
27 Kasım 2009 Cuma
Takas

26 Kasım 2009 Perşembe
Zalgiris Maçı

25 Kasım 2009 Çarşamba
Zoran Erceg'e İspanya Yolu Gözüktü

22 Kasım 2009 Pazar
Gözüm Üzerinde!

Yapılır mı Lan Bu Bana?

Rahat!!!

Artık bu rahatlığa, bu "large" lığa, bu "relax" lığa Emre ve Gökhan'ın gücü de yetmiyor...
Sahaya çıkan takımın on oyuncusunun sekizi olabildiğine rahat oyuncularsa eğer, geri kalan iki kişi artık toparlayamıyor...
Kazım'ın rahatlığına, Santos'un genişliğine, Alex'in keyfine bu iki mücadeleci yetişemiyor...
İbrahim Üzülmez iki gol pasıyla artık Gökhan'ın da sınırına ulaştığını gösteriyor...
Emre sakat sakat oynarken, kimse yerini dolduramazken birileri orada "fink" atarken, onun da daha fazlasını veremeyeceği netleşiyor...
Fenerbahçe futbolcusu rahat. Fenerbahçe futbolcusu umursamaz. Fenerbahçe futbolcusu "nasıl olsa" cı...
Daha kaliteli olduğunu düşünüp ukalaca bir tepkisizliğe sahip Fenerbahçe futbolcusu. Sekiz futbolcunun arasında Tello topu alıyor, düzeltiyor, Bobo'ya veriyor, o da dönüp gol atıyor. Tepki, reaksiyon mevcut değil...
Derbi her zaman kaybedilir de, ruh bir kez kaybedilirse geri gelmesi uzunca zaman alıyor...
Aydın Örs-Oktay Mahmuti-Fikir Jimnastiği

