20 Ekim 2011 Perşembe

Tatsız Fenerbahçe

Fenerbahçe geçen sezonun başında ve ortalarına doğru yakaladığı seviyenin oldukça gerisinde. Bazı sorunlar kabul edilebilir ve öngörülüyordu zaten, bazılarının ise tahammülü zor. Öyle bir takım düşünün ki en skoreri 34 yaşındaki Ömer, en verimli oyuncusu sadece 16 dakika parkede kalmış, en yaratıcı iki ismi de oyunun içine hiç girememiş. Rakip de son derece sorunlu ve sıradan bir halde olunca bu mağlubiyet iyice can sıkıyor. Biraz daha detaylara girelim:

- "Bu takımın seti yok" fazla iddialı ve gerçek dışı eleştiri bana göre. Bu, Galatasaray maçını birlikte izlediğim, ailece sevdiğimiz bir arkadaşın cümlesidir: "Spahija oyunculara parkede fazla özgürlük tanıyor". Peki bu mudur özgürlük? Maçın her anında oyuna tutunma hamlelerin de dahil, bireysel, fazla zorlama ve çoğunlukla yanlış tercihler. Yanlış tercih doğru sonuç verirse oyundasın; yoksa, yoksun. Curtis iki tane attı, 3.'yü kaçırdı. Atsa kahramandı ama nereye kadar? Ağızlarda çürük meyve tadı, akıllarda hep soru işaretleri, karakter sorunu. Üstelik bunu yapan takımda topa çok iyi hükmedebilen, fiziksel özellikleri itibariyle çok farklı şekillerde kullanabileceğin, ciddi de şut tehdidi olan isimler varken...

- Belli bir süre yalnızca Thabo'nun savunma direnciyle ayakta kalmaya çalıştı Fenerbahçe. Öyle bir takım düşünün kü Teletovic'i en iyi Sefolosha ile savunabildi. Çok acı... Kimse "Hazır değiliz, Caja Laboral gibi bir takıma da tek topla kaybettik" demesin, rakip senden çok daha sorunlu. Elle tutulur bir tek Teletovic vardı, Prigioni de nostalji gününde olup ona eşlik edince iki adamla maç alıp gittiler. Teletovic'ten bağıra çağıra 23 sayı yedin, yine... San Emeterio-Oleson-Williams üçlüsünden yalnızca 16 sayı bulabildiler, düşünün.

- Gist de Vidmar da kolay faul alabilen oyuncular(dı). Şimdi yeni uygulamalarla iyice zorlanıyorlar. Gist'in muadili Kaya; al sana bir kaya, nerene dayarsan daya (özür, sinirlendim)...

- Yalnızca beş asist sayısı var Fenerbahçe'nin. Üşenmedim, baktım. 2006-2007 sezonunda beri bu sayının yalnızca Napoli deplasmanında (kazanılan maçta) altına düşülmüş dört asist ile. 2007'de Aris'e içerde 60-59 kaybedilen Top 16 maçında altı, 2008'de deplasmanda 90-70 kazanılan Olimpija maçında 6 asist var. Spahija'nın döneminde ise en düşük rakam geçen seneki Cibona deplasmanında (yine kazanılan maçta) yedi. Farkın 40'lara dayandığı Siena ve Barcelona deplasmanlarında da, içeride 48 sayıda kalınan CSKA maçında da bu rakamların üstüne çıkılmış. Bu bağlamda beş asist bir rekor sayılabilir, tebrikler.

- F4 hedefiyle yola çıkıyorsun ve oyunu çözmek, hücumu çeşitlendirmek için kullandığın uzunun Oğuz. Savunma zaafiyeti nedeniyle ödün veriyorsun bazı şeylerden. Eğer onu düzgün ve istikrarlı bir şekilde kullanmaya çalışsan eyvallah ama onu da yapmıyorsun. Oğuz parkede ama ne için? Ne verebiliyor? O zaman Gasper niye o kadar uzun süre (yine) kenarda? Biz "bu takımın en kıymetlisi Vidmar'dır, Fenerbahçe onu pamuklara sarıp saklamalıdır" dedikçe koç aksini kanıtlamaya çalışıyor. Üstelik benim anlamadığım, Gappy artık eskisi kadar topun elinde öldüğü, kafasını kaldıramayan, topu dışarı çıkaramayan ve hücumu bitiremeyen bir oyuncu da değil. Rakibi durduruyor, ribaund çekiyor, skor üretiyor, faul problemi de yok. Nedir bu tercihin nedeni?

