Fenerbahçe 'antrenman kadrosunu tamamlamak için getirildiği söylenen ancak, özellikle eldeki gençlerin alabilecekleri sürelerden çalan oyunculardan arınmış, Avrupa Şampiyonası'nda forma giyen isimleriyle takviye edilmiş kadrosuyla ilk ciddi maçına çıktı. Rakip geçtiğimiz sezonun EL ve Yunanistan Ligi şampiyonu PAO idi. Yunan temsilcisinde Nick Calathes, Stratos Perperoglou ve Kostas Kaimakoglou gibi önemli isimler forma giymedi. Fenerbahçe'nin eksikleri de malum; Engin ve Mirsad'a ilave Ukic ve Tomas... Fenerbahçe maçı 88-85 kazandı, finale yükseldi.Takım belki çoğu rakibe göre kadroda daha az değişiklik yaptı ancak giden-gelen farklılığından ötürü kimlik değişimi yaşanıyor. Kinsey'den sonra Tomas'ın da kaybedilmesi kısa savunmasında Spahija'nın elini oldukça zayıflatacak. Bir önceki yazıda takviye ihtiyacından bahsetmiştik, ısrarcıyız. Dilerim bu aksiyonun alınması için çok beklenmez ve zaten dar olan havuz iyice kurumaz. EL'ye bugün parkede olan kadroya yalnızca Ukic'i ilave ederek girebilecek Fenerbahçe, Ömer'in de artık 34 yaşında olduğunu düşünürsek bu risk fazla iddialı olur. Maçtan bağımsız bu girişi yapalım, baskımızı kuralım, umarım etkili olur.
Bugün takım adına en olumsuz notların başında, kısalardan yenilen sayıların fazlalığı geliyordu. Birkaç pozisyonda çok basit savunma hataları geldi, bunları Curtis-Bojan gibi yenilerin varlığına ve uyum sorununa verebiliriz ancak genel olarak oradaki seviyelerin oldukça altında olduğumuzu söylememiz lazım. Emir'in artık 'büyük oyuncu' olmaya oynaması ve Bojan'ın da uzun yıllardır bu takımda forma giyen en 'temiz bilek' özelliği takımı skor opsiyonu anlamında üst seviyeye taşıyacak olsa da yıllardır bir şekilde başarıyı getiren savunma kimliği darbe almış vaziyette.
Curtis ve Bojan demişken, kısaca bireysel değerlendirmelere girelim. Curtis'in bu sene işi zor, yazıp çizdiğim her yerde anlatmaya çalışıyorum ama olmuyor, bu adamdan ne beklendiğini inanın anlamıyorum. Ukic'in arkasına geliyor, Engin geldiği zaman belki ligde tribüne gidecek, çok dominant bir adam alınamazdı. Dünyanın en iyi oyuncusu değil elbette, top kayıpları ve arada kontrolden çıkabilmesi en büyük defoları ama o tip oyuncularda sık rastlanan özellikler. Adam 24 yaşında, Avrupa'da 1 tam sezon geçirmedi bile. Top eline yapışmıyor, (son 2 maçta bundan biraz ödün verse de) çembere gitmekten çekinmiyor ve boş adamı görebiliyor, takıma alışınca savunma katkısı da artacaktır. Ama yok, oraya nasıl bir oyuncu bekleniyorsa daha şimdiden topa tutulmaya başlandı. Bugün 14 sayısı var, özellikle son 5 sayısı maç kazandıran cinsten. Neyse, benim için halen Curtis'te sıkıntı yok, bundan daha iyi yapmasını beklediğim işler var, olacaktır da... Özellikle çembere gitme inadından vazgeçmemesi lazım. Diğer isim, Bojan ise müthiş bir hücum silahı, doğru kullanıldığında (ki Ukic'in delicilik, Emir'in de pasör özellikleriyle bu çok olası) Cibona'daki istatistiklerine daha verimli bir istatistik kağıdıyla ulaşması muhtemel. Şimdilik en büyük eksiği en kritik topu sokma konusunda eksik olması, yani muazzam şutör ama maç kazandıracak adam mı derseniz henüz değil. Olacak, olduğunda da olmuş olacak.
