9 Ekim 2011 Pazar

Curtis Jerrells


Fenerbahçe'nin yeni guardı, genç çocuk, taze Avrupalı. Partizan ile Avrupa basketboluna adım attı, "kolej liginden beri takip ediyorum" diyemem, burada görüp tanıyorum kendisini. İstikrarlı şutu yok, hafif dağınık, biraz savruk, bunlar defoları. Delici, cesur, savunma konsantrasyonu yüksek ve topun eline yapışmadığı bir isim, bunlar da artıları... En azından bildiğimiz, Partizan'da tanıdığımız ya da tanıdığımızı düşündüğümüz kadarıyla görebildiğimiz eksi ve artıları(ydı)...

Ne bekledik bu çocuktan, ne bekliyoruz peki? Bir kere Ukic ile arkasındaki isim arasında uçurum olmasın, ona gerektiğinde omuz versin, gerektiğinde de tehdit etsin, hafif canını sıksın, ensesinde nefesini hissettirsin. Başka? Kısalarda Saras'ın veremediği, Ömer'in de artık yavaş yavaş vermekte zorlandığı savunma sertliği konusunda destekçi olsun, Kinsey ile farklı pozisyonun oyuncuları olmalarına rağmen orada doğan eksikliği kapatmaya yardımcı olsun. Daha başka? Çekinmeden çembere gitsin, bitirsin ya da eldeki bitirecek kişiye top geçirsin. Hafif gözü kara ama daha kontrollü, bir Prigioni ya da Papaloukas saha görüşüyle süslenmeyecek belki ama doğru pas tercihleriyle birlikte... Başka başka? Bu takımla birlikte büyüsün, gelişsin, bu takımın oyuncusu olsun. 'Fenerbahçe oyuncusu' kimliği, açlığı, parıltısı olsun. Emir 87, Gasper 87, Curtis 87... Genç, bizimle büyüyen-büyüyecek, hedefi Avrupa'da kalıcı ve başarılı olmak olan 'yabancı oyuncu'lar, güzel ve heyecan verici model.

Pek şimdiye kadar ne verebildi Jerrells? Tanıdığımız Curtis parkede mi? Cevap net: hayır. Rölantide gidiyor, sanki biri dizginlemiş gibi... Partizan'da gördüğümüz dinamik, hevesli Jerrells'tan şimdilik eser yok. Çembere gitmeyi çoğu zaman zorlamıyor bile, savunmada o iştahı yok, ritm bulamadıkça da zaten çok iyi olmayan bileğiyle çemberi dövebiliyor. Hani bunu söylemek için erken belki ama 'mutsuz' sanki, 'keyifsiz' en azından, tatsız...

Homurdanmalar başladı, fazlasıyla hem de... Yıllarca buradalarda, yanlış gördüğümüzü eleştirmemize alışanlar şaşırıyor belki de, "ulan ne buluyorsun, ne görüyorsun da savunuyorsun bu adamı?" diyorlar. Gördüklerimiz ve göremediklerimiz yukarıda, görmeyi beklediklerimiz var bir de elbette... 2 açıdan bakalım, ilki Curtis'in gözlerinden olsun. Ağustos başında takıma katılıyorsun, neredeyse tamamı yok. Oyunculardan yalnızca Gist ile daha önce birlikte oynamışsın, diğerlerini yeni tanıyorsun. Bir kısmı genç, bir kısmı senin oyuncun bile değil. Sonra 'babalar' geliyor ve onlarla doğru düzgün antrenman dahi yapmadan turne misali hazırlık maçlarına başlıyorsun. 'Ukic' gibi bir adam var ya da olacak senin önünde, asıl rolün o takıma dahil olduğunda belirginleşecek, onu da bekliyorsun. Hem takıma (oyuncu kadrosuna) hem de kulübe alışman zaman alıyor, alacaktır. Ha, denebilir ki "Bu ne kadar sürecek?" ya da "İyi de bu söylediklerin, yapabildiği şeyleri yapmasına engel değil ki?". İlkine cevabım "Çok sürmemeli ama biraz daha sabır", ikincisine henüz cevap bulamamak sıkıntı. '2 açı' demiştik, ikincisi de 'en kötü' senaryo. Curtis'e sabrettik, bir türlü bekleneni veremedi, olmadı, tutmadı. Adını koyabildiğimiz ya da koyamadığımız bir şeyler tutmadı. Yandık bittik mi? Ölür müyüz? Takımdan o parçayı çıkardın, yenisini koydun, olur mu?

