Hep söyledim, bu şubenin salondan önce hamama ihtiyacı var. Çok net. Dün gece duyduğum andan beri ömrü hayatımda etmediğim küfürleri ettim, küfür konusundaki yaratıcılığım ve kelime dağarcığım beni bile korkuttu. "Bir derbi yazısı yazarım" diyordum ama bu haberden sonra dün elim de gitmedi. Ben artık ne diyeceğimi, ne hesabı yapacağımı şaşırdım. Bu 'hamam' bir şeyleri değiştirebilir, Twitter'den Ahmet Özokur'a iletebilirseniz sevinirim. Teşekkürler.
İlave: Neye istinaden yazdığım tahmin ediliyordur diye ekleme ihtiyacı hissetmemiştim ama; Ukic 5 hafta civarı yok, sağ el orta parmağı kırılmış. Bilgiye...
30 Aralık 2011 Cuma
29 Aralık 2011 Perşembe
Olympiakos'a İki Aday
Uzun süredir bu toplara giremiyor, transfer dedikodularını yazamıyordum. Sanırım bir yerden, tekrar başlamak gerek. İlk tur gruplarında Fenerbahçe'nin arkasında kalarak Son 16'ya yükselen Olympiakos, Papadopoulos'un da sakatlanmasıyla birlikte, bir uzun transferi için kolları sıvamış gözüküyor. Bu mevsimde oyuncu bulmak zor, uzun oyuncuda ise alternatifler daha da kısıtlı. Yunan temsilcisinin gözüne kestirdiği iki aday da Nijerya kökenli; Akin Akingbala ve Benjamin Eze. Akingbala, hem form hem de sağlık durumuyla birlikte daha ön plana çıkıyor. Lakin Olympiakos'un, özellikle Akingbala transferinde 'tanıdık' rakipleri olduğu, Galatasaray'ın da bu transfer için istekli olduğu yazılıp çiziliyor. Nijeryalı oyuncu, iyi beslenmesi durumunda çember altında hakimiyet kurabilecek önemli bir isim; sezonun bu döneminde 'bulunmaz hint kumaşı' bile olabilir. Bu transferi kimin gerçekleştireceği merak konusu, lakin öyle ya da böyle, Akingbala'nın Euroleague E Grubu'nda bir takım için mücadele etmesi muhtemel gözüküyor. Akingbala haberi Redplanet'e ait, şuradan görüntülenebilir. Bir de guard transferi ihtimalinden bahsediliyor ancak orada henüz, en azından basına düşmüş aday yok. Olympiakos, Top 16'ya bu kadroyla girmeyecek, orası belli oluyor.
Etiketler:
Euroleague,
Transfer
28 Aralık 2011 Çarşamba
Euroleague Top 16 - H Grubu
Hakkında yazmanın en kolay ama bir o kadar da sıkıcı olduğu, akmaz, kokmaz bir grup. Belki haksızlık ediyorum ama ilk iki ile 'diğer' iki arasının açık olması, diğer gruplardan farklı bir görüntü ortaya çıkarıyor. Neyse, Cantu ve Basile'nin hatrına iki satır yazalım.
***
Barcelona, görüntü itibariyle, CSKA ile birlikte EL'nin en iyisi konumunda. En büyük defoları halen koç koltuğunda ancak eldeki kadro, bunu bu sefer tolore edebilecek güçte gibi gözüküyor. EL ilk tur gruplarını 'en az sayı yiyen takım' olarak kapattılar, bu kadar üst düzey skor opsiyonları bulunan bir takımın, oyunun savunma kısmında da bu denli başarılı olması muazzam. Yalnızca Siena deplasmanında mağlubiyetleri var ki bu haklarını, rahat bir yerde kullanmaları da ilerisi için avantaj. Sene başında geleni-gideni değerlendirdimiz için tekrardan uzun uzun yazmıyorum. Ama Huertas-Navarro-Eidson-Mickeal dörtlüsü çok özel, çok... Eminim ki tek dilekleri, F4 öncesi yine bir PAO kabusu yaşamamak olacak.