- Bojan'ın bu üst üste ıskaladığı 2. maç etti. Galatasaray maçında içeriden fizik avantajını kullanarak bulduğu sayılar dışında da ritm bulma sorunu yaşamıştı, yani aslında zorlarsan "3 etti" diyebiliriz. Evet, Cibona sonrası rol geçişi zorluğu olabilir, bir yere kadar kabul. Ama bu şekilde kullanmaya devam edersen verim alabileceğin emin misin? Dün Emir'i de sokamadın oyuna; tamam oyuncuların günü olmayabilir ama koçun da oyuncuyu oyuna dahil etme gibi bir misyonu olmalı, değil mi?  Emir + Bojan = 2. Bu formülün sonucu net: Böyle maç kazanamazsın.Üstelik, eldeki guardların ve aslında diğer oyuncuların özellikleri itibariyle de Emir'in yalnızca skor bulma gibi bir misyonu da yok, takımın 2. ve belki de asıl beyni. Oyunda bir türlü yok...

- Gist'in dört tane üç sayı denemesi var. Partizan'dakinden, hatta daha öncesine de giderek İtalya'dakinden "daha az dış şut kullanır, daha seçici olur" derken, geçen seneki Partizan ortalamasının da üstüne çıkarak başladı, el üstü kullandığı zorlama toplar da var.

- Fenerbahçe'nin maç sonu oynayacak oyuncusu yok. Bu adam Ukic değil, bu adam Bojan değil, bu adam iyileşip döndüklerinde Tomas ya da Mirsad da olamaz. Bu adam, olsa olsa Emir olur; o da (bu maç özelindeki sorunları gözardı ederek konuşuyorum) halen maç içi iniş-çıkışları azaltamadığından ve halen hamlık kokan tercihler yapabildiğinden "100% güven veriyor" desek yalan olur. İşte bu noktada, sezon başında yapılan "Bojan yerine daha üst seviye bir adam alınabilir miydi?" eleştirisi devreye giriyor; misal: Eidson. "Bak, bir maçta söylediklerini yuttu, eleştirmeye başladı" demeyin. Ama 'düzen takımı olacak' dediğimiz ekip böyle oynadığı sürece, bu eksiklik daha da fazla hissedilecek.

- Burada yazdıklarımın bir kısmı zamanla daha iyi olabilir. Daha seçici, hücumda daha akıcı, rollerin daha net olduğu ve daha derli toplu bir takım... Bunlar zamanla olabilecek şeyler, zaten sancılı başlayacağını da tahmin ediyorduk. Tabii zaman da 'sabır' ile fazlasıyla ilintili, ne kadar sabır gösterilebileceği önemli zira zamanla da yarışmak  durumundasın. Ama özellikle koç kaynaklı yanlış tercihler fazlasıyla can sıkıcı, can yakmaya başlıyor. Sene başında "istediği takımı kuruyor, bu sene artık tamamen onun takımı olacak, biz de ona göre değerlendireceğiz" demiştik. Şimdilik "takım gibi Spahija da formsuz" desek, geçsek, beklesek. Ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki koç 'formsuzluğu' oyuncu ve takım formsuzluğundan çok daha tehlikeli. Koç da formsuz, takımı da...

- Son olarak iyice karamsarlık yapalım: Fenerbahçe bir maçtan fazlasını bıraktı bana göre burada. Eğer takım içinde görüş "Top 16'ya 4. olarak da gitsem sorun olmaz" ise şimdiden söyleyeyim, yok öyle bir dünya. Kaçırdın, kaçırdın. Olympiakos'u Bilbao deplasmanında izleyip göreceğiz ama bu takım, tahmini Olympiakos karşısında Pire'den galibiyetle dönemez. Çok daha fazlasını yapmaları lazım. G.Saray maçı hazırlık, Caja Laboral daah ilk sınav, Olympiakos'a hazır değiliz vs... Biraz hızlı ol şampiyon, tren kaçmasın; rakipler ve akrep ile yelkovan beklemiyor. Yolun da çok uzun, maalesef...

