18 Ekim 2011 Salı

Hoş Geldin Andrei

Özlediğimiz lige kavuştuk, Avrupa'nın en keyifli basketbol  organizasyonu başladı. Açılışta, eksiği bu denli az bir takım görmek hem iyi hem de kötü. "Henüz hazır değil" dediğimiz ve eksiklerini saydığımız fazlasıyla takım varken CSKA'nın yaptıkları, yapacaklarının teminatıydı adeta... Peki neler yaptılar?
***
Bu takımın ne olduğuna, ne olacağına ilişkin üzerine fazla bir şey konuşmaya gerek bırakmayacak yazının 5 Ekim tarihinde İsmail Şenol tarafından şurada yazılmışı var. Bir kere, her şeyden önce, inanılmaz bir fizik üstünlükleri var. Kadroları için 'geniş' demek küfür gibi, başka bir şey onlarınkisi, adı konamaz... Top ve alan paylaşımı, üstelik henüz Ekim ayında, yolun başındaki bir takım için muazzam. Bütün oyuncularının şut tehdidi, buram buram basketbol zekası kokan eller var. Hani bu kadar iyi işleyen hücum çarklarının durdurulması çok zor ama biri buna yeltense bile, o zaman da devreye 'yaratıcılık' giriyor ki bu da rakipler için hiç çekilmiyor. Hani bu kadar üst düzey oyuncular, büyük isimler var diyorsun; insan 1-2 topun zorlama, düzen dışı ve saçma kullanılmasını bekliyor, o da yok. 5. saniyede kaldırıp atma özgürlüğü bir tek Teodosic'te var, o da bu düzen içerisinde mümkün olduğunca az ve sırıtmayacak seviyede oluyor.
***
Her şey iyi güzel, takım muazzam ama 2 oyuncuya ayrıca parantez açmak gerekiyor. Birincisi elbette Kirilenko. Açık konuşayım, yaz başında Fanatik Gazetesi'nde adı geçtiğinde "Ne durumda ki, gelse ne olur ki acep?" benzeri cümleler kurmuştum, kendimden utandım. Evet, son durumunu çok iyi bilmiyordum ama bu kadarını da beklemem mümkün değildi. Gözü dönmüş Kirilenko'nun, 20 yaşındaki kadar aç ve konsantre, takım için her şeyi yapıyor. Bu seviyede bir oyuncunun, üstelik fizik olarak bu seviyedeyken ve bu denli açken, tek başına fark yaratmaması mümkün değil. 17 sayı, 15 ribaund, 5 asist, 4 blok. Kimse kusura bakmasın ama, Kirilenko bu durumdayken ve böyle oynarken, bu takımı geçme hedefini kimse kolay kolay dillendiremez; ne Barcelona ne de PAO...
***
Diğer isim Shved, severek izliyoruz. Yaş 23, Holden'ın penetreci, Langdon'un soğukkanlılık özelliklerini almış, Rusya hamurunda yoğurmuş. Hem top paylaşımına hem de takımın hücum portföyüne katkısı büyük, onunla (ve elbette Teodosic'le) birlikte Langdon-Holden sonrası geçiş çok daha az kanlı. Bu kadar önemli oyuncuların arasında 20 dakika ve üzeri süre alması çok önemli gösterge. Uzun süredir bir Rus oyuncu bu kadar heyecan vereci gelmemişti bana, sanırım Shved'e karşı boş değilim.
***
Sonuçta CSKA müthiş bir giriş yaptı EL'ye, gözdağı verdi, korkuttu. Sanırım F4'ten bahsederken artık 'Son Dört bileti' dememek, en azından birini rezerve etmek gerekiyor. Eğer Kirilenko buralarda kalıcı olacak ve dün gördüğümüz açlıkta sezonu geçirecekse, zaten birçok takım için bu durumdan keyif almaya çalışmaktan fazlası gelmiyor elden. Öyle bir takım düşünün ki Krstic'ten, Siskauskas'tan, Khryapa'dan tek kelime bahsetmeye gerek kalmadı. Gerisini siz düşünün.
***
Hani halen maçın sonucunu bilmeyen ve "Ulan ne yapmış ki Kirilenko?" sorusunun cevabı için EL resmi sitesine gitmeyen varsa skor ve istatistik şurada.

4 yorum:

  1. off topic pardon ama...

    Shved genis aileden zekai ye benzemiyor mu beyler? :)

    YanıtlaSil
  2. Krilenko bir ara sakatlanacak ama bunun zamanlamasi ve suresi cok onemli cska nin f4 yapmasi icin.

    Birde teodosicle bir ara kapisacaklar ama bakalim bu ne zamana denk gelecek. Teo-khryapa kapismasida muhtemel. Krsticte gayet atar yapacak kafada bir adam. kisacasi kimya sikintisiz degil sanildigi kadar.

    Bu sene "haydi bugun de biraz cska ovelim" seklinde gececek gibi, ben simdiden bayildim.

    YanıtlaSil
  3. İsim verseydin keşke bayılmadan önce be adsız...

    YanıtlaSil
  4. isim Furkan marko, google hesabim acilmiyor ofiste o nedenle adsiz yazdim, hayirdir hakaret yok bisey yok neden kizdin?

    YanıtlaSil