***
Maccabi, Perkins-Pargo-Eidson kayıplarına rağmen halen ayakta. Farmar aşısı ile ilk tur gruplarını kurtardılar, Langford'u da oraya eklemeyi başardılar. Şimdi Mallet ile kısa rotasyonunu tamamlıyorlar. Geçen seneki kadronun halen uzağında gözükseler de Blatt ve ekibi, Barcelona'nın bir adım gerisinde fakat diğer ikilinin birkaç adım önünde... Maccabi, çıkmanın kolay olmadığı bir deplasman her şeyden önce, orada kazanabilmek için oldukça karakterli bir takım olmanız gerek. Bu grupta, bunu başarabilecek karakter ve yeterlilikte Barcelona dışında takım görünmüyor, bu da onların ilk 2 biletini sağlamlaştırıyor. Ama geçen seneki seviyeyi yakalamaları zordan da öte gözüküyor, o nedenle, ciddi bir sürpriz yapıp Barcelona'yı aşağıya alamadıkları takdirde F4'ü tekrarlamaları kolay değil. Mallet de gelsin, takıma girsin, bir de öyle görelim kendilerini...
***
Cantu'ya saygı büyük, burada olmaları bile çok ciddi başarı. İtalya basketbolunun ihtiyacı olduğu bir işi yaptılar, Siena kadar uzun soluklu olmaları zor ama bu performans bile takdiri hak ediyor. Diğer takımlara göre daha az stresliler, beklentiler yüksek değil. İlk turda olduğu gibi, içeride sert takım olup deplasmanda da son ana kadar maça tutunmaya çalışacaklar. Özellikle Barcelona deplasmanında Basile ve Marconato büyük saygı görecektir, akıllarda kalacak sahneler yaşanacaktır. Güzel takım Cantu, burada Top 8 görmeleri zor ama yine bu kulvarda yarışabilmelerini dilerim. Hedef olarak elbette, Zalgiris'i geride bırakıp Maccabi'yi taciz etmek konulabilir ama kolay değil.
***
Zalgiris için de, ilk ikiye uzaklık olarak benzer şeyler söyenebilir. İlk tur gruplarındaki kötü görüntülerini Almanya'da kazanarak bir parça telafi etseler ve üst turu görseler de, burası için umut verici konuşmamızı sağlayacak bir şeyler ortaya koayamadılar. Ülke basketbolu için önemli oyuncuları ve maalesef Mantas Kalnietis'i kadrolarında bulunduruyorlar. Sonny Weems güzel işler çıkartıyor, Javtokas-Rakovic ikilisiyle pota altı ise fazlasıyla 'oyun zekası' eksikliği çekiyor ki bu durum, takımın direksiyonu sayılabilecek pozisyon için de geçerli. Zalgiris için bir şans olabilirdi, belki, başka grupta; ama o grup bu grup değil. Üzgünüm.
***
Başta söyledik, sonda da söyleyelim. Barcelona önde, Maccabi 1-2 adım geride, dış kulvardan Cantu geliyor, Zalgiris büyük sürpriz. Bu grup için en büyük motivasyon, FenerbahçeNin çaprazı olması ve İtalyan temsilcisinin 'az malzeme, çok iş' takımı. Dilerim Fenerbahçe Top 8'i görür de bu gruba tekrardan dönüp bakmamız gerekir.
Etiketler:
Euroleague
Euroleague Top 16 - G Grubu
Bir Fenerbahçeli için asıl önemli yere geldik, 'bizim grup'. İlk turdaki grup kimine göre kolaydı, bana göre değildi. Burada da, çok çeşitli yorumlar gelmekle birlikte, satır aralarında 'kolay' laflarını görüyorum. Baştan söyleyeyim, değil.
***
PAO, grubun kız arkadaşından yeni ayrılmış yakışıklı genci. İlk tur gruplarında yas tutma dönemini yaşadılar, gözleri de dışarıda değildi. Top 16'da silkinir, aynaya bakar, toparlanır ve yine çok canlar yakar. Geçen seneyi hatırlayın, eminim kimse bu dönemde "PAO şampiyon olur" demezdi ama oldular. Hem de Barcelona'nın yolundan ve üstünden geçerek yaptılar bunu. Evet, bu sene kayıpları daha fazla. Pota altında özellikle, Obradovic'in ve Diamantidis'in sihirli ellerinin bile belli bir yere kadar iyileştirebildiği durumdalar. Aleks Maric'in felaket durumum ve Tsartsaris'in sakatlığı kritik, Batiste de artık genç değil. Fotsis çok önemli bir kayıp, Logan da Avrupa basketbolu için önemli bir skorer olarak sayılsa da PAO uyumu soru işareti. Lakin dedik ya, bu adamlar başka. Obradovic kenarda, Diamantidis de parkede olduğu sürece farklı olmaya da devam edecekler. NCalathes ve Sato, bu takımın 'özel' sayılabilecek diğer isimleri. En büyük özellikleri, birazdan bahsedeceğimiz Kazan gibi, son derece sert bir takım olmaları. Ne yaşadıkları sorunlar ne de sene başında Fenerbahçe'ye hazırlık maçlarında 2 kez kaybetmeleri ölçü değil. Lakin ben sırlarını çözdüm, buradan da paylaşacağım. Bunu herkes için yapmam şanslısınız. PAO, 2006 yılından beri "bir EL şampiyonluğu, bir TOP 16'da elenme" şeklinde gidiyor. Geçen sene şampiyondular. Dağılabiliriz...
