax9jtxX0w4g/Tn-Gjvu-jEI/AAAAAAAACvs/8Pt8apzIL8c/s1600/255779_10150200439453512_666973511_7136343_570929_n.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 317px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656387605667679298" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-Ax9jtxX0w4g/Tn-Gjvu-jEI/AAAAAAAACvs/8Pt8apzIL8c/s320/255779_10150200439453512_666973511_7136343_570929_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Link ile cebelleşmekten tüm detaylarıyla izleyemedim maçı, o yüzden detay analiz yapmam mümkün değil. 73-57 kaybetti Fenerbahçe, istatistikler &lt;a href="http://www.basket.ru/games/online_D0E0C8CC-59C6-4850-8E8A-FA3BEE61EDD3_s1.html"&gt;&lt;strong&gt;şurada&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;. Aslında sorunlar aynıydı, sadece dünkünden çok daha hazır ve iyi durumda bir rakip vardı karşımızda, o nedenle tabelaya yansıdı her şey. Tekrar tekrar aynı şeyleri söylemenin manası yok ama bu işin şakası da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer 34 yaşında ve orada savunma katkısı beklediğimiz tek isim durumunda neredeyse, beyni gitse de ayakları gitmez artık. Bogdanovic sakatlansa telafisi daha kolaydı, bir skorer ekleyip ya da en kötü eldekilerden birini daha çok işin içine dahil edip (misal Emir-Ukic üstünden giden bir takım) olurdu. Ama Tomas gibi iki yönlü bir oyuncunun yokluğunu telafi etmek çok zor, takviyesiz imkansız. Emir ve Bojan'ın fiziksel özellikleri itibariyle iyi savunmacı olmaları imkansıza yakın, hele ki aynı anda parkede olmaları cinayet sebebi. Üstelik bu ikilinin savunmaya ekstra konsantre olmaya çalışmaları da dengelerini iyice bozabiliyor, özellikle Bojan mental olarak çok güçlü bir oyuncu değil (zaten sokamadığı zaman da çorap söküğü gibi geliyor, bugün onu yaşadık). O nedenle Ömer + bir dengeleyici şart. Eskiden bu Kinsey ve Tomas idi, şimdi ikisi de yok. Curtis'in bu konuda katkısı olur ama yetmez. (Bu, hazırlık döneminin ilk notudur ve bu notu görmek için başka maça da gerek yok).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunlarda da sıkıntımız belli, 2 sene önce Semih-Ömer-Oğuz-Gappy-Mirsad vardı elde, miras tükendi. Kısalardaki savunma sertliğinin çözülmesi onları da çok etkiliyor, delik deşik oluyorlar. O yüzden Gist biraz daha ritm bulur ve Mirsad da dahil olursa (nispeten) toparlarız, kısalardaki durum çok daha vahim, yine de Semih hamlesi gelmeliydi. Bugün Kaya 4 numara kullanılırken Darjus 3 tane bomboş dış şut buldu, kabus gibiydi. Gist'in faul alma potansiyeli vs. de düşünüldüğünde Kaya'yı orada çok kullanmak durumunda kalacağız. Bunun Teletovic'i, Banic ve Hervelle'i, Howard'ı Printezis'i falan var. Var oğlu var yani, Gist'e ilave Mirsad da gelmeli özetle... (Bu da ikinci not ama burayı anca eldekilerle yamayabiliriz gibi gözüküyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bu senenin F4 adaylarını say desen Barcelona, CSKA, PAO ve Maccabi kesin orada olur. Bunların altına 'F4 yapsa şaşırmam'lık takımları dizerim ki orada da 5-6 takım sayılabillir. CSKA müthiş bir kadroya sahip, bize karşı eksikleri de vardı, bazı oyuncular az oynadı vs ama yine de 11 kişiyi kullandılar.Hem çok daha dominant uzunlarını hem de kısa savunmasının elek halini kullanarak pota altını müthiş işlediler, dışarıdan da boş adamı bulup tepemize bindiler. Ribaund istatistiklerine en son baktığımda bilgisayar mavi ekran vermişti, sayıları hatırlamıyorum (bu dünkü maçta da birebir aynıydı, çok ciddi ve kötü bir sinyal daha). Shved'e ayrı bir parantez açalım, ben uzun süredir (Khryapa ve Kirilenko ikilisini hariç tutarak konuşuyorum) bir Rus oyuncuyu izlerken bu kadar keyif almamıştım. Ama 2 takım arasında parkedeki fark fazlaydı, bu kadar olmamalı(ydı). Fenerbahçe, benim yukarıda kabaca yaptığım değerlendirmede 'F4 adayı' listesine direkt olarak kolay kolay giremez ama 2. grupta mutlaka olmalı. Oradaydı çünkü geçen sene, geri gitme lüksü yok. Şu anda, sezona yalnızca Ukic'i bekleyip bu şekilde girmeyi tercih ederlerse en fazla o 2. gruptan birilerini aşağı almaya çalışan takım olurlar, oluruz. O nedenle, adı üstünde bu 'hazırlık' döneminin işaret ettiklerini iyi görüp aksiyon almak gerek. Bir önceki yazıda rakiplerin kadrolarını geçtim, nitelik olarak değil nicelik olarak da eksiklik var. O yüzden paniklemeden tedbir almak gerek. Ya da yolun F4'ün yakınından geçmediği izah edilir çıkıp, beklentiler de ona göre şekillendirilir, bu saatten sonra nasıl olacaksa artık... EL ilk tur grubu F4'a giden yolun anahtarıdır, 4. çıktıktan sonra ağzınla kuş tutsan da yetmeyebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu turnuvanın en büyük kazanımı Erbil'dir. Eğer çok ideal bir takım bulunamayacaksa kadroda tutulup ve Hakan Demirel'e teşekkür edilip (teşekkür konusu bulmak zor olacaktır) en azından TBL'de süre alması sağlanabilir. Engin döndükten sonra, eğer dönüşü beklendiği gibi olursa, Erbil o zaman kiralanabilir (şu anda da alt lige kiralanması gündemde, umarım planlar değişir, en azından şimdilik). Ama bu takıma Hakan'ın Erbil'den daha fazla şey verme şansı yok. Koçun Berkay ile sorunu ne bilmiyorum, ya da Berkay'ın başka bir sorunu mu var haberim yok ama bu 2 isim bizim geleceğimiz için son derece önemliler. Belki yıldız olmayacaklar ama en azından rotasyona girecek seviyeye gelmeleri gerekiyor. Umarım koç Spahija da bu sorumluluğu üzerinde hissediyor ve plan-programı ona göre yapıyordur. Tanjevic'ten çok uzun süre şikayetçi olduk, Tanjevic'ten sonra gençlere bakışı oldukça farklı birine alışmak da zor oluyor. Yerli oyuncu mirası dibine kadar tükendi, elde bir tek Emir kaldı! Neyse, hayalimde Ukic-Jerrells-Erbil üçlüsü var, hatta yabancı durumuna göre ligde dönem dönem Ukic+Erbil, bunu yapacak iskelet var. Berkay için de benzer şans Emir-Bojan ikilisinin arkasında yaratılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzücü ama yaşanması gereken bir maçtı. Bu maçları EL gruplarında yaşamaktansa buralarda karşılaşmak iyidir. Ama dediğim gibi, gidişat çok net; halen yanıp bitme gibi bir durum yok, aksiyon için de zaman var ama bu yolda gidersek geçen seneki yola girmek dahi zor gözüküyor. Ukic + bir savunma rötuşu hem açıkları kapatır hem de dün bahsettiğimiz, özellikle Emir-Bojan merkezli artıların ortaya çıkmasına vesile olur. Rusya'dan 2. dönüyor Fenerbahçe, şimdi Almanya seferi ve ardından İstanbul'da Nations Cup var. Rakipler hep çok güçlü, hiçbir masraftan kaçınılmıyor hazırlık döneminde, buradaki karne de önemli elbette.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son not: Maçın sonunda sakatlanan Emir'in çok ciddi bir durumu yok(muş). Bilginize...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1443177168773791093?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1443177168773791093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/ikinci-snav-ayn-notlar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1443177168773791093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1443177168773791093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/ikinci-snav-ayn-notlar.html' title='İkinci Sınav, Aynı Notlar...'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Ax9jtxX0w4g/Tn-Gjvu-jEI/AAAAAAAACvs/8Pt8apzIL8c/s72-c/255779_10150200439453512_666973511_7136343_570929_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6248331777944557489</id><published>2011-09-25T00:27:00.004+03:00</published><updated>2011-09-25T09:58:48.064+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Fenerbahçe'nin Rakipleri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Sn7sAW2ebAY/Tn5WEczhz3I/AAAAAAAACvk/bdAY_Z3B-aA/s1600/euroleague_1238540500.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656052816475705202" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-Sn7sAW2ebAY/Tn5WEczhz3I/AAAAAAAACvk/bdAY_Z3B-aA/s320/euroleague_1238540500.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Fenerbahçe'nin ve EL grubundaki rakiplerinin kadrolarını geçelim, bulunsun. Tüm takımları tek tek inceleriz, zaten kadrolarda bu saatten sonra çok fazla değişiklik de olmaz. Grup liderliğine oynanabilecek ama bir anda kendini ilk ikinin dışında bulabileceğin, hatta çok sendelersen ensende Bilbao nefesi hissedebileceğin bir grup. Özellikle 'yeni' Olympiakos ayrı motivasyon ve iyice incelenmeli, Cantu da renkli takım. Kadrolardaki &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;'kırmızı'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; renk ile belirtilmiş oyuncular uzun süreli sakatlar, '&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;mavi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;'ler ise lokavt boyunca burada olacak isimler. Neyse, bu kadarı bulunsun, sonrası sonra...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fenerbahçe:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Curtis Jerrells (1.85-1987-Guard)&lt;br /&gt;Hakan Demirel (1.92-1987-Guard)&lt;br /&gt;Roko Ukic (1.96-1984-Guard)&lt;br /&gt;Erbil Eroğlu (1.93-1993-Guard)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Engin Atsür (1.94-1984-Guard)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ömer Onan (1.94-1978-Guard)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Marko Tomas (2.01-1985-Guard)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bojan Bogdanovic (2.00-1989-Forward)&lt;br /&gt;Emir Preldzic (2.06-1987-Forward)&lt;br /&gt;Berkay Candan (2.05-1993-Forward)&lt;br /&gt;James Gist (2.06-1986-Forward)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Mirsad Türkcan (2.06-1976-Forward)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kaya Peker (2.08-1980-Center)&lt;br /&gt;Oğuz Savaş (2.13-1987-Center)&lt;br /&gt;Gasper Vidmar (2.10-1987-Center)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Caja Laboral:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Pablo Prigioni (1.93-1977-Guard)&lt;br /&gt;Thomas Heurtel (1.89-1989-Guard)&lt;br /&gt;Pau Ribas (1.93-1987-Guard)&lt;br /&gt;Ander García (1.92-1989-Guard)&lt;br /&gt;Brad Oleson (1.91-1983-Guard)&lt;br /&gt;Reggie Williams (1.96-1986-Guard)&lt;br /&gt;Fernando San Emeterio (1.98-1984-Forward)&lt;br /&gt;Nemanja Bjelica (2.09-1988-Forward)&lt;br /&gt;Mirza Teletovic (2.06-1985-Forward)&lt;br /&gt;Milko Bjelica (2.07-1984-Forward)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Kevin Seraphin (2.06-1989-Center)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Maciej Lampe (1985-2.11-Center)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Dejan Musli (2.12-1991-Center)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Olympiakos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kalin Lucas (1.85-1989-Guard)&lt;br /&gt;Vassilis Spanoulis (1.93-1.982-Guard)&lt;br /&gt;Vangelis Mantzaris (1.95-1990-Guard)&lt;br /&gt;Konstantinos Sloukas (1.90-1990-Guard)&lt;br /&gt;Martynas Gecevicius (1.93-1988-Guard)&lt;br /&gt;Michalis Pelekanos (1.98-1981-Guard)&lt;br /&gt;Kostas Papanikolaou (2.03-1990-Forward)&lt;br /&gt;Panagiotis Vasilopoulos (2.02-1984-Forward)&lt;br /&gt;Georgios Printezis (2.02-1985-Forward)&lt;br /&gt;Marko Keselj (2.08-1988-Forward)&lt;br /&gt;Matt Howard (2.03-1989-Forward)&lt;br /&gt;Kylie Hines (1.98-1986-Forward)&lt;br /&gt;Pero Antic (2.09-1982-Forward)&lt;br /&gt;Andreas Glyniadakis (2.15-1981-Center)&lt;br /&gt;Lazaros Papadapoulos (2.10-1980-Center)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bennet Cantu:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nicolas Mazzarino (1.81-1975-Guard)&lt;br /&gt;Andrea Cinciarini (1.90-1986-Guard)&lt;br /&gt;Federico Bolzonella (1.82-1984-Guard)&lt;br /&gt;Gianluca Basile (1.92-1975-Guard)&lt;br /&gt;Manuchar Markoishvili (1.97-1986-Guard)&lt;br /&gt;David Lighty (1.95-1988-Guard)&lt;br /&gt;Vladimir Micov (2.01-1985-Forward)&lt;br /&gt;Marco Diviach (2.00-1988-Forward)&lt;br /&gt;Maarten Leunen (2.06-1985-Forward)&lt;br /&gt;Benjamin Ortner (2.06-1983-Forward)&lt;br /&gt;Marko Scekic (2.07-1981-Center)&lt;br /&gt;Denis Marconato (2.14-1975-Center)&lt;br /&gt;Artsiom Parakhouski (2.11-1987-Center&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bizkaia Bilbao&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Raul Lopez (1.82-1980-Guard)&lt;br /&gt;Aaron Jackson (1.93-1986-Guard)&lt;br /&gt;Josh Fisher (1.89-1980-Guard)&lt;br /&gt;Janis Blums (1.90-1982-Guard)&lt;br /&gt;Roger Grimau (1.96-1978-Guard)&lt;br /&gt;Kostas Vasileiadis (2.00-1984-Forward)&lt;br /&gt;Alex Mumbru (2.02-1979-Forward)&lt;br /&gt;Axel Hervelle (2.05-1983-Forward)&lt;br /&gt;Marko Banic (2.04-1984-Forward)&lt;br /&gt;Tomas Hampl (2.15-1988-Center)&lt;br /&gt;D'Or Fischer (2.11-1981-Center)&lt;br /&gt;Dimitrios Mavroedis (2.08-1985-Center)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SLUC Nancy&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;John Linehan (1.78-1978-Guard)&lt;br /&gt;Kenneth Grant (1.88-1982-Guard)&lt;br /&gt;Pape Amagou (1.85-1985-Guard)&lt;br /&gt;Kevin Thalien (1.90-1992-Guard)&lt;br /&gt;Jamal Shuler (1.91-1986-Guard)&lt;br /&gt;Kingsley Pinda (1.95-1992-Guard) &lt;br /&gt;Adrien Moerman (2.01-1988-Forward)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Nicolas Batum (2.03-1988-Forward)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Abdel Sylla (2.04-1990-Forward)&lt;br /&gt;Victor Samnick (2.03-1979-Forward)&lt;br /&gt;Dzenan Kurtic (2.06-1992-Center)&lt;br /&gt;Moussa Badiane (2.08-1981-Center)&lt;br /&gt;Akin Akingbala (2.09-1983-Center)&lt;br /&gt;Vincent Pourchot (2.22-1992-Center)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6248331777944557489?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6248331777944557489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/fenerbahcenin-rakipleri.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6248331777944557489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6248331777944557489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/fenerbahcenin-rakipleri.html' title='Fenerbahçe&apos;nin Rakipleri'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Sn7sAW2ebAY/Tn5WEczhz3I/AAAAAAAACvk/bdAY_Z3B-aA/s72-c/euroleague_1238540500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2981140083519850435</id><published>2011-09-24T20:42:00.006+03:00</published><updated>2011-09-24T21:51:17.103+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Bogdan Bogdanovic Fenerbahçe'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-O42ZI-k1wzE/Tn4WvD5peAI/AAAAAAAACvc/am__BvDJ7dE/s1600/Untitled.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 270px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655983179780683778" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-O42ZI-k1wzE/Tn4WvD5peAI/AAAAAAAACvc/am__BvDJ7dE/s320/Untitled.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Hayırlara vesile olsun...&lt;br /&gt;Düzeltme: Resmi sitedeki maç yazısı düzeltilmiş, tepkileri dikkate alıp güncelleyenlere teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2981140083519850435?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2981140083519850435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/bogdan-bogdanovic-fenerbahcede.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2981140083519850435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2981140083519850435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/bogdan-bogdanovic-fenerbahcede.html' title='Bogdan Bogdanovic Fenerbahçe&apos;de'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-O42ZI-k1wzE/Tn4WvD5peAI/AAAAAAAACvc/am__BvDJ7dE/s72-c/Untitled.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2460719771437792128</id><published>2011-09-24T19:22:00.005+03:00</published><updated>2011-09-24T20:38:06.814+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>İlk Sınav</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kSji-Jwf88A/Tn4S71rB5II/AAAAAAAACvU/jL1eAPbO3M0/s1600/emir-preldzic-ball-spin.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655979001253061762" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-kSji-Jwf88A/Tn4S71rB5II/AAAAAAAACvU/jL1eAPbO3M0/s320/emir-preldzic-ball-spin.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Fenerbahçe 'antrenman kadrosunu tamamlamak için getirildiği söylenen ancak, özellikle eldeki gençlerin alabilecekleri sürelerden çalan oyunculardan arınmış, Avrupa Şampiyonası'nda forma giyen isimleriyle takviye edilmiş kadrosuyla ilk ciddi maçına çıktı. Rakip geçtiğimiz sezonun EL ve Yunanistan Ligi şampiyonu PAO idi. Yunan temsilcisinde Nick Calathes, Stratos Perperoglou ve Kostas Kaimakoglou gibi önemli isimler forma giymedi. Fenerbahçe'nin eksikleri de malum; Engin ve Mirsad'a ilave Ukic ve Tomas... Fenerbahçe maçı &lt;a href="http://www.basket.ru/basketball/game/statistics/?bskgam=cb60339b-6db1-41a9-a7d0-d7d7d82d1273&amp;amp;lc=1033"&gt;&lt;strong&gt;88-85&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; kazandı, finale yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım belki çoğu rakibe göre kadroda daha az değişiklik yaptı ancak giden-gelen farklılığından ötürü kimlik değişimi yaşanıyor. Kinsey'den sonra Tomas'ın da kaybedilmesi kısa savunmasında Spahija'nın elini oldukça zayıflatacak. Bir önceki yazıda takviye ihtiyacından bahsetmiştik, ısrarcıyız. Dilerim bu aksiyonun alınması için çok beklenmez ve zaten dar olan havuz iyice kurumaz. EL'ye bugün parkede olan kadroya yalnızca Ukic'i ilave ederek girebilecek Fenerbahçe, Ömer'in de artık 34 yaşında olduğunu düşünürsek bu risk fazla iddialı olur. Maçtan bağımsız bu girişi yapalım, baskımızı kuralım, umarım etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün takım adına en olumsuz notların başında, kısalardan yenilen sayıların fazlalığı geliyordu. Birkaç pozisyonda çok basit savunma hataları geldi, bunları Curtis-Bojan gibi yenilerin varlığına ve uyum sorununa verebiliriz ancak genel olarak oradaki seviyelerin oldukça altında olduğumuzu söylememiz lazım. Emir'in artık 'büyük oyuncu' olmaya oynaması ve Bojan'ın da uzun yıllardır bu takımda forma giyen en 'temiz bilek' özelliği takımı skor opsiyonu anlamında üst seviyeye taşıyacak olsa da yıllardır bir şekilde başarıyı getiren savunma kimliği darbe almış vaziyette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Curtis ve Bojan demişken, kısaca bireysel değerlendirmelere girelim. Curtis'in bu sene işi zor, yazıp çizdiğim her yerde anlatmaya çalışıyorum ama olmuyor, bu adamdan ne beklendiğini inanın anlamıyorum. Ukic'in arkasına geliyor, Engin geldiği zaman belki ligde tribüne gidecek, çok dominant bir adam alınamazdı. Dünyanın en iyi oyuncusu değil elbette, top kayıpları ve arada kontrolden çıkabilmesi en büyük defoları ama o tip oyuncularda sık rastlanan özellikler. Adam 24 yaşında, Avrupa'da 1 tam sezon geçirmedi bile. Top eline yapışmıyor, (son 2 maçta bundan biraz ödün verse de) çembere gitmekten çekinmiyor ve boş adamı görebiliyor, takıma alışınca savunma katkısı da artacaktır. Ama yok, oraya nasıl bir oyuncu bekleniyorsa daha şimdiden topa tutulmaya başlandı. Bugün 14 sayısı var, özellikle son 5 sayısı maç kazandıran cinsten. Neyse, benim için halen Curtis'te sıkıntı yok, bundan daha iyi yapmasını beklediğim işler var, olacaktır da... Özellikle çembere gitme inadından vazgeçmemesi lazım. Diğer isim, Bojan ise müthiş bir hücum silahı, doğru kullanıldığında (ki Ukic'in delicilik, Emir'in de pasör özellikleriyle bu çok olası) Cibona'daki istatistiklerine daha verimli bir istatistik kağıdıyla ulaşması muhtemel. Şimdilik en büyük eksiği en kritik topu sokma konusunda eksik olması, yani muazzam şutör ama maç kazandıracak adam mı derseniz henüz değil. Olacak, olduğunda da olmuş olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir yeni Gist, ilk çeyrekte erken faul alınca maçtan koptu, yıllar sonra takıma dahil olmuş 'ilk gerçek 4 numara' olması nedeniyle kendisini merakla bekleyenleri üzdü. Spahija’nın kafasında onu dibine kadar kullanmak olduğunu düşünüyorum ama bu ‘kolay faul alabilme’ özelliği en büyük dezavantajı olacaktır. Bu maçta transferini anlamlı kılan özelliklerini görebilme fırsatı bulamasak da kendisinin kredisi var, hele ki ilk resmi ya da taraftarın olduğu maçta vuracağı 1-2 smaçla bu krediyi, en azından onların gözünde arttıracaktır. Hakan Demirel’i ‘yeni’ saymıyor ve yorumsuz geçerek en manalı yorumu yaptığımı düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın iyilerinden biri de aldığı kısıtlı sürede Erbil Eroğlu idi. Geçen sezon dönem dönem forma şansı bulan genç oyuncu parkede kaldığı sürede, belki de en büyük eksikliği olan ‘çembere gitmeme’ sorunu aşarak 4 sayı üretti. Son derece özgüvenli ve diri gözüktü, Hakan Demirel’in yanında yıldız oyuncu gibi durdu. Koç kendisini ilerleyen bölümlerde kullanmasa da oldukça olumlu sinyaller verdi. En son kendisinin kiralanacağı bilgisi vardı, planlar değişmeydiyse dilerim daha çok oynayarak, bir parça da şutunu geliştirerek yükselişine devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer bildiğimiz gibi ama korkuyorum. 34 yaşında, sezonu erken açtı hatta bir öncekini kapatamadan açmak durumunda kaldı. Bu bünye, bu denli sık maç trafiğini nasıl ve nereye kadar kaldırır? Bir kısa takviyesi diyoruz, keşke yerli olsa ama yok, o nedenle 2-3 profilinde bir oyuncu şart oğlu şart, hatta Tomas dönse bile EL için şart olabilir. Neyse, sonuçta Ömer bildiğiniz gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gappy sakatlıktan döndü bilindiği üzere, takımın temel direklerinden biri durumunda. Pota altında ezip geçeceği bir rakip bulmadan hiçbir maçtan 20 sayı 15 ribaund ile çıkmaz ama oradaki emekçidir, candır, canandır… Fenerbahçe’nin uzunlarda Mirsad’ın katkı verecek durumda (mümkün olan en kısa zamanda elbette) dönmesi ve Kaya-Oğuz ikilisinin bıraktıklarından daha iyi bir sezon geçirmeleri çok kritik. Üst düzey bir pota altı yok Fenerbahçe’nin bunu kabul etmek gerek, bugün Maric-Batiste ikilisi de ciddi sıkıntı yarattı, cirit attılar mesela. Ama Spahija dengeli kullanabilirse sene içinde çok sırıtmaz, sertlik işinin eldeki malzemeyle maksimum seviyeye çekecek rötuşlar önemli. Lavrinovic’e yaptırmak istediği her şeyi, Litvanyalı oyuncudan daha iyi yapabilecek bir Gist’in varlığı ve May-Vidmar upgrade’i Hırvat koçun cebindeki artılar… Bir de Mirsad dönse…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe’nin bu sene en büyük kozu (umarım artık Spahija da bunun farkındadır) Emir olacak. Emir için 1-2 senedir “artık yükselme vakti” diyorduk, o sene geldi çattı, bunun da sinyallerini veriyor. Emir’in saha görüşü, biraz daha ‘oyun olgunluğu’ ile birleşirse hem Bojan’ı ritme sokar hem de Ukic’in kontrolden çıkma falsosunu törpüleyerek onu da daha kıymetli kılar. Burada en büyük eksik, özellikle oyunun savunma yönünde katkı verecek bir kısa. Bu adımı atın, bir şeyleri eksik bırakmayın, lütfen. Yarın eldeki kısalardan herhangi birinin sakatlığı Emir’e, Ömer’e ya da Bojan’a takla attırmak zorunda kalır, elde kalanların da katkısından çalarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PAO’nun ‘son EL şampiyonu’ apoleti, onlara karşı kazanılan bu galibiyeti epey anlamlı kılıyor ama olduğundan daha değerli de göstermemek gerek. İki takım da eksik, iki takım da yolun başında… PAO bu ligin en iyi 5-6 takımından biri, Obradovic başkan kadroyu da çok değiştirmedi. Nicholas-Logan geçişi oluyor, Smith de farklı şekillerde kullanılabilecek bir forvet. Batiste sakatlık geçirdi maçta, geçen sene Ozbolt'a yaptığı hareketten sonra aldığı bela cümlelerinin acısı çıkıyor olabilir. Onlar yine bu sene F4 kovalarlar, Fenerbahçe için bunu söyleyebilmek için henüz erken (bu kısım tepki çeker ama öyle). Ama maçın en önemli göstergesi bana göre Fenerbahçe’nin eksik ya da değil, hazırlık ya da resmi, her maçı EL takımı gibi oynamasıdır kanımca. Emir, Bojan ya da Ukic ile anılan bir takım olmak canımı sıkmaz, zira üçü de üstün yetenekleri olan oyuncular ve elbette bunları kullanmak gerek. Ama 'sokunca kazanan' takım olarak anılmak bizi üzer, onun için şu kadroya bir Basden ya da Kinsey ayarı çekmek lazım. Ben yazarım, papağan gibi tekrarlarım, üşenmem; klavye benim, vakit benim. Eldekilerle o özelliği kazanmamız mümkün değil. Onu da yapın, gerisini zamana bırakın; güzel olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yazıp çizmek, yanlış ya da eksik gördüğünü dillendirmek elbette önemli ama Fenerbahçeli'nin bu takımdan keyif almaya çalışmaktan vazgeçmemesi gerekiyor. Bugün eldeki ekip Avrupa'nın en kaliteli genç ya da yükselişteki oyuncularını barındıran takımlarından biri konumunda. Bugün Emir-Bojan ikilisi çok fazla takımda yoktur, daha verimli bir Ukic'i de düşününce "yıldız almadık" diyenlere cevap oluyor, zira bu üçü de Avrupa basketbolunda o kategorideler. O yüzden çok da acımasız olmadan, tadını çıkarmaya çalışarak beklemek gerek. Yarın kuvvetle muhtemel CSKA ile oynanır, orada da ayrı bir 'ayı ile dans' olayı var. Sezonun açılış bölümünde bu maçlar bulunmaz nimet, bir de yayın... Neyse, susuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2460719771437792128?