Epey karamsar, akış olarak da okunması zor bir yazı olacak, baştan özrümü dileyeyim. Yazarken de epey zorlandım; hem ara yaramamış, hem de konu tatsız, bu kadar oluyor.
Çok değil, bir ay kadar önce, çok daha farklı satırlar yazıyor ya da yazmaya çalışıyordum. Son yazılara baktım, hatta üşenmeden yaz boyu yazdıklarımıza gittim, içim acıdı. Sezonun en kritik dönemini, hangi noktaya ulaşabileceğine dair belirleyici olacak Ocak ayını berbat geçirdi Fenerbahçe. Sakatlıkların etkilerinden kurtulur, eksiklerini görür ve kapatır derken, çıktığı 3-4 basamağı da indi, zemin kata bile aşağıdan bakar oldu. Avrupa'ya pamuk ipliği ile tutunuyor, ligde de tehlike, sanılandan çok daha fazla. Puan durumlarının söyledikleri çok mühim değil de, asıl sorun, bizim hayal ettiğimiz takım bu değildi. Daha da acı olanı, eldeki kadronun, bu takımı ortaya çıkaracak kadar kötü olmaması...
Çok değil, bir ay kadar önce, çok daha farklı satırlar yazıyor ya da yazmaya çalışıyordum. Son yazılara baktım, hatta üşenmeden yaz boyu yazdıklarımıza gittim, içim acıdı. Sezonun en kritik dönemini, hangi noktaya ulaşabileceğine dair belirleyici olacak Ocak ayını berbat geçirdi Fenerbahçe. Sakatlıkların etkilerinden kurtulur, eksiklerini görür ve kapatır derken, çıktığı 3-4 basamağı da indi, zemin kata bile aşağıdan bakar oldu. Avrupa'ya pamuk ipliği ile tutunuyor, ligde de tehlike, sanılandan çok daha fazla. Puan durumlarının söyledikleri çok mühim değil de, asıl sorun, bizim hayal ettiğimiz takım bu değildi. Daha da acı olanı, eldeki kadronun, bu takımı ortaya çıkaracak kadar kötü olmaması...
Neven Spahija ile birlikte, bir buçuk sene sonunda, kadrosu kötü kullanılan, bire birler ile yaşamaya çalışan ve hamle kabiliyeti sıfır bir takım oldu Fenerbahçe. Geçen sene koçun getirdiği oyunculardan Darjus Lavrinovic, Sean May ve Saras takımdan ayrıldılar. Onun istemediği Kinsey, belki de şu anda takımda en çok aranan isim. Bu sene de onun aldığı James ve Curtis ise, şu anda en çok tartışılan oyuncular. Yani alınanları veya aldıklarını tutmadı, tuttuklarını da kullanamadı. Elde kalanların da durumu parlak değil malum. Hani sene başında 'düzen takımı' diyorduk ya, eser yok ortada. Bazı oyuncuları takımlar parlatır, düzen içinde değer kazanır bu isimler. Süresi fazla da olmayabilir, 10 dakika alır, 40 dakikalık iş yapar. Baktığın zaman 'sınırlı' adamdır, eksiklerini sayarsın ama onu, takıma fayda sağlayacak şekilde kullandığın zaman değer kazanır. Fenerbahçe'de böyle isimlerin çıkmasını geçtim (ki sene başında bendeki en büyük beklenti buydu), mevcut düzensizlik, birçok kıymetli oyuncuyu da eritip bitirir hale geldi.