Ben, en azından Partizan'daki Curtis'i istiyorum, kısa vadeli hedef bu. Sonrası için beklentiler daha büyük, bu çocuğun, ilk defa izleyene "hani nerede?" dedirtiyor olsa da o potansiyeli fazlasıyla var. Şu anda o potansiyelin yakınından dahi geçmemesi üzücü ve 'tedbir alma' vesilesidir. Tedbir kısmı içeride çözülecek bir şey, yani "Curtis görüşme odasına" çağrısı mı yapılır, derdi mi dinlenir, yoksa tamamen zamana ve takımda taşların oturmasına mı bırakılır, kenar yönetim ne yol izler bilmem. Ama taraftar olarak bir Enke muamelesi yapmamakta fayda var. En azından yukarıda bahsettiğim gibi, basitçe ne bekliyorum-olmazsa ne olur şeklinde bakmak yeterli. Samimiyetimle söylüyorum, hazırlık döneminde izlediğim Curtis'i tanıyamıyorum ya da "ben herhalde yanlış tanımışım" diyorum, o derece farklı. Ama halen, söyleyecek sözü var, öyle umuyorum. Hakan Demirel'e şansın, farklı nedenlerle defalarca güldüğü bir ortamda Curtis'e biraz daha sabır gösterebiliriz sanki galiba kesinlikle büyük ihtimalle herhalde. Yamuluyor muyum?

3 yorum:

  1. Marko hocam, eline saglik, 2 sey eklemek istiyorum.

    ilki, partizandaki curtis su an sahada gordugumuzden cok da fazla farkli degildi bence, maksimumunu verdiginde de begenilen, bagra basilan bir oyuncu olamiyacak ancak bu oyuncunun sucu degil. Curtisin kim oldugu ne oldugu ne oynadigi apacik ortadaydi, koskoca bir euroleague sezonu oynamis adami alip onun sizin takiminizda cok daha farkli bir kimlige burunecegini beklemek cok mantikli degil.

    ikincisi ise, bahsettigin mutsuzluk sorunu. umarim yaniliyorumdur ancak takimda herkesin surati asik. Ozellikle oguz orda olmak istemiyor gibi bir goruntusu var ancak adamin surat ifadesi yillardir cok da farkli olmadigi icin tam emin olamiyorum. Dedigim gibi umarim yanliyorum ancak takimdaki surat asikligi, isteksizlik beni endiselendiriyor.

    Umarim bir takviye ve haftaya alinan kupa ile birlikte takim seviye atliyacak(keske langford es gecilmeseydi). Ancak kotumser bir kehanette bulunursam da eger kupa kaybedilerek sezona girilir ve avrupada kotu baslanirsa Spahija euroleague ilk turunun sonunu bile goremiyebilir ki hayirlisi olur.

    saygilar.

    YanıtlaSil
  2. Bir de Gist yazısı bekliyorum.Ya Darjus gibi 3 sayı atmak için dışarı çıkıp içeride ki mücadeleye girmiyor,ya da nasıl smaç basarım diye düşünüp doğru pası (ya da şutu) kullanmıyor.O da Partizan'da ki Gist değil.

    YanıtlaSil
  3. Ben çok fazla teknik konulardan anlamam, ama uzun zamandır basketbol izlerim. Bence bu takımda taşlar oturacak, zaman gerekli.
    Ama yine de bazı hatalar yapıldı sanırım. Öncelikle savunmacı ve çok atlet olan Kinsey gönderildi. Sanırım Türk vatandaşı statüsünde oynuyor şu sıralar.. Bence büyük hata oldu.
    İkincisi, Ukic geçen seneki Ukic değil. Değişmiş, biraz çekingen oynuyor (önceki sakatlığından olabilir). Ama şu sıralar formsuz. Umarım o da toparlayacaktır.

    Sadece Euroleague maçları için alınan Sefolosha da Kinsey'den üstün ve gerçekten çok etkili bir oyuncu. Nba'deki lokavt bittiğinde geri dönecek olmasına çok üzülüyorum.

    Asıl konu Jerrells'a gelecek olursam. Geldiğinden beridir kesinlikle delici özelliğini göremedim. Genç ve atlet olmasına rağmen, misal Solomon gibi içeri giremiyor. Girdiğinde de saçmalıyor açıkçası. Serbest atışları dışında şutu yetersiz. Partizan'da iken nasıldı bilemiyorum ama bize kesinlikle vasatın üstünde bir oyun kurucu gerekli. Şu an Preldziç ondan çok daha etkili biçimde oyun kuruculuk görevini yapıyor.
    Gist ise kendini buldu diyebilirim. Önceden onun için de çok vasat diye düşünürdüm ama şutu iyi ve istekli şu sıralar. Bence bu takımda iş yapar.
    Selamlar,
    Harun

    YanıtlaSil