11 Kasım 2011 Cuma

EL Notları

İzinde ve dolayısıyla zinde geçirilen bir Cuma sabahı kısa notlarla EL gruplarına bakalım. Önce çaydan bir yudum ve A Grubu:

Epey karışık... Yukarıdan bir el grubu bacaklarından tutup ters çevirmiş vaziyette; Caja Laboral, Tau günlerinin yüzü suyu hürmetine bu terso durumdan nasibini almadı, henüz. Gerçi onlar da ilk sinyali verdiler, Nancy'ye kaybederek sendelediler. Grubun ağır toplarının hiçbiri iyi durumda değil, bu da tabelaya yansıyor. Cantu biraz açlık, epeyce de doğru takım kimyasıyla iş yapıyor; Nancy'nin sırrı Batum-Akingbala ikilisinden koca bir takım verimliliği almaları... Bilbao'nun, Aralık-Ocak gibi beklenebilecek düşüşü çok erken yaşaması avantaj, bu grubun ezber bozması en muhtemel takımı konumundalarken geriye düştüler. Fenerbahçe halen grubun en potansiyellisi ama sorunlar oldukça fazla. Cantu maçı olmazsa olmaz, mutlaka kazanılmalı. Kazanılması durumunda Fenerbahçe ilk 2 hedefine tutunur, kaybedilirse eller gruptan çıkabilme hesap-kitabı için kağıt kalem tutmaya başlar. Şunu da söylemek gerek; bu grupta, mevcut durumları itibariyle dörtlü final için gerçekçi aday gösterilebilecek takım yok.

B Grubu'na memleket olarak uzağız ancak CSKA-PAO ikilisi orayı takip açısından son derece cazip kılıyor. Zagreb'in felaket durumu orayı 5 kişilik bir grup yapmış durumda; diğerleri Zagreb'i evine gönderdi, artık oynamıyorlar, iyi de yapıyorlar. CSKA dün Yunanistan'da kazanarak grubun ilk sırasının tapusunu aldı. PAO onun arkasını bırakmaz, Malaga da Almanya'da kazanmış olması nedeniyle üçüncülük yarışında önde. Litvanya-Almanya ikilisinden biri dışarıda kalacak, Brose Baskets o konuda dah güçlü aday. Burada nur topu gibi 2 tane üst seviye ve 'İstanbul yolcusu' olarak işaretlenebilecek takım var, diğer takımlar için de erişilebilir gözükmüyorlar. Ben halen, Zalgiris'in bir seviye yukarı çıkmasını bekliyorum.

C Grubu çok renkli, fazla renkli, oradaki takımlar için de şanssızlık. Spirou'ya zayıf halka demiştik ama ciddi direnç gösteriyorlar, Efes karşısında aldıkları deplasman galibiyetiyle de bunu taçlandırdılar. Gruptan çıkar-çıkmaz dengelerinde A Grubu'na benziyorlar ancak kalite olarak ciddi fark var. Maccabi, her ne kadar geçen seneye göre ciddi kayıplar yaşamış olsa da ciddi koç imzası olan bir takım. Farmar dişlilerinin de daha sağlıklı bir şekilde işlemeye başlamasıyla oldukça tehlikeli bir takım olma yolundalar, Langford da en kısa sürede danışmadan bekleniyor, bir zahmet... Real için koç avantajından söz etmek mümkün değil, takım olarak da hep söylediğimiz 'ne yapsa yeridir' modundalar ama halen özel bir oyuncu topluluğu var ellerinde... Efes ve Milano'nun çok yeni takımlar olmaları sorun, beklenen sıkıntıları yaşıyorlar. (Efes notlarını bir sonraki paragrafa bırakalım, bu grup 2 paragraf olsun). Grubun asıl tehlikesi Partizan, kurdukları Pekovic-Macvan ikilisi ve Acie Law'dan da her geçen gün daha fazla katkı alabilmeleri, onları içeride yaşadıkları Efes kaybına rağmen oldukça iyi bir noktaya taşımış durumda. Hesapları iyiden iyiye karıştırabilirler. Grupta Maccabi bir adım önde, Charleroi bir adım geride; diğerleri aynı çizgide ve ofsayt çizgisini bozan yok. Efes dışarıda kazandığını içeride yedi, Madrid'de de aynı seriye devam ederlerse avantaj, yoksa her şey sil baştan olur. Çağımızın vebası 'ikili averaj'a dikkat.

