Geçen sezon, Top 16'da 5. maç; Mirsad'ın sakatlığı sonrası kaybedilmiş Zalgiris deplasmanından sonra en kritik mücadele... Fenerbahçe, bugünküne göre çok daha parıltılı bir kadroya sahip Olympiakos ile kilit maçına çıktı. Skorbord 26. dakikadan saniye çalmaya başlamışken 12 sayı öne fırladı. "Acaba mı?" derken Papaloukas'ın zekası ve tercrübesiyle ellerinden kayıp giden maçla EL sezonunu noktaladı Fenerbahçe. Şimdi daha erken bir dönemde, daha farklı bir takımla, bu sene daha farklı bir takım olan Olympiakos ile karşılaşıyor. Maçın önem derecesi benzer, olası kayıp, üstelik çok daha erken bir dönemde, EL sezonunu kapatma tehlikesini beraberinde getirebilir. Şimdi, o Olympiakos'a biraz daha yakından bakalım:
***
Geçtiğimiz sezonu çok tatsız sonlandırmıştı Yunan ekibi. Önce, 89-41 gibi tarihi bir skorla Siena'yı geçtikleri ilk maçın ardından seriyi kaybederek EL'ye veda ettiler, ardından da kendi liglerinde PAO'nun arkasında kaldılar. Kadrodan giden oyuncular malum; Teodosic-Papaloukas ikilisi burada en çok göze çarpan oyuncular, Bourousis-Nesterovic çifti de pota altı kayıpları (Erceg, Gordon, Nielsen ve Halperin isimleri bunların yanında bir adım geride duruyor). Yepyeni denilebilecek bir kadro, mütevazi kimliğe dönüş ancak yine yüksek beklentiler vardı Yunan ekibinde. Özellikle Lucas-Howard-Hines üçlüsü ile daha sade ancak son derece heyecan verici bir ekip kurulmuştu. Ivkovic takımın başında, Keselj-Printezis gibi isimler tekrardan sivrilme peşindeydi; Papanikolaou, Mantzaris ve Katsivelis gibi gençler de yükseliş peşinde olacaktı. 'Uzun' denince ise akla, Papadopoulos ve Antic gelen bir takım oluşturuldu.
***
Yunan temsilcisi sezona istediği gibi başlayamadı. Lucas'ın sakatlığı ve Howard'ın bir türlü isteneni verememesi belki de en ciddi sıkıntılardı. Kıta dışından gelen oyuncuların alışma süreci malum, sorunlar kaçınılmaz ama Olympiakos bu süreci beklenenden daha sorunlu geçirdi. Grubun 'herkesin herkesi yenebilir' havası onlara altı maçta üç mağlubiyete mal oldu, isim-cisim sıkıntısı yaşadılar. İçeride oynadıkları 3 maçı da kazanıp deplasmanda kaybolmaları tesadüf değil aslında, zira takımın Spanoulis dışında o, "içeride-dışarıda ağır toptur" havasına ayak uyduracak ya da o kimliği kazandıracak ismi yok. En basit ama acı örneği, yazının girişini de yaptığımız, geçen seneki Fenerbahçe deplasmanıdır onlar adına. Papaloukas önderliğinde, Teodosic iki sayıda kalmış olsa bile gelip, İstanbul'da maç kazanmayı başarabilecek seviyedelerdi. Bu sene, ne malzeme, ne de mevcut malzemeyle ortaya çıkan takım, o görüntüyü vermiyor ve bu da bizi galibiyet için umutlandırıyor.
***
Kalin Lucas sakatlıktan kurtuldu ve forma giyiyor. Onun dönüşü takımı hem skor hem de organizasyon açısından daha da rahatlatmış, Spanoulis'i de soluklandırmış durumda. Halen istenen katkıyı veremiyor belki, ama Katsivelis ve Mantzaris gibi gençlerin önünde Spanoulis ile birlikte varlığı son derece önemli. Spanoulis için çok fazla şey söylemeye gerek yok, maç boyu savunma konsantrasyonunuzun üstünde olması gereken bir oyuncu. Yanlış hatırlamıyorsam, Yunanistan'da kaybedilen ilk maçta devreye iki ya da dört sayıyla girmiş, maç sonunda ise 22 sayıyı görmüştü. Kendi şutunu yaratabilen, potaya gidebilen, sayı pasını yapabilen, kısacası bu seviyeler için sayılabilecek en tehlikeli iki-üç skorerden biri. Rakip olarak karşısında PAO'yu görmediği sürece sorun yok, onun için "dikkat" diyelim. Spanoulis'in bu konudaki partneri ise Litvanyalı genç oyuncu Gecevicius. O coğrafyadan yetişen hemen her kısada olduğu gibi takımının en ciddi şut tehditlerinden biri, istatistik kağıdı da bunu doğruluyor.
