
Güzel çocuklardık biz, eskiden... Günler öncesinden heyecanını yaşar, analizini yapardık. Artık (maalesef) olmuyor, birkaç satır yazabiliyoruz. Olsun, olduğu kadar olsun, en azından değinmeden geçmeyelim.
Euroleague bu gece başlıyor; açılış da oldukça fiyakalı: Zalgiris-CSKA. Grup grup gidelim, notlarımızı verelim:
A Grubu:
Blog sahibinin ekstradan renk vermesine gerek yoktur diye düşünüyorum, Fenerbahçe'nin yer aldığı altılı olması itibariyle gözler ilk olarak burada olacak. Çok enteresan, belki de en enteresan grup burası; takımların ismiyle cismi arasında en ciddi uçurum burada ortaya çıkabilir, tam tersi de olabilir. Takımlarda taşlar yerine oturana kadar bir parça beklemek lazım, o nedenle bu grubun ilerleyen haftalarda daha net renk verebileceğini düşünüyorum. Grubun anahtarı 'içeride maç vermemek' olacak, bunu başaran takım ayakta kalacak; deplasmanda kazanan yükselir, kaybeden ölür. Grubun ağır topları Fenerbahçe, Olympiakos ve Caja Laboral gibi gözükse de şu anda belki de en sorunlu üçlü bu takımlar. Fenerbahçe'yi tekrar tekrar anlatmaya gerek yok, sorunlar malum. 'Artı' olarak verilebilecek en geçerli not, herkesin dilinde olan "Bu sene EL'yi daha çok önemseyeceğiz" lafı, umarım gerçeğe döner. Ve umarım, hem bu öncelik hem de gruptaki 'ev sahibi avantajını kullanabilme zorunluluğu' düşünüldüğünde daha da anlam kazanan taraftar desteği sağlanır. Bununla ilgili ayrıca yazacağım. Bir de Sefolosha'nın kısa vadede takımı oldukça rahatlatacağına inanıyorum.
Diğer takımlar Olympiakos ve Caja Laboral 'sorun' konusunda oldukça zenginler. Yunan temsilcisi kadrosunu neredeyse başta aşağı yeniledi, halen kimlik bulmaya çalışıyorlar. Guard pozisyonları oldukça zayıfladı. Ligleri başlayamadı, o da bir dezavantaj. Elde halen hatırı sayılır bir kadro var ama birlikte oynamaya ihtiyaçları var. Daha genç, daha dinamik bir Olympiakos, evet ama seviye olarak nereyi görebilecekler? Eldeki oyuncular tek tek sayıldığında önemli yetenekler ama beklemek lazım. Özellikle Gecevicius-Keselj ikilisi önemli bir şut tehdidini beraberinde getiriyor. Aynı zamanda bu ikili için bir süt seviyeye geçme vakti de geldi-çattı; ya bunu yaparlar, ya da... Amerikalı üçlü Lucas-Howard-Hines CV olarak parlaklar ama bu seviyede beklenen katkıları vermeleri kolay değil; zaten Howard konusunda şimdiden çatlak sesler var. Pivot pozisyonunda Papadapoulos'u izlemek büyük nostalji olacak. Sıradaki takım, Bask temsilcisi, 2 hafta öncesine kadar, (kaybettiği tüm oyunculara rağmen) bana göre grubun en ağır topuydu. Ancak Seraphin'de yaşanan sorun, Reggie Williams'ın sakatlık kaynaklı verim eksikliği ve Dorsey'in sakatlanması ile ciddi kadro zaafiyeti yaşıyorlar. Hafta sonu ligde Zaragoza deplasmanında oldukça ağır bir mağlubiyet almaları, işlerin iyi gitmediğinin göstergesi gibi... Teletovic'e çok ağır yük biniyor, elde bir de Milko Bjelica var. Pota altı son derece sorunlu Caja Laboral'in ki burada Fenerbahçe'ye en çok sorun yaratması muhtemel takımların başında geliyorlardı belki de... Gerçi halen, özellikle üstünde Kaya'yı bulduğu anlarda Teletovic, tarihi günlerinden birini yaşayabilir. Uzun yıllar belki de en büyük kozu o pozisyon olan takımın içinde bulunduğu şu durum garipseniyor. Prigioni reisin burada kendini bulup diğer takımlara son şakasını yapması, takımdan Pau Ribas gibi ekstra ve geçici kahramanların Ivanovic tarafından çıkartılması, genç guard Heurtel'in 'çıkış yapan oyuncu' yarışına katılması önemli... Ve tabii, 'kızım olsa verirdim'lik topçu, San Emeterio; o varsa her daim umut vardır (çok iddialı oldu, sanırım gaza geldim). Özetle; bu ikilinin ikisi de iyi ama ikisinin de beklediği şeyler var. Onun için diyorum ki, bir parça beklemek lazım, tıpkı Fenerbahçe için olduğu gibi...
