Fenerbahçe-Cantu maçında maalesef olamadım, tekrarını da bu akşam izleyebildim. Bir yandan Efes maçına bakarak notları geçelim:
***
Şu anda takımın en büyük eksikliği ve maalesef birçok parçayı olduğundan kötü gösteren konu Ukic'in durumu. Ukic çok kötü ve bu takımın yönetimine de doğrudan yansıyor. Başta Gist olmak üzere hiçbir parça doğru düzgün işlemiyor. Dün onsuz bölüm, 4 kısa ve savunma sertliğinin arttırılması ile Fenerabahçe ritm buldu. Ama hücumda (Emir'in imzası olan bölümler dışında) hep bireysel çaba, ekstra bilekler ve birebirler var. Ukic özeline dönersek, yalnızca hücumda değil, savunmada da ciddi şekilde aksıyor. Olmuyor yani, şu anda onunla olmuyor ama onsuz olma durumu da yok; toparlamasını bekliyoruz lakin iyi bir hazırlık dönemi geçirmeyen oyuncular için, hele ki güçlü oyuncular değillerse, bu hiç kolay değil.
***
Fenerbahçe kısır bir hücum takımı, asist üzerinden bulduğu sayıların azlığı da ne kadar birebirlere muhtaç olduğunun göstergesi. Bildiğin, ezberlediğin, "bu takımın şu özelliği var" dediğin kaç set biliyorsun? Fenerbahçe, taşlar oturana kadar bu dönemi bu tatsız basketbolla geçecek. Ama taşlar ne zaman oturur, Ukic ne zaman tam katkı verir? 5 EL maçı geride kaldı; Engin EL seviyesinde değil, Mirsad yok, Tomas yok (bakmayın Tomas da önemli adam, bugün Sefolosha'nın yaptıkları ondan bekleniyor, gerekirse 4 numara da kullanılıyor). Taşlar oturana kadar bizim içimize oturdu bazı şeyler.
***
Fenerbahçe'de Gist'ten istenen alınamadıkça ve Mirsad da dönmediğinden en büyük verimi 4 kısaya döndüğü anlarda alabiliyor. Gist öyle tek başına rakibi sırtına alıp potaya gidebilecek, birebirde güvenebileceğin, muazzam da yaratıcı bir uzun forvet değil. Gist'e ya doğru şutu hazırlarsın ya da koşturursun, ikisini de yapamıyoruz. Fenerbahçe'nin dönem dönem verim aldığı, kıvılcımı yaktığı hemen her anda 4 kısa var. Var ama, şu haliyle uzun vadede güven vermiyor elbette.
***
Fenerbahçe bu maça kadar yerlilerden ve geçen seneki oyunculardan katkı almakta sıkıntı yaşamıştı. Bu maçta Ömer-Oğuz-Vidmar üçlüsü maçı getirdi, Emir'in de istatistik kağıdının çok fazla anlatmadığı katkısının altını çizmek lazım, Ukic bu durumdayken ve takım aptallamışken yükü de artıyor. Ancak dün, özellikle Oğuz-Vidmar ikilisinin katkısı çok kritikti. Vidmar hep söylediğimiz gibi, mutlaka daha çok süre almalı. Dün müthiş oynamış; hani bir tek dışarı şutu Lorbek misali şut atmadığı kalmış bir pivotun yapabileceği... Savunma katkısı zaten inanılmaz, biraz da kolay faul işini çözebilse... Oğuz da böyle oynayacaksa Vidmar'ın süresinden çalsın, kabulum.
***
Bojan'ın yavaş yavaş pasını atma girişimleri güzel ve önemli. Curtis de her ne kadar bekleneni veremese de özellikle işin savunma kısmında, hele ki Ukic'e kıyasla, 'faydalı' oluyor. Ama özellikle Ukic bu durumdayken onun yaptıklarından çok yapamadıkları konuşuluyor ve sırıtıyor. Fenerbahçe şu ana kadar 3 yabancısından da istediğini alamıyor.
***
Maçın savunma kaynaklı hamleler ve mücadele ile kazanılması çok önemli. Burada, yukarıda adını 'iyiler' listesinde geçirmediğimiz Sefolosha'nın da ismini vermek lazım. Hasta hasta oynamış, Ömer'e de ayrı teşekkür. Fenerbahçe takım olarak kimlik sorunu yaşarken bu karakteri gösterebilmek 'kötünün iyisi'nden de fazlasıydı. "Ağızlarda tat kaldı mı?" sorusunun cevabı elbette "hayır" ama bu kötü dönemi kazanarak, hem de sonunda savunma ve mücadele ile böyle kazanarak geçmek güzel.