Evet, basketbol küçük camia denir ama sanki burada dünyamız daha da küçülmüş gibi gözüküyor. Tekrar 2 seneden fazla süredir konuşulanları konuşma niyetinde değilim, geleceğe yönelik fikir yürütüp sesli düşüneceğim. Hani ne durumdayız, ne olur, ne yapılır-yapılmalı tadında:
1- Öncelikle bu şubenin ihtiyacı olan sevgi, bağlılık... Sevgiyi bu şubeden uzaklaştırdık, ilgi de beraberinde kopup gitti. O haksız, bu haklı; şu yanlış yapıldı, bu doğrudan kaçıldı gibi tekrarlara girmeyeceğim; olan oldu, gelinen noktada EL'nin en taraftarsız takımı var. Aydı Örs hamlesi bu bakımdan önemli; gidişi ve gönderiliş şekli Tanjevic döneminde Karadağlı koça karşı en önemli önyargı kaynağı olsa ve bazı taraftar arasındaki bazı bölünmelerin ortasında kalsa da Aydın Örs gibi bir değerin orada olması bu iletişimi güçlendirecektir. Barış Abi'nin (Canarino-Cartman) bir sözü vardır Aydın Örs ile ilgili, unutamıyorum; adını hatırlayamadığım bir maçta bir tepkilerinden dolayı kenardan Aydın Hoca'nın onlara attığı bir bakış ve bunun onlarda yarattığı etkiyle ilgili. Hani bazı insanların bir bakışı, bir sözü bile yeter ya, Fenerbahçeliler'in hatrı sayılır bir kesimi için Aydın Örs'ün etki gücü de budur. Benim gözümde Aykut Kocaman'ın Futbol Şubesi'nde görev alması kadar önemli ve stratejik bir hamledir şu aşamada Aydın Örs'ün gelişi. Halen "keşke"ler var, halen burukluk var ama O bu görevi kabul edip geliyorsa bize düşen de geçmişe dönmeden, onunla birlikte geleceğe bakmaktır. Fenerbahçe yine kaybedecektir, Fenerbahçe yeri geldiğinde yine kötü oynayacaktır, üzecektir taraftarını; ama 2 buçuk senedir uzak kaldığımız bir artısı olacaktır cebinde: sevgi-huzur...
2- Oktay Mahmuti'nin Türkiye'deki macerasını sonlandıran takıma gelişi önemli, onun için de her bakımdan ekstra motivasyon kaynağı... Aydın Örs'ün, tıpkı futbol Aykut Kocaman'ın yaşadığı gibi, henüz tam olarak adı ve görev sınırları belirlenmemiş bir pozisyonda çalışacak olması sebebiyle, onunla herhangi bir sınır karmaşası yaşamayacak yegane isimlerden biridir. Hatta mevcut şartlar düşünüldüğün "yeganedir" desek yanlış olmaz, kendisiyle Efes yıllarından çok hoşlaşmıyor olsak bile... Efes performansı da eleştirilir oldu hep Mahmuti’nin, ama orada yapılan yanlışların koç kaynaklı olmaktan çok öte, belli geleneklerden vazgeçmenin bedeli olduğu yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı. Mahmuti İtalya’da Benetton’un başına geçtiğinde takım karışıktı. Bir önceki sezon 12 puanı silinip Play-Off dışında kalmış, 2007-2008 sezonuna da 10 maçta 7 mağlubiyet ile başlamış bir ekip vardı. Mahmuti göreve 11. Hafta Siena maçı ile geldi, henüz 2 gün olmuştu takımın başına geçeli ve o maçı da kaybetti. Oktay Mahmuti’nin takımı devraldığındaki durumu 3-8 diye düşünecek olursak (18 takımlı ligde 15.’ydi), sezonun geri kalanını 13-10 ile tamamlamasına rağmen 1 galibiyet ile Play-Off’u kaçırdı. 2. Senesinde ligde normal sezonu 4. Bitirdi, ULEB’de çeyrek finale kaldı. Play-Off’ta Bologna’yi geçtikten sonra Siena’ya elendi, ULEB çeyrek finalde de yine bir başka şampiyon, Lietuvos Rytas’a kaybetti. 2 senede yaptıkları çok takdir gördü ki İtalya Ulusal Takım koç adayları arasında ismi geçiyordu. En başta da belirttiğim tablo içinde Mahmuti hamlesi mantıklı denebilir…
3- Şimdi takımın öncelikleri önemli olacak. Saha dışında Aydın Örs artısı etkili olacak, taraftar ilgisinde de gözle görülür bir artış olacaktır. Bu kısım garip gelebilir, “yahu Aydın Örs’e mi bağlı taraftar ilgili?” denebilir ama emin olun ki o süreçte çok kalp kırıldı. Haydi o kısmı tamamen unuttuk diyelim, bugün futbolda Aykut Kocaman’ı orada gördüğünde içi ısınan adam aynı şeyi Aydın Örs için hissediyor-hissedecek, bu sevginin mutlaka bir karşılığı olacak…
Saha içinde ise koçun tercihleri önemli. Tanjevic’in ne şartlarla gönderiliyor olduğunu bilemiyoruz, belki tazminatı, şu anda boşta olan 1 yabancı hakkını değerlendirmemizi engelleyecek kadar yüksek meblağlarda… Onun için koçun önceliği ilk etapta eldeki oyuncuları tekrar ayağa kaldırmak, Greer-Giricek-Kinsey üçlüsünü teme direkler yapıp bu üçlü etrafında dengeyi sağlamaya çalışmak olacaktır, en azından ben öyle düşünüyorum. Transfer elbette önemli ve gerekli, eğer kullanılma durumu varsa da benim ilk tercihim halen 4 numaradır. Aslında oyun kurucu takviyesi de elzem ama “koçu gönder”, “koç getir”, “4 al”, “1 al”… Aylardan Kasım, bir de “bütçe” denen bir kısıt var; sanırım istek şarkılarını sınırlandırmak gerekecek.
4- Kimsenin elinde sihirli değnek yok, “yürü be koçum” gazıyla da fark yaratamazsınız. TBL’deki çoğu maç için mevcut düzensizlik bile böyle bir motivasyonla tolere edilebilir belki, ama EL’de bu şekilde fark yaratmak zor. O yüzden bu ekibin başa geçeceği ilk maçta, ilk haftada mucize beklemesin kimse. Yine maç kaybedilecek, yine takımın eksikleri can sıkacaktır. Bu ekip tarafından ayarı kaçmış bir takım devralınıyor, beklentiler de buna göre şekillendirilmeli.
Resmi açıklama gelmeden böyle bir değerlendirme yazdık ama bakalım, genel hatlarıyla durum bundan ibaret bana göre. Mevcut tabloda önümüz daha açık diyebilirim, umarım yamulmayız.
21 Kasım 2009 Cumartesi
Güle Güle...
20 Kasım 2009 Cuma
Hocamızın Arkasındayız, Hem de Hepimiz!