Not: Fenerbahçe taraftarına diyecek sözüm yok, ben konuşmaktan, anlatmaktan yoruldum. Gelecek hafta Galatasaray'ın oraya toplayacağı taraftar sayısını görünce utanılır belki diyeceğim ama sanmam. Bu arada salonda, taraftar sayısı için "6 bin küsür" anonsu yapıldı ama külliyen yalandı. EL istatistik kağıdında 3500 gözüküyor ama bana göre o bile fazla olabilir. Takımla birlikte taraftar da yine kaybetti. Kulübe düşen görev için yapılanlar hakkında da konuşmak istemiyorum ama, bu maç için resmi sitesinden bir önceki yazıda bahsettiğimiz görsel ve içeriği kullanan kulüp de daha fazlasını hak etmiyor. Kimse kusura bakmasın.

3 yorum:

  1. Birçok konuda size hak veriyorum, özellikle koça o kadar güveniyor olmama rağmen (bence bu sene Milli Takım, Ene yerine Spahija'ya verilse daha başarılı olabilirdik) maç esnasında yüzümü kara çıkarırcasına müdahele etmemesi çok üzücüydü. Özellikle serbest atışları kaçırıyor olmamıza da çok sinirleniyorum, ben koçun yerinde olsam ceza olarak (ki bu ceza değil, her basketbol oyuncusunun yapması gerekendir) en az 500 serbest atış çalışması verirdim. Artık 24 yaşına gelmiş, topu kritik anlarda kullanması gereken Emir'in bile çocukluklarına göz kapatamıyor insan, serbest atış kaçırmaması gerekiyor! Koçun ilk 5'ten sonra değiştirdiği adamlarda savunma dağıldı, bu böyle olmamalı. Yeni gelmeleri, alışamamaları bir neden olamaz, üst düzey oyuncular her zaman mevkilerinde iyi oynarlar... Bu kadar şaşkınlık yaşamazlar. Seyirci sayısındaki düşüşü anlayamıyorum. Bu sene kimi sebeplerden ötürü ben de maçları takip edemiyorum, ancak seyirci sayısının artması için cevap çok belli: maç kazanmak. Bizim taraftarımızın bir kısmı maalesef nankör, ancak maç kazandığında takımına destek veriyor. Oysa kimileri yağmur çamur dinlemeden koşa koşa destek vermeye gidiyor.

    YanıtlaSil
  2. Furkan Bozak20 Ekim 2011 12:39

    Abi iste basketbolun seyircisi aslinda o 3500 kisi. Belki daha da azdir. Transfer yapamayinca, mac kazanamayinca seyirci gelmiyor iste hele ipekciye hic gelmiyor.

    Takimin bu seneki en buyuk sorunu cok fazla sorunu olmasi ne yazik ki. Nereyi tutsan elinde kaliyor.

    Koca tamamen guvenen var mi? gencler otururken drezgalar, mahalbasiclerle hazirlik sezonu geciren, tomas, bogdanovic, ukic(ayni menajerin 3 oyuncusu)temeli oturtmaya calismasindan kil kapmayan var mi?

    Ukice kim guvenebiliyor, f4 yapacak takimin guardi diyebiliyor? Gecen yil en iyi oynadigi donemler dahil.

    Jerrels, bilmiyorum yorum yapmaya gerek var mi?

    Demirel :)

    Bogdanovic, ispatlayacak o kadar cok seyi varki..Ancak daha birsey goremedik.

    3 tane antalya rixos, 2 tane rusyada,2 tane slovenyada, 1 tane almanyada, 2 tane two nations cupda, 3 turkiye kupasinda, 1 cumhurbaskanligi kupasinda, 1 lig, 1 eurolig oynadik. 15 civari mac oynamisiz, daha erken daha erken demek biraz kafayi kuma gommek, kulaklari kapatip lalalala yapmak gibi birsey gercekleri gormemek adina.