Diğer bir yeni Gist, ilk çeyrekte erken faul alınca maçtan koptu, yıllar sonra takıma dahil olmuş 'ilk gerçek 4 numara' olması nedeniyle kendisini merakla bekleyenleri üzdü. Spahija’nın kafasında onu dibine kadar kullanmak olduğunu düşünüyorum ama bu ‘kolay faul alabilme’ özelliği en büyük dezavantajı olacaktır. Bu maçta transferini anlamlı kılan özelliklerini görebilme fırsatı bulamasak da kendisinin kredisi var, hele ki ilk resmi ya da taraftarın olduğu maçta vuracağı 1-2 smaçla bu krediyi, en azından onların gözünde arttıracaktır. Hakan Demirel’i ‘yeni’ saymıyor ve yorumsuz geçerek en manalı yorumu yaptığımı düşünüyorum.
Maçın iyilerinden biri de aldığı kısıtlı sürede Erbil Eroğlu idi. Geçen sezon dönem dönem forma şansı bulan genç oyuncu parkede kaldığı sürede, belki de en büyük eksikliği olan ‘çembere gitmeme’ sorunu aşarak 4 sayı üretti. Son derece özgüvenli ve diri gözüktü, Hakan Demirel’in yanında yıldız oyuncu gibi durdu. Koç kendisini ilerleyen bölümlerde kullanmasa da oldukça olumlu sinyaller verdi. En son kendisinin kiralanacağı bilgisi vardı, planlar değişmeydiyse dilerim daha çok oynayarak, bir parça da şutunu geliştirerek yükselişine devam eder.
Ömer bildiğimiz gibi ama korkuyorum. 34 yaşında, sezonu erken açtı hatta bir öncekini kapatamadan açmak durumunda kaldı. Bu bünye, bu denli sık maç trafiğini nasıl ve nereye kadar kaldırır? Bir kısa takviyesi diyoruz, keşke yerli olsa ama yok, o nedenle 2-3 profilinde bir oyuncu şart oğlu şart, hatta Tomas dönse bile EL için şart olabilir. Neyse, sonuçta Ömer bildiğiniz gibi…
Gappy sakatlıktan döndü bilindiği üzere, takımın temel direklerinden biri durumunda. Pota altında ezip geçeceği bir rakip bulmadan hiçbir maçtan 20 sayı 15 ribaund ile çıkmaz ama oradaki emekçidir, candır, canandır… Fenerbahçe’nin uzunlarda Mirsad’ın katkı verecek durumda (mümkün olan en kısa zamanda elbette) dönmesi ve Kaya-Oğuz ikilisinin bıraktıklarından daha iyi bir sezon geçirmeleri çok kritik. Üst düzey bir pota altı yok Fenerbahçe’nin bunu kabul etmek gerek, bugün Maric-Batiste ikilisi de ciddi sıkıntı yarattı, cirit attılar mesela. Ama Spahija dengeli kullanabilirse sene içinde çok sırıtmaz, sertlik işinin eldeki malzemeyle maksimum seviyeye çekecek rötuşlar önemli. Lavrinovic’e yaptırmak istediği her şeyi, Litvanyalı oyuncudan daha iyi yapabilecek bir Gist’in varlığı ve May-Vidmar upgrade’i Hırvat koçun cebindeki artılar… Bir de Mirsad dönse…
Fenerbahçe’nin bu sene en büyük kozu (umarım artık Spahija da bunun farkındadır) Emir olacak. Emir için 1-2 senedir “artık yükselme vakti” diyorduk, o sene geldi çattı, bunun da sinyallerini veriyor. Emir’in saha görüşü, biraz daha ‘oyun olgunluğu’ ile birleşirse hem Bojan’ı ritme sokar hem de Ukic’in kontrolden çıkma falsosunu törpüleyerek onu da daha kıymetli kılar. Burada en büyük eksik, özellikle oyunun savunma yönünde katkı verecek bir kısa. Bu adımı atın, bir şeyleri eksik bırakmayın, lütfen. Yarın eldeki kısalardan herhangi birinin sakatlığı Emir’e, Ömer’e ya da Bojan’a takla attırmak zorunda kalır, elde kalanların da katkısından çalarız.