Galatasaray maçı sonrasında bir yazı yazmıştım, birkaç konu aşağıda görebilirsiniz. Fenerbahçe’nin mevcut durumunun hiçbir şekilde göz ardı edilmemesi, gündemin değişmemesi gerektiğini, bundan en çok zarar görecek tarafın yine biz olacağımızı belirtmiştim. Benzer bakış açısıyla Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğunun bir yanılgı içerisinde olduğunu, Fenerbahçe’nin şu aşamadaki en büyük odak noktasının (çok heyecan verisi olsa da) Aydın Örs’ün kulüpte görev alma ihtimal ve gerekliliğinin vurgulanması değil, Bogdan Tanjevic’in ve bu kötü organizasyonun tamamen değişmesi gerekliliğini dillendirmek olduğunu belirtmiştim. Şubenin profesyonelce yönetilmeye, sevgiye, tekrar sevilmeye ve bütünlüğe ihtiyacı olduğu açık. Bunu yapabilecek, bu olayların hepsini kısa sürede toparlayabilecek en önemli isim Aydın Örs’tür. Görüşmeler olduğu bilinmeyen bir şey değil, onun için rahatlıkla yazabiliriz; şahsen ben, bu kadar ısrara ve içindeki kocaman Fenerbahçe sevgisine engel olamayarak inadının kırılacağını düşünüyorum. Ama başta da dediğim üzere Fenerbahçe’nin öncelikli derdi, mevcut yapıyı temizlemek, enkazı kaldırmak olmalı, zaten o enkaz kaldırılmadan da Aydın Örs ve herhangi bir koçun çalışması için gerekli ortam oluşamayacaktır.
Tanjevic’e bazı konularda kızamıyorum, daha doğrusu ona kızdığımdan daha fazla başkalarına kızıyorum. Bjelica isteyen adama Giricek, Green isteyen adama Greer veren ve “al, oynat” diyen suçsuz mu? Tanjevic’in de bu gibi durumlar sebebiyle daha sene başından beri bu takıma karşı bir aidiyet sorunu hissettiğini düşünüyorum. Belki Roma bütçeyi azaltmasa, bugün başlarında Gentile değil Tanjevic olacaktı; yazın yaşanan bu hesap kitap değişiklikleri de bu kopukluğu körüklemiş olabilir. Bu kısmı uzun tutmayacağım, zira bugüne kadar defalarca konuştuğumuz şeylerin tekrarı olacaktır.
Tüm bu komplo teorileri bir yana, takımın 2 buçuk senedir aynı eksiklerinin konuşuluyor olması, bu yola çıkılırken telaffuz edilen hedeflerden korkunç bir şekilde sapılması, oyuncu gelişimlerinin dahi sorgulanabilecek durumda olması (ki bu konuda Preldzic en çok tartışılması gereken isimdir) mevcut organizasyonun sıkıntılarını göstermektedir. Sürekli azalan taraftar ilgisi, geçen sene Roma maçında yaşanan strateji skandalı da saha dışındaki işlerin de düzgün gitmediğin göstergeleridir.
Bu tabloda, yönetimin de bu konudaki huzursuzluğu su yüzüne çıkmaya başlamışken halen bazı değişikliklerin yapılamıyor olmasının bir tek mantıklı sebebi geliyor akla: tazminat. Tanjevic, kendisine Fenerbahçe kapılarını açan sözleşmenin detayları sayesinde halen görevinde kalabiliyor büyük bir ihtimalle, böyle bir sözleşmenin yapılması, Ulusal Takım geleceğinin Fenerbahçe için de bağlayıcı olması gibi durumlara imza atan, bu ortamı yaratan yöneticilerin kendilerini çok ciddi bir sorgulamaya tabi tutmaları gerekiyor. Tanjevic’in olası tazminatı, onun olası ayrılığında takımın başına geçecek teknik ekibin maliyeti ve takımın mevcut eksiklerini gidermek için yapılması gereken transfer hamleleri düşünüldüğünde yönetimin önüne çok can sıkıcı bir tablo çıkıyor. Ne olur, nasıl çözülür bilemiyorum, bildiğim tek şey var ki bu bağ tamamen kopmuş durumda. Şu anda taraftarsız oynadıkları için şikayet edenler 2 hafta sonra o kırmızı koltukları arayabilirler. Bir yanda takımın durumu, diğer yanda işin maddi boyutu… Nasıl çıkılacak bu işin içinden? Aslında olaya el attığı bilinen Başkan’dan şöyle bir açıklama ilaç gibi gelir: Hocamızın Arkasındayız! Merak etme Başkan, biz de öyleyiz…
19 Kasım 2009 Perşembe
Ben Kendimim Uleeeyynnn

Zor günler Galatasaray için, akıl almaz bir işe imza atmışlar, bedeli de kuvvetle muhtemel çok ağır olacak. Çoğu yerde konuşuldu, üzerine bir şey söylemeye gerek yok; karikatür konuşsun...
İlave: Chemedya'da kullanılmış bu karikatür gün içinde, belirtmeden geçmeyelim. Akşam vakit ayırabilince banttan yayın yapıyor insan...
18 Kasım 2009 Çarşamba
Antrenmanda Bir Yabancı