***
UNICS Kazan, ismini yazarken bile rahatsız olduğum ve eşleşmeyi zerre istemediğim takım. Geçen sene Eurocup şampiyonu olup geldiklerinde, onları yeterince tanımadığımı ve saygı göstermediğimi bu sene başında fark ettim. Popovic ve Lampe gibi kayıplara rağmen aradıkları skor liderini Domercant ile buldular ve sert takım savunmalarının üstüne onun maharetli elleriyle çıkmaya çalıştılar. İlk tur grupları sonunda, EL'nin en az sayı yiyen 2 takımından biri olmaları (ki diğeri de kendi gruplarındaki Barcelona'ydı) ve Domercant'ın verimliliği (ki İstanbul'da ve Siena'da kazanılan maçlardaki rolü tekrar tekrar incelenmeli) bu takımın en önemli notları. Domercant sanki, birçok ülke gezerek portföyüne kattığı birçok özelliği Kazan'da harmanlayıp bizlere sunuyor. McCarty ve Veremeenko bu 'sert' kimliğin diğer önemli ve anılması gereken isimleri, elbette bu takımın mimalarından Pashutin ile birlikte. Sırf deplasman yolculuğu itibariyle bile zorlu bir eşleşme UNICS Kazan ki bir de ilk maç...
***
Milano ise grubun zengin çocuğu. Sene başında yaptıkları hamleler malum, ancak planların tutmadığı da ortada. Kağıt üzerinde son derece korkutucu bir kadro var ama henüz parkeye yansıyan o derece vahim değil rakipler için. Gallinari sonrası genç Gentile ile takımı takviye etmeye çalışsalar da Scariolo'nun ekibi, yukarıdaki iki takıma göre daha sorunlu ve taşların oturmadığı bir ekip görünümünde. Yine de EL'de son düzlükte yaptıkları atak, Gallinari sonrası, öyle ya da böyle, takımda taşların yerine (en azından olduğu kadar) oturmaya başlaması onlar adına önemli.
Milano ise grubun zengin çocuğu. Sene başında yaptıkları hamleler malum, ancak planların tutmadığı da ortada. Kağıt üzerinde son derece korkutucu bir kadro var ama henüz parkeye yansıyan o derece vahim değil rakipler için. Gallinari sonrası genç Gentile ile takımı takviye etmeye çalışsalar da Scariolo'nun ekibi, yukarıdaki iki takıma göre daha sorunlu ve taşların oturmadığı bir ekip görünümünde. Yine de EL'de son düzlükte yaptıkları atak, Gallinari sonrası, öyle ya da böyle, takımda taşların yerine (en azından olduğu kadar) oturmaya başlaması onlar adına önemli.
***
Fenerbahçe için bu grupta belirleyici olacak olan, öncelikle kendisi. Sakatların iyileşmesi ve ritm bulması için gün sayan bir takımın gruba, belki de en ciddi rakibiyle deplasmanda oynayarak başlaması dezavantaj. Geçen seneyi hatırlayın, ekstra Olympiakos galibiyeti, bu avantaj sonradan kullanılamasa da takıma ivme kazandırmıştı. Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan, eldekileri takıma dahil etmek ve başka kayıp yaşamamak. Önünde güzel de bir TBL fikstürü var. G.Saray ve Efes maçları,Top 16 öncesi sert ama güzel sınavlar. Ekim-Aralık arasını son derece sorunlu geçirdi sarı-lacivertli takım; şimdi bana göre son ve belki de en sıkıntılı dönem. Dün Aydın Örs Potada Fener programında bahsetti aslında; Fenerbahçe'nin an itibariyle, maç kazanmak kadar ve belki de ondan fazla, eldeki oyuncuları kazanmaya ihtiyacı var. Onun için, bu Galatasaray maçında da böyle olabilir, Tomas hazır olmamasına rağmen 10 değil 15 dakika süre alacak. Oğuz 20 atabilecekken Vidmar'a özgüven kazandırılmaya çalışılacak. Fenerbahçe bir tercih yapıyor ve en azından şimdilik, takviye yapmıyor. O zaman eldekini değerlendirmek lazım. Burada da koça büyük görev düşüyor.