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2460719771437792128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/ilk-snav.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2460719771437792128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2460719771437792128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/ilk-snav.html' title='İlk Sınav'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kSji-Jwf88A/Tn4S71rB5II/AAAAAAAACvU/jL1eAPbO3M0/s72-c/emir-preldzic-ball-spin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7553418758417173067</id><published>2011-09-21T20:50:00.005+03:00</published><updated>2011-09-21T22:22:42.457+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Sakin Olma Şampiyon!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ltvJqcQgdSY/Tnoq5WxU6lI/AAAAAAAACvM/SGAlvFtBFvI/s1600/marko_tomas_234.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 308px; DISPLAY: block; HEIGHT: 221px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654879446970460754" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-ltvJqcQgdSY/Tnoq5WxU6lI/AAAAAAAACvM/SGAlvFtBFvI/s320/marko_tomas_234.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bu yaz birkaç kez Fenerbahçe'yi değerlendirdim, takıma inandığımı ve yapılan hamlelerin hep mantık dahilinde olduğunu belirttim. Görüşlerimin değişmediğini, en azından 'atılan adımlar' ile ilgili herhangi bir sıkıntım olmadığını belirtmeliyim. Gist, Jerrells ya da Bogdanovic, takımda aranan profillere uyan isimler... Parantez açalım, "Bogdanovic yerine daha tecrübeli ve sınıf atlatabilecek isim olabilir miydi?" sorusu halen sorulabilir lakin ben Spahija'nın ellerinde o seviyeye gelebileceğini düşünüyorum. En ciddi endişem Emir ile aynı takımda nasıl kullanılacakları, Emir'in Spahija'nın gözündeki yeri vs. Bu da ayrı yazı konusu olur, park edelim ve parantezi kapatalım. Hal böyleyken sorunumu 'atılmayan adımlar', zira bu konuda fazla temkinli, yavaş, seçici, kibirli ya da rahat olduğumuzu düşünüyorum; tam karışılığını bulamadığımdan saydığım kelimelerden herhangi birini seçip onunla tarifleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokavttan oyuncu almama, en azından takımın dengesini bozacak isimlere yönelmeme kabul edilebilir bir strateji, hatta son derece mantıklı. Zaten Avrupa'da hemen hiçbir takım bu işe girmedi, giren de anca pastanın üstündeki krema ya da pansuman niyetiyle bunu yaptı, öncelik hep (en azından) sene sonuna kadar tutulabilen oyuncular oldu. Ancak Fenerbahçe'nin 2 temel eksiği var sakatlardan ötürü, ilki uzunlarda 4-5 oynayabilecek ve Mirsad'ın yokluğunda, gerektiğinde Oğuz-Vidmar'ı da destekleyebilecek bir isim. Diğeri ve belki de şu anda takımı en çok zorlayabilecek eksik, Tomas'ın yokluğunda (Kinsey de takımdan ayrılmışken) doğan, savunma sertliğini tamamlayacak parça (ki Tomas'ın ritm bulduğunda ciddi de bir hücum katkısı vardı).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sene başında Mirsad ile ilgili "Kendine iyi bakıyor" diye yazıyor ve sezona yetişmesini bekliyordum, sanırım orada yanıldık. Marko Tomas da Aralık ayı ortasında dönecek deniyor (ki bu da EL ilk turunun en azından 8-9 maçını, yani neredeyse tümünü kaçırması anlamına geliyor). Hal böyleyken Fenerbahçe'nin lokavta kapılarını kayıtsız şartsız kapatması, uzun soluklu takviye konusunda da renk vermemesi hiç mantıklı değil. Yerli oyuncu havuzu malum, şu durumda Semih Erden'in Beşiktaş'a gitmesi mesela, pek de kabul edilebilir değil mesela... Haydi Mirsad 3-4 EL maçını kaçırır ve döner diye düşünelim, Tomas'ın yokluğunda EL ilk tur grubunu Ömer-Bojan-Emir üçlüsünün üstüne yıkmak? Ukic kaydırılır, Curtis'ten geçen sene Saras'tan alınmayan savunma katkısı alınır vs. Ama hiçbiri Tomas-Kinsey ikilisinin aynı anda kaybını telafi edebilecek rötuşlar değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, belki biraz daha takım toparlandıktan sonra duruma bakılıp hamle yapılmak isteniyor olabilir. Önce Rusya, sonra Almanya, ardından da İstanbul'da ciddi maçlar var. Belki bunlara bakılıp EL başlamadan hızlıca bir adım atılabilir, gerçi "takviye düşünmüyoruz" lafı dolanıyor ama biz yine de bir 'belki' kapısını açık bırakalım, öteki türlü zaten hiç elle tutulur bir yanı kalmıyor. Ama EL'de iddia edilenin aksine oldukça zorlu bir grupta yer alıyorken ve özellikle de ilk 2 iddiası için çok önemli 2 maçla başlıyorken bu sessizlik-sakinlik pek hoş değil. 'Yanlış' lafını kullanmak istemiyorum, zira halen hamle yapılabilir, yapılmasa da bu bir koç ve teknik ekip tercihidir, bize saygı duymak düşer. Ama ben, hem içeride hem de dışarıda olup bitene bakarak bu gidişatı enteresan buluyorum. İlk dönemeçte bir sarsıntı zaten sorunlu girilen sezonu iyice zorlaştırabilir. Neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz başından beri övdük, bu detayları da belirtmek lazım. Dilerim yanılırım ya da yanılmama ihtiyaç kalmaz, bir parça daha beklemek gerek. Elde ciddi bir çekirdek var, yerli oyuncu alternatifi az(dı), belki de alınabilecek tek oyuncu olan Semih'i de almadın. En azından bu çekirdek kadronun üstüne, Tomas'ın yokluğunu telafi edebilecek (kısa süreli de olsa) bir çözüm üretilmeli kanısındayım. Sakatların dönüşü, takımın oturması, eldekilerin verim vermesi bir tarafa, tedbiri almak gerek. Şimdilik 'tedbir' kısmından uzak duruyoruz. Lakin başlıkta da belirttiğim gibi, bu kadar da sakin olmaya gerek yok be şampiyon... Kendine ve kadrona güven iyi de, bu kadarı da sanki biraz... Hı?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7553418758417173067?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7553418758417173067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/sakin-olma-sampiyon.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7553418758417173067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7553418758417173067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/sakin-olma-sampiyon.html' title='Sakin Olma Şampiyon!'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ltvJqcQgdSY/Tnoq5WxU6lI/AAAAAAAACvM/SGAlvFtBFvI/s72-c/marko_tomas_234.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-402962221979998113</id><published>2011-09-20T22:34:00.003+03:00</published><updated>2011-09-20T23:53:18.921+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Benim Bir Hayalim Var...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0tSZ7ctYyc4/Tnj9EQ_oGtI/AAAAAAAACvE/cE2FEVY1XO4/s1600/dusunce1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 312px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654547581886798546" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-0tSZ7ctYyc4/Tnj9EQ_oGtI/AAAAAAAACvE/cE2FEVY1XO4/s320/dusunce1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Sosyal medyanın ulaşılabilirliği, ulaşabilirliği korkunç artmış durumda... Biz de biraz kontrolsüz kullanıma alışınca alakasız yer ve zamanlarda "patron, dün öğle yemeğinde kebap olayına girmişsin" cümlesiyle bile karşılaşıp şaşırabiliyoruz; düşününce hatırlıyorsun ki bunu Twitter'da ya da Facebook'ta paylaşmışsın. Her yere gidiyor, herkese gidiyor yani bir şekilde yazılanlar panpişlerim; tamam, cıvımıyorum. Diyeceğim o ki, birazdan yazacaklarım son derece samimi ama bir o kadar da tehlikeli şeyler. İşim gücüm, sorumluluklarım, riske atamayacağım bir hayatım var ama bir de bu gencin içinde sürekli rahatsızlık yaratan, dışarı çıkmak isteyen bir de hayali var. Nedir, ne değildir, müsade edin de bir izah etsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spora ve Fenerbahçe'ye ilgi kısmı malum. Yıllardır bir şekilde yazıp çiziyoruz, ilgileniyoruz. Yaş 27 oldu ama alışkanlıklar değişmedi, halen toplantı notlarını tuttuğum defterlerin arkasından Fenerbahçe kadroları çıkıyor. Hafta içi ya da hafta sonu (tamamen şu 2-3 aylık süreci hariç tutmaya çalışarak konuşuyorum) el yazıp çizmeye gidiyor, klavye aşındırmaya çalışıyorum. Benimle samimiyeti olan ve şubeye yakın insanlar aşırı ilgim nedeniyle bıkmış vaziyette. Bünyede taraftarlık ağır bastığından bazen fazla sert, bazen fazla duygusal, bazen de gergin, aslında hepsinin toplamı, 'yanlış' da yazabiliyorum. 'Hata' deniyor buna, yaptım, yapıyorum, kuvvetle muhtemel yapmaya da devam edeceğim. Ama mütevazi olamayacağım bir konu var ki kendimi ifade yeteneğime ve kalemimin gücüne güveniyorum. Sadece bir şeyleri, örneğin futbol ya da basketbolu bilmek değil konu; ben hem oyunu hem de oyunun içindeki bireyleri ve onların rollerini bildiğimi, buna göre de anlatıp anlamaya çalıştığımı düşünüyorum. Onun içindir ki bazen bir maç sonu yazısını basit görülen bir taraftar refleksi üzerine kurgulayabiliyorum, bazen de 10 hafta öncesinden alıp oynanan maça bağlayabiliyorum. Burada yazılıp çizilenlere gelen geri dönüşler hep olumlu oluyor, bilmiyorum ne kadar kişiye ulaşıyor ama ulaştığı kadarının bu blogun adını keyifle anması, yaptığım işin aldığı en önemli karşılık oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman bir basketbol koçu donanımında yazıp çizme iddiam yok, olmadı da; işin tekniğiyle ilgili oturup dinlediğim, her söylediğinden notlar çıkardığım halen birçok insan var. Ama iş hem oyunu bilip taraftarı takıma, takımı taraftara götürmeye gelince burada korkunç bir boşluk görüyor ve gördüklerimle de bu boşluğu dolduramıyorum. Bu, elbette çoğunlukla organizasyonlar ve onların iletişim kanallarına yüklediği misyonla alakalı. 'Bilgi' hele ki günümüzde, ulaşması hiç de zor olan bir şey değil; bunu zorlaştırabilmek de maalesef bizim en kötü huyumuz. Emek veren, bu işler için uğraşan insanlar elbette yok değil ama ya hep bir yerlerde takılınıyor ya da düzen anca bu kadarına izin veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraftarı salona çekmek önemli, salona çekerken bilinçlendirmek önemli, beklentileri kontrol edebilmek için taraftar ve aslında tüm dış çevre ile diyalog önemli, takımı tanıtmak, parlatmak, sunmak, anlatmak, hepsi önemli... Hele ki bir şube düşünün ki dişle tırnakla, kısa sayılabilecek bir sürede çağ atlamış, bunlar on kat daha önemli belki de... Bunun için kaynakları bu denli fazla olduğu bir ortamda efektifliğin mutlaka daha yüksek olması gerekiyor. Bu şubeyle ilgilenenler bir oyuncunun sakatlık durumunu öğrenmek için X kanalda maç önlerinde verilen röportajları kovalamamalı. Takımının maç programını başka kaynaklardan öğrenmemeli, rakiplerle ilgili detay bilgileri görebilmeli ki beklentiler buna göre şekillenmeli. İyi anlatılmayan, iyi sunulmayan bir organizasyon, içinde ne kadar başarılı olursa olsun maalesef, özellikle de işler kötü gitmeye başladığında ciddi darbe alabiliyor. Bugün maçta yetkili kişileri kovalayıp alabildiğin ancak kulübün yayın organlarının herhangi birinde rastlamanın mümkün olmadığı herhangi bir haberin taraftar tarafından 'çölde bir vaha' olarak karşılanması bu işin en güzel örneğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Ben şöyleyim" dedim, "Şunları yapıyorum" kısmını tarifledim ve "bence şu eksik" kısmını da özetledikten sonra artık sadede, yani hayalime gelebilirim. Fenerbahçe Basketbol Şubesi özelinde konuşacağım, taraftarına yaklaşan, yaklaştırılan bir şube hayal ediyorum; benim hayalim de, bu eksikleri giderecek yapının tam ortasında olmak. Sene içinde iş durumları el verirse Fenerbahçe Tv'de Ömer Ağabey (Koçşan) ile birlikte EL ve TBL maçlarını konuşacağız; bu benim için muazzam bir imkan, kendisine tekrardan teşekkür edeyim. Ama istiyorum ki ben ya da birileri, daha etkin olarak bu işin içinde olsun. Kulübün resmi sitesi ayağa kalksın, basketbol içeriği güncel tutulsun, bilgi geçilsin. Maç önlerinde rakiplerle ilgili yazılar girilsin, tribüne gelecek insan neyle karşılaşacağını bilsin, rakibine ve takımına saygı göstersin. Sadece dün-bugün değil, yıllardır dişle-tırnakla yapılanlar iyi anlatılsın, değerli kılınsın taraftarın gözünde, yargılarken buna göre yargılasın insanlar. Her şeyden önemlisi, kulübünün takımını kendisine ulaştırmaya çalıştığını hissetsin taraftar. Taraftara yalnızca ihtiyaç olunduğunda gidilmesin, taraftara ulaşmak alışkanlık edinilsin ki taraftar da aynı alışkanlığı kazanabilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu daha önce birkaç kişiye daha söyledim, hani buradan alenen yazmam iyi midir kötü müdür onu da bilmiyorum ama, ben bu işe talibim, artık niyeti nasıl bozdum siz düşünün. Özellikle resmi site içeriği konusunda zamanımdan, işimden, sevdiklerime ayırdığım vakitten ya da aklınıza gelebilecek bu tip her şeyden kısarak bu işe zaman ayırmaya hazırım, yaparım. Dedim ya ilk paragrafta 'tehlikeli' diye, her yere gider diye, anladınız siz onu. Olsun, dedim ya, talibim. Bu şubeyi, en azından kulübün resmi sitesinde kendisine ayrılan yeri içerik olarak çok daha etkin şekilde kullanmasına vesile olurum. Kafamdakiler internet sitesiyle sınırlı değil lakin bana fırsat verin, Fenerbahce.org'da Fenerbahçe basketbolu içeriğini yaratayım. Bana fırsat verin, Fenerbahçe basketbolunu taraftara daha iyi götürmeye vesile olayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye, kime kadar gider, ne etki eder, kimi güldürür kimi kızdırır bilmem ama yazdım. Bu, benim hayalim. Ha bu yazı hiçbir işe yaramaz bu yazının sahibi için, ama gözünüzü seveyim, şu satırlar bir yerlere ulaşsın da bir şeyler değişsin...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-402962221979998113?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/402962221979998113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/benim-bir-hayalim-var.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/402962221979998113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/402962221979998113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/benim-bir-hayalim-var.html' title='Benim Bir Hayalim Var...'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0tSZ7ctYyc4/Tnj9EQ_oGtI/AAAAAAAACvE/cE2FEVY1XO4/s72-c/dusunce1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-645050811545742589</id><published>2011-09-18T15:19:00.004+03:00</published><updated>2011-09-18T15:47:08.458+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Deneme Ses Bir-Kii...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-T_O-fBsNh6Q/TnXnbYxorsI/AAAAAAAACu8/owatoc-743U/s1600/2473747726_fbf3b95360.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 280px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653679364926648002" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-T_O-fBsNh6Q/TnXnbYxorsI/AAAAAAAACu8/owatoc-743U/s320/2473747726_fbf3b95360.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Uzak dursan durulmuyor, kaçsan kaçılmıyor; alışkanlıklar değişmiyor. El klavyeye gidiyor, gidiyor da bi' bakalım. Şimdilik Marko ısınma hareketlerine başladı diyelim, belki yarın, belki yarından da yakın, parkede deneriz kendimizi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-645050811545742589?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/645050811545742589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/deneme-ses-bir-kii.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/645050811545742589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/645050811545742589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/09/deneme-ses-bir-kii.html' title='Deneme Ses Bir-Kii...'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-T_O-fBsNh6Q/TnXnbYxorsI/AAAAAAAACu8/owatoc-743U/s72-c/2473747726_fbf3b95360.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-3153771121997334090</id><published>2011-08-25T22:33:00.005+03:00</published><updated>2011-08-25T23:08:37.763+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Kapattık</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-oz__3BWegBQ/TlakQ6kA-AI/AAAAAAAACuw/iXCrfk_k1Og/s1600/dukkan_kepenk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 320px; display: block; height: 320px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644879793460672514" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-oz__3BWegBQ/TlakQ6kA-AI/AAAAAAAACuw/iXCrfk_k1Og/s320/dukkan_kepenk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Olan biteni görmezden gelip basketbol yazıp çizecek durumum yok. Yazıp rahatlamak istediğim çok şey var ama yeri burası değil. Daha önce 1-2 kez farklı nedenlerden bunu yapmıştım bu seferki farklı. Ben bu ülkede basketbolu ya da herhangi bir spor dalını konuşmak, yazıp çizmek istemiyorum. Bu blog kapanmıştır. Bilgiye...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-3153771121997334090?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/3153771121997334090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/kapattk.html#comment-form' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/3153771121997334090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/3153771121997334090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/kapattk.html' title='Kapattık'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-oz__3BWegBQ/TlakQ6kA-AI/AAAAAAAACuw/iXCrfk_k1Og/s72-c/dukkan_kepenk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5598365515858447871</id><published>2011-08-13T20:50:00.007+03:00</published><updated>2011-08-14T09:28:51.684+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ulusal Takımlar'/><title type='text'>İzmir Notları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-lW84ESQz9SQ/TkbK7tfDgMI/AAAAAAAACuY/3rS5XY2d_mo/s1600/latvija.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 209px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640418710499066050" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-lW84ESQz9SQ/TkbK7tfDgMI/AAAAAAAACuY/3rS5XY2d_mo/s320/latvija.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bu başlıktan sonra insanın bir İzmir tatilini anlatası geliyor ama konumuz maalesef bu değil, Türkiye için iyi geçmemiş bir turnuvanın kötü bir takipçisi olarak aklımda kalanları yazacağım, çoğu bu turnuva oynanmadan da yazılması düşünülen şeyler olduğundan bir parça edebiyat yapacağım aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnuvada Türkiye'nin 3 maçından yalnızca Almanya'ya karşı olanını tam olarak izleyebildim, ilk ve son günler işe-güce kurban gitti (bugünkü son derece hayırlı bir işti ki özel hayatımla ilgili &lt;strong&gt;Marko'nun Günlüğü&lt;/strong&gt; tadında bir blogu da yakın zamanda yayına sokup aşk şiirlerine, çiçek böcek yazılarına yer vereceğim). Öncelikle diğerleri, en az takip edebildiğimden başlayarak gideyim. Takım sayısının artmasından faydalanarak kendine Avrupa Şampiyonası'nda yer bulan Ukrayna özellikle uzun oyuncu kadrosuyla sivrilen bir ekip, Burtt de Dnipro'da son derece başarılı bir sezon geçirdikten sonra takımın en önemli kısalarından biri konumunda. Hazır olmayan bir Türkiye'yi zorlayıp Sırbistan'a karşı dağıldıktan sonra turnuvanın şampiyonu Almanya'yı geçerek en azından bir parça moral buldular. Bu turnuvada iş yapacak yeterlilikte olduklarını düşünmüyorum ama en azından ilk tur grubundan Slovenya ve Rusya ile çıkmak onlar için gerçekçi hedef olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer takım Almanya, onlar geçen sezon da benzer izlenimler bırakmışlardı aslında. Dünya Şampiyonası'nda kimi yense şaşırmayacağın, kime kaybetse darılmayacağın bir Almanya vardı; Arjantin'i zorlayıp Sırbistan'ı yendikten sonra (ki orada çok yıprandılar) Avustralya'ya farklı kaybedip Angola'ya karşı hüsrana uğrayarak elenmişlerdi. Bu sefer hemen hemen aynı temelin üstüne, özellikle Pleiss ve Benzing ikilisine ilave, Nowitzki Reis ve Kaman ile birlikte geliyorlar ki bu hem seviyeyi arttırmak hem de güvenilir olmak açısından çok önemli. En büyük şanssızlıkları yer aldıkları grup (Sırbistan, Fransa, İtalya, İsrail ve Letonya) ve çaprazı ama bu kadroyla epey can yakmaları beklenebilir. Almanya keyif takımlarından biri, bahisçiler ne verir-veriyor bilmiyorum, hiç bakmadım ama kıyıda köşede kalmış bir 5-10 liranız varsa basın. Kazanırsanız (oranı itibariyle) büyük vurgun, kaybederseniz de en azından yabancıya değil Dirk reise gitmiş olur... 19-21 Ağustos'ta ev sahipliğini yapacakları hazırlık turnuvasında 2 NBA oyuncusunun da katılımıyla daha net sinyaller vermeye başlarlar, üstelik orada yine karşımıza çıkacaklar. Almanya'yı severek izliyoruz, Jan Jagla dışında; bir yerden parayı vursam Teletovic ile ikisini alıp yalnızca üçlük yarışmalarında oynayacakları şekilde bir sözleşme imzalatacağım, onun dışında kıçları nasır tutsun kenarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son takım Sırbistan ama onlardan çok bahsetmeyeceğim, uzun uzun yazdım, haklarında düşündüklerim de değişmeyecek. Teodosic'in özel günlerinde (Molped reklamına çevirdik) inanılmaz bir takım oluyorlar, Teodosic'in normal günlerinde ise çok iyiler. Kısa forvet pozisyonunda sorunlular, orada Keselj-Bjelica ikilisinin kamçılanması gerek. Velickovic de turnuvaya yetişmeyebilir, o da her ne kadar Real'de kötü sezon geçirse de Ivkovic'in çok iyi kullandığı isimlerden biriydi, Macvan da kötüyken takımda olması önemliydi. Bunların dışında Sırplar hakkında söyleyecek bir şeyim yok sayın hakim, ha belki Anadolu Efes'in Savanovic transferini tekrardan övmek olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gelelim fasulyenin faydalarına, bizim çocuklara... Üşenmeyip bir gün tek tek doğum tarihlerine ve dolayısıyla burçlarına bakacağım, çoğu balık burcu olsa gerek. Dünyanın en pis şeyi balık burcu olmak, hayır çok yakınımda biri balık da oradan biliyorum, yani ben. Çok kırılgan bir takımımız var maalesef, çabuk omuzları düşebilen ve oyun içi ya da oyundan oyuna fazlasıyla inişler-çıkışlar yaşayabilen... Bu turnuva skorlar ya da takımın parkedeki teknik görüntüsü açısından hiç önemli değil bana göre. Ha, eğer eldeki uzunlardan iyileşen olmazsa pota altı kaynaklı savunma sıkıntıları yaşarız, o bir endişe (Enes'in durumu da malum, maalesef kimse çok yetenekli ya da üst sıralardan draft edildi diye sana potayı açmıyor, Enes'in kısa vadede beklenen katkıyı vermesi için ufak çaplı mucize gerek). Bir de Kerem Tunçeri'yi pamuklara sarıp saklamak lazım zira ne Ender ne de Doğuş o seviyede katkı verip takımı oynatacak isimler değil (Barış Ermiş hakkındaki tüm iyimserliğim geçen seneki Banvit-Galatasaray final serisindeki halini görünce bitti), Tutku'nun varlığı bu isimlerden daha çok katkı verebilirdi. İzmir macerasından çıkartılabilecek olumlu notlar ise (sanırım biraz Fenerbahçe penceresinden olacak) Ömer Onan'ın katkısı ve Emir'in bir 'yeni' için hiç fena sayılmayacak uyumudur. Yıllarca Harun ve İbrahim gibi skorer oyuncu aradıktan sonra elimizde Ömer'i bulduk, farklı silahlarla donanmış bir oyuncu olarak. Emir de artık herkesin bildiği gibi çok ama çok 'çok yönlü', onun da halen saha içi olgunluğunu maçın tamamına yayar hale gelmesi gerekir. Bunların dışında bireysel notlara girmiyorum zira hemen hemen hiçbir oyuncu istenen durumda değildi (yüklemeler, ilk maçlar olması vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paragrafa asıl söylemek istediklerimle başlayıp sonra dağıldım, kaldığım yerden devam etmeye çalışayım. Bizim takımın başarılı olmak için 2 şeye ihtiyacı var: 1- Oynadığı toptan keyif alıp ritm ve özgüven bulacak 2-Arkasında sürekli itici güç hissedecek. Bu şartlar oluştuğunda destansı zaferler kazanmakta, buralardan darbe yediğimizde de hayal kırıklıkları üretmekte üstümüze yok. Bu turnuva öncesi ismimizin önüne 'Dünya 2.'si' yazdık, gidiyoruz. İsim güzel, ünvan güzel ama beklentilerin omuzlara ekstra yük bindirmesi sıkıntı yaratır. Türkiye'deki turnuvalarda takım ne zaman ihtiyaç duysa arkasında taraftar desteği buluyor, buldukça Ömer gibi, Hidayet gibi, ya da isim saymaktan vazgeçeyim zira hemen hepsi bu karakterde oyuncular, tüm takım coşuyor. Şimdi yurt dışında bu etkinin aynısının olmayacak olması bir eksi, bir de şu beklenti işine kapılıp sakin kalamazsak hepten dert.