Yukarıdaki paragrafta, bana göre en önemli 3 sorun başlığı belirledik; ilkini orada tariflemeye çalıştık, ikinci ve onunla bağlantılı olarak üçüncüden devam edelim. Fenerbahçe'nin maçlara bütün tutunma anlarına bakın, bireysel zorlama tercihlere yaslanmış bir takım göreceksiniz. Bu saha içi özgürlüğü falan da değil, düpedüz düzensizlik ve organizasyonsuzluk, başka bir şey değil. Aynı şekilde, karşıdan gelen hamlelere ya da maç içindeki gelişmelere kontra kabiliyeti sıfır. Milano maçı, tüm bu konu başlıklarına en yakın ve somut örnek. İlk yarıda Bojan, ikinci yarıda Roko ile birebirler ile maça tutundu Fenerbahçe. Son topta koçu mola aldı ve 24 saniyeyi yine birebir ile kullanmayı denedi. Bunu ne Roko'yla ne de Bojan ile yaptı, gitti Tomas'ın elinde topu patlattı. Rakibe topu yarı sahaya taşıma imkanı verdi, beklendiği gibi Fotsis'in son topu kullanmasını seyretti. Bir buçuk senedir ikili oyun savunmasında yerlerde süründü, en kritik anlarda ve maçlarda alan savunmasına hücum edemedi, bu silahı kendisi kullanmayı da hiç denemedi. Yine en yakın örneklerden biri (biraz da 'kadro kullanımı' başlığına geri dönerek), Kazan deplasmanında ikinci yarıda Bojan'ı en kritik bölümde yanında tuttu, Veremeenko'nun savunmasında Kaya'yı unuttu, 20 sayıdan darmadağın oldu. Vidmar sene başında olduğu noktadan da geriye gitti, maçlara iyi de başlasa aynı muameleyi gördü.
Yukarıdaki paragrafta, bana göre en önemli 3 sorun başlığı belirledik; ilkini orada tariflemeye çalıştık, ikinci ve onunla bağlantılı olarak üçüncüden devam edelim. Fenerbahçe'nin maçlara bütün tutunma anlarına bakın, bireysel zorlama tercihlere yaslanmış bir takım göreceksiniz. Bu saha içi özgürlüğü falan da değil, düpedüz düzensizlik ve organizasyonsuzluk, başka bir şey değil. Aynı şekilde, karşıdan gelen hamlelere ya da maç içindeki gelişmelere kontra kabiliyeti sıfır. Milano maçı, tüm bu konu başlıklarına en yakın ve somut örnek. İlk yarıda Bojan, ikinci yarıda Roko ile birebirler ile maça tutundu Fenerbahçe. Son topta koçu mola aldı ve 24 saniyeyi yine birebir ile kullanmayı denedi. Bunu ne Roko'yla ne de Bojan ile yaptı, gitti Tomas'ın elinde topu patlattı. Rakibe topu yarı sahaya taşıma imkanı verdi, beklendiği gibi Fotsis'in son topu kullanmasını seyretti. Bir buçuk senedir ikili oyun savunmasında yerlerde süründü, en kritik anlarda ve maçlarda alan savunmasına hücum edemedi, bu silahı kendisi kullanmayı da hiç denemedi. Yine en yakın örneklerden biri (biraz da 'kadro kullanımı' başlığına geri dönerek), Kazan deplasmanında ikinci yarıda Bojan'ı en kritik bölümde yanında tuttu, Veremeenko'nun savunmasında Kaya'yı unuttu, 20 sayıdan darmadağın oldu. Vidmar sene başında olduğu noktadan da geriye gitti, maçlara iyi de başlasa aynı muameleyi gördü.
Bugün, geçen sezon Barcelona'yı deplasmanda yenen takımdan yalnızca 3 oyuncu eksilmiş durumda. Bunlardan biri Greer, diğeri de Lavrinovic; ikisini de kimsenin normal şartlarda arayacağını düşünmüyorum. Bir Kinsey yok, onu ayrı tutalım ki o da koç tercihiyle gitti. Sakatlıklar etkiledi, eyvallah. Roller oturmadı, ciddi sorun, kabulüm. Ama bu sene, hangi oyuncundan istediğin gibi faydalanabiliyorsun? Fenerbahçe neyi iyi yapar? Savunma takımı mıdır? İyi hücum mu eder? Bogdanovic'in yükselişinin, artık tamamen birkaç ele bakar hale gelinmesine denk gelmesi tesadüf mü? Oğuz'u, Gist'i, Curtis'i istikrarlı bir şekilde kullanamamak, iyi yapabildikleri işleri parlatamamak kimin suçu? Oyuncuların özellikleri ve eksikleri belli değil mi? Bunları tartarak ve nasıl bir takım kurmak istediğini bilerek almıyor musun bu isimleri? Peki ya kritik anlarda alınan kararlar ve takım aklı?