Fenerbahçe için bu grupta belirleyici olacak olan, öncelikle kendisi. Sakatların iyileşmesi ve ritm bulması için gün sayan bir takımın gruba, belki de en ciddi rakibiyle deplasmanda oynayarak başlaması dezavantaj. Geçen seneyi hatırlayın, ekstra Olympiakos galibiyeti, bu avantaj sonradan kullanılamasa da takıma ivme kazandırmıştı. Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan, eldekileri takıma dahil etmek ve başka kayıp yaşamamak. Önünde güzel de bir TBL fikstürü var. G.Saray ve Efes maçları,Top 16 öncesi sert ama güzel sınavlar. Ekim-Aralık arasını son derece sorunlu geçirdi sarı-lacivertli takım; şimdi bana göre son ve belki de en sıkıntılı dönem. Dün Aydın Örs Potada Fener programında bahsetti aslında; Fenerbahçe'nin an itibariyle, maç kazanmak kadar ve belki de ondan fazla, eldeki oyuncuları kazanmaya ihtiyacı var. Onun için, bu Galatasaray maçında da böyle olabilir, Tomas hazır olmamasına rağmen 10 değil 15 dakika süre alacak. Oğuz 20 atabilecekken Vidmar'a özgüven kazandırılmaya çalışılacak. Fenerbahçe bir tercih yapıyor ve en azından şimdilik, takviye yapmıyor. O zaman eldekini değerlendirmek lazım. Burada da koça büyük görev düşüyor.
***
Dörtlü Final hayali şimdilik bir parça uzakta dursun, zaten çapraz da bize bunu söylüyor. Fenerbahçe'nin önce buradan çıkması lazım. Her sayı, her top önemli, çünkü karşında bu detayları önemseyen, bu detaylarla maç ve turnuva kazanan takım(lar) var. Fenerbahçe'nin bir rakibi kendisine benziyor, Milano; kağıt üzerinde iyi ama sorunlu. 2 rakibi ise kendisinden farklılaşıyor, kağıt üzerinde, öyle ya da böyle, geçmişine ya da diğer takımlara kıyasla, sorunlu; PAO ve Kazan. Ancak farklı o 2 takım, Fenerbahçe için çok ciddi tehdit.
Dörtlü Final hayali şimdilik bir parça uzakta dursun, zaten çapraz da bize bunu söylüyor. Fenerbahçe'nin önce buradan çıkması lazım. Her sayı, her top önemli, çünkü karşında bu detayları önemseyen, bu detaylarla maç ve turnuva kazanan takım(lar) var. Fenerbahçe'nin bir rakibi kendisine benziyor, Milano; kağıt üzerinde iyi ama sorunlu. 2 rakibi ise kendisinden farklılaşıyor, kağıt üzerinde, öyle ya da böyle, geçmişine ya da diğer takımlara kıyasla, sorunlu; PAO ve Kazan. Ancak farklı o 2 takım, Fenerbahçe için çok ciddi tehdit.
***
Grup zorlu, öncelikli hedef Top 8. Yeni salonda yeni bir heyecan olacak ama öncelikle, ilk maç oynanana kadar geçecek süreyi iyi değerlendirmek gerek.
Etiketler:
Euroleague
Euroleague Top 16 - F Grubu
Merhaba, bir Bertomeu sürpriziyle daha sizlerle birlikteyiz. Top 16 grupları öncesi hesap kitap yaparken hep "zorda kalmadıkça aynı ülke takımları eşleştirilmez" diyerek kağıda kaleme sarıldık, sonunda 3 İspanyol takımını aynı grupta bulduk.