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elde iyi bir kadro var, turnuva başlayan kadar mutlaka çok daha iyi duruma gelinir. Ama hem takım, hem teknik ekip, hem de ülke basketbol izleyicilerinin sakin kalmasında fayda var. Göznüzü seveyim bir turnuvaya da gerçekten keyif alma önceliği ile bakalım, başarı zaten gelir, gelemiyorsa değerlendirilip aksiyon alınır. Bu turnuvanın İzmir'de olması avantajdı, zira İstanbul seyircisi bana göre çok daha sabırsız ve hatta şımarık. Şu skorlara biraz homurtu, bira patırtı gürültü (ki bu işler Tanjevic döneminde çok daha fazla oluyordu) daha bu günlerden zaten olumsuz etkilenmeye müsait isimleri daha çok bozardı. Şimdi (yanlış bilmiyorsam) bir Almanya, ardından da İstanbul mesaileri var. Almanya'da zorlu rakipler karşısında daha net renk vermeye, İstanbul'da da form olarak tepeyi görüp özgüven depolamış vaziyette ilerlemeye başlarız diye umuyorum. Ama umarım sakin kalıp, sabırlı davranıp şu turnuvadan başarıyla çıkabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnuvada çok renkli takımlar var, çok keyifli maçlar oynanacaktır; sadece kendi takımına odaklanmayıp tüm olan biteni dikizlemekte, onlardan da keyif almakta fayda var. Ne kadar vaktim olur, yazdıklarım ne kadar doyurucu olur bilmem ama şampiyona öncesinde ve esnasında bir şekilde takımlar hakkında karalamaya devam edeceğim. Farkındayım fazla edebiyat oldu ama bu ülkenin önce oynadığından ve izlediğinden keyif almayı bilmesi gerekiyor, öyle olunca saha içinde işler daha kolay gelişiyor. Bizim çocuklar da malum, yaratılan havadan fazlasıyla etkileniyor, onun için dikkat. Bakın sırf siz keyif alın diye görseli böyle seçtim, tribünlerde şu kardeşlerimizden 100 tane düşünsenize? Onun için gidebilenler Litvanya'da, gidemeyenler de ekranları başında, gözünüzü seveyim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5598365515858447871?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5598365515858447871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/izmir-notlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5598365515858447871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5598365515858447871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/izmir-notlar.html' title='İzmir Notları'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-lW84ESQz9SQ/TkbK7tfDgMI/AAAAAAAACuY/3rS5XY2d_mo/s72-c/latvija.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6207080859588077964</id><published>2011-08-12T09:38:00.003+03:00</published><updated>2011-08-14T12:08:38.368+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Ligleri'/><title type='text'>Red Star Belgrade</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-F2d13UXF6Ik/TkT6J0Y6Q_I/AAAAAAAACuQ/jhIiK_T4AZs/s1600/kk-crvena-zvezda_f.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 194px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639907679963595762" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-F2d13UXF6Ik/TkT6J0Y6Q_I/AAAAAAAACuQ/jhIiK_T4AZs/s320/kk-crvena-zvezda_f.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sırbistan ve hatta Avrupa basketbolunda önemli bir değişim yaşanıyor. Yugoların en önemli takımlarından, hem kulüp seviyesindeki başarıları hem de yetiştirdiği ya da forma verdiği birçok önemli isimle akıllara kazınan Kızılyıldız, bilindiği üzere çok uzun süredir maddi sorunlarla boğuşuyordu. Stojakovic, Tarlac, Radmanovic, Obradovic Gurovic ve Rakocevic gibi 'eskiler'; Dragicevic, Keselj ve Bjelica gibi 'nispeten' yeniler bu formayı giymiş önemli isimler olarak ilk akla gelenler (itiraf: isim konusunda internet yardımı aldım), dolayısıyla bu kulübün geleceği sadece Sırbistan'ı değil, tüm Avrupa basketbolunu yakından ilgilendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılyıldız için yol planı netleşmiş göküyor, şöyle ki; Belgrad temsilcisi, FMP Zeleznik ile birleşiyor. Yukarıda Kızılyıldız'ın tanıdık simalarından bahsettik ama bu konuda FMP'de hiç fena sayılmaz; Ognjen Askrabic, Bojan Popovic, Aleksandar Rasic, Dusko Savanovic, Dragan Labovic, Milos Teodosic, Zoran Erceg ve Miroslav Raduljica bu formayı giymiş isimlerden bazıları... Birleşmeye geri dönersek, takımın ismi 'Red Star Belgrade' olarak değişecek, başkanlık koltuğuna da FMP'nin sahibi &lt;strong&gt;Nebojsa Covic&lt;/strong&gt; geçiyor. Yeni oluşumun koçluğunu &lt;strong&gt;Svetislav Pesic&lt;/strong&gt; yapacak, kadro da her iki takımın oyuncularının belli bir bölümünden oluşacak; öngörülen ekip şu şekilde (elbette ileride ayrılan ya da yeni eklenen olur, bu haliyle kalmayacaktır):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;PG:&lt;/strong&gt; Nemanja Nedovic, Filip Covic, Aleksandar Cvetkovic, Nikola Rebic&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SG:&lt;/strong&gt; Vuk Radivojevic, Milos Dimic, Bojan Lazic, Stefan Zivanovic&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SF:&lt;/strong&gt; Milos Borisov, Andreja Milutinovic, Svetozar Stamenkovic, Ivan Smiljanic&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;PF:&lt;/strong&gt; Sava Lesic, Nikola Markovic, Bojan Subotic, Nikola Siladji&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;C:&lt;/strong&gt; Mile Ilic, Uros Nikolic, Milan Milovanovic, Dusan Ristic&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın patronu Nebojsa Covic'in yıllardır hayallerini süsleyen olay gerçekleşiyor. Birleşme sonunda ortaya çıkacak yeni ekip, Adriyatik Ligi'nde de mücadele edecek. Takımın transfer gündeminde de önemli isimler olduğu söyleniyor, &lt;strong&gt;Darko Milicic&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Ognjen Askrabic. &lt;/strong&gt;Hem birleşme, hem de birleşme sonrası atılacak adımlarla ilgili gelişmelerin önümüzdeki günlerde netleşip çeşitlenmesi bekleniyor, biz de ulaşıp okuyabildiğimiz kadarıyla yer veririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki ekonomik gidişat özellikle eski Yugo takımlarını son derece üzdü, üzmeye de devam ediyor. Kızılyıldız çok büyük bir çınar ama ciddi bir çukura düşmüş, kurtulamıyor vaziyetteydi; orada da su, bu şekilde yolunu bulmuş gibi gözüküyor. İtalya'nın çöküşü, güç dengelerinin tamamen 2-3 ülke lehine kayması derken yavaş yavaş yeni yüzler sivriliyor, eski yüzlerde ciddi değişimler oluyor. Bakalım devamı nasıl gelecek. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6207080859588077964?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6207080859588077964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/red-star-belgrade.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6207080859588077964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6207080859588077964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/red-star-belgrade.html' title='Red Star Belgrade'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-F2d13UXF6Ik/TkT6J0Y6Q_I/AAAAAAAACuQ/jhIiK_T4AZs/s72-c/kk-crvena-zvezda_f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4019088980377774270</id><published>2011-08-10T15:50:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T12:08:38.372+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Ligleri'/><title type='text'>Rusya Ligi 2011-2012</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-PCXurpa2OI0/TkKbwIHMNfI/AAAAAAAACuI/NMk2IgDKjuA/s1600/cskakhimki.png"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 238px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639240934534952434" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-PCXurpa2OI0/TkKbwIHMNfI/AAAAAAAACuI/NMk2IgDKjuA/s320/cskakhimki.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Interbasket forumuna olan ilgimiz malum, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://forums.interbasket.net/f14/russian-pbl-2011-12-17077/#post"&gt;oradan&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; görülüp kopyala-yapıştır ile buraya taşınmış, tamamen araklama ürünü bir blog yazısıdır. Rusya Ligi'nde harcanan paraları hepimiz bir yerlerden duyuyor, transferlere şaşırıyoruz. Lakin topluca bakınca ligin kalitesi açısından epey fikir sahibi oluyor insan; CSKA, Khimki ve UNICS Kazan malum ama diğerlerine de bir bakmakta fayda var. (Tamamlanmayan kadrolarla ilgili "X" olan kısımlar yeni takviye beklentileri). Bize takip açısından biraz uzak, anca EL ya da Eurocup ile ulaşabiliyoruz ama bir parça iyi sanki, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CSKA Moscow&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;PG/SG Milos Teodosic (SRB) - PG/SG/SF Anton Ponkrashov&lt;br /&gt;SG/PG Jamont Gordon (USA) - SG/PG/SF Alexey Shved - SG/SF Eugeny Voronov&lt;br /&gt;SF Ramunas Siskauskas (LTU) - SG/SF/PG Sammy Mejia (DOM) - SF/PF Nikita Kurbanov&lt;br /&gt;PF/SF Viktor Khryapa - PF/SF/C Andrey Vorontsevich – C/PF Darjus Lavrinovic (LTU)&lt;br /&gt;C Alexandr Kaun – C Nenad Krstic (SRB) - C Dmitry Sokolov&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;HC – Jonas Kazlauskas (LTU)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Khimki Moscow Region&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;PG/SG Zoran Planinic (CRO/BIH) - PG Chris Quinn (USA) - PG Dmitry Khvostov&lt;br /&gt;SG/PG Keith Langford (USA) - SG Vitaly Fridzon - SG/PG Egor Vyaltsev&lt;br /&gt;SG/SF Thomas Kelati (POL/ERI)&lt;br /&gt;SF/PF Sergey Monya – PF/C Matt Nielsen (AUS)&lt;br /&gt;C Timofey Mozgov - PF/C Kresimir Loncar (CRO) - PF/C Alexey Zhukanenko&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;HC – Rimas Kurtinaitis (LTU)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;UNICS Kazan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PG Marcus Williams (USA) - PG Petr Samoylenko - PG Dmitry Golovin&lt;br /&gt;SG/PG Terrell Lyday (USA) - SG Henry Domercant (BIH/USA)&lt;br /&gt;SF Kelly McCarty - SG/SF Zakhar Pashutin&lt;br /&gt;PF/C Mike Wilkinson (MKD/USA) - PF Vladimir Veremeenko (BLR) - PF/SF/C Petr Gubanov&lt;br /&gt;C Alexey Savrasenko – C Nathan Jawai (AUS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC - Eugeny Pashutin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Lokomotiv-Kuban Krasnodar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X - PG/SG Lionel Chalmers (USA) - PG/SG Maxim Grigoryev (195cm, 1990)&lt;br /&gt;SG/PG Sergey Bykov – SG/SF Nikolay Padius&lt;br /&gt;SG/SF K.C. Rivers (USA)- SF/PF Maxim Sheleketo&lt;br /&gt;PF/C Nikita Shabalkin - PF/C Jeremiah Massey (MKD/USA) - PF/C Artem Zabelin - PF Maxim Krivosheev&lt;br /&gt;C Primoz Brezec (SLO) - C/PF Ali Traore (FRA) -C Grigory Shukhovtsov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC – Bozidar Maljkovic (SRB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BC Nizhny Novgorod&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PG/SG J.R. Bremer (BIH/USA) - PG Nemanja Protic (SRB) - PG Andrey Mateyunas&lt;br /&gt;SG/PG Ivan Paunic (SRB) - SG/SF/PG Andrey Ivanov - SG/PG Ivan Savelyev&lt;br /&gt;SF/PF Semen Antonov - SF/SG/PG Vadim Panin - SF Aliaksandr Pustohvar (BLR)&lt;br /&gt;PF/C Artem Yakovenko - PF Oleg Baranov&lt;br /&gt;C Boban Marjanovic (SRB) - C/PF Valentin Yurchik – C Ivan Nelyubov - C/PF Nikita Stepanenkov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC - Zoran Lukic (SRB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Enisey Krasnoyarsk Krai&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X – X - PG/SG Vyacheslav Zaytsev&lt;br /&gt;SG/SF Andrey Komarovsky - SG Ilya Syrovatko - SG/PG Konstantin Babynin&lt;br /&gt;SF Sergey Toporov - SF/PF/SG Pavel Gromyko - SF/SG Vladislav Solovyev&lt;br /&gt;X – C/PF Elmedin Kikanovic (BIH)&lt;br /&gt;C/PF Lonny Baxter (USA) - C/PF Andrey Trushkin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC - Stevan Karadzic (SRB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Spartak Saint Petersburg&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PG/SG Patrick Beverley (USA) - PG/SG Pavel Sergeev&lt;br /&gt;SG/SF Viktor Keyru – SG Yotam Halperin (ISR) - SG/SF/PG Alexey Zozulin - SG/SF Alexey Kotishevsky&lt;br /&gt;SF/PF Valery Likhodey - SF/PF Nikola Dragovic (SRB/MNT) - PF/SF Pavel Antipov (202cm, 1991)&lt;br /&gt;PF/C Vladimir Dragicevic (MNT) - PF Miha Zupan (SLO)&lt;br /&gt;C/PF Loukas Mavrokefalidis (GRE) - C Anatoly Kashirov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC – Jurij Zdovc (SLO)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Samara Red Wings (Krasnye Krylya)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X - PG Artur Urazmanov - PG/SG Alexandr Anisimov&lt;br /&gt;SG/PG Eugeny Kolesnikov - SG/PG Brion Rush (USA)&lt;br /&gt;SF/SG Jarvis Hayes (USA) - SG/SF Alexey Surovtsev – SF Dmitry Arteshin&lt;br /&gt;PF/SF Joe Alexander (USA) – Dragan Labovic - PF/C Nikita Balashov (206cm, 1991)&lt;br /&gt;C Fedor Likholitov - C Alexandr Dedushkin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC - Sergey Bazarevich&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Triumph Lyubertsy Moscow Region&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PG/SG Tywain McKee – SG/PG Artem Vikhrov (196cm, 1992) - PG Alexandr Varnakov (184cm, 1992) – PG/SG Mikhail Kulagin (188cm, 1994)&lt;br /&gt;SG/PG Dmitry Kulagin (197cm, 1992) - SG/SF Viktor Zvarykin – SG/PG Grigory Andreev (193cm, 1990)&lt;br /&gt;SF/SG Sergey Karasev (202cm, 1993) - SG/SF Artem Kuzyakin&lt;br /&gt;PF Davon Jefferson (USA) - SF/PF Eugeny Valiev (205cm, 1990) - PF/C Pavel Spiridonov (208cm, 1990)&lt;br /&gt;PF/C Kyle Landry (CAN) - C Alexey Kurtsevich - C/PF Ivan Lazarev (210cm, 1991)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC - Valdemaras Chomicius (LTU)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Spartak-Primorye Primorsky Krai&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PG Torey Thomas (USA) - PG Gennady Zelensky – PG Viktor Uskov&lt;br /&gt;SG/PG Eugeny Baburin - PG/SG Alexey Golyakhov - SG/PG/SF Denis Polokhin (197cm, 1990)&lt;br /&gt;SF/PF Alexandr Pavlov – PF/SF Ivan Pavlov - SF Dmitry Gordeev&lt;br /&gt;X – PF/C Alexandr Savenkov&lt;br /&gt;C Jeleel Akindele(NGR) - C Sergey Karaulov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HC – Boris Livanov&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4019088980377774270?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4019088980377774270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/rusya-ligi-2011-2012.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4019088980377774270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4019088980377774270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/rusya-ligi-2011-2012.html' title='Rusya Ligi 2011-2012'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-PCXurpa2OI0/TkKbwIHMNfI/AAAAAAAACuI/NMk2IgDKjuA/s72-c/cskakhimki.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8152813124201888465</id><published>2011-08-10T11:36:00.004+03:00</published><updated>2011-08-14T09:58:03.057+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ulusal Takımlar'/><title type='text'>6 Nations Cup'ta Kazanan Sırbistan</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-R8gSYx58C10/TkJewLZV2-I/AAAAAAAACuA/jjm4yACUKM8/s1600/adc07cd5ff.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 212px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639173865207094242" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-R8gSYx58C10/TkJewLZV2-I/AAAAAAAACuA/jjm4yACUKM8/s320/adc07cd5ff.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ağustos ayı için müthiş bir turnuva izlediğimizi daha önce belirtmiştik, dünkü final bunun tuzu biberi oldu. Hani dünkü maç için bilmeyen birine "Avrupa Şampiyonası maçıydı" desen kesin inanırdı, seviyeyi tariflemesi açısından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her 2 takım da aslında son derece olumlu sinyaller verdi genel olarak, kazanan, kazanmak için yaratılmış oyuncu sayısı daha fazla olan Sırbistan oldu. Aslında bu Hırvat takımlarının hep genel sıkıntısı olmuştur; iyidirler, iyi oyunculardan kuruludurlar ama o 'winner' işi konusunda hep sıkıntılı olmuşlardır. Neyse, bir hazırlık maçı üzerinden çok kapsamlı yargılara varmayalım, bu kadarı şimdilik kafi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç genel olarak Hırvat takımının istediği gibi gitti uzunca süre; uzunlardan ciddi katkı aldılar, özellikle Ante Tomic hem skor ve ribaund katkısı, hem de yüksek oyun zekası ile süslenmiş top paylışımı ile takımının öncülerinden oldu. Draper'ın savunma ve hücumdaki dinamizm katkısı, Bogdanovic'in fizik üstünlüğünü kullanarak potaya gidip skor üretmesi ve daha önce de bahsettiğimiz, Simon'un uzun süredir bu takımın ve bu seviyelerin oyuncusu gibi oynaması Hırvat takımı adına fark yaratıyordu. Sırp takımı ise maçın son bölümü dışında Teodosic'in üzerindeki etkili savunmanın ve ribaundlar rakibe karşı geri düşmenin sıkıntısını yaşıyordu. Hırvatistan maçın önemli anlarına hep önde girdi, hatta 2. yarıda özellikle Barac'ın pota altından bulduğu sayılar ve Bojan'ın öldürücü şutlarıyla farkı iyice açtılar. Yanlış hatırlamıyorsam 4. çeyreğin ilk 3 dakikasında farkı 10'a kadar yükselttiler (üşenmeyip baktım, 33. dakikada 67-57'yi görmüşüz skorboardda). Lakin bu andan sonra Sırbistan için daha önceden söylediklerimiz devreye girmeye başladı; savunma öldürücü bir sertliğe ulaştı, sistem içerisinde yine farklı bilekler sivrilmeyi başardı ve Sırbistan, son 7 dakikada gelen 23-4'lük seri ile maçı &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.kzs.si/index.php?id=114&amp;amp;game_id=516933&amp;amp;league_id=undefined&amp;amp;season_id=14763"&gt;80-71&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; kazanmayı bildi. Özellikle Savanovic'in performansı fevkaladenin de ötesindeydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vrankovic benim adıma hep soru işareti olmuştur, dün de maç içi tercihleriyle benim gözümde bu kanıyı güçlendirdi. Tomic-Barac ikilisini kullanırken süre ve oyun içi bölüm tercihleri hep olumsuz oldu. Tomic'i 5 faulle çok erken tüketti, bunu yaparken de kenarda, 3. çeyreği çok iyi oynamış Barac'ı uzun süre tutmuştu. Hazırlıktır, farklı plan ve öncelikler vardır diyelim şimdilik... Vrankovic ve Hırvatistan adına en olumlu notlardan biri ise Bogdanovic'in kullanımı ve Simon'un takıma dahil edilmesidir. Bojan Cibona'da oynadığından çok daha farklı oynuyor, fizik üstünlüğünü kullanmayı, dışarıdan el üstü şutlara fazlasıyla tercih eder durumda. Gençliği ve üzerine binen sorumluluk onu bazen yanlış tercihlere ve top kayıplarına zorluyor ama yaşı falan da düşünüldüğünde bu gayet normal. Marko Tomas'ın da daha ritm bulduğu, Tomic'in üzerine koyarak devam ettiği bir Hırvatistan oldukça tehlikeli bir takım konumunda olacak. Tomic'in özellikle, takıma yaptığı akıl takviyesi çok kıymetli... Yine de tekrar edelim, en büyük sorun ise bir winner; herkes Ukic diyor ama bu adam Ukic de değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırbistan muazzam takım, saygı duymamak elde değil. Dün uzun uzun yazdık haklarında, tekrar etmeye gerek yok ama akşamına yazdıklarımızın örneklendirilmesi önemliydi. Tepic ve Rasic'in katkıları, Savanovic'in dominant oyunu ve Teodosic'in o öldürücü darbeyi vurma konusundaki başarısı... Düşünsenize, tek isabetli üçlüğü var ama bu belki de maçın en kritik şutu... Sırbistan yine savunması, düşüşler yaşasa da düzen dışına çıkmayan yapısı ve ekstra katkı üretebilme istikrarıyla ayakta kaldı, maçı da kazandı. İspanya açık ara favori gözüküyor Avrupa Şampiyonası'nda, dün Fransa'yı farklı geçerek de bunun sinyallerini verdiler. Bu turnuvada birçok iyi takım olacak, İspanya, Litvanya, Türkiye veya başkaları... Birçok ülke eldeki en iyi oyuncularını toplayarak takım kurmaya çalıştı-çalışıyor. Ama tekrar ediyorum ve bu konuda iddialıyım; hiçbiri Sırbistan gibi bu turnuva(lar) için çok önceden hazırlanmış, rollerin bu kadar net olduğu ve oturmuş takımlar değiller. Elbette bu, bahsi geçen çok kaliteli kadrolar arasında şampiyon olmalarına yetmeyebilir ama isimleri çok ciddi şekilde o adaylar arasında telaffuz edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel performanslara gelince; Fenerbahçe cephesinde Marko Tomas henüz hazır olmadığından çok renkli bir görüntü çizmedi. Bojan Bogdanovic ise kesinlikle Cibona'da olduğundan oldukça farklı. Daha seçici, daha doğru topları kullanıyor, yalnızca dış şuta yönelmeyip eşleşmelerde fizik avantajını kullanarak potaya gitmeye de çalışıyor, bunu yaparken de vücudunu çok iyi kullanarak fazlasıyla faul de alabiliyor. Top kayıpları ve oyun içi düşüşleri halen en ciddi dezavantajı ki çoğu yaşı kaynaklı sorunlar, çözülür. Burada yaşadığı rol geçişi Fenerbahçe öncesi de önemli ve olumlu... Anadolu Efes için Savanovic muazzam transfer, Ersan'ı da tutabilirlerse o pozisyonda (kağıt üzerinde) Avrupa'nın en iyisi olduklarını söyleyebiliriz sanırım. Savanovic inatçı, ribaundcu, son derece hızlı, dışarıdan-içeriden oynayabilen, kenarda oturtsan sesi çıkmayacak, gerektiğinde 2 forvet pozisyonunda da kullanabileceğiniz tam bir görev adamı. Diğer bir 'yeni' Barac'ın ise sürekli olarak beslenmeye ihtiyacı var, bu yapıldığında durdurulması zor bir oyuncu. Boyunun avantajıyla potayı herkesten daha yukarıdan görüyor, hem sırtı dönük oyunu hem de bileği düzgün, ciddi hücum silahı. Ama boyuna-posuna göre yumuşak kalan, kırılgan bir uzun, en önemli eksisi budur kanımca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak turnuvada dağıtılan ödüller ve turnuvanın beşi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En değerli oyuncu:&lt;/strong&gt; Nenad Krstic&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En skorer oyuncu:&lt;/strong&gt; Bojan Bogdanovic&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi savunmacı: &lt;/strong&gt;Zoran Dragic&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi 5:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Zoran Dragic&lt;br /&gt;Milos Teodosic&lt;br /&gt;Bojan Bogdanovic&lt;br /&gt;Mirza Teletovic (şiddetle kınıyorum bu tercihi)&lt;br /&gt;Nenad Krstic&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8152813124201888465?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8152813124201888465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/6-nations-cupta-kazanan-srbistan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8152813124201888465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8152813124201888465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/6-nations-cupta-kazanan-srbistan.html' title='6 Nations Cup&apos;ta Kazanan Sırbistan'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-R8gSYx58C10/TkJewLZV2-I/AAAAAAAACuA/jjm4yACUKM8/s72-c/adc07cd5ff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5333606721917054509</id><published>2011-08-09T18:49:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T09:58:03.061+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ulusal Takımlar'/><title type='text'>‘6 Nations Cup’ın Diğerleri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6lildrut13s/TkFYttA1RJI/AAAAAAAACt4/eQNWdz7ZEiM/s1600/dragic.