Bilbao, Cantu ve Nancy, grubun bir adım geride bekleyen 'aç kurtlar'ı. Özellikle Bilbao, seviye olarak yukarıdaki üçlüyü ciddi olarak zorlayabilecek ışığı çoktandır yakıyor. Aaron Jackson gibi bana göre ACB'nin en nitelikli guardlarından birine sahipler. Amerikalı oyuncunun topa hakimiyeti ve tempo yapabilme özelliği muazzam. Banic gibi içeriyi-dışarıyı kullanabilen bir uzun, Fischer gibi hem tecrübe hem de atlet özelliği ile sivrilen bir pivot, Vasiliadis, Mumbru ve Grimau gibi pis işlerin inatçı adamları ile birlikte son derece tehlikeli bir takımlar. Mavroedis ve Hervelle de sakatlıktan dönünce... Uzun lafın kısası, Bilbao bu grupta her takım için ciddi tehlike, hele ki iç saha avantajlarıyla birlikte... Bu takımın, çok kısa sürede bu seviyelere geldiğini hatırlatıp tekrardan saygı duruşuna geçelim. Tekrar etmekte fayda var: Bu takımın en önemli kimliği 'inat', geçen sene ACB'de finali de bu sayede yakaladılar. Valencia'nın bir boy küçüğü diyebiliriz, şimdilik; belki hızlı boy atarlar...
Cantu ve Nancy, aslında bu ikili diğerlerinden birkaç adım daha geride gibi... Ama özellikle Cantu'ya ayrı bir parantez açmak gerek. Düşük bütçe, güzel takım; az ekmek ama çok iş... Bir de Parakhouski'de sorun yaşamayıp pota altında istedikleri rotasyonu kurabilselerdi tadından yenmeyecekti ama orada son anda Shermadini değişikliğie gittiler. Çemberlerini iyi savunuyorlar, düzen içinde oynayıp yüzdeli atıyorlar. Bu deplasmana dikkat, zira nasıl olduğunu anlamadan kaybedebilirsiniz. Henüz Lighty'yi devreye istedikleri gibi sokamamış gözükseler de İtalya'ya da 2'de 2 ile başladılar. Hayat onlara güzel... Son not Fransız temsilcisi Nancy'ye geliyor; açıkçası onları hiç izlemedim, ahkam kesemem ama klasik bir Fransız takımının sunacağı 'deplasman tehdidi'n, üstelik Batum'lu kadrolarıyla fazlasıyla ortaya koyuyorlar. Kadroları gruptaki tüm takımlara göre daha dar en azından yük, diğer takımlardakinden daha az kişiye dağılıyor. İyi bir EL takımı onlara maç vermez, iyi ve oturmuş bir EL takımı... Eğer bu seviyede değilsen, kaybedebilirsin Fransa'da...
Bu grupta ne olur? Üstteki üçlünün ne zaman kendine gelebileceği önemli, ancak onlar kendine gelene kadar daha az sorunlu gözüken Bilbao öne adım atabilir. Bunu sıklıkla vurgulayacağım diğer gruplar için de; EL'de takımın potansiyeli ve kağıt üzerinde şık durması ya da kendi ülkesindeki organizasyonlarda elde ettiği sonuçlar kadar EL tecrübesi de önemlidir. Bu bakımdan, her ne kadar 'sorunlu' desek de bizim o meşhur üçlü halen avantajlıdır. Onları üzmeye en ciddi aday Bilbao; Cantu ayrıca sempati duyulabilecek takım, Nancy de "ne iş yapsa kardır" modunda bir grup geçirebilir.
Fenerbahçe 1-4 arası nerede herhangi bir yerde bitirebilir grubu, şaşırmam. Gruptaki konum için ilk 2 maç hayati önem taşıyor ama öncelikle Caja Laboral. Çekişmeli ve zorlu grup, anahtar söz: Deplasmanda kazanan, kazanır.
0 yorum:
Yorum Gönder