PAO’nun ‘son EL şampiyonu’ apoleti, onlara karşı kazanılan bu galibiyeti epey anlamlı kılıyor ama olduğundan daha değerli de göstermemek gerek. İki takım da eksik, iki takım da yolun başında… PAO bu ligin en iyi 5-6 takımından biri, Obradovic başkan kadroyu da çok değiştirmedi. Nicholas-Logan geçişi oluyor, Smith de farklı şekillerde kullanılabilecek bir forvet. Batiste sakatlık geçirdi maçta, geçen sene Ozbolt'a yaptığı hareketten sonra aldığı bela cümlelerinin acısı çıkıyor olabilir. Onlar yine bu sene F4 kovalarlar, Fenerbahçe için bunu söyleyebilmek için henüz erken (bu kısım tepki çeker ama öyle). Ama maçın en önemli göstergesi bana göre Fenerbahçe’nin eksik ya da değil, hazırlık ya da resmi, her maçı EL takımı gibi oynamasıdır kanımca. Emir, Bojan ya da Ukic ile anılan bir takım olmak canımı sıkmaz, zira üçü de üstün yetenekleri olan oyuncular ve elbette bunları kullanmak gerek. Ama 'sokunca kazanan' takım olarak anılmak bizi üzer, onun için şu kadroya bir Basden ya da Kinsey ayarı çekmek lazım. Ben yazarım, papağan gibi tekrarlarım, üşenmem; klavye benim, vakit benim. Eldekilerle o özelliği kazanmamız mümkün değil. Onu da yapın, gerisini zamana bırakın; güzel olacak.
Yazıp çizmek, yanlış ya da eksik gördüğünü dillendirmek elbette önemli ama Fenerbahçeli'nin bu takımdan keyif almaya çalışmaktan vazgeçmemesi gerekiyor. Bugün eldeki ekip Avrupa'nın en kaliteli genç ya da yükselişteki oyuncularını barındıran takımlarından biri konumunda. Bugün Emir-Bojan ikilisi çok fazla takımda yoktur, daha verimli bir Ukic'i de düşününce "yıldız almadık" diyenlere cevap oluyor, zira bu üçü de Avrupa basketbolunda o kategorideler. O yüzden çok da acımasız olmadan, tadını çıkarmaya çalışarak beklemek gerek. Yarın kuvvetle muhtemel CSKA ile oynanır, orada da ayrı bir 'ayı ile dans' olayı var. Sezonun açılış bölümünde bu maçlar bulunmaz nimet, bir de yayın... Neyse, susuyorum.
Savunmacı kısaya dikkat çekiyorsun da ben hala Oğuz-Kaya ikilisiyle bir yerde patlayacağımızı düşünüyorum. Mirsad'ın ne zaman döneceği ve ne kadar katkı vereceği belirsiz. Vidmar da henüz emekleme döneminde ve ne zaman ayağa kalkıp yürümeye başlayacak onu da söylemek zor. Gist ise pota altını karartacak bir adam hiç değil zaten. Pota altında bir varlığa ihtiyaç var sanki, bilmiyorum sen ne dersin ama...