***
Grupta yine, daha önce üzerinde uzun uzun konuştuğumuz takımlar mevcut. Real Madrid, dörtlünün 'en yakışıklı ismi' olarak göze çarpıyor. Efes maçında Vujacic ile yaşanan gerginlikten sonra "İstanbul'a gelirlerse destek bulamayacaklar" demişti Murat Kosova, bana göre o yol açık, desteği ise kendileri sağlarlar. Real Madrid iyi ve lokavt sonrası dönen Rudy Fernandez ve Ibaka gibi isimlere rağmen halen 'çok geniş' bir kadro. Jaycee Carroll belki de Avrupa'nın en özel skoreri konumunda (57,7 gibi inanılmaz bir yüzdeyle üçlük kullandığını hatırlatalım), Mirotic ise günden güne büyüyen, komple bir dört numara. Ante Tomic gibi özel yetenekleri olan, Reyes gibi de birçok işi yapan uzunlara sahipler. Carlos Suarez, Sergio Llull, Sergio Rodriguez, hepsi önemli İspanyol oyuncular (insan İspanya'daki oyuncu havuzuna bakıp gerçekten de imreniyor). Takımın, bunca olumlu gösterge arasında en büyük sorunu hem parkede, hem de benchteki lider koltuğunda bana göre. Oyun kurucu pozisyonu ve takım koçu, bu seviyede sendeletebilecek nitelikte. Yine de Rodriguez'in hakkını yemeyelim, bu seneyi daha iyi ve faydalı oynuyor. Sonuçta, Real Madrid özünde iyi bir takım, grubun da favorisi konumunda. Lakin onlar için bir 'ama' halen var, en azından benim kafamda...
***
Siena, üzerinde uzun yıllardır konuştuğumuz bir takım. Lakin hem yazın yaşadıkları yapılanma, hem de sene içinde gelen sakatlıklarla bir parça değişim geçirmek durumunda kaldılar. Eze ve Rakovic gibi uzunlardan sonra o tipte bir ismi kadroya katamamış olmaları, kısalarda da Kaukenas'ı sezon sonuna kadar kaybedip McCalebb'ten de son bölümde faydalanamamaları onların keyfini kaçırdı. 'Keyif kaçırma' hafif kalabilir, zira bu kayıplar, onların en büyük özelliği olan savunma sertliğine ve makine gibi işleyen hücum çarklarına çomak soktu. Rakocevic ve Thornton ikilisini kadroya kattılar. McCalebb oynamaya başladı, Lavrinovic tam olarak Top 16'nın neresinde takıma dahil olacak, bu önemli. Siena , Andersen ve Rakocevic gibi isimlerle belki kağıt üzerinde daha parlak duruyor ama bu takımın bildiğimiz, alıştığımız parçaları bunlar değil(di). Birazdan bahsedeceğimiz takımlarla birlikte Siena'nın, bu gruptan çıkma bileti bana göre tehlikede.
***
Malaga 2007 senesinde F4 yapmıştı, o kadrodan bugüne bir tek Berni Rodriguez taşındı. İspanyol temsilcisi o dönemde Carlos Jimenez, Pepe Sanchez ve Marcus Brown gibi isimlerle son derece karakterli bir takımdı (her ne kadar o sene, Badalona'ya karşı 105-52 kaybettikleri bir maç olsa da). O seneden sonra Top 16 sonrasını göremediler, bana göre de kadro olarak her sene daha da sıradanlaştılar. Şu anda baktığımızda, sembol oyuncu Rodriguez'in etrafında, Freeland-Zoric ikilisiyle hatrı sayılır bir uzun oyuncu tehdidi sunmaktan ve Fitch-Rowland ikilisle rakip savunmalarda delik aramaktan öteye giden bir takım görüntüsü çizmiyorlar. Yine de İspanyol'dur, deplasmanı zordur, EL tecrübesi vardır diyerek bağrımıza basıyoruz. Freeland kardeşimizi de ayrıca seviyoruz.
***
Son takım, bana göre bu grubu karıştıracak takım. Fenerbahçe'nin grubunda görünce de bunu söylemiştim, nitekim yaptılar da... Bilbao oldukça iyi bir takım. İlk tur gruplarında keyif aldılar, keyif verdiler; belki biraz sendelediler ama karar maçlarını kazanıp gruptan çıkmayı bildiler. 2 İspanyol ile aynı grupta yer almaları da avantaj, geçen sene Real'i lig Play-Off yarı finalinde geçmiş, bu sene de Caja Laboral'e karşı ikide iki yapmışlardı. Onlar da sezona sakatlık sorunlarıyla başladılar ve gün geçtikçe iyi duruma geliyorlar. Grubu karıştıracaklar ve ben de bundan gayet keyif alacağım. Bu takımın kısa sürede gösterdiği gelişim, bu başarıyı fazlasıyla hak ediyor. Daimi olmasını diliyorum.