Peki bu gidişata ne zaman müdahale edilmeli? EL'de elenme olası, zaten grup zorlu. Burayı geçsen çapraz felaket, o da doğru. Peki ya içerisi? Önceki senelerdeki kadar rahat mısın içeriye bakarken? Efes'in yanına eklenmiş Galatasaray'ın şu haliyle ve senden daha sınırlı malzemeyle, senden daha iyi bir takım ortaya çıkardığını görmüyor musun? Bu halinle, sallantıda rakip bulup devirmek için kurulan Beşiktaş da, kadro kalitesini yukarı çekmiş Banvit de sana kolay kolay yol vermeyecektir; yanlış mı? Haydi hepsini geçtim, olur yani, her sene şampiyon olacaksın diye bir şey yok. Hem bazen, rakipler bazı şeyleri senden çok daha iyi yapabilir. Düz mantık, Efes'in bütçesi senden çok daha yüksek, geçebilirler. Ama bu şekilde mi olmalı? Üstelik önümüzdeki seneleri de riske atacak şekilde kadroyu yıpratarak? Ömer 34, Mirsad 37 oldu, oluyor. Halen Ömer atacak, Ömer tutacak, Mirsad ribaund çekecek. Bu adamların son demleri artık. Öyle ya da böyle, 4-5 senedir emek verdiğin Emir ve Gasper var. Milletin arayıp da bulamadığı şey, tamamen senin ürünün oyuncular, biri de 'yerli oyuncu' olmuş. Gerçi Emir'in de falsoları var ve konuşulmalı. Ama ikisinin de omuzlar iyice düşmüş vaziyette, hele ki Vidmar'ın. "Gönder gitsin, bastır parayı, al iyi bir uzun", oldu. Gasper de gitsin, Marko da, Bojan da, Curtis de, James de, Roko da... Yıllardır 2-3 değişiklikle yol almaya çalışan takım baştan aşağı yenilensin. Bir de yerli oyuncu yok alttan gelen, mis... Koçun da sağ olsun, sene başı hazırlık kampında bile süre verecek kadar güvenmiyor Berkay'a, Erbil'e, Metecan'a; iki tane Hırvat getirip oynatıyor.
Olmaz, Fenerbahçe iskeletinden daha fazla kayıp yaşayamaz, yaşamamalı. "Eldeki oyuncular kusursuz, hepsi kalmalı" demiyorum, elbette herkesin yanıldığı hamleler yapılmış, eksik kalan hamleler olmuş olabilir. Uzun transferini hep konuştuk, gelmedi, bana göre eksikti. James'e tahammül hakikaten zor, savunmadan akılalmaz işler yapıyor. Curtis de bu düzensiz takım içerisinde çok sırıtıyor. Elbette bazı hamleler yapılabilir ve yapılmalı. Ama bütün takım sorunluyken gidişatta ısrarcı olmak, eldekini daha çok yıpratacaktır. Bakın Efes'e, halen daha neden istikrar tutturulamadı? Yıllarca gelen sil baştan mantığı... Bütçen var, sözleşme durumları da çoğu için uygun; gönderirsin 6-7 ismi, bol yabancı takviyeli bir transfer dönemi yaşarsın. Taraftar transferi sever, memnun da olur bir yerde, kağıt-kalem elde, kadrolar yazılır. Yine mis...