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638885750645015698" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-6lildrut13s/TkFYttA1RJI/AAAAAAAACt4/eQNWdz7ZEiM/s320/dragic.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Slovenya’da düzenlenen ‘6 Nations Cup’ın finalistlerine genel bir bakış atıp Avrupa Şampiyonası öncesi 2 takımın kısaca değerlendirmesini yapmıştık. Takımları izlemeden ezbere konuşmak yerine (tam olarak hazır olmadıklarını bilmekle birlikte) sinyal verebilecek bu maçlar eşliğinde ve yine çok uzun olmamak kaydıyla diğer takımlardan da aklımızda kalanları özetleyelim (Slovenya ve biraz da Karadağ uzun, diğerleri son derece özet olacak; final maçına dair değerlendirme ise daha sonra):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak &lt;strong&gt;Slovenya&lt;/strong&gt;; 6 Nations Cup’ın ev sahibi olan ülke, Hırvatistan’a kaybederek final oynama şansını yitirdi. Yeşiller, Yunanistan ile birlikte belki de önümüzdeki şampiyonanın en eksik kadrosu olarak göze çarpıyorlar. Bostjan Nachbar, Domen Lorbek, Beno Udrih, Gasper Vidmar, Primoz Brezec ve Sani Becirovic gibi ayrı bir takım kurulabilecek sayı ve nitelikte oyuncudan yoksunlar (Sasha Vujacic zaten hiçbir zaman fayda olmadı, Emir de tercihini Türkiye’den yana kullandı; bu ikili değerlendirme dışı). Çok az nüfusu olan ve bu kadar eksiğe rağmen halen iyi bir kadro çıkarabilen Slovenlere her şeyden önce saygı duymak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takıma oyuncu bazında bakacak olursak; oyun kurucu pozisyonunda halen Goran Dragic ve Jaka Lakovic gibi oyuncuları var, bu ikilinin yanına yakın dönemde U-18’de son derece başarılı bir performans sergileyen Luka Rupnik eklendi. 2 numarada ise yine tanıdık yüzler karşımıza çıkıyor, Samo Udrih ve Saso Ozbolt. Bu isimler için Slovenya basketbolunun emekçileri desek sanırım yanılmış olmayız, her istendiğinde göreve hazır olmaları ve katkı vermeleriyle bu yakıştırmayı hak ediyorlar. Çok üst düzey bir ikili ve muazzam bir kalite sunmasalar da Slovenya’nın orada en güvendiği isimler konumundalar, o coğrafyadan yetişen hemen her kısa gibi de hatırı sayılırı şut tehditleri var. Kısa forvet pozisyonunda genç ve dinamik bir ikili var, Zoran Dragic ve Edo Muric; Dragic 89, Muric 91 doğumlu. Elbette bu pozisyonu bu ikiliden daha fazlasına teslim etmek isterdi Maljkovic ama Slovenya basketbolu için yaşanması gereken bu geçiş belki biraz erken, belki de biraz daha fazla sancılı, ama sonuçta yaşanacak ve bu da takıma ilerisi için fayda sağlayacak gözüküyor. Tabii insan, Emir Preldzic şu takımda oynamayı tercih etseydi ne olurdu demeden de edemiyor… Neyse, uzunlara geçelim; 4 ve 5 numaralarda Slovenya’nın rakipleri için tehdit oluşturabilecek oyuncuları var. Yaşadığı ağır sakatlıklar sonrası bir türlü eski seviyesini bulamayan Matjaz Smodis, basketbol ve yaşam öyküsü hepimizin malumu, ailecek sevdiğimiz (gerçi geçen sene Karşıyaka maçında yaptığı hareketle o sempatiden epey bir çaldı) Miha Zupan, Barcelona’nın ve hatta EL’nin en ağır toplarından, iç ve dış tehdidi beraberinde getiren Erazem Lorbek, EL’nin gezgini Mirza Begic ve Uros Slokar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bu takım ne yapar, nasıl yapar, ne kadar yapar? Bir kere, eldeki yıldızı daha az, askeri çok ve hafif de genç takviyeli kadroyla önceki senelere göre beklentilerin bir parça daha düşmüş olduğu, dinamizmi savunmasına yansıması muhtemel, enerjik bir takım olma yolunda bir Slovenya var. Dragic ve Lakovic’in paslarını biraz daha atmaları, Lorbek’in ritim bulması ve Smodis’in de özgüven depolayarak eski günlerinden kesitler sunması bu takımın iş yapması için olmazsa olmazlar. Lakovic her daim bu takım için farklı bir oyuncu olmuştur, bu turnuva dışında oynanan Litvanya karşılaşmasında sinyallerini gördük. Geçen sene Türkiye’de bizim tarafımızdan durdurulana kadar takım olarak özellikle muazzam bir hücum performansı sergilemişlerdi ve şu anda o özellikte önemli pay sahibi olan oyunculardan Nachbar ile Becirovic kadroda değiller. Takımın skor yükünü bu paragrafta saydığımız 3-4 oyuncunun çekmesi beklenebilir, bu isimlerden bekleneni alabilmeleri ve yukarıda bahsettiğim kimliği sergileyebilmeleri durumunda geçtiğimiz senelere göre daha mütevazi bir takımla daha fazla iş yapabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slovenya benim gözümde turnuvaların ‘çalışsa yapar’lık çocuğudur, çalışır ama bir yerde tökezler, takılır, bir üst basamağa geçemez. Hep keyif verir, “bu sefer yapacak” dedirtir ama bir yerde kalır işte. En net hatırladığımız turnuvalarda, 2007’de grupları çok iyi oynayıp çeyrek finalde bela takım Yunanistan’a kaybettiler ve sonunda 7. oldular. 2009’da Polonya’da harika gidiyorlardı, hatta bizi de durduran takım oldular ama Sırbistan engeline takılıp 4. bitirdiler. Geçen sene bu sefer biz onlara çelmeyi taktık, turnuvayı 8. tamamladırlar. Slovenya, eğer bir karne verilecekse kendisine, kağıt üzerinde bol “Pekiyi”si olan ancak sınıf geçme dersleri kırık olan takımdır. Asla ‘başarısız’ denemez ve yaptıkları küçümsenemez ama bir türlü o ‘altın’ maçına çıkamamıştır. Bu sefer bunu, daha eksik kadroyla yapmaları kolay değil ama bir Mehmet Günsür atasözünün dediği gibi: “Olamaz mı? Olabilir…” Galatasaraylılar için Lakovic motivasyonuyla ekstra çekici takımdır Slovenya, ilk tur grubu da deyim yerindeyse ‘şeker gibi’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci değerlendirme &lt;strong&gt;Karadağ&lt;/strong&gt; için gelsin; bu ‘genç’ ülke, ilk büyük turnuva deneyimi öncesi kadrosunda etkileyici isimleri de barındırıyor. Özellikle uzun rotasyonuna baktığımızda Nikola Pekovic, Vladimir Dragicevic, Milko Bjelica, Nikola Vucevic, Vladimir Golubovic ve Slavko Vranes gibi isimler var. Vladimir Dasic takımın kısa forvet pozisyonundaki asıl adamı, guardlarda da Goran Jeretin ve devşirme kategorisinden Omar Cook göze çarpan isimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın hazırlık dönemi boyunca göze çarpan en büyük eksikliği, başta uzunları olmak üzere henüz zirveyi görememiş olmaları; takımı değerlendirirken bunu da göz önünde bulundurmak lazım, yani potansiyel ile şimdiye kadar gösterilen arasında ciddi fark var (yine de her geçen maç uzunların, özellikle de Pekovic’in ısındığını gördük). Uzunlarda son derece kaliteli ve ciddi bir kadroya sahipler, Dasic’in de fiziksel özellikleri itibariyle takıma kattığı güç düşünüldüğünde Karadağ’ın ilk turnuvası için çekinilecek bir ekip olduğu ortada. En büyük eksikleri guard pozisyonunda gözüküyor, burada Jeretin ve Cook, Avrupa Şampiyonası’nda ilerlemek isteyecek bir takımı sırtlayabilecek seviyede oyuncular değiller ki arkalarından gelen isimlerle aralarında ciddi fark olması da kadro genişliği açısından ciddi sıkıntı. Takımın güvenilir bilek bulma sıkıntısı da cabası; Hırvat maçında 1/13, Sloven maçında da 3/13 ile 3 sayı kullanmaları kesinlikle tesadüf değil. Turnuvanın belki de en içeriye bağımlı takımı olacaklar zira dışarıya yöneldikleri zaman çemberi dövmeleri kuvvetle muhtemel… Turnuva tecrübeleri konusundaki noksanlarına da değinmeye gerek yok sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadağ 6 Nations Cup'ta Hırvatistan ve Slovenya gibi sert takımlarla henüz en az hazır sayılabilecek takımlardan biri konumundayken karşılaşmanın şanssızlığını yaşadı. Avrupa Şampiyonası’nda yine bu turnuvanın katılımcıları Hırvatistan, Bosna ve Makedonya ile aynı grupta yer alacaklar, aynı kümede bir de Yunanistan ve elemelerden gelecek takım olacak. Elemelerden gelecek takım onları üzmeyecektir, Karadağ’ın potansiyeli ise diğer tüm takımları zorlamaya hatta geçmeye müsait, elbette Yunanistan ve Hırvatistan 1-2 adım önde. Şu an için onlar adına öncelik dişlileri daha iyi işletmek ve eldeki ‘iyi’leri parlatmak, defoları zaten aşikar. Ama özellikle uzun oyuncu kadrosunun korkutucu olduğunun altını çizmekte fayda var. Hazırlık döneminde o ışığı vermedi ama Vucevic de sivrilmesi beklenebilecek isimlerden, tabii önce kadroda kalmayı başarması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da ‘diğerleri’, &lt;strong&gt;Bosna&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Makedonya&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Bosna Hersek&lt;/strong&gt;, kağıt üzerinde isimleri incelediğinizde “yahu bu da mı oradaydı?” sorusunu sıklıkla sorduran bir takım; EL’nin değeri yükselen oyuncularından Nihad Djedovic ve Caja Laboral’in dış şut kullanmaya programlanmış oyuncusu Mirza Teletovic’in yanı sıra önceden ülkemizde forma giyen Domercant, Varda, Bavcic ve yeni Karşıyakalı Ikonic tanıdık isimler, bir de Bajramovic, Kikanovic ve Gordic var elbette. Dedim ya, kağıt üzerinde hiç fena değil, hatta bulundukları grubun yapısı itibariyle üst turu görme iddiaları da olabilir ama Slovenya’da izlediğimiz Bosna takımı felaket durumdaydı. Ben Makedonya’yı yendikleri maçı izleyemedim ama Sırbistan karşısında gardları ilk çeyrekte düştü, dağıldılar ve dağıldıkça da dışarıdan çemberi dövmeye başladılar. Pota altı kulak memesi kıvamında, iç-dış dengesi felaket, Teletovic’in yine babasının takımı gibi eline geçeni dışarıdan kullandığı, yetmediği gibi Varda’nın da kendini dışarıya atıp oradan potaya baktığı, takım organizasyonu ve bunun yansıması olan asist sayıları felaket ötesi bir takım görünümündelerdi. Hani bir kadın programı dahi bulsam kanalı değiştirip onu izleyecektim dün, Dağhan Irak’ın anlattıklarına sarıp maça tutunmaya çalıştım. Zaten bu takımın şampiyon olmasını kimse beklemiyor ama bu halleriyle sempati dahi kazanması mümkün olmayan bir ekip konumundalar. Önümüzde çok da kısa bir süre yok, elbette daha iyi olma imkanları var ama şu halleri hiç de parlak değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Makedonya&lt;/strong&gt; ise bu turnuvanın en sınırlı kadrosuydu, Bosna’ya kaybederek zaten turnuvadan galibiyet çıkarma şanslarını yitirdiler (bugün Karadağ’a da kaybedip sonuncu oldular). Ilievski EL seviyesinde bir guard, zaten Anadolu Efes’in yıldızlarla dolu kadrosunun direksiyonuna layık görülmesi ciddi referans. Samardziski ve Antic bu takım için önemli uzunlar, bir de devşirme kategorisinden forma giyecek McCalebb var. Açıkçası Avrupa Şampiyonası grubunda, elemelerden gelecek takımı altlarına almaları dışında yapabilecek fazla bir şeyleri gözükmüyor. Elbette grubun farklı motivasyon kaynaklarını içinde barındırdığını, birçok maçın bu kaynaktan etkilenip sürprizlere çok da açık olmadığı iddia edilen basketbolda sonuçları karıştırabileceği gerçeğini unutmayalım. Ama Makedonya’nın ‘kendilerini tebrik ediyor ve alkışlarla uğurluyoruz’dan fazlasını verebilmesi epey zor, belki sürpriz haklarını Yunanistan’a saklıyorlardır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5333606721917054509?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5333606721917054509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/6-nations-cupn-digerleri.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5333606721917054509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5333606721917054509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/6-nations-cupn-digerleri.html' title='‘6 Nations Cup’ın Diğerleri'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-6lildrut13s/TkFYttA1RJI/AAAAAAAACt4/eQNWdz7ZEiM/s72-c/dragic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7176143252673095364</id><published>2011-08-09T11:35:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T09:58:03.065+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ulusal Takımlar'/><title type='text'>Hazırlığa Hazırlık: Sırbistan-Hırvatistan</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-LSlPy1W6egA/TkDyI0YMmzI/AAAAAAAACtw/yaHWZQCk4BM/s1600/Small_13_7_.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 191px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638772966780869426" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-LSlPy1W6egA/TkDyI0YMmzI/AAAAAAAACtw/yaHWZQCk4BM/s320/Small_13_7_.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Sırbistan:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm turnuva takımları içinde belki de koçuyla en çok özdeşleşen, beklentilerden minimum düzeyde sapan takım Sırbistan. Ivkovic’in elinde, kendi elleriyle yarattığını söyleyebileceğimiz bir havuz var ve tecrübeli koç bunu son derece iyi kullanıyor. İşin ilginci, bu havuzdaki oyuncular, takımlarında nasıl birer sezon geçirmiş olurlarsa olsunlar, Ivkovic’in ellerinde, o takım için kendilerine biçilen rolleri başarıyla yerine getirebiliyor ve adeta sıfırdan başlayabiliyorlar. Sırbistan’ın kadrosu, tıpkı diğer birçok takım gibi henüz tam olarak netleşmemiş durumda ama aday kadroda yer alan isimlerden Tepic, Keselj, Velickovic (sakatlığı nedeniyle bu hazırlık turnuvasında yok), (Maccabi döneminde) Macvan, Perovic, Bjelica ve hatta Olympiakos ile yıpranmış Teodosic… Bu oyuncuların ismi büyük ama kulüp takımlarında geride bıraktığımız dönemde hiç de iyi sezonlar geçirdiklerini söyleyemeyiz. Lakin tüm bu isimler ve fazlası, Ivkovic’in takımında bambaşka birer kıyafet giyerek farklı bir takım kimliğine bürünebiliyor. Keramet yalnızca formada olmasa gerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırbistan için birkaç turnuvadır söylediklerimizi tekrar etmekten başka yapacak bir şey yok aslında; Teodosic-Krstic ikilisi ile “Başarılı olmak isteyen bir takımın 1 ve 5 numaraları çok iyi olmalıdır” klişesini karşılıyor (bu ikilinin CSKA’da bu sene buluşacaklarını da hatırlatalım), takım olarak çok iyi savunma yapıp hücumda da pas trafiği, doğru topu seçme ve şut yüzdesi özelliklerinden rakipler için öldürücü bir güç yaratıyorlar. Geçtiğimiz Dünya Şampiyonası’nda turnuvanın en çok sayı bulan ekipleri sıralamasında ilk üçteydi Sırbistan, bunu yaparken de hem iç-dış dengesi muazzamdı, hem de asist sayılarında da turnuvanın en iyilerindendi. Takımın muazzam bir düzen takımı olduğunu tekrardan vurgulamaya gerek yok, takımın yıldızlarının yanı sıra sistem içinde sivrilen ve görevlerini başarıyla yerine getiren Rasic gibi, hatta Tepic ve Paunic gibi isimler de var. Bu oyunculardan katkı alabilme becerileri ve rolleri dağıtışlarındaki başarıları gerçekten inanılmaz. Takımdaki neredeyse tüm oyuncuları kullanıyorlar ve son derece geniş bir rotasyonla oynuyorlar. Birkaç yıldız isim üzerinden giden takımlara göre çok daha can sıkıcılar, zira bu ‘düzen’ bazen Keselj’yi, bazen Savanovic’i, bazen de Rasic’i kahraman yapıp maç kazandırabiliyor. Teodosic’in ekstraları ise bu takımın tuzu biberi ama bazen o tuz-biber dengesi kaçabiliyor, Teodosic kontrolden çıkabiliyor; bu da belki de Sırbistan’ın en büyük handikapı. Sırbistan’ı raydan çıkarmanın en kestirme yolu, bu sinir bozucu çocuğun sinirini bozmaktan geçiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda da belirttiğim üzere takımın kadrosu henüz kesinleşmedi ama genel hatlarıyla belli, zaten yine yukarıda bahsettiğim gibi kuvvetle muhtemel isimler de çok fark etmeyecektir. Ben, birçoğunun kulüp takımlarında beklentilerin oldukça uzağında kaldığı bir sezon geçirdiği Sırbistan oyuncularının, bu turnuvaya dört elle sarılacaklarını ve burayı farklı oynayacaklarını düşünüyorum. İlk tur gruplarında Fransa, İtalya ve Almanya gibi sert takımlarla oynayacak olmaları onların yolunu zorlaştırsa da bu takım, turnuvanın belki de ‘turnuva oynamak için hazırlanmış’ tek takımıdır. Bu avantaj, tüm bu bireysel kötü sezonlar ya da rakiplerin güçlü olması gibi dezavantajların önüne geçebilir. Biraz daha özgüven kazanmış bir Sırbistan, yine tüm takımlar için çok ölümcül olacaktır. Bu yazı Hırvatistan maçı öncesi yazılıyor, o yüzden henüz en ciddi sınavlarını vermemiş durumdalar ama 6 Uluslar Kupası’nda da hem Makedonya’yı hem de Bosna’yı zorlanmadan geçtiler; ölçü değildi ama ısınma turlarıydı. Sırplar yine can yakacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel performans dikizi için verebileceğim isim yok, zira yukarıda da sıkça söylediğim üzere hemen her oyuncuları çok potansiyelli ve neredeyse tümü sezonu kötü geçirmiş durumdalar. Elbette yeni transfer olması itibariyle Savanovic, bizim memleket insanı için ayrıca mercek altında olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hırvatistan:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksikler ve koç Vrankovic’in farklı tercihleri nedeniyle değişik sayılabilecek yüzlerle Avrupa Şampiyonası’nda yer alacaklar. Davor Kus ve Zoran Planinic’i kadro dışında tutup takımın asıl oyun kurucusu Roko Ukic’in yanına Dontaye Draper’i devşiren Hırvatistan’da hatırı sayılır diğer eksikler ise Kresimir Loncar ve Marko Banic. Ukic’i takıma katılamadan ayağındaki sakatlık nedeniyle kaybeden, Tomas’ı da yine sakatlık sorunları nedeniyle kadroya geç dahil edebilen Hırvatistan’ın,yaz başında tahmin edilenden daha sorunlu bir takım görüntüsü çizmesi beklenirken Vrankovic’in ekibi, Slovenya’daki 6 Uluslar Kupası’nda beklentilerin çok ötesine geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Ağustos ayı itibariyle Hırvatistan’ın ciddi şekilde renk vermeye başladığını ve verdiği rengin de son derece canlı olduğunu belirtmekte fayda var. Tomas’ın henüz tam olarak hazır olmaması nedeniyle Simon’un süreleri artıyor ve aslında o da bu görevi başarıyla yerine getiriyor, ancak istenen seviyeye geldiğinde Tomas bu ekibin temel direklerinden biri olacaktır. Bogdanovic, Tomas ile birlikte sadece Fenerbahçe’de değil, Hırvatistan’da da önemli bir ikili oluşturacak. Genç yıldız adayının Cibona’da benzer pozisyon ancak farklı rolde geçirdiği senenin ardından ulusal takımdaki kimliği merak konusuyken hazırlık maçlarında verdiği ilk izlenimler son derece olumlu. Cibona’dakinden daha seçici, daha efektif, yaşından çok öte bir saha içi olgunluğuna sahip; Popovic ile birlikte takımın en önemli şut tehdidi olmasının yanında fizik avantajını da çok iyi kullanıp pozisyonunda eşleşme sorunu yaratabiliyor. Halen savunması ve sert savunmalara karşı direnci bir parça soru işareti ama bu eksiklerini kapatabilecek çok ciddi hücum artıları var. Bu ikiliyle Draper’ın hızı, ısırıcılığı ve atlet özellikleriyle birlikte düşünüldüğünde, hatta Andric gibi, Tomic gibi parkeyi çok iyi koşan mobil uzunlarla birlikte Hırvatistan son derece tehlikeli bir takım kimliğinde. En büyük eksiklik ise, özellikle kısa rotasyonunu çok geniş tutamaları ve burada bazı isimlerin sırtına fazla yük binme riski...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın büyük çoğunluğu, geride bıraktığımız sezonda kulüp takımlarında oldukça başarılı bireysel performanslar göstermiş isimler; Luka Zoric ve Stanko Barac da bu isimler arasında ki her 2 oyuncunun da transfer döneminin revaşta isimleri olup Unicaja Malaga-Anadolu Efes hamlelerin gelmesi bunun göstergesi. Luka Zoric son derece mücadeleci ve sert bir uzun, ribaund gücü çok yüksek ve orta mesafe tehdidi de var. Barac ise Avrupa’nın en uzun oyuncularından biri, potaya yakın top aldığında ve birebir savunmayla durdurulması zor, yüzü dönük de fiziğine göre son derece düzgün sayılabilecek bileğiyle etkili; guardlar tarafından iyi beslenmesi onu son derece ölümcül bir uzun yapabiliyor ancak en büyük eksisi yumuşaklığı ve kolay dağılabilmesi. Yine de Zoric-Markota-Andric-Tomic-Barac beşlisi farklı ve çeşitli özelliklere sahip, bu seviyeler için gayet yeterli bir beşli konumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırvatistan’ın gidebileceği nokta ile ilgili en ciddi belirsizlik kısalarında, zira Ukic de yokken, her ne kadar Draper iyi performans sergileme konusunda umut verse de, takımın sırtını yaslayabileceği bir winner çıkarma konusunda sıkıntılar yaşaması muhtemel. Genç yaşına rağmen bu role soyunması muhtemel Bojan Bogdanovic’in turnuva sonuna kadar bunu başarabilmesi çok kolay gözükmüyor. Ama Hırvat takımının diri bir Tomas’ı da hesaba katarsak enerjisi, temposu ve dinamizmiyle turnuvanın ağızlarda tat bırakacak takımlarından biri olması son derece olası. En büyük şansları ilk tur gruplarında Yunanistan ve Karadağ gibi yabana atılmayacak takımlarla aynı kümede bulunsalar da o etabı lider olarak geçme şanslarının fazlasıyla olmasıdır, buradan çıkaracakları avantajla ilerlemeleri mümkün. İçinde bulundukları grubun bir Balkan grubu olması ve çok ciddi saha dışı motivasyonları da beraberinde getirmesi onlar adına ekstra kamçı olacaktır, elbette rakipleri için de…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre bu Hırvat takımı izleyicilere tempo ve mücadele garantisi, bireysel olarak da Bojan Bogdanovic’i parlatma potansiyeli sunuyor. Keyifle izlenir, ne yapsa şaşırılmaz bir ekip konumundalar. Ama "ne yapsa turnuva kazanamaz" imajını silebilmeleri için epey uğraşmaları gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bugünkü maç hakkında;&lt;/strong&gt; Slovenya'da '6 Nations Cup'ın final eşleşmesi öncesi değerlendirmesi gibi başladık ama aslında bir Avrupa Şampiyonası ön yazısı gibi oldu. Basketbolu çok özlemişiz, bu turnuva şahane oldu, öncelikle onu belirtmeliyim. Maçın ismi bir hazırlık maçı heyecanından çok daha fazlasını yaşamamız için vesile, üstelik geçen sene Dünya Şampiyonası’nda yaşanan heyecanın tadı da hala damaklarda. O maçta Teodosic susmuş, Sırbistan adına Rasic’in konuştuğu, Hırvat takımı içinde Popovic’in performansının fark yarattığı bir karşılaşma olmuş, Davor Kus’un felaket son tercihi ile maç Sırbistan’a gitmişti. Bu turnuvada Sırbistan, hiç dengi olmayan iki takımı geçerek buraya geldi, Hırvatistan ise hem Karadağ hem de Slovenya gibi 2 zorlu takımı geçerek finale adını yazdırdı. Ağustos ayı için bulunmaz nimet bu maç, Vrankovic de Ivkovic de halen takımları için karar aşamasında olan koçlar olsa da akılların bir köşesinde bu maçı kazanma önceliği olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Bu turnuvadan maksimum keyif almamızı sağlayan, tatsızlaşan maç ya da anlara genel kültür takviyesiyle renk katan Eurosport ekibine teşekkürler. Bu ülkeler hakkında konuşacak ve anlatılacak o kadar çok şey var ki bunları maç içlerinde uygun anlara yedirip bizlere sunmak hem önemli ve gerekli, hem de kolay iş değil… &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7176143252673095364?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7176143252673095364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/hazrlga-hazrlk-srbistan-hrtavistan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7176143252673095364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7176143252673095364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/hazrlga-hazrlk-srbistan-hrtavistan.html' title='Hazırlığa Hazırlık: Sırbistan-Hırvatistan'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-LSlPy1W6egA/TkDyI0YMmzI/AAAAAAAACtw/yaHWZQCk4BM/s72-c/Small_13_7_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2504826390838521062</id><published>2011-08-08T13:59:00.009+03:00</published><updated>2011-08-14T10:30:06.016+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TBL'/><title type='text'>'Ağır Abiler'e İlk Bakış</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FtyUSbM6vYY/Tj__CQuPq_I/AAAAAAAACto/-CrXU8efb4Y/s1600/Basketball_Hoops.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638505672804903922" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-FtyUSbM6vYY/Tj__CQuPq_I/AAAAAAAACto/-CrXU8efb4Y/s320/Basketball_Hoops.