***
Takımın enteresan isimlerinden biri de Pero Antic. Makedon oyuncu, kendini 3 sayı çizgisinin gerisinde kampa alıyor, takımın en çok dış şut kullanan ismi konumunda. Yüzdesinin 23% civarında seyretmesi de seçiciliği hakkında fikir sahibi yapıyor bizleri. Ancak onun bu şut tehdidi, savunmanın gömüldüğü her anda Fenerbahçe için (maalesef) tehlike. 'Tehlike' demişken, bence Spanoulis-Gecevicius ikilisinin yanına iliştirilebilecek isimler Printezis ve Kyle Hines. Printezis farklı bir oyuncu. Her 2 forvet pozisyonunda da oynayabilmesi, dışarıyı da, içerideki mücadele ve sertliği de sevmesi, hele ki Fenerbahçe'nin mevcut yapısında, onu kara listeye almamıza neden oluyor. Evet, ilk maçta her şeyi yapmış ve ekstra katkı yapmıştı ama benzer sorunu yine yaratabilir. Hines da kısa boyuna rağmen muazzam ayak çabukluğu ve atlet özellikleriyle eldeki tüm uzunları faul problemine sokabilir, çember altından ekmek yiyebilir durumda. Son not olarak da Keselj, hakkında daha uzun yazmayı beklediğimiz ve hatta dilediğimiz (halen) genç Sırp, yine beklendiği gibi bir sezon geçiremiyor. Genç Papanikolaou'nun dinamizmi ve savunma tarafındaki katkısıyla da onun önünde yer aldığını söylemek herhalde haksızlık olmaz. Pelekanos da işin savunma tarafında sivrilen, takımın dengeleyici parçalarından biri...
Takımın enteresan isimlerinden biri de Pero Antic. Makedon oyuncu, kendini 3 sayı çizgisinin gerisinde kampa alıyor, takımın en çok dış şut kullanan ismi konumunda. Yüzdesinin 23% civarında seyretmesi de seçiciliği hakkında fikir sahibi yapıyor bizleri. Ancak onun bu şut tehdidi, savunmanın gömüldüğü her anda Fenerbahçe için (maalesef) tehlike. 'Tehlike' demişken, bence Spanoulis-Gecevicius ikilisinin yanına iliştirilebilecek isimler Printezis ve Kyle Hines. Printezis farklı bir oyuncu. Her 2 forvet pozisyonunda da oynayabilmesi, dışarıyı da, içerideki mücadele ve sertliği de sevmesi, hele ki Fenerbahçe'nin mevcut yapısında, onu kara listeye almamıza neden oluyor. Evet, ilk maçta her şeyi yapmış ve ekstra katkı yapmıştı ama benzer sorunu yine yaratabilir. Hines da kısa boyuna rağmen muazzam ayak çabukluğu ve atlet özellikleriyle eldeki tüm uzunları faul problemine sokabilir, çember altından ekmek yiyebilir durumda. Son not olarak da Keselj, hakkında daha uzun yazmayı beklediğimiz ve hatta dilediğimiz (halen) genç Sırp, yine beklendiği gibi bir sezon geçiremiyor. Genç Papanikolaou'nun dinamizmi ve savunma tarafındaki katkısıyla da onun önünde yer aldığını söylemek herhalde haksızlık olmaz. Pelekanos da işin savunma tarafında sivrilen, takımın dengeleyici parçalarından biri...
***
Olympiakos, önceki senelere göre daha sade ama halen tehlikeli bir takım. Hani biraz da onlar adına iyimser bakacak olursak genç, dinamil ve açlar. Lucas takviyeli Spanoulis-Gecevicius ikilisi, işlemesini hiç istemediğimiz hücum dişlileri. Kyle Hines, kısa ama uzun, o pozisyonda Fenerbahçe için en büyük tehdit durumunda. Printezis-Keselj-Papanikolaou üçlüsü ekstra işler konusunda tehlikeli liste, Printezis'in ilk maçta yaptıkları zaten ortada. Bir de tabii, her uzun ekmek yediren çember altı, Papadopoulos'u da 10 yaş gençleştirebilir. Sonuçta Olympiakos, oldukça tehlikeli bileklere sahip, Printezis-Hines kaynaklı mobilite ve ribaund tehdidi olan, (en azından şimdilik) önceki senelerde olduğu gibi kazanma alışkanlığı ve üst düzey takım kimliği göstermese de halen bu grubun kağıt üzerindeki ağır toplarından biri. Spanoulis'e bağımlılıkları çok önemli, o bağın zayıflatılması durumunda Ivkovic'in B, C ve D planları konusunda elinin çok güçlü olamadığını söylemek gerek. Ve tabii, Teodosic ve Papaloukas gibi, zor anların ve zor maçların büyük oyuncuları artık ellerinde yok. Geçen sene 12 sayıyla öne geçtiğinde dahi bu takıma karşı kazanabileceğine dair içinde şüphen oluyordu, şimdi (her ne kadar ilk maç bu şekilde kaybedilse de) parkedeki Olympiakos bu bakımdan oldukça farklı. Yine geniş kadro ama bu sefer eldeki malzeme oldukça farklı; genç ve aç oyuncuları ise en ciddi avantajları, psikolojik olarak ise bu kadro, geride olacağın bir kadro değil. Sonuçta, Olympiakos'un direksiyonunda, önceki senelere göre daha az güven şoförlerin oturması ve buna bağlı olarak Fenerbahçe'nin savunmayı ne denli sertleştirebileceği de rakibi düzenden çıkarma, maçı getirme konusunda belirleyici olacaktır.