Olmaz, Fenerbahçe iskeletinden daha fazla kayıp yaşayamaz, yaşamamalı. "Eldeki oyuncular kusursuz, hepsi kalmalı" demiyorum, elbette herkesin yanıldığı hamleler yapılmış, eksik kalan hamleler olmuş olabilir. Uzun transferini hep konuştuk, gelmedi, bana göre eksikti. James'e tahammül hakikaten zor, savunmadan akılalmaz işler yapıyor. Curtis de bu düzensiz takım içerisinde çok sırıtıyor. Elbette bazı hamleler yapılabilir ve yapılmalı. Ama bütün takım sorunluyken gidişatta ısrarcı olmak, eldekini daha çok yıpratacaktır. Bakın Efes'e, halen daha neden istikrar tutturulamadı? Yıllarca gelen sil baştan mantığı... Bütçen var, sözleşme durumları da çoğu için uygun; gönderirsin 6-7 ismi, bol yabancı takviyeli bir transfer dönemi yaşarsın. Taraftar transferi sever, memnun da olur bir yerde, kağıt-kalem elde, kadrolar yazılır. Yine mis...
Bugün bu gidişata kayıtsız kalanlar hata ediyor. Fenerbahçe eriyor. Sadece bu sene değil, önümüzdeki seneleri de etkileyecek bir gidişat söz konusu. Sorunlar o kadar bariz ki, parke dışında bunca deneyimli isim de dururken insan müdahale bekliyor. Aydın Hocam, sen cansın, görmemen mümkün değil. "Bari sen" demeden edemiyor insan....
Bugün koç maçtan sonra çıkıp "Bazı oyuncuları göndereceğiz" demiş, bu gelinen noktayı gösteriyor. Sene başında "koç imzası olan takım olacak, bekleyelim" dedik ve bekledik. İmza sahte çıktı. Fenerbahçe kötüye gidiyor.
Bugün koç maçtan sonra çıkıp "Bazı oyuncuları göndereceğiz" demiş, bu gelinen noktayı gösteriyor. Sene başında "koç imzası olan takım olacak, bekleyelim" dedik ve bekledik. İmza sahte çıktı. Fenerbahçe kötüye gidiyor.

spahijayı severim ama elindeki oyuncuları tanıyamayan, potansiyellerini göremeyen, eksikleri kapatamayan bi hoca olduğu da gerçek. koç değiştirceksek yerine kim gelsin diye düşünüyorum aklıma ilk erman kunter geliyo, oyuncusundan en iyi katkıyı alabilen bi hoca.
YanıtlaSilo kadar çok oyuncu var ki benche gittiğinde bi daha sahaya dönemeyen, hiç maça giremeyen.
yazdıklarınıza aynen katılıyorum artık bi müdahale gerek kimsenin tahammülü kalmadı.
Kunter dün benim'de aklımdaydı. Spahija ile olmayacak bu iş.
SilBelki de Spahija'nin mac sonlarinda erdemli bir sekilde yaptigi kotu oynadik yorumlarinin arkasindaki sorumlunun kendisi oldugunu gorme vakti gelmistir. Zira Tomas'in yoklugunda bu yazin en basarili oyuncularindan Preldzic'ten hic verim alamayan ve Kinsey'i gonderen bir koctan bahsediyoruz. Sahadaki sorumlulugun tumunu Omer Onan'a yikabilecek beslerce(onlarca abarti olabilir) koc bulabiliriz. Geldigi gunden beri mac sonu performansi da guven vermeyen bir koctan bahsediyoruz.. Sezon basinda Erman Kunter mantikli bir hamle olabilirdi fakat simdi de beklemek icin sebep yok cunku Ertugrul hoca bu sorumlulugun altindan kalkabilecegini gosterdi. Yani Spahija icin takke dusmeden gorunen kel rahatsizlik verme boyutunu asti ve yillardir olgunlasan bir projenin en verimli donemini zehirlemeye basladi.
YanıtlaSilHaklısın Marko. Maçlara her gittiğinde aynı şeylerden sürekli yakınan (özellikle ikili oyun savunmasına takılmış durumdayım) biri olarak dediklerine katılıyorum.
YanıtlaSilSelamlar.