Efes özelinde, tehlikeli sayılabilecek birkaç not var. İlk olarak, oyun kurucu pozisyonunda skor üretiminde oldukça kısır kalıyorlar ki genel olarak Vujacic dışındaki tüm kısalar için benzer şeyi söyleyebiliriz (oyun kurucu sıkıntısı Milano için de aynı). Bu, hem o pozisyondaki yeterlilik açısından sıkıntı, hem de Kinsey'e, oyunun iki yönünde de oldukça bağımlı bir takım yaratıyor. Kinsey'in Fenerbahçe'de savunma katkısıyla ön plana çıkmasına alışmışken Efes'te 'en skorer oyuncu' olduğunu görüyoruz, Kinsey'in sakatlık sicilinin pek parlak olmaması da kötü not. Bugün Fenerbahçe taraftarı "Neden Kinsey gitti?" diye sorarken bence Efes cephesi de "Neden Thornton düşünülmedi?" diye sorabilir ve hatta sormalı. Diğer konu da Vujacic; Rakocevic sonrası Efes'i mutlu edecek, dörtlü final yapacak takımın en önemli atıcısı olacak isim olarak geldi ancak görüntü o değil. Parkede (kendisine tanınan ya da kendisine yarattığı) top kullanma özgürlüğü de Sırp oyuncudan daha fazla, iki ucu boklu değnek oluyor çoğu zaman, dün de önce maça tutunulmasını sağlayıp sonra maçı verdi. İki kısa endişe daha; Ersan-Savanovic ikilisini kullanmak zor, Ersan varken Savanovic'e daha fazla süre vermek sıkıntı ama Savanovic'li Efes'in daha farklı artıları olabilir. Son konu, uzun vadede Efes de, Fenerbahçe'nin yaşayacağı 'yerli oyuncu' sıkıntısını yaşayacağı aşikar. Efes'in de bu sene için adım adım gitmesinde, önceliğinin takım olarak gelişim göstermekte olmasında fayda var. Şu anda onlar da en üst seviyenin bir adım altındalar, doğrudan dörtlü finale nişan almak bu süreci daha sancılı hale getirir, baskıyı da arttırır.

Son olarak D Grubu, Galatasaray'ın grubu. Grubun ortasından sınır(lar) geçiyor; Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı ve Ortadaki Park şeklinde... Yukarı Ayrancı almış başını gidiyor, ilişebilmek zor. Oradan galibiyet çıkarmak çok ekstra olur, bana göre Galatasaray'ın gözüne kestirebileceği maç da içerideki Siena, ancak kolay iş değil. 'Ortadaki Park' Galatasaray ve Kazan, orada da deplasmanda kazanmış Kazan 'şimdilik' avantajlı. Aşağı Ayrancı'da işler yaş, Olimpija da, Prokom da, özellikle sezon başladıktan sonra yaşanan gelişmelerle birlikte Eurocup seviyesine bile az gelirler. Galatasaray özelinde konuşacak olursak, ilk senesinde gruptan çıkmak önemli(ydi), o bileti cebe koydular. Üçüncülük en gerçekçi hedefti, o konuda da dezavantajlılar ama olmayacak iş değil, halen. Bence ilk senelerinde böyle bir grup avantaj, her ne kadar ilk 2 sıra çok uzak gözükse de... Eğer bir de Siena ya da Barcelona galibiyeti alabilirlerse, o zaman buradan alabileceklerini almış olurlar. Üst turda biraz kura şansı, epeyce de gelişim ve EL tecrübesi lazım.

Durumlar böyle. Galatasaray üst turu cebine koymuş gibi gözüküyor, diğer 2 takımın son derece fiyakalı bütçe ve kadrolarına rağmen üst tur görmesinin riskli olması da enteresan tabii... Performans olarak da tahmin edileceği üzere CSKA ve Barcelona öne çıkıyorlar, PAO yine benzer modelle ve sessizce iş yapacak, Maccabi de geçen seneki kadar parıltılı gözükmese de o seviyelere oynayacak. Daha fazla renk vermesi için diğer isimleri beklemek lazım. Hayırlara vesile...

0 yorum:

Yorum Gönder