Olympiakos, önceki senelere göre daha sade ama halen tehlikeli bir takım. Hani biraz da onlar adına iyimser bakacak olursak genç, dinamil ve açlar. Lucas takviyeli Spanoulis-Gecevicius ikilisi, işlemesini hiç istemediğimiz hücum dişlileri. Kyle Hines, kısa ama uzun, o pozisyonda Fenerbahçe için en büyük tehdit durumunda. Printezis-Keselj-Papanikolaou üçlüsü ekstra işler konusunda tehlikeli liste, Printezis'in ilk maçta yaptıkları zaten ortada. Bir de tabii, her uzun ekmek yediren çember altı, Papadopoulos'u da 10 yaş gençleştirebilir. Sonuçta Olympiakos, oldukça tehlikeli bileklere sahip, Printezis-Hines kaynaklı mobilite ve ribaund tehdidi olan, (en azından şimdilik) önceki senelerde olduğu gibi kazanma alışkanlığı ve üst düzey takım kimliği göstermese de halen bu grubun kağıt üzerindeki ağır toplarından biri. Spanoulis'e bağımlılıkları çok önemli, o bağın zayıflatılması durumunda Ivkovic'in B, C ve D planları konusunda elinin çok güçlü olamadığını söylemek gerek. Ve tabii, Teodosic ve Papaloukas gibi, zor anların ve zor maçların büyük oyuncuları artık ellerinde yok. Geçen sene 12 sayıyla öne geçtiğinde dahi bu takıma karşı kazanabileceğine dair içinde şüphen oluyordu, şimdi (her ne kadar ilk maç bu şekilde kaybedilse de) parkedeki Olympiakos bu bakımdan oldukça farklı. Yine geniş kadro ama bu sefer eldeki malzeme oldukça farklı; genç ve aç oyuncuları ise en ciddi avantajları, psikolojik olarak ise bu kadro, geride olacağın bir kadro değil. Sonuçta, Olympiakos'un direksiyonunda, önceki senelere göre daha az güven şoförlerin oturması ve buna bağlı olarak Fenerbahçe'nin savunmayı ne denli sertleştirebileceği de rakibi düzenden çıkarma, maçı getirme konusunda belirleyici olacaktır.
***
Fenerbahçe kazanmalı ama bu kolay olmayacak. Kaya ve Vidmar'ın oynayacağı, Sefolosha'nın da oynamak istediği söyleniyor. Bunlar olumlu haberler ama yine de kolay değil. Sefolosha takım için joker ve en azından bu maçta da oynamalı. Her EL maçında belirli defolar ve hatta mağlubiyet görsek de genel gidişatın olumlu olduğunu söyleyebiliyoruz; araya giren Mersin maçı için de bilerek yazmadım, çoğu bakımdan ekstra bir sınavdı. Şimdi, hem bu seyrin devamı, hem de özgüven depolamak için kazanmak gerek. Tribüne gelecek taraftarın sayısı kadar, maça bakış da önemli; dilerim Yunan nefreti kusmaya değil de maç kazandırmaya gelen bir kalabalık olur. Kazanmak, ve hatta mümkünse, ilk maçta oynanan saçma sapan maç sonu ile verilen 7 sayılık dezavantajı kıracak bir farkla kazanmak gerek. Fenerbahçe kazanamazsa, maalesef çok farklı hesaplar yapmak durumunda kalırız.
Fenerbahçe kazanmalı ama bu kolay olmayacak. Kaya ve Vidmar'ın oynayacağı, Sefolosha'nın da oynamak istediği söyleniyor. Bunlar olumlu haberler ama yine de kolay değil. Sefolosha takım için joker ve en azından bu maçta da oynamalı. Her EL maçında belirli defolar ve hatta mağlubiyet görsek de genel gidişatın olumlu olduğunu söyleyebiliyoruz; araya giren Mersin maçı için de bilerek yazmadım, çoğu bakımdan ekstra bir sınavdı. Şimdi, hem bu seyrin devamı, hem de özgüven depolamak için kazanmak gerek. Tribüne gelecek taraftarın sayısı kadar, maça bakış da önemli; dilerim Yunan nefreti kusmaya değil de maç kazandırmaya gelen bir kalabalık olur. Kazanmak, ve hatta mümkünse, ilk maçta oynanan saçma sapan maç sonu ile verilen 7 sayılık dezavantajı kıracak bir farkla kazanmak gerek. Fenerbahçe kazanamazsa, maalesef çok farklı hesaplar yapmak durumunda kalırız.

tam da istediğimiz gibi oldu; 15 bin seyirci, 16 sayı fark, takımın havaya girme ihtimali, ukiçin dönüşü, jerrelsın şaşırtması ve lideriz..
YanıtlaSil