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;TBL'de ligin, Kasım ayının değil Haziran'ın şampiyonluk adayı gösterilebilecek 3 takımın kadroları hemen hemen belli oldu (bu satırda blog yazarı, Beşiktaş'ın transfer stratejisine kendince eleştiri getiriyor). Fenerbahçe ve Galatasaray işini erken bitirip iskeletin üstüne takviyeler yapmayı tercih etti. Fenerbahçe bunu yaparken geçmiş sezona göre fark yaratacak isimlere yönelmedi gibi gözükse de aslında birçok eksiği kapattı ve çok yönlü bir takım kurdu. G.Saray sisteme uygun oyuncular arayıp bunda başarılı olurken hem yabancı oyuncu kalitesini arttırdı, hem de yerli oyuncu kadrosunu iyileştirerek rotasyonu genişletti. Anadolu Efes ise kadrosunu neredeyse baştan kurdu, tam 9 transfere imza attı, Thornton hariç tüm yabancılarını değiştirdi (ki Thornton da önümüzdeki sezon yabancı statüsünde oynamayabilir). Özellikle genç oyuncular ve gönderilmesi gündemde olan yabancılar ile ilgili güncellik sorunu olabilir ama aşağı yukarı şu şekilde olacak kadroları yazıp üzerinden konuşmaya başlayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fenerbahçe:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Roko Ukic-Curtis Jerrells-Engin Atsür-Hakan Demirel&lt;br /&gt;Ömer Onan-Marko Tomas-Emir Preldzic-Bojan Bogdanovic&lt;br /&gt;James Gist-Mirsad Türkcan-Berkay Candan-Kaya Peker-Oğuz Savaş-Gasper Vidmar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anadolu Efes:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kerem Tunçeri-Vlado Ilievski-Doğuş Balbay&lt;br /&gt;Sasha Vujacic-Sinan Güler-Tarence Kinsey-Bootsy Thornton-Cenk Akyol&lt;br /&gt;Ersan Ilyasova-Dusko Savanovic-Kerem Gönlüm-Ermal Kuqo-Stanko Barac-Esteban Batista&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Galatasaray:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Jaka Lakovic-Tutku Açık-Ender Arslan&lt;br /&gt;Jamon Lucas-Joshua Shipp-Göksenin Köksal-Evren Büker-Caner Topaloğlu-Preston Shumpert&lt;br /&gt;Darius Songaila-Cevher Özer-Luksa Andric-Sertaç Şanlı-Furkan Aldemir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'yi çok yazdık, çok konuştuk, onun için kısa geçeceğim. Koçun istediği takım kuruldu, halen en ciddi sıkıntı sakatlıklar. Vidmar zaten iyi, Mirsad çok iyi çalışıyor, Ukic yeni sakatlandı ama EL'yi çok etkilemeden dönecek, Engin de toparlıyor deniyor. Tablo kötü değil, Ukic dışındakilerin hepsi yeni transfer sayılabilir zira takım sezonun büyük çoğunluğunu onlar olmadan oynadı. Tek ve en büyük dilek bu söylenenlerin doğru çıkması, elbette başka sakatlık da olmaması... Kısa rotasyonu bana göre Avrupa'nın en iyilerinden, çok yönlü ve çok farklı silahları olan bir kadro kuruldu. Gidenlerin beraberinde götürdüğü sertlik ve atletizm eksiklerini kapatacak farklı oyuncular kullanılacak ve Curtis-Engin-Bojan kaynaklı yeni özellikler eklenecek. Neyse, uzatmayacağım dedim, bari bu sefer sözümde durabileyim; bu takım iyi olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Efes'e geçelim. Kağıt üzerinde son derece etkileyici olan isimlerle transfer dönemini açtılar, ciddi bonservisler ödeyip piyasayı alt-üst eden takviyeler yaptılar. Harcadıkları paranın hesabını yapmak bize düşmez, takım içinde birini diğerine düşürecek kontrat dengesizliği oluşmadıysa zaten bu kısım parkeyi etkilemez, ama harcanan bütçeyle ilgili en önemli detay bu. Bu kısmı geçelim, parkede kalalım. Efes ilk olarak, topla tüfekle, yıllardır eksikliğini hissettiği uzun kalitesini arttırma yoluna gitti. Savanovic ve Barac'ı ciddi bonservisler vererek kadrosuna kattı, Ermal'ı G.Saray'dan geri aldı. Yetmedi, Caja Laboral'de Barac ile süreleri paylaşan Batista'yı transfer edip, Kerem Gönlüm sakatlığına tedbir olarak da Ersan Ilyasova'yı getirdi. Melih Gümüşbıçak'ı aç bırakacak hamleyi yapıp Igor Rakocevic'in yerine Sasha Vujacic'i koyduktan sonra (blog sahibi Sharapova ile ilgili espriler yapıp çirkinleşmemek için büyük çaba gösteriyor) son hamle için uzunca süre Huertas savaşı verildi; oradan ekmek çıkmayınca P.Mills ile imzalanıyor dendi, sonunda gelen isim Ilievski oldu. Doğuş Balbay ve Kinsey ise kısa rotasyonunu güçlendiren diğer isimler olarak kayda geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Efes'in transfer dönemi boyunca önemli manevraları ve karar anları oldu; sezon içindeki başarılarını da buradaki doğru-yanlış dengeleri belirleyecek. İlki uzunlara yüklenmek ve burada dominant isimleri kadroya katmaktı, bunu başardılar; orada eksiklerini kapattılar. Yalnız burada Batista yerine atlet bir uzunu alabilirler ve elde olmayan özellikte bir uzunu rotasyona dahil edebilirlerdi, farklı tercih olarak bu sayılabilir. Ardından Ersan hamlesiyle Kerem sonrası olası sıkıntıyı da avantaja çevirdiler (lokavt sonrası durumu elbette önemli). Yıllardır çok yıpranan ve genel olarak beklentilerin altında kalan Rakocevic-Nachbar ikilisini değiştirmek istediler; Rakocevic'in yerine bir o kadar 'ağır' bir isim almayı denediler, Nachbar'ın pozisyonunu ise tamamen farklı profilde biriyle takviye etmeyi tercih ettiler. Son ve belki de en önemli tercihi oyun kurucu pozisyonu için verdiler; Huertas'ı asıl adam olarak almak isteyip bunu başaramadıktan sonra Mills gibi tamamen farklı ve düzen bozması muhtemel bir isime gitmekten çark edip, Kerem Tunçeri'den daha fazlasını veremeyecek ancak dengeleri bozmayıp o pozisyonu zenginleştirebilecek bir isim olan Vlado Ilievski'yi kadrolarına kattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, eldeki kadro için önemli noktalar var (olumsuzlardan ya da en azından soru işaretlerinden başlayalım). Birincisi, Efes birçok parıltılı hamle yapmış ve ciddi paralar harcamış olsa da aslında, takımın direksiyonuna yine istediği gibi, Kerem'den daha iyi ve en üst seviye bir oyun kurucu geçirememiş durumda. Kerem Tunçeri bu takımın asıl şoförü. Bu bir bakıma avantaj, Kerem'i bu takıma bağlar ve belki de en iyi sezonunu geçirmesini sağlayacak adanmışlığı yaratır, üstelik Doğuş'un da önünü çok kapamaz. Ama bana göre, bu kadar ciddi yatırımın karşılığı olacak ismi, istediği gibi bulamadı Efes. Yine de Huertas'tan sonra bahsi geçen Mills isminden sonra Ilievski çölde vahadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer konu Rakocevic-Vujacic geçişi... Rakocevic'in Efes'e Avrupa'nın en formda skoreri olarak gelmesi ama verimliliğinin hiçbir zaman istenen seviyeye ulaşmaması, oraya gelen isim kim olursa olsun önceliğin, Efes'in o adamı sisteme dahil edebilmesi olduğunu gösteriyor. Bu yüzden oraya gelen oyuncunun fark yaratıp yaratamayacağını görmek için biraz daha beklemek gerek. Vujacic'in isteneni, yani Rakocevic'ten daha fazlasını vermesi, Efes'in kısa oyuncu kadrosunu bir seviye yukarı çekebilir. Ancak Nachbar'ın da ayrıldığını varsayarsak Kinsey ile birlikte daha sert ama hücum gücü geçen seneye göre bir parça daha soru işareti bir kısa oyuncu kadrosu karşımıza çıkıyor. Elbette Ufuk Sarıca'nın ellerinde şekillenecek sistem, bu kadrodan, önceki senelere göre daha efektif bir takım ortaya çıkarabilir. Burada Efes'in yapması gereken son şey, Bootsy'ye sırtını dönmesidir kanımca; zira Thornton, şu kadroda halen Efes için belki de en önemli oyuncu konumunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son konu ise uzunlar ve takımın genel dengesi... Uzun rotasyonunda olan biteni yukarıda özetledik, ortaya çıkan tablo net, orada istediğini fazlasıyla aldı Anadolu Efes. Ufuk Sarıca'nın süreleri nasıl paylaştıracağı önemli olacak. Bana göre Mills ve Hidayet isimleri dönmeye başladıktan sonra gelen son rötuşlar ve verilen demeçler son derece olumlu, takım bu haliyle, rollerin dağılımı ve takımın oturması iyice sorun haline gelmeden, çok daha iyi konumda. Kadroya bakan biri Efes'i İstanbul'da düzenlenecek dörtlü finalin adayları arasına yazar ama 9 yeni oyuncunun eklendiği bir takımda, kağıt üzerindekilerin parkeye yansıması için biraz soluklanıp beklemeniz gerekir. Efes Avrupa Şampiyonası'ndan sakatlık darbesi almadan çıkar ve Ekim-Kasım aylarında istediği seviyeye gelirse işleri yoluna koyar. Transfer dönemi bittiğinde, özellikle Hidayet lafları da geçmeye başladığında, Efes'i doğrudan lig şampiyonu ve F4 katılımcısı ilan eden birçok taraftar-basketbolsever vardı, bu dengeleri gözardı etmek en çok onları üzer. "Bak işte Fenerli, bok atıyor olmasın", Efes oldukça iyi kadro kurdu, 'oldukça iyi takım' olmak için bir parça beklemek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'a gelince, kısa süreli "Mahmuti tribüne çıkıyor" dedikodusuyla bizleri şaşırttıktan sonra beklenen adımları attılar. İlk önce en renkli ve takımı yukarı taşıma adına en önemli 2 hamle ile başlayalım; Lakovic ve Songaila takım için hem prestij hem de belli eksikleri kapama adına son derece önemli, bir parça da riskli transferler oldular. Lakovic'in yıllarca en üst düzeyde oynadıktan sonra buraya nasıl geleceği ve Mahmuti'nin 'düzen takımı' olarak adlandırılan ekibine uyumunda yaşayacağı olası sıkıntılar bu transferin 'riskli' olarak değerlendirmesinin nedeni; Songaila ise sakatlık sorunlarıyla boğuştuktan sonra buraya geliyor olacağından isminin yanında silik de olsa bir soru işareti var, Avrupa Şampiyonası'ndaki performansı o silik hali de tamamen ortadan kaldırabilir, zaten şu ana kadar hazırlık döneminde de gayet iyi gidiyor. Şimdi Lakovic transferini eleştireceğim ama bunu yapmak da kolay değil, ben farklı profilde bir transfer bekliyordum o pozisyona ama öyle bir CV'si var ki Sloven oyuncunun, EL'de hangi takıma gitse, çok büyük çoğunluğundan "Pazartesi gel, başla" yanıtı alır. Lakovic'in savunma ve kontrolden çıkma potansiyeli kaynaklı sorunları olsa da yıllarca en üst düzeyde oynamış, ölümcül ve maç kazandıran dış şutların sahibi bir isimden söz ediyorken, Galatasaray gibi Avrupa piyasasında bir değil birkaç adım yukarı çıkmaya çalışan bir takım için bu transfere dudak bükmek pek mümkün değil. Kaldı ki Lakovic transferi tek başına değerlendirilmemeli, zira koç Mahmuti ondan faydalanırken Lakovic'in (özellikle işin savunma bacağında) defolarını örtebilecek oyuncuların da kadroda olduğu-kadroya katıldığı gözardı edilmemeli. Songaila ise yukarıda da bahsettiğimiz üzere uzun süreli NBA kariyerinin en sorunlu senesini yaşayıp buraya geliyor. Ulusal Takım'da yer alması ve en azından şimdiye kadar, hazırlık döneminde beklenenin üstünde bir performans göstermesi Galatasaraylılar için son derece sevindirici. Oyun zekası, şut tehdidi ve tecrübesiyle, yine Lakovic gibi Galatasaray'a her şeyden önce kağıt üzerinde ciddi avantaj sağlaması muhtemel bir isim konumunda Songaila... 2 oyuncunun da uzun EL ve NBA kariyerleri sonrası buraya kafa olarak dönüşleri çok kritik, benim en çok takıldığım konu bu. Yoksa Mahmuti Lakovic'in etinden-sütünden faydalanacak, onu takım için en faydalı şekilde kullanacaktır, aynı şeyler Songaila için de geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 2 ismi geçip diğer takviyelere ve onları değerlendirmeye geçelim; yerli oyuncu kadrosu için Furkan ve Cevher en iyi alternatiflerdi, Shumpert'ın da bu kategoride forma giyecek olması ellerini iyice güçlendirdi. Furkan yeni ve daha iyi Ermal, Cevher de 'yerli' Rancik. Furkan kariyer hedefini çok net ortaya koyup 2 sene içerisinde NBA'ya gitmek istediğini söylese de bu 2 sene hem onun hem de G.Saray için çok önemli, Furkan bir 'proje' transferi. Bunu Twitter'da yazdığımda beyni bir Fenerbahçeli'nin Galatasaray hakkında söylediği her şeyin olumsuz olması gerektiğine çalışan biri tarafından eleştirilmiştim, burada tekrar edeceğim; Galatasaray yalnızca başarılı olmak değil, Furkan'ı yetiştirmek ve ileri taşımak durumunda aynı zamanda. Uzun transferini buna göre şekillendirmeleri önemliydi, şimdi saha içinde bunun meyveleri toplanmalı. Elbette sancıları olacaktır ama Furkan'ın bu senede alacağı süreler ve yaşayacağı tecrübe kariyeri için belirleyici olacak. Hem TBL'de gösterdiği performans hem de gençler turnuvasındaki istatistik kağıdı onun potansiyelinin kanıdı ama EL farklı ve serttir, özellikle uzunlar için sabır ister. Onun için Furkan'a ve Galatasaray'a önemli görev düşüyor; uzun lafın kısası, Furkan'ın performansı Galatasaray, gelişimi de kendisi için çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer takviyelere dönecek olursak, Jamon Lucas tam bir Mahmuti takviyesi oldu, yalnızca yıldız isimlere yönelinmediğinin, sertlik ve görev adamı tanımının 'patron' için çok önemli olduğunun kanıtıydı. Bu hamle, yukarıda da bahsettiğim üzere, Lakovic takviyesini de bir yerde daha anlamlı ve değerli kılıyor aynı zamanda. Lucas yabancılardan son takviye, bir de elde kalanlar var; Shipp ve Luksa Andric bu isimler oldular. Mahmuti'nin ekibinde bu oyuncular iskeletin önemli birer parçalarıydı, önümüzdeki sezon da bu görevlerini yerine getirmeye çalışacaklar. Ender Arslan Efes'te yeterli süreleri bulamamaktan yakınarak Sarı-Kırmızılı ekibin yolunu tuttu, lakin burada da önünün çok açık olduğu söylenemez... Göksenin ve Sertaç gibi gençlerin durumlarını bilemiyorum ama özellikle Göksenin'in kiralanmasında fayda olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray, geçen sene atmaya başladığı adımlarla örtüşen, sempatizanları için umut veren bir transfer dönemi geçirdi. Kadro kalitesini yukarı çekip genişliği de arttırdılar. Bu takımın en ciddi avantajı açlığı, özellikle taraftar bazında bunu fazlasıyla hissediyoruz; takım olarak da son derece inatçı bir kimlikleri var. Geçen sene final serisinde kazandıkları 2 maçta ve Fenerbahçe'yi zorladıkları her anda bu 2 özelliğin izleri vardı, o noktaya kadar da bu özelliklerini kullanarak gelmişlerdi zaten. Giriş bölümünü ayırdığımız Lakovic ve Songaila'nın bu yapıdaki takıma ve bu yapıya neler katabileceği, ne kadar uyum sağlayabileceği en büyük merak konusu. Bu takım geçen sene lig şampiyonu olsa çok büyük süpriz olurdu, bu sene şartlar değişti; yani Galatasaray için daha sene başında "şampiyonluk adayı" denebilir. Hal böyleyken elbette lig Sarı-Kırmızılı ekip için çok önemli ama asıl motivasyon EL'de, zira tarihlerinde ilk defa burada yer alma şansı avuçlarının içerisinde. Bu motivasyonla kurulmuş kadronun sene başında o hedefe ulaşması takımı iyice kamçılayabilir, aksi durumda ise ciddi sıkıntı yaşanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda kendimce özetlediğim tabloda Galatasaray için 3 önemli konu çıkıyor karşımıza: İlk olarak Lakovic ve Songaila gibi isimlerinde takıma dahil olması ve mevcut sistemle birlikte büyüyüp takımı büyütmeleri, ikinci konu Furkan'a verilen şans ve onun beklentileri karşılaması, son olarak da EL hedefi ve buna ulaşılıp ulaşılmamasının olumlu-olumsuz etkileri. Sonuncuyu biraz açmak gerekirse; katılamamak ciddi motivasyon kaybı ve darbe demek, katılmak ise ciddi bir fikstür ve farklı bir yük bindirmek anlamına geliyor. Yine de bana göre her şartta, bu seviyede de bir takım kurulmuşken katılmak, katılamamaktan çok daha iyidir. Orada en ciddi dezavantaj Lietuvos Rytas, ama olmayacak şey, geçilmeyecek engel de değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır abi sayısı artmış bir lig bizi bekliyor; gönül isterdi ki "iyi olan kazansın" objektifliğinde olayım ama değilim, tarafım, o yüzden değerlendirmelerde de objektiflik kaygısı yoktur, işin istek-dilek kısmında da adresim bellidir. Ama taraf olmam bu kaliteden keyif almama engel değil; ligin uzun süre sonra 3 tane üst düzey takımı var, Galatasaray'ın işi çok kolay değil ama eğer elemeleri geçebilirlerse üçünü de hem ligde hem de EL'de izleyebileceğiz. Takibi, heyecanı, rekabeti falan, çok keyifli olacak, çok... Hayırlara vesile...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2504826390838521062?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2504826390838521062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/agr-abilere-ilk-baks.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2504826390838521062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2504826390838521062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/agr-abilere-ilk-baks.html' title='&apos;Ağır Abiler&apos;e İlk Bakış'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-FtyUSbM6vYY/Tj__CQuPq_I/AAAAAAAACto/-CrXU8efb4Y/s72-c/Basketball_Hoops.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2222039311264713736</id><published>2011-08-07T23:10:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T13:15:06.719+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Fenerbahçe'ye Gel Semih Erden</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-qBOYlqDCWW0/Tj71DgndYwI/AAAAAAAACso/pj6xKwg71-Q/s1600/semihshaq3_XLLG2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638213224158290690" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-qBOYlqDCWW0/Tj71DgndYwI/AAAAAAAACso/pj6xKwg71-Q/s320/semihshaq3_XLLG2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bu yaz ilk defa bir transfer için istek parçası yapıyorum, gözünüzü seveyim "aha, yazıyorsa bir şey mi var acaba?" demeyin, zira tamamen bir istek parçası. Hatta şöyle söyleyeyim, şu an için böyle bir durum kesinlikle yok diye biliyorum ama yine de yazıyorum: Fenerbahçe'ye gel Semih Erden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Semih'in defolarını biliyoruz, verebileceklerini de, o kısıma girmiyorum. Lakin başka ve bence en önemli boyut, Fenerbahçe'nin yerli-yabancı dengesini rahatlatmak için bir yerli oyuncuya ihtiyacı var. Roko-Curtis-Marko-Bojan-James-Gasper ile 6 yabancısı var, ligde biri tribüne gitmeli. Mevcut kadroda Vidmar ve Gist'in dokunulmazlığı var, kısa rotasyonunda (Ukic ve Engin dönünce) ağırlıklı olarak Curtis'in dinlenmesi muhtemel. Semih işi o dengeyi sağlar, uzun rotasyonunu genişletir, yerli kozunu arttırır, sertlik ve enerji katar. Buraya gerçekten, kafa olarak da gelirse, ciddi potansiyeli olan bir takımda tamamlayıcı parçalardan biri olur, dönmek istediği yere de farklı bir tecrübe ve CV ile döner.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ömer ve Enes tatsız ayrıldı, Mehmet birçok nedenden ötürü en sorunlu adam; bu bakımdan Semih o iş için en mantıklı aday. Ne basketbolunu 1 senede muazzam geliştirdi, ne de takıma seviye atlatacak uzun; oyuna tutunuşu, istikrarı, olgunluğu, hücum kimliği falan hep sıkıntı... Ama yukarıda saydığım nedenlerden ötürü ona ihtiyaç var. Bu takım ona çok şey verdi, kendini ne kadar geliştirdiği tartışılabilir ama bana göre silinip gidebilecek bir oyuncuyken birkaç senede gayet iyi bir noktaya geldi. Lokavt ne kadar sürer bilmem, o yüzden istekte bulunmak çok da sağlıklı değil ama ben Semih'i istiyorum. Bu süreçte "Ben Fenerbahçeli'yim" diyen ve bu kulübe hizmet etmek istediğini söyleyen bazı oyuncularının tercihlerinin farklı olmasını, burada olmak için istekli olmalarını beklerdim ama yamuldum. Önümüzdeki süreçte lokavt işi daha netleşecektir, Semih de diğer oyuncular gibi yolunu buna göre çizebilir. O yolun Fenerbahçe'den geçmesini, Semih'in 1 sezon daha burada oynamasını diliyorum. Bu hem ona, hem de Fenerbahçe'ye fazlasıyla fayda sağlayacaktır. O yüzden diyorum ki: Fenerbahçe'ye gel Semih Erden. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2222039311264713736?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2222039311264713736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/fenerbahceye-gel-semih-erden.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2222039311264713736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2222039311264713736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/fenerbahceye-gel-semih-erden.html' title='Fenerbahçe&apos;ye Gel Semih Erden'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-qBOYlqDCWW0/Tj71DgndYwI/AAAAAAAACso/pj6xKwg71-Q/s72-c/semihshaq3_XLLG2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-4225418320510132690</id><published>2011-08-04T13:54:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T10:11:49.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>'Tedbir' Amaçlı Yazı-2</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-jYMp9m93Yzs/TjqMyuD0v_I/AAAAAAAACsg/ZQXvbBzjdxA/s1600/fenerbahce-basketbol.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 313px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636972686593015794" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-jYMp9m93Yzs/TjqMyuD0v_I/AAAAAAAACsg/ZQXvbBzjdxA/s320/fenerbahce-basketbol.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ben Fenerbahçeli'yim, bu kimlik sporla ilgili benim hakkımda yapılabilecek diğer tüm yakıştırmaların önüne geçer. Bu sebeptendir ki uzun süredir, yazın büyük çoğunluğunu geçirmeyi alışkın olduğum şekilde geçiremiyor, kulübün içinde bulunduğu durum nedeniyle ne Fenerbahçe ne de Avrupa basketbolundan bahsedemiyorum. Blogun 'taslaklar' kısmı dolup taştı ama hepsini toplasanız bir paragraf etmez, bilgisayarın başına oturup dalga dalga gelen akınların etkisiyle hevesim kırılarak kaltım; olmadı. Artık bir şekilde yazmak zorunda hissediyorum kendimi zira olmuyor, bazı şeylerin yazılması gerekiyor. Fenerbahçe taraftarı zaten zorlu bir dönemden geçiyor, çoğu gelişmeye verilen tepkileri bu can sıkıntısından bağımsız değerlendirmek mümkün değil ama basketbolu, biraz da gündemden sıyırarak ele alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulübün futbolda yaşadığı süreç nedeniyle sorunlarla boğuşması son derece normal, bunun maddi karşılığı da elbette olacak ve can sıkacaktır. Lakin basketbolda girilen yol ve tercih edilen model, bugün yaşananlar ortada yokken şekillenmiş ve hatta çoğu adım buna göre atılmıştı. Eldeki oyunculardan takımda tutulmak istenenlerle sözleşmeler yenilenmiş, dış basında da sıklıkla yazıldığı üzere Bogdanovic ve Gist transferleri sezon biterken sonlandırılmıştı. Bir tek oyun kurucu konusunda tercih farklı olabilirdi, onda da Jeremy Pargo'nun sürekli işi ötelemesi ve sonunda da Fenerbahçe'nin teklifini kullanarak Maccabi'den istediğini alması bu transferi yatırdı. Eğer Pargo'da da sorun çıkmasaydı Fenerbahçe'nin 2011-2012 kadrosu Nisan-Mayıs ayları gibi belli olmuştu. Fenerbahçe hiçbir zaman, önceden "geliyorum" diyen lokavta bel bağlamadı, iskeletin içerisine asla oradan kısa vadeli hamlelerle oyuncu sokmak istemedi. Ancak ve ancak burada oynamak, en azından sene sonuna kadar katkı vermek isteyen isimler listeye girebilirdi ki (tamamen şahsi görüşüm, bir şey bildiğimden değil) takımın gidişatına göre böyle alternatifler halen kovalanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada teknik birçok eleştiri getirilebilir, özellikle takımı bir 'tık' daha yukarı çıkarabilecek o 'parıltılı' ismin alınmayışı sorgulanabilir ki burada da en çok ( özellikle yaz başında ismi geçen Eidson'un da etkisiyle) Bogdanovic ismi üzerinden tartışma yürür. Ama söylemek istediğim, bu kadro şu anda yaşanan kriz sürecinden çok daha önce planlanmış ve 'tamamen' (ki bu kısmın altını çizmek istiyorum) Spahija tarafından kurulmuş bir kadrodur. Yıllarca takımı yöneten kişinin kadroyu kurması gerektiğini iddia eden bir taraftar topluluğunun, üstelik takımın başında güvendiği bir çalıştırıcı da varken, ilk olarak bu tercih(ler)e saygı göstermesi ve en azından takımın ortaya çıkmaya başlamasını beklemesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız oyuncu, parıltılı isimler, uçan kaçan adamlar alınmadı, geçen seneki kadronun üstüne çıkılamadı deniyor. Kadroda neye güveniliyor peki, ona değinelim biraz (bu kısmı daha önce de yazmış olabilirim; size tekrar ve sıkıcı, bana ise 'hafıza tazeleme' olsun). Bir kere sakatların dönüşüne güveniliyor; Vidmar'ın zaten hazır olduğu, Mirsad ve Engin'in de sezona yetişeceği söyleniyor. Engin'in belki kaldığı yerden devam etmesi biraz zaman alır, onun dışında bu hesaba güven tam. Bu oyuncuların pozisyonlarını düşünün; Engin'in önünde zaten Ukic (maalesef sakatlığı EL'nin ilk dönemecini etkileyecek gibi gözüküyor) ve Jerrells var, Mirsad'ın da yanına 20'li dakikaları görmesi muhtemel Gist alınmışken o pozisyonlara başka transfer düşünemiyorsunuz. Ha bu oyuncuların (Vidmar ve hatta Ukic de dahil) dönüşleri gecikir ya da bekleneni