Doğrusu beni en çok korkutan konu 'ne yapılabilir' meselesi... Düz mantık 3 oyuncu gönder,3 oyuncu al ile (ki şu zamanda bulmak ne kadar mümkün bilemiyorum) kadro kalitesi 1 2 sınıf atlatılsa dahi sonuç ne olur, uzun vadede yavaş adımlarla oluşturduğumuz elit takım kimliğini de kaybeder miyiz diye düşünüyorum.
YanıtlaSilYani bugün taraftar kimseye güvenmiyor kadrodaki. Ne yazık ki Ömer Onan'da bundan nasibini almaya başladı. Vefa kısmını bırakıyorum şimdi...Konu şu: Hocamız, eldeki malzemeyi sevmiyor, kullanmıyor, saygı duymuyor. Bence sorun buradan kaynaklanıyor. Saha kenarında aylardır dikkat ediyorum. Geçen seneki o kollayan kimse yok. Mutsuzluk ve sıkıntılı bir hal...
Emir'de ki muazzam düşüşe bakın. Sadece Vidmar değil Emir'de geriye gitti. Oyuna sadece asist ve top getirme konusunda katkı verir halde. Serbest atış dahi atamaz halde. Öncesini bildiğimiz için Emir'e burda çok fazla kızmıyorum. Evet, büyük oyuncu olmak için elini taşın altına koyması gerek. Bakınız Mirsad.
Ama sadece o değil...
Uygun sistemde pota altını domine edebilen bir Oğuz var elimizde. Performansını arttırmış enerjik Kaya var. Bojan, Tomas, Emir, Ömer ve Roko'lu bir dış gücümüz var. Engin gibi yetenekli bir oyuncumuz var ki Doğuş Balbay'ın aldığı sürelerle karşılaştırıyorum, Beşiktaş'ın guardlarına bakıyorum...Biz de olmasaydı adamın oyunu gelişecekti galiba demekten kendimi alamıyorum.
Yani vasat Jerrels ve vasataltı (ki ilginç işler yaptı) Gist'i yontamadık henüz diye bu kadar kopmuş bir takım olamaz.
Hocayı gönderirsek yerine gelecek koç takıma iz bırakabilir mi? Bunu şimdi mi yapmak lazım yoksa sezon sonu mu?
Takımın acemiliği artık çekilmez hale geldi.
Hala daha güveniyorum oyunculara. En azından Roko, Kaya ve Bojan'da bireysel performans artışı var diyebiliyorum. Ama görünen köy kılavuz istemiyor.
35 yaşındayım. Ta Sabonislerden Drazanlardan beri hasbelkader takip ederim FİBA basketbolunu. İzlediğim turnuvalar, şampiyonalar, maçlar bana şunu gösterdi; Yugoslav ekolünden gelen Sırplar son topu bir şekilde kazanır, Hırvatlar ve Slovenler ise bir şekilde kaybeder.(Kesinlikle ırkçı falan da değilim ama bunu gördüm bunu bilirim) Biz ne yazık ki Fenerbahçe olarak kaybedenlere oynadık, oynuyoruz. Marko kardeşin vurguladığı gibi sabırla acıyla kazanılan değerlerin kaybedilmesi daha da üzücü. Yalnız bu yıl değil uzun yıllar son 5 seneki üstünlüğümüzü yitireceğiz yurt içinde de. Tüm bunların muhteşem bir salon açıldığı ve fınal four un İstanbul'da olduğu bir seneye gelmesi de hep can acıtıyor. Son 5 yılda emeği geçen herkese teşekkürler. Daha iyi olabilirdik çok yazık.
YanıtlaSilSaygılarımla Ertan Ürkmez
Sevgili Marko,
YanıtlaSilEline sağlık, duyguyla karışık doğruları da yanlışları da olan bir yazı olmuş.
Basketbol takımımızla Aydın Örs'ten itibaren iyi bir ivme yakaladık, Örs-Tanjevic-Ertuğrul Erdoğan-Spahija dönemi herşeye rağmen vasatın üstünde geçti. Denilebilir ki Avrupa'da net bir başarı yok, ancak kabul etmeliyiz ki Euro League içinde olan CSKA-Barca-Pana-Maccabi-Siena hegemonyasını bugüne dek Partizan hariç gerçek anlamda sallayan olamadı (hangi kulüplerin ne yatırımlar yaptığını söylemeye gerek görmüyorum) O sebeple ilk aşama Top 8 gediklisi bir takım yaratabilmek sonra da sene aşırı Final 4 leri zorlayabilmektir. Geçen sene buna yaklaştıysak da bazı mental eksikliklerle bu seviyeye çıkamadık.
Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu maalesef söz konusu basketbol olduğunda ancak skor board taraftarı. Tribündeki etkisizliğin, forumlardaki eleştirilerin dozunun başkaca bir açıklaması yok. Her mağlubiyette Spahija, Yabancılar sırayla suçlanıyor.
Öncelikle açık söylüyeyim ki bu sezonu koç ve yabancı problemine indirgemek en basitinden önümüzdeki sezonu da çöpe atmaktır. Koç gider boşta olan başka bir koç gelir. Yabancıları komple gönderir yerine 5 tane yeni yabancı da getirirsiniz. bunu yapan takımlara bakalım: ligimizde en basit örneği Telekom'dur. Telekom bugüne dek basket adına hiç bir üretimi olamamış bir kulüptür. Halen de aynı yolda devam ediyorlar. O yüzden kaliteli yabancılar gelsin sorun çözülür yaklaşımını ciddiye dahi aldığımı söyleyemem.
Bizim kısmen geçen sezon ama daha büyüğünü bu sezon yaptığımız hata, ligimizin iyi yerli oyuncularına talip olmamaktır! Çünkü elimizdeki yerli envanterinin bel kemiği olan Ömer Onan,Mirsad Türkcan ikilisi 35+ durumuna geldi. Mental olarak üst düzeyde olsalar da pazar-çarşamba-pazar maç temposunu kaldırmalarını beklemek çok zor. Buna karşılık kadroya aldığımız yerli oyuncular olmadığına kanaat getirip kovaladığımız Hakan Demirel, oyuna gelesiye kadar daha kişilik noktasında içimize sinmeyen Kaya. Semih,Ömer,Enes gibi değerleri (bence tamamen bir yönetim zaafıdır) elinden kaçırıp Furkan Aldemir'le ilgilenmemek, İlkan gibi bir ismi akla bile getirmemek sonucunda zayıflayan yerli kadrosunun günahını yabancı transferlerine atmak çare değildir.
Tıpkı futbolda yaptığımız yaşadığımız öze dönüş hamlesinin benzeri, basketbolda da yapılmalı ve kaynak planlaması uygun biçimde yapılarak önümüzdeki 5 yıl planlanmalıdır. Şu anda elimizdeki kadrodan Bogdanovic, Tomas, Emir yabancı iskeleti olarak kalmalı, Engin,Oğuz gibi nitelikli yerliler durmalı, Mirsad ve Ömer'e başrol değil 10-12 dakika arası süre alıp takıma hava getirecek kadar rol verilmeli. Ve mutlaka ligimizin iyi oyuncuları alınmalı. Bunlar da desteklenebiliyor ise Ersan,Ömer gibi NBA yerlileri ile desteklenmeli. Onun dışında yabancı transferi de devamlılığı olan güvenilir adamlarla doldurulmalı. Bu kadro yapısından sonra koç, ancak bir detaydır. Ancak gönlüm, bu kulübü çok iyi tanıyan ve çok değerli bir Fenerbahçeli olan Ertuğrul Erdoğan'dan yanadır.
Bayan basketbolda GSMP örneği göstermiştir ki bir basketbol takımının gücü yerlileri kadardır.
Uzun oldu, okuyanlara teşekkür
Okan Yunusoğlu
Eline sağlık
YanıtlaSilEline sağlık, çok güzel özetlemişsin.
YanıtlaSilaynı soruyu herkes soruyor, Aydın Hoca neden mudahele etmiyor ?
eline sağlık şampiyon.. uzun süredir birşey girmeyince senden umudu kesmiştim ama güzel iki yazı olmuş..
YanıtlaSil:)