***
Rakip de bakmayın, kısıtlı ama pis takım. Uyuta uyuta maça yapışıyorlar, ne olduğunu anlamadan maçı kazanıp gidebilirler, eğer vurup geçemezseniz. O nedenle çok da burun kıvırmamak lazım. Cantu'ya da tebrik, uzun süredir az bütçe-doğru iş modelini bu kadar iyi uygulayan bir İtalyan görmemiştik. Mazileri de şu anda yaptıklarına uygun, özetle "tekrardan hoş geldiniz" diyelim.
***
Hakemlerin son çeyrekteki kararlarının maçı kaybettirmemesi, bizim onlara ayırmamız muhtemel yeri de azaltıyor ancak ikili averaj denen olayda canımızı yaktılar, tıpkı son Basile üçlüğünün olduğu gibi. Yalnız bunlar hep şanssızlık olarak gözüküyor ama ufak detaylara dikkat etmemek maalesef ruhumuzda var.
- Maça giden taraftar ve oyuna etkisi gayet tatmin ediciydi. Bu gidişata 15.000 kişi bulamazsın, 8.00 civarı iyi ve etki de güzel olmuş. Hep eleştirmek olmaz, teşekkür bu sefer de...
***
Yine aynı not; Fenerbahçe bundan daha iyi olur ama dörtlü final hedefi, eğer hamle yapılmazsa hiç gerçekçi değil. Grupta halen işinin belli olmaması ve herkesin herkesi yenebileceği bir ortamda bulunması şanssızlık ama şu haliyle bir Barcelona ya da CSKA görmemesi da şans. Bu halde dahi kazanabilen bir takıma sevinmek lazım.

öncelikle merhaba ilker abi,açıkçası en çok merak ettiğim konu şu.spahija sene başında bu takımı oluştururken kafasında ne planlıyordu.neyin nasıl olmasını bekliyordu da olmadı bu hale geldi.vidmar'ın bu kadar az süre almasının mantıklı izahı ne acaba.daha doğrusu neyin cezasını çekiyor açıkçası aklım almıyor.genel olarak pick'n'roll savunmasını beceremiyoruz net. cantu maçına ben de pek bakamadım ama önceki maçlara göre; 5 numara 1 numaraya perde koysun direk boyalı alana devrilsin.rakip oyun kurucusunun iq seviyesi 40-50 olsa bile o adama pas atacağını çakabilecekken bizim uzunlarımız neden hala inatla picknroll savunması yapamıyorlar spahija'mı çalıştırmıyor napıyor yani.gist'in dikkat ettim ikili oyun savunmasına http://www.youtube.com/watch?v=xSoDkzhcZKk şu videodaki amare stoudemire'ın ikili oyun savunmasından hallice yani.neyse çok konuştum.
YanıtlaSilGeçen sene EL'nin başa oynayan takımları sınıfına adayken şanssız sakatlıklar nedeniyle o seviyeye çıkma şansını kaybettik. Şimdi ise kadro kalitesi ve derinliğini kaybettik ve tekrardan EL'nin başaltı takımları sınıfına geri dönüş yaptık. Bu sezonun özeti budur bence. Tabi kulübün yaz aylarındaki çalkantılı döneminin etkisi de göz ardı edilemez bu geri dönüşte. Hani bir ümit lock-out nedeniyle NBA'dan takviye alınır diyorduk ama Spahija son açıklamasıyla o kapıyı da kaptmış görünüyor.
YanıtlaSilşimdi hepimizin senelerdir istediği sistem takımı olma şansını kaybedip sezonu acaba kurtarır mıyız durumuna mı geldik? İyi kötü bir anlayışın yavaş yavaş oturduğu bir takım değilmiyiz?
YanıtlaSilGeçen sene (hatta son 3 senedir) bu ışığı görüp, yavaşta olsa adımlarımızı atmışken 2 tane kötü(şimdilik) oyuncu transferi ve ciddi formsuzluk ile tepetaklak mı oluyoruz?
Yani 2-3 tane uygun oyuncu ile tekrar o ışığı yakabiliriz diyor muyuz? Yoksa "yemişim sistemini de anlayışını da arkadaş, alalım 2-3 tane şahane adam diğer takımlar gibi..bakalım işimize" diyen taraftara ne anlatabiliriz şu aşamada?
Hele ki klubun içinde bulundugu durumu gözardı edip rakiplerin poster çocuklarına kendileriini kaptıran taraftarlara bir iki şey anlatmaya çabaladığımda sahada beni destekleyecek hiç bir şey göremeyince, hakikaten ne diyeceğimi bilemiyorum. İçi boşlaşmaya yüz tutan bir 'sabır' isteğinden başka birşey kalmayacak diye çekiniyorum.
Gerçekten çok merak ediyorm esas sorunlar neler?