***
Sıralamayı bilmem ama bu gruptan Real, bana göre öyle ya da böyle çıkar, ilk sıra olursa da kimse şaşırmaz. Ama diğer 3 sıra için de ne olursa şaşırmam, Malaga'nın 2 olması dışında... Bilbao çıksın.
Etiketler:
Euroleague
Euroleague Top 16 - E Grubu
Kuranın ilk çıktısı, E Grubu. Türkiye kontenjanının üçte ikisinin toplandığı dörtlü olarak da dikkat çekiyor. Efes ve Galatasaray'ın burada olması, "en büyük favori" denen CSKA'nın ve ismi, bu seneki cisminden daha büyük Olympiakos'un varlığı ile keyifli geçmeye aday bir grup.
***
Kirilenko olsun ya da olmasın, CSKA sadece burada değil, EL genelinde farklı bir yerde duruyor. Onların sallanması için, Kirilenko'nun ayrılmasından daha fazlasına, sakatlık belasının tamamen yakalarına yapışmasına falan ihtiyaç var. İlk turu mağlubiyetsiz geçmeleri, zaten kağıt üzerinde korkutucu olan isim ve kadrolarını gözlerde, bir tık daha büyütüyor. İstatistik kağıdı onlar için şiir gibi okunuyor, her yer de ya 'en iyi'ler ya da 'en iyiler' listesindeler. Yaratıcı bileklerinin yanı sıra, muazzam da bir fizik üstünlük kozları var ki bu, Kirilenko'nun varlığında EL seviyesinin çok üstüne çıkıyor. Şu anda Shved, bu takımın takibi belki de en keyifli ismi. '88 doğumlu Rus guard giderek büyüyor ve bunu, oldukça kıymetli oyuncuların arasında yapıyor. Uzun lafın kısası, bu grupta CSKA, diğerlerinden bir parça ayrılıyor.
***
İkinci torbanın adamı, Olympiakos ise, Efes ve Galatasaray'ın fena halde gözüne kestirdiği takım konumunda. Fenerbahçe'nin grubunda yer aldıklarından uzun uzun yazdık daha önce, şimdi sakatlık sorunuyla daha fazla uğraşmak durumundalar. Spanoulis ve Papadapoulos'un ilk tur gruplarının son düzlüğünde gelen sakatlıkları, onların Top 16'daki şanslarını da etkileyecek. Önceki senelere göre daha genç ve daha dinamik bir takım kurma hevesinde (ya da zorunluluğunda) olan Olympiakos'un, Ocak ayı itibariyle görmek istediği seviye elbette bu değildi. Ancak 'iyi' bir Spanoulis ile takımın EL tecrübesi birleştiğinde, yine 'sorunlu' bir takım olmayada adaylar. İlk tur gruplarında, öyle ya da böyle, içeride maç kaybetmeme alışkanlıkları da oldukça önemli. Ancak Efes ve Galatasaray açısından tercih sebebi olabilecek bir rakip(ti).
***
Son olarak Efes ve Galatasaray. Efes'in Galatasaray ile aynı grupta yer alacak olmaktan çok da keyif aldığını tahmin etmiyorum ancak Galatasaray cephesinde algı, kuvvetle muhtemel farklıdır. Galatasaray için, sorunlu gözüken bir Olympiakos ve ne olursa olsun, en azından deplasman sayılmayacak bir Efes, iyi kura olarak adlandırılabilir. Ancak ilk tur gruplarından, özellikle içerideki Barcelona maçında iyi mücadele gösterse de, Kazan da dahil olmak üzere, 3 önemli takıma karşı 0-6'lık bir seriyle gelen sarı-kırmızılı ekibin"buradan çıkarız" demesi bana göre kolay değil. Önce bu maçları kazanabileceklerini ispat etmeleri lazım ki bunu burada yapıp, bir de gruptan çıkabilirlerse ne ala... Efes'in Kinsey ile birlikte daha farklı bir takım olacağı aşikar ancak onlarda da en ciddi sorun, kısalardan bir türlü istenen katkının alınamaması... Gerçi uzunlarda da harcanan paranın karşılığının alındığı söylenemez herhalde. G.Saray bir uzun takviyesi yapabilir, Efes'ten de benzer hamle kısa rotasyonuna gelebilir. Ancak mevcut durumlar itibariyle, Efes'in halen ve bir türlü taşları yerie oturtamamış olması, G.Saray'ın da 'büyük isimler'in, Oktay Hoca'nın sisteminin ne kadar üstüne koyabildiğinin tartışılır olması, Top 16 öncesi sorunlar olarak gözüküyor.
