26 Kasım 2011 Cumartesi

Henry Domercant

Hafta içi fırsat olmadı ve maalesef hiç olmuyor, o nedenle artık klavye başına iş nedeniyle geçmediğimiz nadir anlarda, aklımızdaki her şeyi yazmak durumunda kalıyoruz. Siena-Kazan maçından sonra, hakkında 2 satır yazabilmek için içim gitti, şimdi fırsat bulabiliyorum. Alkışlarla, karşınızda, Henry Domercant:

Yıllar önce, Amerika'dan ilk olarak Karşıyaka'ya geldiğinde tanıma fırsatı buldum-bulduk. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yerlerde olduğu, Beşiktaş'ın ise El Amin ve Ayuso'lu kadrosuyla yukarıya tutunduğu sezonda Karşıyaka'ya renk veren isimdi. Sezonu ve Play-Off'u müthiş oynadı, yarı finalde elendikleri Efes'e geçerek kariyeri için belki de en önemli adımı attı. Efes'te, savunma potansiyelinin üstüne koyarak devam etti; en üst seviyeyi gördü, komple bir oyuncu oldu Henry. Orada geçirdiği 2 sezonda Willie Solomon, Antonio Granger ve Charles Smith gibi kısalarla birlikte oynadı, EL'de PAO ve CSKA engellerine takılıp F4 göremedi. Ardından, Yunanistan yolunu tutup Olympiakos'a geçti, orada da F4'ün kapısından döndü. 2007 yılında, Ayvalık'ta yazlık alabilmek için paraya ihtiyacı olduğundan Rusya yollarına düştü, Fotsis ve Travis Hansen ile birlikte ULEB seviyesinde mücadele edip (Galatasaray'ı mağlup ederek) 3. olan takımın parçası oldu.

Rusya'da geçen sezonun ardından bana göre kariyerindeki bir başka önemli adım olan İtalya'nın yolunu tuttu, Pianigiani'nin Siena'sının havasından suyundan faydalandı. Orada da F4 göremedi, belki EL kariyerinde bu hep eksik kaldı ama Siena'nın o müthiş sisteminde iyice olgunlaştı, kimlik kazandı. Ardından geçen sene, Ayvalık'taki yazlıktan terfi edip Bodrum civarına geçmek istediğinden tekrar Rusya'ya geçti ve Spartak ile imzaladı. Burada, tıpkı Dynamo formasıya Eurocup kulvarında olduğu gibi Eurochallenge'da da son dörde kaldı.

Kariyeri hakkında kısaca ve hatırlayıp toparlayabildiğimiz kadarıyla özet geçtik, sadede gelelim. Rusya macerası için şakayla karışık 'para' göndermeleri yaptık ama o kadar da düz mantık değil, olmadığının kanıtı da bu seneki Kazan macerasıdır. Domercant yıllardır gözümüzün önünde, hep hatrı sayılır kısalardan biri olmuştur. Lakin ilk defa, bu seviyelerde bir takım ile bu kadar bütünleştiğini, katkı sağladığını, seviye atlattığını görüyoruz. UNICS Kazan için sene başında kadroya bakıp "Bol Amerikalı, orta karar takım" diyordum, geçtiğimiz sezonun Eurocup şamiyonu kadrodan Popovic ve Lampe gibi ciddi kayıplar da yaşamışlardı. Belki uçan-kaçan bir takım konumunda değiller ama özellikle Domercant etkisi ve can sıkıcı olabilen savunmalarıyla birlikte şu anda sürpriz takım konumundalar. Siena'ya karşı zoru başarıp, mucizeyi (ikili averajda da üste çıkma şansı) son topla kaçırmaları, onların gruba ve EL'ye kattığı rengin göstergesiydi. Domercant'ın 6 maç sonunda istatistikleri 18,2 sayı, 4 ribaund şeklinde (55,6% ile de üç sayı kullanıyor). İyi oynuyor, büyük oynuyor, maç kazanıyor, maç kazandırıyor; Galatasaray maçında da yaptı, İtalya'da Siena karşısında da... Hani yukarıda hep bahsettik, F4'ü bir türlü göremedi ve bu sene de göremeyecek belki ama, UNICS Kazan formasıyla hem takımına hem de EL'ye bu sene ciddi imza atıyor. Tebrik, sevgi, saygı ve daha niceleri...

1 yorum:

  1. İhsan Bayülken'in DOMARKANT demesi engellenirse memnun oluruz

    YanıtlaSil