veremezler, o zaman elbette şubede tedbir alacak ve takviye yapacaktır. Bugün 'yıldız' bekleyen Fenerbahçe taraftarı elindeki oyuncuların kıymetini bilmiyor, zira bugün guard arayan tüm üst düzey takımların taraftar forumlarını gezin, Ukic adı geçiyor (kendisine uzunca bir eleştiri yazısı borcum var). Bogdanovic'i biz eleştiriyor ve sorguluyoruz ama kendi yaş grubunda en çok sivrilen isimlerden, Tomas da kime sorsanız Avrupa'nın sayılı kısalarından biridir. Ömer için zaten bir şey demiyorum, Emir'e Fenerbahçe'nin verdiği şekil onu daha da kıymetli bir oyuncu haline getirdi. Bir de bu isimlerin arasında sivrilen önemli 'görev adamları' var; Vidmar gibi, tam olarak bu role soyunmasını beklediğim Curtis gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir güvence konusu da, yukarıdaki paragrafın son kısmıyla ilintili olarak korunan iskelet. Fenerbahçe'nin bu kadrosu 1-2 senelik kadro değil. Ömer'i, Emir'i, Mirsad'ı, Vidmar'ı, Oğuz'u hatta Ukic'i ve Tomas'ı... Bir çırpıda rollerini sayabileceğiniz, katkılarını öngörebileceğiniz ve her şeyden önce 'yıpranmamış' bir iskelet söz konusu. Bunun üzerine tekrardan inşaat yığmak yerine birkaç tuğla koymaya çalışmak anlaşılır olsa gerek (tabii ki tuğlaların kalitesinin sorgulanmasını kabul ettiğimin altını tekrardan çiziyorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntılar mı? Elbette var... Sen ne kadar plan-program yaparsan yap, tedbirli davranırsan davran sakatlıklar peşini bırakmıyor. Vidmar'ı Avrupa Şampiyonası'na göndermedi Fenerbahçe, Ukic'i ve Tomas'ı kontrollü tutuyordu ama Ukic'te patladı. Mirsad ve Engin her ne kadar "iyi gidiyorlar" dense de ciddi sakatlıklar geçirdiler. Yerli oyuncu mirası elden kaçanlar nedeniyle tükeniyor; 2 sene önce süre vermek için oyuncuların pozisyonlarıyla oynadığın uzun rotasyonunda şimdi Kaya Peker'e bakar durumdasın. Erbil, Berkay ya da biraz daha aşağı inersek Metecan nereye kadar gelebilecek, ne zaman gelebilecek ya da elde kalacaklar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu konular bir yana, maalesef bugün Fenerbahçe cephesinde en çok sinir bozan konu Anadolu Efes'in kurduğu kadro. Bir kere şunu net bir şekilde belirtmek lazım ki Efes, bu sene yaptıklarıyla Fenerbahçe için kıyaslanabilecek bir örnek, bir model, bir bütçe değil. Efes'in bu sene harcadığı parayı Avrupa'da harcayan takım yok. Verdikleri bonservis bedelleriyle ya da oyuncu yıllık ücretleriyle (kulübün içini bilmemekle birlikte duyup gördüklerimize istinaden) birkaç tane EL takımı kurulur. Efes'in parayı nasıl harcadığı ve tercihlerinin doğruluğu bu yazının konusu değil, belki daha tarafsız bir gözlükle ve EL değerlendirmesi çerçevesinden bakarken ileride değiniriz; şimdilik o topa başkaları girsin. Ama bunun Fenerbahçe taraftarına yansıması ve bu taraftaki yankısı beni ilgilendiriyor, yazı da konusunu buradan alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Ersan transferi Fenerbahçe cephesini karıştırıyor ve "Neden biz almadık?" deniyor. Fenerbahçe Ersan'ı hiç istemedi değil, lakin Fenerbahçe'nin bir oyuncu transfer etmesi için oyuncunun ve menajerinin 'para'dan daha fazla önem verdiği şeyler olduğuna inanması, oyuncunun bu kulüpte oynamak istediğini kendilerine hissettirmesine ihtiyaç var. Kibirli, şımarık ya da sağlıksız bir bakış açısı denebilir, eyvallah. Ama bir Saras'ın, bir Emir'in burada olmak için gösterdiği isteği Ersan'dan ya da transfer etmek istediğin diğer oyunculardan beklemek çok da haksız bir beklenti olmasa gerek. Fenerbahçe Ersan ile ilgilendi, görüşmeleri yürüten menajeri sürekli farklı isim ve meblağları kullanarak teklif yükseltti, Kadıköy cephesini bezdirdi. Fenerbahçe en sonunda Efes cephesine ulaşıp "Ersan ile ilgilenmiyoruz, sakın başka bir şey söylenirse inanmayın" bile dedi. Ersan ve menajeri elbette belli maddi şartların karşılanmasını isteyecektir, haklarıdır ve sonunda istediklerini de almışlardır. Ama bu transfer girişiminde Ersan'ın istekleri ile Fenerbahçe'nin istekleri uyuşmadı, sonuçta da olmadı. Ersan iyi oyuncudur, Fenerbahçe için 'keşke olsaydı'lık isimdir, olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Hakan Demirel transferiyle Fenerbahçe taraftarı dalga geçiyor. Doğrudur, duyduğumda ben de "Oha" dedim. Ama adam, Engin iyileştiği andan itibaren dördüncü guard; kaldı ki Ukic-Engin yokluğunda takımın doğru düzgün antrenman yapabileceği guardı yok Jerrells'tan başka. Oyuncudan beklenti bu kadar net iken bu tercihe daha fazla burun kıvırmanın, bu takviye üzerinden vizyon sorgulamanın alemi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe taraftarı bu yaz çok günler geçirdi, en büyük keyfi elinden alınmaya çalışıldı, tüm inandıkları kendisine sorgulatıldı. Yetmedi, tırnaklarıyla, doğrularıyla yanlışlarıyla büyüttüğü sözde 'amatör' özde 'canavar' branşlarını kaybetme tehdidini hissetti. Hal böyleyken bu branşlara dört elle sarılmak, ilk önce eldekini korumak yerine halen komşulardan gelen transfer haberlerine bakıp da dönüp içeridekini beğenmemek şu an en heves kırıcı şey. Ben yıllarca zamanımın ciddi kısmını forumlara, bloglara ve yazıp çizmeye ayırdım. Bazen yanlış yazdım, bazen yanlış yere sinirlendim, hata yaptım ama eleştirmekten hiç vazgeçmedim. O yüzden burada savunduğum ya da vurguladığım "Aman beyler, susun, Efes'i ya da G.Saray'ı boş verin, kafamızı gömüp en iyi bizi diyelim" değil. Ama ortada benimsenmiş 'başka' bir model varken, kendini kıyaslamaya çalıştığın rakibin tamamen farklı ve kıyas kabul etmeyecek bir yola girmişken, üstüne üstlük kulübün de çok zor günlerden geçerken eleştiride acımasız olmak, dışarıdan gelen her transfer haberin dönüp içeride başka yerleri kırıp dökmek hiç mantıklı değil. Fenerbahçe'nin bu sene bu branşlarda 'her organıyla' (ki burada en önemli unsur taraftar) daha güçlü olmaya ihtiyacı var, bunun da yolu eldekini korumaktan ve insanlara yapmaya çalıştıklarını yapmalarına izin vermekten geçiyor. Sene başından mutsuz ve olumsuza şartlanarak tribüne dolan bir taraftar topluluğunun yarardan çok zararı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe bu sene mücadele edeceği kadronun planını-programını çok önceden yaptı, koçun isteklerine göre ve kenarda güvendiğiniz-güvendiğimiz birçok ismin onayıyla bu adımları attı. Bir bakalım ne olacak, ne çıkacak ortaya. Emin olun, bu takım endişe ettiğiniz kadar eksik kalmış bir takım da değil. Ekim-Kasım gelsin, tekrar konuşalım; yeter ki başka sakatlık olmasın. Şu takıma destek konusunda yeni yeni üstümüze düşeni yapıyorken, geçen sene ivme yakalamışken kendi kendimizi baltalamayalım. Bir silkinin ve kendi takımınızdan, gelinen noktadan keyif almaya çalışın. Kadın basketbolu ile ilgili 'tedbir' amaçlı yazmıştım, çok beğenildiğini varsayarak bu da erkeklerdeki devamı olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-4225418320510132690?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/4225418320510132690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/tedbir-amacl-yaz-2.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4225418320510132690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/4225418320510132690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/08/tedbir-amacl-yaz-2.html' title='&apos;Tedbir&apos; Amaçlı Yazı-2'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-jYMp9m93Yzs/TjqMyuD0v_I/AAAAAAAACsg/ZQXvbBzjdxA/s72-c/fenerbahce-basketbol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1477784812611264815</id><published>2011-07-23T08:41:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T13:15:06.723+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>'Tedbir' Amaçlı Yazı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-maghPbON_4A/TipfpMygfVI/AAAAAAAACsE/uf96nSWe0Ao/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 264px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632419445392571730" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-maghPbON_4A/TipfpMygfVI/AAAAAAAACsE/uf96nSWe0Ao/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;Basit bir Vikipedia araştırmasıyla 1998 yılından beri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 9 lig şampiyonluğu, 3 lig ikinciliği&lt;br /&gt;- 9 Türkiye Kupası ve 1 kupa ikinciliği&lt;br /&gt;- 7 Cumhurbaşkanlığı Kupası&lt;br /&gt;- 2 Eurocup dörtlü finali&lt;br /&gt;- (2006'dan beri üst üste olmak üzere) 5 Avrupa Ligi çeyrek finali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda yaşanan süreç malum, maddi olarak kulübün etkilenmemesi de mümkün değil. Ancak yıllardır en istikrarlı şekilde bu kulübün yüzünü güldüren, en zor zamanlarda elde ettikleri başarılarla camiaya omuz vermiş Fenerbahçe kadın basketbolcularının, "ben spor kulübüyüm" iddiasını her yerde dillendiren ve buna göre de adımlar atan kulübü tarafından feda edilen ilk şube olması hiçbir şekilde kabul edilemez. Biz bu kızlarla birlikte sevinip üzülmeye alıştık, bu kızların mücadelesine alıştık. Çoğu zaman Caferağa'da yalnız kalmalarına göz yumduk ama o ilgisizliğe rağmen ayakta kalmalarıyla hem mahçup olduk hem de daha çok sevdik onları. Basketbolla ilgilenen biri olmasına gerek yok, bugün sokaktan çevirip Birsel'i sor bir Fenerbahçeli'ye, gözleri parıldar hemen. 2005 yılındaki Beşiktaş serisini sor, öfkelenir. Geçen sene takımın yaşadığı onca soruna rağmen kazanılan şampiyonluğu sor, sesi titrer. Ya da Ros Caseres maçını sor 2007 yılındaki, içi acır. Dedim ya, bu taraftar bu şubeyle üzülüp sevinmeye alışmıştır. Hem sadece üstte olan biten değil, yıllarca altyapıdan yetişen pırıl pırıl kızların da hesabını yaptık, onlarla heyecanlandık. Uzun lafın kısası, biz bu şubeyi çok sevdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada yılların emeği, tırnaklarla kazınarak gelinmiş bir seviye var. O kadar çok farklı bilgi geliyor ki ne yazıp çizeceğimi bilmiyorum, detaylarını da yazmıyorum. Dün ilk olarak algılanıp tepki verildiği gibi bir küçülme durumundan değil, şu anda yaşanan sıkıntıların kulübü en az şekilde etkilemesi için bir 'tedbir' durumundan bahsediliyor, ben de bu yazıyı 'tedbir' amaçlı yazıyorum. Fenerbahçe bugün bu çıtayı kendisi yükseltmiştir, bu vizyonu kendisi belirlemiş, bu bağı kendisi yaratmıştır. Taraftardan fedakarlık beklenebilir ki bunun başında da şubelere, daha çok tribüne giderek destek olmak olabilir. Kulüp elbette maddi bazı detayları içeren tedbirler de alabilir. Ama eğer varsa, akıldan geçiyorsa, "acaba?" dedirtiyorsa, hangi plan ya da stratejinin bir parçası olursa olsun bu branşa, bu branşlara dokunmak kabul edilemez. Bu branşlar Fenerbahçe'nin kendi elleriyle yetiştirdiği çocuklarıdır, göz bebeğidir. En zor gününde onlardan gelecek mutluluğa sarılmıştır hep, şimdi en zor gününde ilk olarak onları mutsuz etmek spor kulübü olmakla, onu da geçtim, 10 küsür senedir yapılanlarla çelişir. Fenerbahçe güçlüyse, güçlü duracaksa, bunu tüm organlarıyla, tüm branşlarıyla birlikte yapmalıdır. Çok düz mantık olacak ama en somut tarif bu olduğundan kullanmam gerekiyor; bir futbolcunun yıllık maaşına denk gelen bir bütçeden tasarruf etmeyin, en azından ilk tasarrufunuz bu olmasın, gözünüzü seveyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 gündür yaşanan sıkıntıların tarifi yok, 2006'da Denizli maçından sonra kurulan "Daha kötü ne gelebilir ki başımıza?" cümlesine herkes lanet okuyor. Fenerbahçe'yi ve taraftarlığı hayatının merkezine yerleştirmiş insanlar dahi soruların çalışmadığı yerden geldiği bu sınavda sersemlemiş durumda; boş kağıt verip çıkan da var, tüm bildiğini yazıp "kaç alsam kardır" diyen de... Bir soruyu, bir sorunu çözüp diğerine geçmek, ayakta kalabilmek ve bunu yaparken de en sağlıklı tepkileri verebilmek o kadar zor ki 3-5 süslü cümleyle tarifi de mümkün değil. Dedim ya, 20 gündür her şey karanlık Fenerbahçeli'nin hayatında; işin, okulun, çocuğun, eşin, dostun ya da diğer tüm önceliklerin karanlık, tatsız, keyifsiz. Futbolda olup bitenin yaşattığı tarifsiz can sıkıntısı işin bütününe baktığında daha da kabul edilemez bir hal alıyor. Fenerbahçe taraftarına, dün yayılan haberlerle ilgili gösterdiği duruştan ve tepkisinden ötürü teşekkür ederim; bu branşların futbolun yanında eşantiyon olmadığını göstermiştir insanlara. Devir yakıp yıkmadan, taraftarlar olarak bu branşların ne denli önemsendiğini uygun bir dille ama yüksek bir sesle söyleme devridir. Bu işin yetkililerinin bu takıma, bu takımlara zarar verebilecek stratejiler izlemeyeceğini, yılların emeğininin üstünün çizilmeyeceğini umuyorum. Devir Fenerbahçe'yi dünden daha zayıf değil, tüm branşlarıyla dünden daha güçlü kılma devridir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1477784812611264815?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1477784812611264815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/07/tedbir-amacl-yaz.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1477784812611264815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1477784812611264815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/07/tedbir-amacl-yaz.html' title='&apos;Tedbir&apos; Amaçlı Yazı'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-maghPbON_4A/TipfpMygfVI/AAAAAAAACsE/uf96nSWe0Ao/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6366513539198462529</id><published>2011-07-13T00:01:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T10:24:35.722+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>EL Değerlendirmesine Giriş: Bennet Cantu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jSnI5kriGdA/Thy3ocSud4I/AAAAAAAACrI/EkddAOOfol8/s1600/1298329831M87FZ0.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5628575539723663234" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-jSnI5kriGdA/Thy3ocSud4I/AAAAAAAACrI/EkddAOOfol8/s320/1298329831M87FZ0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Gündem nedeniyle pek yazıp çizecek halimiz ve hevesimiz yok ama ufaktan, kadrolar netleşmeye başladıkça EL değerlendirmesine girelim istiyorum, başka türlü olmayacak. Takım analizine kadrosu en net takımlarla başlayacağım ki bunlardan biri de Cantu, ilk söz onlara gitsin. Genel değerlendirme olarak Efes Pilsen’in sıkıntılı, Fenerbahçe’nin ise henüz tam renk vermeyen bir kura çektiğini düşünüyorum. Efes Pilsen’in grubunun en zayıf halkası kuvvetle muhtemel Partizan olacak ki grubun seviyesi için başka bilgi vermeye gerek yok sanırım. Fenerbahçe ise, Bilbao dışında nokta atışı yapmış gözükse de Olympiakos-Caja Laboral ikilisinin kadro hareketlerine göre daha net hesap kitap yapabilir. Yunan temsilcisinin yaşadığı sıkıntılar, nispeten düşük bütçeyle daha dengeli bir takım kurmasına engel değil ki gelen sinyaller de bunu gösteriyor. Caja Laboral ise Barac’ı kaybettikten sonra Huertas’ı da Hırvat oyuncuda olduğu gibi ciddi bonservisle elden çıkarmak üzere. Lampe’yi alan Bask temsilcisinin bu yüksek bonservisler ile yapacağı hamleler merak konusu. Yine de bu ikilinin fazla küçümsendiğini ve grubun görüntüsünün henüz net olmadığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elemlerle ilgili de kısaca değerlendirme yapalım; Banvit’in şansı maalesef geçen seneden fazla değil. G.Saray ise iyi bir kadro kurmuş gibi gözükse de şanssızlıkları Rytas’ın yoluna çıkmış olmaları, tabii aynı bakış açısıyla G.Saray da Rytas için şanssızlık. Sonuçta takımlar tam oturmadan oynanacak maçlardan bahsediyoruz, sürprizlere açık gözükse de özellikle G.Saray’ın tarafı sert ve zorlu gözüküyor. Olamaz mı? Olabilir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bennet Cantu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andrea Cinciarini (1.90-1986-PG)&lt;br /&gt;Jonathan Tabu (1.90-1985-PG)&lt;br /&gt;Nicolas Mazzarino (1.81-1975-SG)&lt;br /&gt;Manuchar Markoishvili (1.95-1986-SG)&lt;br /&gt;David Lighty (1.98-1988-SG)&lt;br /&gt;Vladimir Micov (2.03-1985-SF)&lt;br /&gt;Maarten Leunen (2.06-1985-PF)&lt;br /&gt;Marko Scekic (2.07-1981-PF/C)&lt;br /&gt;Benjamin Ortner (2.06-1983-PF/C)&lt;br /&gt;Denis Marconato (2.11-1975-C)&lt;br /&gt;Artsiom Parakhouski (2.11-1987-C)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Koç:&lt;/strong&gt; Andrea Trinchieri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EL’nin yeni yüzlerinden biri ama köklü bir basketbol geçmişleri var, yaşça bizden büyükler bu kısmı daha iyi bilecektir ama hem İtalya’da (3 kez) hem de Avrupa kupalarında (2 EL, 4 Saporta, 4 Koraç) şampiyonlukları var. Uzunca süredir İtalya’da Play-Off takımı kimliğindelerken 2009 sezonunda göreve gelen Andrea Trinchieri ile çıkışa geçtiler. Öncelikle İtalyan koçun ilk senesinde normal sezonu 4. Sırada bitirip Play-Off yarı finalinde Siena’ya 3-0 ile geçilip elendiler. Geride bıraktığımız sezonda ise normal sezonu 2. Sırada tamamlayıp Play-Off’ta önce Varese’yi 3-0, ardından da Milano’yu 3-1 ile geçip final serisinde yine Siena engeline takıldılar (4-1) lakin EL vizesini kapmayı başardılar (Cantu’nun geçen sezon İtalya Kupası finaline de yükseldiğini, ancak yine Siena’ya kaybettiğini hatırlatalım).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004-2005 sezonundan sonra ilk defa geçen sene Avrupa sahnesinde boy gösteren Cantu, G.Saray’ın da yer aldığı ilk tur gruplarında grubunu Sarı-Kırmızılıların ve Panellinios’un arkasında 3. Sırada bitirip elenmişti. Cantu’nun Abdi İpekçi’deki maçta G.Saray’a farklı kaybedip evinde kazandığını, genel olarak deplasman performansıyla sınıfta kaldığını hatırlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette ‘köklü bir basketbol geçmişi’ dedik ama bir önceki paragrafta da görebileceğiniz üzere Avrupa’ya verdikleri ara onları bu seviyeden epey bir uzaklaştırmış gözüküyor. Bütçeleri çoğu EL takımına göre oldukça düşük seviyelerde ama yaptıkları iş muazzam. İtalya’da koç Trinchieri hakkında söylenenler çok olumlu, ülke basketbolunu çok iyi bilen çalıştırıcı ile Cantu çok iyi bir uyum yakalamışa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaz kadroda fazla değişiklik yapmadılar; İtalyan guard Cinciarini, çaylak Amerikalı Lighty ve uzun oyuncu Artsiom Parakhouski şu ana kadar yaptıkları 3 transfer. Kadrodan ayrılan isimler ise Amerikalı oyuncu Mike Green ve bizim eskilerden Michele Mian. Transfer döneminde kadrolarına bir oyun kurucu daha katmaları ve transferi sonlandırmaları bekleniyor; (geçen sene kadroda yer alan gençlerin durumunu bilmemekle birlikte) kadroları kabaca yukarıda verdiğimiz gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın en önemli isimleri Mazzarino, Micov ve ülkemizde Darüşşafaka formasıyla hatırladığımız Leunen; Cinciarini de iç piyasadan alınabilecek en iyi oyunculardan biriydi (Ulusal Takım aday kadrosunda da yer alıyor), diğer iki transfer de bütçe şartlarına göre isabet gözüküyor. Takımın belki de en önemli özelliği yüksek dış şut yüzdesi; Mazzarino, Leunen ve Markoishvili bu konuda son derece başarılılar (Lig sıralamasında ilk onda). Takım kimlikleri hakkında çok fazla ahkam kesebilecek kadar çeşitli maçlarını izlememiş olsam da klasik bir az laf, çok iş takımı gördüğümü söyleyebilirim ki bunu yaparken seçtikleri model de (dar rotasyona rağmen) düzen dışı oyuna yönelen 1-2 atıcının eline bakan bir takım değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Fenerbahçe ya da grubun diğer ‘babaları’ ile kıyaslandığında hafif gözükseler de bana göre her şeyden önce saygıyı hak eden bir ekip Cantu. Fenerbahçe için çok net bir şekilde 2/2 hedefi ile bakılması gereken bir rakip ama karşındakini tanımak önemli. Geçen sene Cholet’in yaptığı tatsızlığı yapma potansiyelleri yok değil; onlar da EL’ye açlar ve buraya maksimum keyif almak için çıkıyorlar, en tehlikeli rakip profillerinden biri… Nereden tutarsanız tutun, nasıl kıyaslarsanız kıyaslayın ağır basar Fenerbahçe, o topa girmiyorum bile. Ama yine de önemli bir basketbol ülkesinin güzel işler yapan takımı diyerek rakibi son kez övüp tedbirimizi alalım. Rakip hakkında detaylı bilgiye ulaşmak, iletişim adreslerini kullanıp "Duma edicez olm sizi" mesajları yağdırmak için &lt;a href="http://www.pallacanestrocantu.com/"&gt;&lt;strong&gt;şuradan&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; faydalanabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6366513539198462529?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6366513539198462529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/07/el-degerlendirmesine-giris-bennet-cantu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6366513539198462529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6366513539198462529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/07/el-degerlendirmesine-giris-bennet-cantu.html' title='EL Değerlendirmesine Giriş: Bennet Cantu'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-jSnI5kriGdA/Thy3ocSud4I/AAAAAAAACrI/EkddAOOfol8/s72-c/1298329831M87FZ0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7222520427562761191</id><published>2011-06-25T12:53:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T10:11:49.557+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Guard Transferi ve Beklentiler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-rIPnR-MsBr4/TgWxN4oARwI/AAAAAAAACq4/ZkagxyfsATM/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 183px; height: 275px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-rIPnR-MsBr4/TgWxN4oARwI/AAAAAAAACq4/ZkagxyfsATM/s320/images.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622094561938523906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Her ne kadar piyasada dönen isimler ve F4 hedefi taraftar beklentilerinde dengeleri şaşırtmış, ayarları bozmuş olsa da Fenerbahçe'nin oyun kurucu pozisyonuna yapacağı takviyenin görev tanımı net: Ukic'in önüne değilse bile onu gerektiğinde tehdit edip zorlayabilecek, takımdaki kontrat dengelerini de bozmayacak bir isim. Kuvvetle muhtemel Papaloukas, Bourousis ya da Kirilenko isimleri ortalıkta gezinirken (ki Fenerbahçe transfer politikasını çok da alışık olmadığımı şeffaflıkta açıklamış ve bahsi geçen isimleri de net bir dille, Aydın Örs seviyesinde yalanlamışken bu isimler hala yazılabiliyor) gelecek isim insanları memnun etmeyecektir, tıpkı ilk 2 transferde olduğu gibi. Ama biz, netleşmesi için çok beklemeyeceğimizi düşündüğümüz guard transferi için adaylarımızı sayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Curtis Jerrells: &lt;/span&gt;Aslında Partizan'ın sezon başında da kadrosuna katmayı istediği isimde ama gelişi anca EL ilk tur gruplarının ikinci yarısına denk geldi. 