YanıtlaSilErbil'in Türk basketbolu için önemli bir umut olduğunu iki senedir söylüyorum.Bugün iyi oynaması sevindiren bir gelişme oldu.2-3 takviyesi için ben de ısrarcıyım.Kinsey'in rakibi yıldıran savunması artık elimizde yok.Hem atlet,hem de savunmacı bir kısa bulmakta çok kolay değil.@santtinin dediği eksikte dikkat çekici.Fakat orada Efes yıllarında ki Kaya ile Roma önünde ki Oğuz iyi iş yapar.Yani onlar %100lerini verebilirse uzun rotasyonunda sorunumuz pek olmaz.Jerrels konusu Marko'nun kafasını karıştırmış.Marko,Jerrels'tan taraftarın ne beklediğini soruyor.Taraftar Pargo yerine Jerrels gelince Pargo ayarında birini bekliyor sanırım.Fakat o ayarda oyuncu sayısı 1 elin parmaklarını ancak geçer...
YanıtlaSilaçıkçası üstteki yoruma katılarak da ben bir şey söylemek istiyorum.eurobaskette bile oğuz parkedeyken çok sıkıntı yaşadık ribaundlar konusunda,oğuz kişisel olarak beğenmediğim bir oyuncu fakat bunu çok ayrı tutuyorum şu anda.gist'in de eğer bir faul sorunu varsa kronik olarak eyvahlar olsun demek düşüyor sanırım bize.
YanıtlaSilSelamlar,
YanıtlaSilaz once macin tekrarini izledim. Yazdiklariniza cogunlukla katiliyorum ancak ben pota alti probleminin kisa savunmasi probleminden daha ciddi oldugu kanisindayim. Zaten dikkat edersek 2 ve 3 numaradan yedigimiz sayilarin coguda penetreler sonunda geldi.
Ne yazikki kaya euroleague kaldirabilecek seviyede degil. Oguz ise kapasitesinin zirvelerinde ancak elit takimlara karsi etkili bir rol ustlenebiliyor, ki bu seviyede oynadigi mac sayisi ne yazikki cok sinirli.
Ben de jarrels a bu kadar sallanmasina karsiyim, taraftar onu tanidikca sevecektir eminim. Alinmasindaki onemli etkenlerden biri karakteri ve calisma azmi idi. Bu ozelliklerle one cikacaktir inaniyorum.
Son olarak Emir'e ben de dikkat cekmek istiyorum. Nazar degmesin diye cok fazla ovmek istemiyorum ancak inanilmaz bir oyuncu olmak uzere bu cocuk. Izlemeye devam edelim.
saygilar.
Üzülerek Oğuz-Kaya ikilisi konusunda @sannti ye katılıyorum..Günlerinde oldular mı hiç bir problem olmuyor ama bazen öyle hareketler yapıyorlar ki neredeyse saç baş yoluyorsunuz...
YanıtlaSilYıldız oyuncu konusuna gelecek olursak, tabi ki herkes Pargo gibi bir oyuncuyu takımında görmek, izlemek ister ama Spahija'nın oyun şablonunda oyuncunun yıldız olmasının pek önemi yok açıkcası. Onun için önemli olan takımın dengesini bozmadan eksik yere en uygun adamı monte etmek..Kaldı ki yıldız oyuncuya da biraz karşı bir koç Spahija...
Emir artık kendinden herkesin beklediği o patlamayı yapmalı bu sene...Ki bunun sinyallerini bana göre Eurobasket'11 de gösterdi kendisi...Hala iddaa ediyorum 2 sene içerisinde Avrupa'nın sayılı oyuncuları arasına girecek eksik yönlerini tamamladı mı...
EL'de naparız sorusuna gelnce, gruplar ilk belli olduğunda biz bu gruptan birinci çıkarız dedim ama şu an açıkcası biraz şüpheliyim...Efes'in grubuna göre bizim gruptaki takımlar genelde oyuncu çıkardı ellerinden Efes'in grubunda ise tam tersi...Valla FBÜ bu napacağı belli olmaz bi de şu sakatlıklar peşimizi bıraksa...Mirsad'ın takıma dönmesi sadece oyunu açısından değil taraftarı ateşlemesi açısından da çok önemli bir unsur...
Bir de içimden gelen bir his var ama birşeye dayanarak söylemiyorum bunu dediğim gibi sadece içimden öyle geliyor sanki bu sene Vidmar'ın senesi olacak gibi...