Son olarak Efes ve Galatasaray. Efes'in Galatasaray ile aynı grupta yer alacak olmaktan çok da keyif aldığını tahmin etmiyorum ancak Galatasaray cephesinde algı, kuvvetle muhtemel farklıdır. Galatasaray için, sorunlu gözüken bir Olympiakos ve ne olursa olsun, en azından deplasman sayılmayacak bir Efes, iyi kura olarak adlandırılabilir. Ancak ilk tur gruplarından, özellikle içerideki Barcelona maçında iyi mücadele gösterse de, Kazan da dahil olmak üzere, 3 önemli takıma karşı 0-6'lık bir seriyle gelen sarı-kırmızılı ekibin"buradan çıkarız" demesi bana göre kolay değil. Önce bu maçları kazanabileceklerini ispat etmeleri lazım ki bunu burada yapıp, bir de gruptan çıkabilirlerse ne ala... Efes'in Kinsey ile birlikte daha farklı bir takım olacağı aşikar ancak onlarda da en ciddi sorun, kısalardan bir türlü istenen katkının alınamaması... Gerçi uzunlarda da harcanan paranın karşılığının alındığı söylenemez herhalde. G.Saray bir uzun takviyesi yapabilir, Efes'ten de benzer hamle kısa rotasyonuna gelebilir. Ancak mevcut durumlar itibariyle, Efes'in halen ve bir türlü taşları yerie oturtamamış olması, G.Saray'ın da 'büyük isimler'in, Oktay Hoca'nın sisteminin ne kadar üstüne koyabildiğinin tartışılır olması, Top 16 öncesi sorunlar olarak gözüküyor.
***
Efes ve Galatasaray cephesinde daha çok olumsuzlukları vurguladık, gözümüzün önünde olan takımlar için bunu hep yapıyoruz. Hafif bir tahmin seansıyla da yazıyı bitirelim. CSKA ilk sıra için tartışmasız favori. Olympiakos'ta Spanoulis'in başta olmak üzere sakatlık durumları önemli. Efes ve Yunan temsilcisi, 2. sıra için öncelikli savaşı verecek takımlar. Efes'in, 5 maç sonunda tulum çıkarmış bir CSKA'dan son maçta içeride galibiyet koparma şansı da var. Galatasaray burada hesap bozabilir, bunun için önünde uygun da bir fikstür var. Efes deplasmanı(?) ve Olympiakos maçlarını kazanırlarsa, bir anda kendilerini harikalar diyarında bulabilirler. Ama bence, bu grupta işleri zor.
Efes ve Galatasaray cephesinde daha çok olumsuzlukları vurguladık, gözümüzün önünde olan takımlar için bunu hep yapıyoruz. Hafif bir tahmin seansıyla da yazıyı bitirelim. CSKA ilk sıra için tartışmasız favori. Olympiakos'ta Spanoulis'in başta olmak üzere sakatlık durumları önemli. Efes ve Yunan temsilcisi, 2. sıra için öncelikli savaşı verecek takımlar. Efes'in, 5 maç sonunda tulum çıkarmış bir CSKA'dan son maçta içeride galibiyet koparma şansı da var. Galatasaray burada hesap bozabilir, bunun için önünde uygun da bir fikstür var. Efes deplasmanı(?) ve Olympiakos maçlarını kazanırlarsa, bir anda kendilerini harikalar diyarında bulabilirler. Ama bence, bu grupta işleri zor.
***
Bence keyifli grup. Efes-Galatasaray maçını, başta tribün atmosferi olarak da merakla bekliyorum. CSKA'yı da F4 öncesi canlı izleyebilmek güzel olacak, içerideki iki maçı da gözüme kestirmiş vaziyetteyim.
Bence keyifli grup. Efes-Galatasaray maçını, başta tribün atmosferi olarak da merakla bekliyorum. CSKA'yı da F4 öncesi canlı izleyebilmek güzel olacak, içerideki iki maçı da gözüme kestirmiş vaziyetteyim.
Etiketler:
Euroleague
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