87 doğumlu genç bir oyuncu olması nedeniyle uyum süreci yaşaması normaldi ki öyle de oldu. Takımı EL'den elendikten sonra hem Adriyatik Ligi'nde hem de Sırbistan'da, özellikle final maçlarını iyi oynayarak takımının kupalara ulaşmasına katkıda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa boylu ve atlet, topa çok iyi hükmedebilen, solak olması itibariyle de rakip savunmalara son derece ters gelebilen bir isim Jerrells. Savunması iyi ki bunu EL seviyesinde, daha iyi bir takımda bir seviye daha yukarı çıkarabileceğini düşünüyorum. Keskin bir şutör, çok ciddi bir bilek olmadığı doğrudur ancak delicilik özelliği son derece kıymetli. Özellikle tempo yapmak istediğinizde ve sahayı iyi koşan, tempoyla beslenen uzunlarınız varsa Jerrells son derece değerlidir. Yaz başında Maccabi ile Perkins-Pargo ikilisinin durumlarına göre adının ciddi şekilde geçmesi de oyun karakteri ve seviyesi açısından önemli bir referanstır. Şut tercihleri elbette Partizan'dan daha farklı ve düzenli bir takımda (geçen sezonun Partizan'ının Vujosevic'in ekibinden oldukça farklı olduğunu söyleyebiliriz) daha kabul edilebilir olacaktır. Pas tercihleri ve saha görüşü konusunda hiçbir zaman bir Saras ya da Prigioni olmayacaktır ama yukarıda saydığımız avantajlarıyla birlikte önemsenmesi gereken bir adaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ibrahim Jaaber: &lt;/span&gt;İsmi dün Basketdergisi.com tarafından Fenerbahçe ve G.Saray için oyun kurucu adayı olarak duyrulana kadar aslında çok düşündüğümüz bir isim değildi. Amerika asıllı oyuncunun bilindiği üzere Bulgar vatandaşlığı da var ve uzunca bir süredir İtalya Ligi ile EL tecrübesi yaşıyor. Onu da tariflemeye kalktığınızda öncelikle sert ve atlet bir oyuncu olduğundan, bir kısaya göre oldukça iyi ribaund katkısı bulunduğundan ve delici özelliğini de iyi kullanabildiğinden bahsedebilirsiniz. Onun da en belirgin defosu olarak şutunun iyi olmaması göze çarpsa da bahsettiğimiz savunma sertliği özellikle önemli. Yukarıda çizdiğimiz profile uyan, Ukic'in arkasını toplayabilecek bir isim gibi gözüküyor Jaaber. Yine de ben, Jerrells boşta iken, 'daha genç' Amerikalı'yı tercih ettiğimi belirtmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki aday yazdım, aklıma gelenler ya da yazılıp çizilenlerden gördüklerim bunlar. McCalebb'i sözleşmesi devam ettiği için aday olarak yazmıyorum, çok uzun süre adı geçen Cook da Milano'ya gittiği için devre dışı kaldı; Papaloukas ve Prigioni isimleri de arandığı söylenen oyuncu profiline uymadığı için dikkate almıyorum. Bizim göremediğimiz, bilmediğimiz isimler var mıdır? Elbette olabilir. Ama bana göre bu tarifte bir ismi, oldukça yakın bir dönemde kadrosuna katar Fenerbahçe. Kadroyu tamamlar, rakiplerini ve onlardaki gelişmeleri bekler. Eğer ekstra bir şey olacaksa ya lokavttan ya da rakiplerin transfer hamlelerinden sonra olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu unutulmasın ki Fenerbahçe, bu 5 senelik süre içerisinde büyük mesafe almıştır. En kötü EL senesi bile tecrübe olarak artı hanesine yazılmıştır; kontrat dengeleri oturmuş, taraftar salona çekilir olmuştur. Bugün yerli oyuncu azlığı nedeniyle piyasadaki rakamlar çok yükselmiştir. 12-13 oyuncusu olan Fenerbahçe'nin oyuncu ücretlerine ayırdığı para hiç de azımsanmayacak seviyelerdedir. Bugün zor oturtulmuş bu dengeler, sırf yıldız almak için bozulmaz. Onun için birazcık isimlerden sıyırılıp bize uzak olan 'sistem' ya da 'organizasyon' kelimeleriyle birlikte bu takımı değerlendirmekte fayda var. Fenerbahçe bu takımın içine, diğer oyunculardan çok daha farklı ücret ve özelliklere sahip 2-3 isim sokarak, isimlerle başarılı olmaya çalışmayacaktır. Biliyorum bu kısım fazlasıyla tekrar oluyor ama bu, her atılan adımın doğru olduğu anlamına gelmiyor, elbette hatalar da yapılıyor-yapılacaktır; ancak değerlendirirken artık belirli kalıplardan sıyrılmak gerekir. Misal, Bogdanovic transferinin eldeki oyunculara göre gerekliliği tartışılabilir, teknik özellikleri de elbette. Yine misal, uzun rotasyonunun yeterliliği ve transfer politikasında buranın önceliklendirilmemesi konuşulabilir. Ama 'F4 yapacaksak Bogdanovic değil Siskauskas olmalıydı'  penceresinden bakmak sağlıklı değildir. Dün Mersin çıkışında beğenmediğin McCalebb için şimdi ağzının suyu akıyorsa, 2 sene önce tanımadığın Pargo'ya şimdi ilah gözüyle bakıyorsan bu bazı takımların da bazı oyuncuları parlatabildiği, sadece oyuncuların takımları değerli yapmadığını gösterir. Emir ile bunu yaptı Fenerbahçe, Vidmar ile yaptı; hatta Ömer ile, Semih ile de yaptı. Yerli-yabancı yeni isimlerde de bu başarılabilir, en azından eleştirirken ya da değerlendirirken bunlar da düşünülmelidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogun yorum kısmında sorun var, herkese cevap yazamıyorum ama bu başlık guard transferine özeldir; yeni isim önerilerine ve yazının geneline ilişkin eleştirilere açıktır. Hem yorum hem de kulübün resmi kaynaklarından transfer işiyle ilgili gelişmeleri bekliyoruz. Hayırlara vesile...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7222520427562761191?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7222520427562761191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/guard-transferi-ve-beklentiler.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7222520427562761191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7222520427562761191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/guard-transferi-ve-beklentiler.html' title='Guard Transferi ve Beklentiler'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-rIPnR-MsBr4/TgWxN4oARwI/AAAAAAAACq4/ZkagxyfsATM/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5319883630438266259</id><published>2011-06-20T21:16:00.003+03:00</published><updated>2011-08-14T11:47:32.722+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Transfer'/><title type='text'>Yenilediler!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-fqYB17CPSx4/Tf-PCVYpMkI/AAAAAAAACqo/P4u0xA_I31U/s1600/ramunas-siskauskas-cska.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620368130244686402" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-fqYB17CPSx4/Tf-PCVYpMkI/AAAAAAAACqo/P4u0xA_I31U/s320/ramunas-siskauskas-cska.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Blogun sol üst köşesinde transfer dedikodularını geçiyoruz, buradan da sözleşme yenileyen oyuncular hakkında kısaca bilgi paylaşalım. Aşağıdaki isimler, parantez içinde belirtilen tarihlere kadar takımlarında kalmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CSKA:&lt;/strong&gt; Andrey Vorontsevich (2014), Ramunas Siskauskas (2013)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cholet:&lt;/strong&gt; Fabien Causeur (2013)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bennet Cantu:&lt;/strong&gt; Marko Scekic (2013)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;M.Siena:&lt;/strong&gt; Bo McCalebb (2014)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Galatasaray:&lt;/strong&gt; Luksa Andric (2013) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5319883630438266259?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5319883630438266259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/yenilediler.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5319883630438266259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5319883630438266259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/yenilediler.html' title='Yenilediler!'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-fqYB17CPSx4/Tf-PCVYpMkI/AAAAAAAACqo/P4u0xA_I31U/s72-c/ramunas-siskauskas-cska.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1535100003998378026</id><published>2011-06-20T20:23:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T13:36:12.755+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>G.Saray'a Wild Card?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Ncbae-bWFX0/Tf-EJ9uerpI/AAAAAAAACqg/LFT0GcxE8RI/s1600/euroleague_logo.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; DISPLAY: block; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620356166704869010" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ncbae-bWFX0/Tf-EJ9uerpI/AAAAAAAACqg/LFT0GcxE8RI/s320/euroleague_logo.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Az önceki EL postunun altına not olarak düştüm ama sanırım bu haber bir Fenerbahçeli'nin blogunda bile ayrı bir başlığı hak ediyor. Yunan basketbol sitesi Superbasket'te yapılan &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.superbasket.gr/permalink/141714.html"&gt;şu habere&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; göre G.Saray EL gruplarına katılacak. Elbette G.Saray'ın eleme oynayacak takımlar arasında adının yer alması ve Wild Card'ın belirsiz olması gibi kafa karıştırıcı noktalar var; buna haberin sahibi şöyle açıklama getiriyor: G.Saray elemelerden çıkabilirse çıkacak, çıkamazsa Wild Card ile yükselecek, yani her türlü gruplara kalacak. Gerekçeleri de son derece mantıklı: THY sponsorluğu, basketbola yapılan yatırım ve dörtlü finalin bu sene İstanbul'da olacak olması... Bu ne derece mümkün bilmiyorum, araştırmak lazım ama durum budur. G.Saray bu sene basketbolda iyi bir ivme kazandı, şartları iyi kullanıp bunu EL katılımıyla da desteklerse bu ivme istikrar kazanabilir. EL çok ciddi motivasyon bir takım için, bambaşka keyif. Hani Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti malum, karşılıklı pek hoşlaşmıyoruz Avrupa Yakası ile, ancak EL'de yer almalarını samimi bir şekilde isterim. Fenerbahçe'nin yanında tanıdık 2 yüzün daha orada olması epey renkli bir sezon yaşatır bize. Şimdi hem G.Saray'ın transfer hamlelerini hem de EL'nin kararını beklemek lazım; ilk kısım G.Saraylıların istediği gibi gelişecek orası kesin, ikinci kısımda da saha dışında iyi çalışıyor gibi Sarı-Kırmızılı idareciler...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1535100003998378026?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1535100003998378026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/gsaraya-wild-card.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1535100003998378026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1535100003998378026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/gsaraya-wild-card.html' title='G.Saray&apos;a Wild Card?'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Ncbae-bWFX0/Tf-EJ9uerpI/AAAAAAAACqg/LFT0GcxE8RI/s72-c/euroleague_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8245250105833476303</id><published>2011-06-20T18:43:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T12:20:30.857+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague'/><title type='text'>Euroleague Yolcusu Kalmasın</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Aslında takipçileri bu isimlerin aşağı yukarı hepsini biliyordu ama yine de EL resmi sitesinden verilen isimleri paylaşmakta fayda var. EL'de normal sezon yine 24 takımla oynanacak. Bunların 12 tanesi A lisansı sahibi, bunlara ilave 1 adet de 'Wild Card' ile gelecek takım eklenecek. Geriye kalan 'garanti yerler'in 8 tanesi B lisansına sahip takımlara ait ki burada da KK Zagreb, Bizkaia Bilbao ve Cantu gibi yeni yüzleri görüyoruz. Bu 21 takımın dışında bir de C lisansına sahip, Eurocup şampiyonu UNICS Kazan var. Aşağıda bu takımların listesinin görselini bulabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 291px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620330325036953794" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-R8OzG7O-nS4/Tf9spyAu8MI/AAAAAAAACqQ/Yr7xw9U1xKM/s320/58f.png" /&gt;Yukarıda görüldüğü üzere 24 takımın 22'si ilk tur gruplarına doğrudan katılıyor ve bunların 21 tanesi belli, 1 adet Wild Card sahibinin kim olacağı bekleniyor. Bu isimlerin dışındaki 2 takım ise eleme maçları oynayarak lige dahil olmaya çalışacak ki burada da ülkemizden G.Saray ve Banvit isimleri ön plana çıkıyor. Eleme oynayacak takımlar arasında da 3 Wild Card sahibi var. Bunlardan biri Fransa'nın ve belli, ASVEL; diğer 2 takım da yakın zamanda belirlenecek (biri Hollanda'ya gidiyor). Aşağıda bu listeyi de paylaşalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 249px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620331282882925954" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-0mFi9z6rE70/Tf9thiRAlYI/AAAAAAAACqY/VlaG55n4uxU/s320/58f.png" /&gt;Asıl kritik tarih ise 7 Temmuz, zira tüm takımların kaderini belirleyecek kura çekimleri bu tarihte yapılacak. Eleme oynayacak takımlar için kura şansı daha da önem kazanıyor, elbette elemelerin erken tarihte oynanmasından ötürü sürprizlere fazlasıyla açık olacak maçlar izleyeceğiz. Ancak şu takım listelerine baktığımızda, özellikle G.Saray'ın EL hayalini gerçekleştirmesinin mucize olmayacağını görüyoruz. Yine de transfer sezonunun biraz daha ilerlemesini ve kura çekimlerini beklemekte fayda var.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Önemli İlave&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Yunan basınına göre Wild Card sahibi G.Saray olacak, haberi &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.superbasket.gr/permalink/141714.html"&gt;şurada&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;. Gerekçe olarak da THY sponsorluğu, basketbola yatırım ve F4'e ev sahipliği yapacak kentin İstanbul olacağı belirtilmiş; hatta "karar verildi, sadece duyrulmuyor" gibi iddialı bir tabir de kullanılmış. Bilginize...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8245250105833476303?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8245250105833476303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/euroleague-yolcusu-kalmasn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8245250105833476303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8245250105833476303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/euroleague-yolcusu-kalmasn.html' title='Euroleague Yolcusu Kalmasın'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-R8OzG7O-nS4/Tf9spyAu8MI/AAAAAAAACqQ/Yr7xw9U1xKM/s72-c/58f.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-5563323305313439387</id><published>2011-06-19T21:07:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T11:25:45.486+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Transfer'/><title type='text'>Spahija'nın Takımı ve Transferler</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-fBMvGwQuPNg/Tf5MZl9NN-I/AAAAAAAACqI/9ap8d9CIw8Y/s1600/2011-06-19_transfer446.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620013387574228962" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-fBMvGwQuPNg/Tf5MZl9NN-I/AAAAAAAACqI/9ap8d9CIw8Y/s320/2011-06-19_transfer446.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Fenerbahçe Ülker uzun süredir beklenen, aslında bilinen transferleri açıkladı; Adriyatik Ligi dolaylarından, ligin pozisyonlarında belki de en gözde oyuncularını kapıp getirdi. Bojan Cibona'nın pırlantası, Gist de Partizan'ın zıp zıp delikanlısı; değerlendirelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bogdanovic 89 doğumlu; Spahija, Tomas ve Ukic'in hemşehrisi; Ante Tomic'ten sonra (Tomic 87 doğumlu) Dario Saric'e kadar (Saric 94 doğumlu ve daha önce adı Real-PAO gibi takımlarla birlikte Fenerbahçe ile de geçmişti) gittiğinizde Hırvat basketbolunda onun kadar yeteneklisi gözükmüyor. En enteresan konulardan biri, Ukic-Bogdanovic-Tomas üçlüsünün aynı zamanda Hırvatistan Ulusal Takımı'nın tüm kısa oyuncu pozisyonlarını parsellemiş olması. Neyse, Bogdanovic özelinde devam edelim; oyunu hücum ve savunma olarak ikiye ayırırsak ilkinde son derece özellikli, ikinci kısımda ise sorunlu sayılabilecek bir isim. Boyu ve fiziği, pozisyonuna göre artı hanesine yazılabilecek özelliklerinden; tabii bunda 'potaya kolaylıkla gidebilme' ve 'top hakimiyeti' kabiliyetlerinin fiziğine göre fazlasıyla gelişmiş olması da etken. Şutu, o topraklardan yetişen birçok oyuncu gibi başarılı, Fenerbahçe kadrosunda yer alan belki de tüm isimlerden daha isabetli ve daha da önemlisi 'istikrarlı'. Hücum gücü olarak takıma katkı sağlaması çok muhtemel, sırf bu kısa teknik değerlendirmelerle bile...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bogdanovic'in Fenerbahçe öncesi kariyeri bazı konularda avantaj, bazı bakımlardan da dezavantajlar barındırıyor. Çok genç yaşta Real tarafından bir yatırım olarak değerlendirilmeye çalışılsa da aslında 2 senedir piyasada ve oyunun tam olarak içinde. Cibona'daki ilk sezonunda Marko Tomas-Jamont Gordon gibi önemli oyuncuların olduğu takımda yine 20'li dakikalarda süre alıyor ancak çok sivrilmiyordu. O sene takımıyla beraber Top 16 görmesi kariyeri adına önemli bir adımdı, ertesi sene takımın tüm ağır toplarının ayrılmasıyla birlikte 21 yaşında ekibin asıl adamı oldu. Cibona'daki ilk sezonunda daha eli-ayağı tutan bir takımda arka planda, geçen sene ise maddi durumlardan ötürü felaket bir kadroda tamamen ön plandaydı. Geçen sene kullandığı top sayısı, şut tercihleri ve maalesef 'kazanamama alışkanlığı' onun bu ve önümüzdeki senelerdeki Fenerbahçe macerasında teknik özelliklerinden daha fazla etkili olacak konulardır kanımca.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bogdanovic'in bir geçiş süreci yaşaması kaçınılmaz, bunun ne kadar kanlı olacağı önemli; Tomas bu sene o süre atlattı ve eğer sakatlık sorunlarını atlatacağı bir yaz geçirebilirse takıma gelecek sezon daha faydalı olacaktır. Spahija'nın takımında Bojan'ın rolü ne olacak, Spahija kısa rotasyonundaki dengeyi, savunma sertliği ve yerli-yabancı kısıtları göz önünde bulundurularak nasıl sağlayacak, Bogdanovic'in verimliliğinde hep bunlar etkili olacak. Bir de elbette onun buraya hangi kafa yapısıyla geleceği ve hep örneğini verdiğim 'Emir bağlılığı'nı gösterip gösteremeyeceği önemli. Fenerbahçe Bogdanovic yerine daha garanti bir isime gidebilirdi; mesela bana göre Eidson'u alabilirdi. Daha tecrübeli, daha kazanma alışkanlığı olan, daha garanti bir atış olabilirdi. Yapmadı, koçun adamına gitti; (koçuna güvendiğini varsayıyorum) doğru da yaptı. Eğer istediği şekli verebilir, istediğini alabilirse Emir'den sonra yeni bir oyuncu kazanır Fenerbahçe, sözleşmesi de uzun süreli bildiğim kadarıyla. İsim sorgulanabilir, tartışılabilir ama Bogdanovic'in çok ciddi bir yetenek olduğu unutulmamalıdır (lafım sadece yıldız transferi bekleyen, F4 hedefine yalnızca yıldız alınarak ulaşılabilineceğini düşünen 'istemezük'cülere). İlk isim hayırlı olsun...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;James Gist 86 doğumlu, Avrupa'ya bana göre tam zamanında gelmiş ve fena takımlar-liglerde de pişmemiş bir isim. İtalya, ABD'den gelen oyuncular için önemli bir okuldur, Avrupa'da birçok önemli kıta dışı oyuncu bu okuldan çıkarak Avrupa'da kıymetli birer isim olmuştur. Gist bu tecrübeyi ilk olarak Biella'da yaşadı, ardından geçtiğimiz sezon Rusya'nın yolunu tuttu. Kendisi için asıl transfer bu sezon başında gerçekleşti ve Vujosevic sonrası Partizan'ına geçti, burada da kendisini bir üst seviyeye atacak performansı sergileyebildi. CV'sine 'Partizan uzun rotasyonunda yer almıştır' yazdırdıktan sonra yeni takımının, yani Fenerbahçe'nin yolunu tuttu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gist, Fenerbahçe'nin Ira Clark'tan sonra gördüğü ikinci orjinal yabancı 4 numara ki Ira Clark'ın yeterliliği de malumdu. O pozisyonda Fenerbahçe neler, kimler denedi, ne acılar çekti... En son orada Lavrinovic denendi, o da sezonun son bölümü hariç elde patladı. Sırf bu kısa geçmiş bile Gist takviyesinin ne denli kıymetli olduğunun göstergesi; sevin Fenerbahçeli, artık senin de bir 4 numaran var!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi Gist için 'atlet oyuncu' yazacağım ama bu Ömer Onan'a 'hızlı' demek gibi bir şey, herkes biliyor. Ribaundçu, içerideki mücadele ve sertlikten kaçmayan, belki bir Terence Morris değil (bir Alex hiç değil) ama şutu da rakip tarafından riske edilmeyecek seviyede olduğundan dış tehdidi de olan bir isim; hani rahmetli McRae ile kıyaslanıyor ama onun gibi çembere baktığında korktuğunuz biri de değil. Bir de hem ülke basketbolseverlerinin gözünü doyuracak hem de Fenerbahçe'nin epeydir unuttuğu ya da en azından farklı pozisyonlarda tercih ettiği 'uçan-kaçan oyuncu' tarifine de son derece uyuyor. Bu kısıma önemsiz demeyin, sonuçta salon sporlarının farklı dinamikleri var ve bunlardan biri de taraftarı işin içine sokabilecek spektaküler özellikleri olan isimlerdir, Gist de bunlardan biri. Kaldı ki özellikle iç sahada patlama potansiyeli olan, tempoyla beslenebilek oyuncularının olduğu takımda sahayı iye koşabilen ve bu oyuna yatkın bir oyuncu olan James Gist ayrıca lezzetli bir transferdir, tadından yenilmezdir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Gist'ten daha iyisini bulabilir miydi Fenerbahçe?" diye sorulabilir, bulurdu. Verirdi 2 milyon, bulurdu. Zorla oturtulmaya çalışılan takım içi denge gözardı edilirdi, alınırdı. Gerçi alınırdı diyorum ama kim, nasıl? Velickovic, Savanovic? (Biz de alınsın diye çok yazdık sene içinde ama) Kaç kuruş bu adamlar? Gist iyidir, o da Bogdanovic gibi takıma dahil olabilir, rolünü kabullenebilirse (ki o da Partizan'dan epey farklı bir yapıya geleceği için bocalayabilecektir) beklentileri karşılayacaktır. En azından Darjus gibi orjinal pozisyonunda oynamama dezavantajı yok, yazı takımla birlikte geçirecek, kafası da rahat. Yaş olarak da tam zamanında geliyor; Avrupa basketboluna alışmış, buraya yerleşmiş ve seviye atlamaya hazır. Tıpkı Bogdanovic gibi o da koç tercihi, göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hep vurgu yapıyorum ama bu detay çok önemli, transferlerin isim ve özelliklerinden daha önemli... Fenerbahçe koçunun istediği oyuncuları alıyor, onun takımını kuruyor. Geçen sezon Spahija'nın sözleşme durumları nedeniyle hareket alanı daha kısıtlıydı, şimdi daha rahat hareket ediyor. Halen belki de farklı kısıtlardan dolayı bazı isteklerini öteliyor-gerçekleştiremiyor ama yine de kendi takımını kuruyor. Bu takım artık tamamen onun, günahıyla-sevabıyla onun. Geçen sezon eleştirirken de överken de bu duruma göre konuştuk, şimdi bu transfer sezonunu da göz önünde bulundurarak konuşacağız. 1 oyun kurucu gelecek, sonrasını bilmem. Vidmar-Mirsad nasıl dönecek (ikisi de iyi dönecek deniyor) ve sakatlık belası ne kadar uzak durabilecek, göreceğiz. Lakin bu, artık tamamen Spahija'nın takımıdır. Bojan ve James geldi, tam olarak değerlendirebilmek için en azından takımla ilgili bazı sinyaller almayı beklememiz lazım; şimdilik 'hayırlara vesile' diyelim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-5563323305313439387?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/5563323305313439387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/spahijann-takm-ve-transferler.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5563323305313439387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/5563323305313439387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/spahijann-takm-ve-transferler.html' title='Spahija&apos;nın Takımı ve Transferler'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-fBMvGwQuPNg/Tf5MZl9NN-I/AAAAAAAACqI/9ap8d9CIw8Y/s72-c/2011-06-19_transfer446.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2426685565434223939</id><published>2011-06-18T16:03:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T13:15:06.727+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TBL'/><title type='text'>Emir&amp;Ömer</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ADJSnlUD_GA/TfylwDLZciI/AAAAAAAACqA/n7vv6qJPD6w/s1600/2011-06-17_BRK_0197.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 254px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619548679956951586" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-ADJSnlUD_GA/TfylwDLZciI/AAAAAAAACqA/n7vv6qJPD6w/s320/2011-06-17_BRK_0197.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İsimleri benzer, takım için önemleri de aynı şekilde. Biri doğuştan, diğeri gençlik yıllarından itibaren ama ikisi de sonuçta Fenerbahçeli. Adanmışlık ve kazanma hırsları muazzam, 'sorumluluk alma' denince de akla gelen isimler. Kriz anlarının aranan bilekleri. Ömer "oyuncu gelişiminin yaşı olur mu?", Emir de "yerli oyuncu mu yabancı oyuncu mu?" sorularına yanıt. Onan'ın yirmili yaşların sonlarından itibaren gösterdiği gelişim müthiş, Emir de Fenerbahçe tarafından işlenmiş, şekil verilmiş bir oyuncu, tıpkı Vidmar gibi ve bu takıma gönülden bağlı. Kendisine daha yüksek teklifler olmasına ve hatta sorunlu bir sene başı geçirmesine rağmen takımda kalmış olması, kendisine verilen emekleri hiçe sayıp ardına bakmadan kaçıp giden 'yerli' oyuncuların sözde bağlılığından çok daha anlamlı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki oyuncunun da bu senede emekleri büyük; gelecek sene de, oyuncu kısıtları da göz önüne alındığında, takımın önemli parçaları olacaklar. Ömer bu sene kısa rotasyonunda yaşanan sakatlıklardan, Emir de hem guard hem de forvet pozisyonundaki eksikliklerden girmeleri gereken yükün çok daha fazlasının altına girmek durumunda kaldılar. En azından gelecek sezon, sakatlık belasının takımdan daha uzak durduğu bir maraton geçirebilmemizi ve bu iki ismin biraz daha rahatlamalarını diliyorum. Ömer'in artık bünyeden dolup taşmaya başladığı tecrübesinin ve gelişiminin gençlere örnek olduğu, Emir'in de oyununun bir parça daha olgunlaşıp istikrar kazandığı bir 2011-2012 sezonu hem onları hem de bizi daha mutlu edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katkılarından ötürü iki oyuncu da sonsuz teşekkürü hak ediyor. Fenerbahçe'ye şampiyonluk hayırlı, bu 2 'Fenerbahçeli' oyuncuya da helal olsun. Marko Haber Ajansı duygusal sulardan bildirdi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2426685565434223939?