    Yoneticiler cikip hala 2 yildir sakat olan engin, 36 yasindaki mirsadin donusune umit bagliyorlar. Buna inandiklarina kimse beni inandiramaz. Mirsadin bu sene "bekledikleri" katkiyi veremiyecegini basketten anliyan herkes tahmin edebilir saniyorum.

    Oguz ve Kaya ya soyleyecek soz bulamiyorm. Bu adamlarin sucu yok. Ben sahsen uzuluyorum sallayip duruyoruz bunlara ancak hicbir zaman cikip biz euroleague i domine edecegiz sinyalleri gondermedi bu adamlar. Ozellikle oguz, yillardir ne olup ne olmadigi ortada olan bir adamdan verebilmesi imkansiz olan katkiyi bekliyoruz. En basta bu adamlari atese atiyor sphajia. En basta en kolay yoldan oguza kufrediyoruz ama oguz burdaki en sucsuz eleman.

    Vidmar konusunda sana sonuna kadar katiliyorum ancak soyle bir bakinca Vidmar-Gist ilk besine, oguz kaya rotasyonuna sahip bir takim ne yapabilir diye dusunmeden gecemiyor insan. Ne yazikki cevaplar cok ic acici degil.

    Son olarak, maca gidelim arkadaslar, bu sene alacagimiz sayili galibiyetleri seyircimizle alicaz. Beklentiyi yukseltmeden de maca gidebilmeyi ogrenelim lutfen.

    YanıtlaSil
  3. Şimdi o kadar çok sorun var ki, tek tek ele alınca bu işin içinden nasıl çıkacağız diyoruz hepimiz.
    Spahija takımı tanımıyor hissi yaratıyor bende. Takım olmasa bile 2. beşini tanıdığını hiç sanmıyorum. Oyuncular da birbirine yabancı olunca tablo kaçınılmaz oluyor.
    Bu eksiklik giderildikçe yazıda geçen eksiklikler yavaş yavaş azalacaktır. Tabi 'yavaş yavaş' korkutucu bir tabir olacak ama elde bu var.

    Geriye geçen seneden kalan sıkıntılar(ya da bu sene başında olan) sistemimizin gedikleri kalacak.

    Mesele bu sureci en zararsız şekilde atlatmak.

    Muhtemelen Oly mağlubiyeti gelecek ama beni sonuçtan ziyade başka meseleler ilgilendiriyor.

    -Bogdanovic'i 5 dakika-10 dakika da olsa silah olarak kullanmaya başlayabilecek miyiz?
    -Jerrels takıma bir seviye daha alışabilecek mi? Asist sayımızda maalesef bu durumun sonucu zira Ukiç çok süre alamadı Prigioni savunması yüzünden.
    -Gist'in pozisyon bilgisi ve ritmi gelişecek mi?
    -Sefolosha bu takımda en çok kendini 'adayan' oyuncu olduysa Spahija'nın buraya bir müdahele etmesi zaruridir.
    -Bir ara Kaya'nın yüzüne dikkat ettim. Umrunda değil. Tatsız, mutsuz...oyunu da bize bu etkiyi yaratıyor. Oğuz'a çok fazla yük biniyor ve Oğuz bununaltında kalıyor. Vidmar'ın da çabası koç tarafından görmezden geliniyor şu ara...

    Bu noktaları geliştiriceğimize inanıyorum. O yüzden çok karamsar değilim. Korkum bu gelişimin süresi hakkında.

    Son notta taraftara.

    Gidip antuda, orda burda atıp tutup Jerrels'ı Guiza'ya, Spahija'ı Halil Üner'e falan benzeteceklerine şu salona biraz daha destek versmeliler... Yazık ediyorlar.

    Senelerce Tanjevic, Emir ve Vidmar'a hakaret ettil. şimdi ise onları yüceltip eldeki diğer parçaları yeriyoruz. Böyle bir yere varamayız.

    YanıtlaSil