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2426685565434223939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/emir.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2426685565434223939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2426685565434223939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/emir.html' title='Emir&amp;Ömer'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ADJSnlUD_GA/TfylwDLZciI/AAAAAAAACqA/n7vv6qJPD6w/s72-c/2011-06-17_BRK_0197.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6942794639621847190</id><published>2011-06-16T21:47:00.004+03:00</published><updated>2011-08-14T12:08:38.376+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Ligleri'/><title type='text'>CSKA Şampiyon, Holden Emekli</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/S8Mq7qoxYF0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;Sabah 'Avrupa'nın Şampiyonları' başlıklı bir copy-paste postu yayınladım, oradaki soru işaretlerinden biri daha cevabını buldu; Rusya'da CSKA Moskova şampiyon oldu. Son maçta Khimki'yi 73-64 mağlup eden CSKA, seride 3-1'lik üstünlük sağlayarak mutlu sona ulaşmış oldu. CSKA adına maçın yıldızı 25 sayı atan J.R.Holden olmuş lakin Amerika asıllı oyuncunun ismini zikrettikten sonra başka bir detayı vermek gerek: Holden artık emekli... Maçtan sonra yaptığı açıklamada tecrübeli guard basketbolu bıraktığını belirtmiş. Haberin linki &lt;a href="http://bit.ly/iH5qzb"&gt;şurada&lt;/a&gt;; hem Rusya hem de Avrupa basketbolunda iz bırakmış bir oyuncu olarak hafızalarda kalacak Holden. Avrupa macerasına Letonya'da başlayıp ardından Belçika'nın yolunu tutan, kısa bir Yunanistan macerasının ardından uzunca süre formasını giyeceği, hatta ulusal takımlar kariyerinin başlatacağı CSKA'ya geçen Holden, basketbolu da burada bırakmış oldu. EL ve Avrupa kariyeri bir yana, belki de en çok hatırlanan olayı 2007 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda ev sahibi İspanya'yı finalde yıkar son saniye basketiydi. Emektar oyuncuya bu görüntüyle veda edelim. Alkışlarla uğurluyoruz kendisini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlave: Sadece Holden değil, Langdon da bırakmış; ona da ayrı bir post ithaf ederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6942794639621847190?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6942794639621847190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/cska-sampiyon-holden-emekli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6942794639621847190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6942794639621847190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/cska-sampiyon-holden-emekli.html' title='CSKA Şampiyon, Holden Emekli'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/S8Mq7qoxYF0/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-7639246918526612139</id><published>2011-06-16T12:13:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T12:08:38.380+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Ligleri'/><title type='text'>Avrupa'nın Şampiyonları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-c6FJpxlV30k/TfnLLiPDv1I/AAAAAAAACp4/TDppqrQX3B8/s1600/Basketball-backgrounds-3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618745409150369618" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-c6FJpxlV30k/TfnLLiPDv1I/AAAAAAAACp4/TDppqrQX3B8/s320/Basketball-backgrounds-3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;İspanya:&lt;/strong&gt; Barcelona&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yunanistan:&lt;/strong&gt; Panathinaikos&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adriyatik Ligi:&lt;/strong&gt; Partizan&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sırbistan:&lt;/strong&gt; Partizan&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fransa:&lt;/strong&gt; SLUC Nancy&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Israil:&lt;/strong&gt; Maccabi Tel Aviv&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Litvanya:&lt;/strong&gt; Zalgiris Kaunas&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hırvatistan:&lt;/strong&gt; KK Zagreb&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Slovenya:&lt;/strong&gt; Krka Novo Mesto&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Polonya:&lt;/strong&gt; Asseco Prokom&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çek Cumhuriyeti:&lt;/strong&gt; Nymburk&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ukrayna:&lt;/strong&gt; Budivelnik&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Letonya:&lt;/strong&gt; VEF Riga&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belçika:&lt;/strong&gt; Charleroi&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hollanda:&lt;/strong&gt; Leiden&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Portekiz:&lt;/strong&gt; Porto&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Avusturya:&lt;/strong&gt; Oberwart Gunners&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Devam Edenler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye:&lt;/strong&gt; Fenerbahçe-Galatasaray (3-2)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İtalya:&lt;/strong&gt; Siena-Cantu (2-1)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rusya:&lt;/strong&gt; CSKA-Khimki (2-1)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Almanya:&lt;/strong&gt; Brose Baskets-Alba Berlin (2-2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlave: Hiç dokunmadan, kolaya kaçarak, Eurobasket.com'dan kopyala-yapıştır olayına girip ACB'de yılın 'en'lerini de paylaşalım (San Emeterio, saygılar abi...):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Player of the Year:&lt;/strong&gt;Fernando San Emeterio (198-F/G-84) of Caja Laboral&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Guard of the Year:&lt;/strong&gt; Marcelinho Huertas (191-G-83) of Caja Laboral&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Forward of the Year:&lt;/strong&gt; Fernando San Emeterio (198-F/G-84) of Caja Laboral&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Center of the Year:&lt;/strong&gt; Ante Tomic (217-C-87) of Real Madrid&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bosman Player of the Year:&lt;/strong&gt; Marcelinho Huertas (191-G-83) of Caja Laboral&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Import Player of the Year:&lt;/strong&gt; Jaycee Carroll (188-G-83) of Gran Canaria&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Domestic Player of the Year:&lt;/strong&gt; Fernando San Emeterio (198-F/G-84) of Caja Laboral&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Defensive Player of the Year:&lt;/strong&gt; Omar-Sharif Cook (186-G-82) of Valencia&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Newcomer of the Year:&lt;/strong&gt; Gustavo Ayon (209-F/C-85) of Fuenlabrada&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Coach of the Year:&lt;/strong&gt; Xavier Pascual of Regal Barca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1st Team&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;G: Marcelinho Huertas (191-83) of Caja Laboral&lt;br /&gt;G: Jaycee Carroll (188-83) of Gran Canaria&lt;br /&gt;F/G: Fernando San Emeterio (198-84) of Caja Laboral&lt;br /&gt;F: Nik Caner-Medley (203-83) of Estudiantes&lt;br /&gt;C: Ante Tomic (217-87) of Real Madrid&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2nd Team&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;G: Juan Carlos Navarro (192-80) of Regal Barca&lt;br /&gt;G: Nando De Colo (202-87) of Valencia&lt;br /&gt;F: Mirza Teletovic (206-85) of Caja Laboral&lt;br /&gt;F/C: Esteban Batista (208-83) of Caja Laboral&lt;br /&gt;C: Stanko Barac (217-86) of Caja Laboral&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3rd Team&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;G: Omar-Sharif Cook (186-82) of Valencia&lt;br /&gt;G: Rafael Martinez (191-82) of Valencia&lt;br /&gt;F: Robert Kurz (206-85) of Granada&lt;br /&gt;F/C: Erazem Lorbek (209-84) of Regal Barca&lt;br /&gt;F/C: Victor Claver (207-88) of Valencia&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-7639246918526612139?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/7639246918526612139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/avrupann-sampiyonlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7639246918526612139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/7639246918526612139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/avrupann-sampiyonlar.html' title='Avrupa&apos;nın Şampiyonları'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-c6FJpxlV30k/TfnLLiPDv1I/AAAAAAAACp4/TDppqrQX3B8/s72-c/Basketball-backgrounds-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-1610500416658714753</id><published>2011-06-15T15:09:00.004+03:00</published><updated>2011-08-14T13:15:06.730+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Fenerbahçe-Galatasaray 5. Maç Teknik Analizi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jD1n9ZZwjxA/TfiibRlOxoI/AAAAAAAACpw/92sSY9yN4wg/s1600/siyah.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 305px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618419124604421762" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-jD1n9ZZwjxA/TfiibRlOxoI/AAAAAAAACpw/92sSY9yN4wg/s320/siyah.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;'Hayal kırıklığı'.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-1610500416658714753?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/1610500416658714753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/fenerbahce-galatasaray-5-mac-teknik.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1610500416658714753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/1610500416658714753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/fenerbahce-galatasaray-5-mac-teknik.html' title='Fenerbahçe-Galatasaray 5. Maç Teknik Analizi'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-jD1n9ZZwjxA/TfiibRlOxoI/AAAAAAAACpw/92sSY9yN4wg/s72-c/siyah.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-2083017886423408445</id><published>2011-06-14T08:19:00.003+03:00</published><updated>2011-08-14T13:58:47.643+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Transfer'/><title type='text'>Olympiakos Pazarı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-wjHlhybkUn4/TfdG9maqGGI/AAAAAAAACpo/1J7N7lnrIVM/s1600/Marko-Keselj.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 310px; DISPLAY: block; HEIGHT: 288px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618037084266305634" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-wjHlhybkUn4/TfdG9maqGGI/AAAAAAAACpo/1J7N7lnrIVM/s320/Marko-Keselj.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Yunan temsilcisinin bütçesini düşüreceği haberleri epeydir ortalarda dolanıyor; aslında dedikodular Bourousis'ten açıldı ve Fenerbahçe ile adı geçtiği için özellikle ilgimizi çekti ama Avrupa basketbolu için ilgi çekici bir üçlünün daha boşa çıkabileceği söyleniyor. Keselj, Nielsen ve Erceg bu isimler; özellikle Keselj'nin birçok takım için çok cazip gelmesi muhtemel. Bu sezon beklentilerin oldukça uzağında kaldı Sırp oyuncu, o parıltılı Olympiakos kadrosunun arasında kaybolup gitti; oysa ki çok başarılı bir Dünya Şampiyonası geçirerek gelmişti. Bir diğer genç Erceg ise Nielsen'in form durumu nedeniyle sene içinde, aslında beklenenden de daha çok süre buldu. Özellikle bu 2 Sırp başta olmak üzere Olympiakos'tan ayrılacak bu üçlü transfer piyasasında gündemin önemli başlıklarından olabilir. Keselj ülke takımlarından biri için düşünülür mü bilmem ama hedef göstermekte fayda var; bu genç Sırp'a topla tüfekle saldırmak için doğru zaman olabilir. Erceg'in de adı defelarca tanıdık takımlarla geçmişti, hayırlara vesile...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-2083017886423408445?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/2083017886423408445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/olympiakos-pazar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2083017886423408445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/2083017886423408445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/olympiakos-pazar.html' title='Olympiakos Pazarı'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-wjHlhybkUn4/TfdG9maqGGI/AAAAAAAACpo/1J7N7lnrIVM/s72-c/Marko-Keselj.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-6718283171536625400</id><published>2011-06-13T20:29:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T13:15:06.735+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe Erkek Basketbol'/><title type='text'>Nasıl Bilirdiniz?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YozFGiJCWW4/TfZZdc8h3XI/AAAAAAAACpg/6Ikt_4EK5Y0/s1600/vidmar-sakatlandi-960564.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 153px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617775947712421234" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-YozFGiJCWW4/TfZZdc8h3XI/AAAAAAAACpg/6Ikt_4EK5Y0/s320/vidmar-sakatlandi-960564.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Sezon geride kalmak üzere, belki yarın, belki yarından da yakın bitecek. "4-1 olur" dedik, rengimizi önceden belli ettik, görüşler sabit. O yüzden "yarın Fenerbahçe kazanır" tahminini tekrar etmeye gerek yok, yanılıp yanılmayacağımızı görmek için de zaten çok az süre var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Az önce Twitter'da sordum, ben bu yazıyı yazarken cevaplar geliyor. "Sezona dair aklınızda kalan 2 maç" diye sordum, genelde Olympiakos ve Barcelona deplasmanları geliyor. Ben bir gamlı baykuş olarak farklı 2 maçtan bahsedeceğim, çayınız-kahveniz falan varsa, onları alıp okuyun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe basketbolda sadece son 5 senedir, Ülker birleşmesinden bu yana yok aslında. Bugün çoğu insan bu takımı sadece 'Ülker' adıyla çağırıp aklı yettiğince .ok atmaya çalışsa da Fenerbahçe basketbolu, ülke şartlarında (bu gözlerin görüp hatırlayabildiği kadarıyla) 90'lı yıllarda da lige renk veren kadrolar kuruyor ve mücadele ediyordu. 5 sene önce Ülker ile yapılan birleşmenin ardından girilen yol bambaşka, meyveleri de yavaş yavaş (aslında hzılıca) toplanmaya başlıyor. 2006-2007 yılında içeride kaybedilen Napoli maçıyla Top 16 dışında kalan o kağıt üzerindeki parıltılı takım, 5 senedir EL yağında kavrularak, dönem dönem acı çekerek de olsa yükseliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyuncu yetiştiriyor Fenerbahçe, üstelik emek verdiği oyuncular arkasına bakmadan, kendisine verilen emeğe saygı göstermeden kaçarken hevesi kırılmadan yapmaya çalışıyor bunu, halen... Çoğunluğun, hatta hemen hepimizin "Slovenya Anadolu Lisesi çıkışından oyuncu topluyoruz" dediği isimler bugün Avrupa'da parmakla gösteriliyor. Sadece yetiştirmekle kalmıyor, alttan çıkardığına da, aldığına da şekil veriyor takım; gencine ya da tecrübelisine, fark etmiyor... Genci gelişiyor, yaşlısı oyunun üstüne koyuyor. Koyamayanı eleştiriyoruz, "yazık ediyor" diyoruz; sesimiz duyulmuyor belki ama görüyoruz, eminiz ki onlar da görüyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyuncu alabiliyor Fenerbahçe; bugün birçok oyuncu, "yok yahu, gelmez" dediğimiz isim Fenerbahçe'ye öneriliyor, Fenerbahçe'yi istiyor. "Para verirsen gelir tabii" demeyin, o kadar kolay değil bu işler. Hatırlayın Saras'ın gelirken söylediklerini, F4 hedefini telaffuz ederek gelmiyor muydu buraya? Her ne kadar biz her şeyin suyunu çıkarmayı sevsek ve işi 'Dwight Howard'ı alalım'a getirsek de bugün bu formayı giydirmek istediğiniz herhangi bir oyuncu için kimse "yok, mümkün değil" demiyor, diyemiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belki milyonlarca taraftarı olan bir kulüp için bu cümleyi kurmak acı ama tribüne taraftar çekiyor Fenerbahçe... Maalesef ülkede futbol 1, 2-3-4 falan hep boş, diğerleri daha sonra geliyor. Sevinip üzülmek bile futbola bağlı, bırakın maça gelmeyi... Çoğu insan için bir voleybol haberinin gazetede görülmesi, tuttuğu futbol takımının aldığı sonuca bağlı... Erkek voleybolda banka takımlarıyla Play-Off mücadelesi verilirken çoğu zaman tribündeki takım elbiseli banka çalışanı sayısı Fenerbahçe taraftarından daha fazla olabiliyor mesela... Bu ortamda ligde kemik 2-3 bin kişi (derbi ve iddialı maçlarda bu sayı en az 7-8 bin), EL'de de neredeyse tam kapasite yakalamak çok ciddi başarı. Biraz daha oyunun içinde olarak, biraz daha salon etkinliğini yakalayarak, çok daha iyi olacak. Bugün "aman, futbol taraftarı bunlar" diye burun kıvıranlara en ciddi üstünlüğü tribün etkisinde kurmak en güzel cevap...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Deplasmanda da kazanıyor Fenerbahçe, 'yavaş yavaş' EL takımı oluyor. Yavaş yavaş kısmını bilerek vurguluyorum, zira halen yol var ve halen temkinli gitmekte fayda var. Barcelona ve Olympiakos deplasmanları, içeride kazanılan Siena maçı ya da herhangi bir deplasmanda televizyon başına 'kazanırız' inancıyla oturulması, bunlar önemli... Lakin kazanmak zorunda olduğun maçlarda içeride Barcelona ve Olympiakos'a kaybetmen ve özellikle kaybetmek şeklin daha da önemli... 2 maçta da rakiplerin geçmişlerine ve kültürlerine saygı göstermeyen basketbol ortamı tehlikeli... Yavaş yavaş, kontrollü büyüyerek gitmek ise bu işin olmazsa olmazı...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ligde de maç seçilmiyor artık. Tempo, fikstür ve EL geçişleri nedeniyle yaşanılan kaçınılmaz düşüşler dışında her maç aynı düşünüldüğünü görüyoruz. Ha arada kaçamaklar olmuyor mu? Halen var, misal geçen (çok eleştirdiğimiz) final serisi 3. maçı, lakin geçmiş senelere göre son derece azalmış vaziyette. Öyle ki "acaba rölanti mi gitsek" dediğimizde azar işitiyoruz herhangi bir maçta...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peki buradan nereye geliyorum, sezonun en kritik anlarına... Başta da dedim, sosyal medyanın nimetlerinden faydalanarak insanlara sordum, beklediğim cevaplar geldi. Bence Fenerbahçe, Top 8 göremese ve kötü elense bile, Avrupa da dahil olmak üzere son derece başarılı sezon geçirdi. 4 sene boyunca atılan doğru hamleler aradaki yanlışları da arka plana iterek baskın gelmeyi başardı. Deplasmandaki Barcelona ve içerideki Siena maçları bu gözlerin gördüğü tavan seviyedir, en iyisidir. Bugün başarıdan bahsettiğimiz bir ortamda kötüyü hatırlamanın ne alemi var peki? Hatırlıyor işte insan, "keşke" diyor. 2 'keşke'm var, değiştirmek istediğim 2 kare. "Oynatmayalım Uğur'cum" diyebilsem keşke, ya da o kareleri değiştirip "bir de böyle oynatalım" diyebilsem. Biri ligin 5. haftasındaki Trabzon maçı ve Vidmar'ın sakatlığı, diğeri de Türkiye Kupası finalinde Mirsad'ın yaşadığı şanssızlık... Bu kadar güzel sezonda inanın aklımda kalan 2 maç, 2 sahne bunlar. Ne Barcelona deplasmanında kazanılan maç, ne Olympiakos deplasmanı ya da Valencia maçındaki 2 blok, ne de lig ve kupadaki kritik galibiyetler...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tam istenen, yıllardır beklenen kıvama gelip rolleri oturtmuşken Vidmar'ı kaybetti bu takım. Tam onsuz oynamaya öyle ya da böyle alışmışken de Mirsad gitti. Engin zaten yoktu, Ömer ve Kinsey sakat sakat oynadı... Sakatlık sorunları bu senenin 'daha da iyi' geçmesini engelledi, belki bazı işlerin daha doğru yapılması durumunda bile elde edemeyeceğimiz kadar açık olan yolu kapattı, karşımıza çıktı bu sene. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi yarın son noktayı koymak için Sinan Erdem'de olacağız; rakibin adı bile ekstra motive olmak için yeterli. Noktayı koyup 'keşke' ve 'iyi ki'leri uzun uzun konuşacağız. Seriye uzatma gelir mi bilmiyorum, açıkçası sanmıyorum. Gelse ve hatta farklı sonla bitse bile bu takım geride bıraktığımız sezonda, Avrupa için bir adım daha yukarıya geçme adına ciddi tecrübe kazanmıştır, ciddi engelleri aşmış ve ciddi alışkanlıklar kazanmıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bünyem, bu kadar keyifli geçtiğini ballandıra ballandıra anlattığım bir sezonda bile 'keşke'leri bulup çıkarmak üzerine çalışıyor, ne yapayım? Bu sene hak ettiğini önümüzdeki yıllarda alacak bu takım; yeter ki aynı doğrularda ısrar, sakatlıktan firar edelim. Yine de, önce yarını bir geçelim... Yarın bizim günümüz...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-6718283171536625400?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/6718283171536625400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/nasl-bilirdiniz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6718283171536625400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/6718283171536625400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/nasl-bilirdiniz.html' title='Nasıl Bilirdiniz?'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-YozFGiJCWW4/TfZZdc8h3XI/AAAAAAAACpg/6Ikt_4EK5Y0/s72-c/vidmar-sakatlandi-960564.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1072531364355801446.post-8749698931934024795</id><published>2011-06-12T23:13:00.003+03:00</published><updated>2011-08-14T11:10:50.566+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Transfer'/><title type='text'>Eidson Hala Ortada</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/--m0CekQNvHg/TfUfAi_EXKI/AAAAAAAACpY/KhgrVlS2x1o/s1600/chuck-eidson-maccabi-electra.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 258px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617430204466355362" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/--m0CekQNvHg/TfUfAi_EXKI/AAAAAAAACpY/KhgrVlS2x1o/s320/chuck-eidson-maccabi-electra.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Fenerbahçe'ye geldi, Maccabi'de kaldı, Caja Laboral ile flört etti, Barcelona ile imzaladı derken Eidson bilmecesi sürüyor, Yunan basını da Olympiakos'un halen devrede olduğunu söylüyor. Kuvvetle muhtemel son ve en büyük sözleşmesinin peşinde olan Eidson'un kapabileceği en sağlam kontratı kapmaya çalıştığı aşikar ama süreç epey uzadı ve daha da uzayacakmış gibi gözüküyor. Her ne kadar kulağımıza (sözleşme detaylarıyla birlikte) "Barcelona ile imzaladı" bilgisi gelse de &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.redplanet.gr/basket/sthn-koryfh-ths-listas-o-eintson.1103794.html"&gt;şurada&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; geçen habere göre Eidson halen boşta ve Olympiakos da peşinde... Çok hareketli bir transfer döneminde öncü haberler bunlar; geçmesi bizden, takibi sizden...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1072531364355801446-8749698931934024795?l=markonunyeri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://markonunyeri.blogspot.com/feeds/8749698931934024795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/eidson-hala-ortada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8749698931934024795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1072531364355801446/posts/default/8749698931934024795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://markonunyeri.blogspot.com/2011/06/eidson-hala-ortada.html' title='Eidson Hala Ortada'/><author><name>Marko</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18150691550961380175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_0sORYryRfLU/S6phmq5titI/AAAAAAAABqU/21-YOqc18Vw/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--m0CekQNvHg/TfUfAi_EXKI/AAAAAAAACpY/KhgrVlS2x1o/s72-c/chuck