17 Kasım 2009 Salı
Askrabic de Takımını Buldu
.jpg)
Lazaros Papadopoulos PAOK'ta

16 Kasım 2009 Pazartesi
Manyak mı Bu Adamlar?

1- Tanjevic'i savunan adam, Tanjevic'i eleştiren ve gönderilmesini isteyen adamın derdinin hala Aydın Örs olduğunu zannediyor, buna göre tavır alıyor.
Karışık gidiyorum, 2 üstteki paragrafa devam edeyim; "Neden Aydın Örs gitti?" sorusunu çoktan geçmiş durumdayız, geçmeliyiz. O iş yapıldı, bitti; "oldu, bitti" gibi olmasın, oradaki sıkıntı hiçbir zaman unutulmayacak ama bugün derdimiz, içinde bulunduğumuz organizasyonun, o günden sonra girilen bu yeni yolun başarısızlığıdır. Sorun sadece Tanjevic'te de değil, yahu geçen sene Roma maçında averaj hesabını yanlış bildiği için stratejik hata yaptı bu takım, skandaldı. Nedim Karakaş çıktı "Şöyle şöyle hesap" dedi, saçmaladı, maç da ona göre oynandı. Koca şubede, teknik heyette bir kişi aksini-doğruyu bilmiyordu, düşünün. Taraftar sayısı sürekli düşüyor ama bir Allah'ın kulu da çıkıp bunun nedenini sorgulamıyor, "sen şube olarak taraftar çekmek için ne yapıyorsun?" demiyor. Tamam, taraftar sütten çıkmış ak kaşık değil, biz de yakınıyoruz ilgi azlığından ama gelen adam da gelmez olmuşsa bir bakmak gerekmez mi? Oyuncu transferi yapılıyor ama kimin tercihi olduğu belli değil, koçun tercihine bıraksan hepten felaket olacağını bildiği için kimse bunu sorgulamıyor. Tanjevic diyor ki :"Bjelica 1 ay benimle çalıştı ama yönetimi ikna edemedim", koçuna inanmıyorsun o adam senin niye koçun? Oyuncunun yeterliliğine karar verecek kişi kimdir bu şubede?
Not: Birkaç notum olacak dünkü maça özel:
Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim...

Paylaşıyoruz…
Paylaşıyoruz…
Halkın takımı Fenerbahçemiz’in taraftarlarının oluşturduğu Vamos Bien taraftar grubu olarak taraftarlığın sadece tribünlerde olmadığını ya da hep gündeme getirildiği gibi kavga dövüş sahnelerinden ibaret olmadığını “Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim” adıyla düzenlediğimiz köy okullarına yardım kampanyasıyla gösteriyoruz.Taraftarız,tarafız,halkın tarafındayız,halkın yanındayız!
Zor şartlarda yaşayan,karda kışta üşüyerek,hasta olarak,karın tipinin altında kilometrelerce yolu yürüyerek okuluna gitmeye çalışan kardeşlerimizin yaşadığı zorlukları paylaşarak azaltmak istiyoruz.Altı delik ayakkabılarının, yırtık montlarının,yamalı pantolonlarının,olmayan defterlerin, kitapların, kalemlerin yerlerine yenilerini biz koyuyoruz..
Yeni alabileceğiniz gibi evinizde ya da çevrenizde bulunan kullanılmamış ya da atıl durumda olan ve ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin eksiklerini tamamlayabileceğimiz her türlü malzeme için desteğinizi bekliyoruz. Unutmayın ki Ankara’da,İstanbul’da ya da Doğu’nun ücra bir yerinde de olsa o köy bizim köyümüzdür ve o zorlukları yaşayanlarda bizim kardeşlerimizdir. Zorlukları alt etmenin, o çakmak çakmak gözlerin gülmesini sağlamanın yolu da paylaşmaktan geçer..
15 Kasım 2009 Pazar
Galatasaray Cafe Crown Maçı

14 Kasım 2009 Cumartesi
Güçlü, Çok Güçlü...

Ceza Düdükleri

2009-2010 ULEB Euroleague 4. Hafta

Toplu Sonuçlar
Fenerbahçe-Siena 83-87
Barcelona-Asvel 76-62
Cibona-Zalgiris 64-52
Avrupa basketbolunun zirvesinde A grubu maçlarının tamamı geçen Çarşamba oynandı. Bizi en çok alakadar eden maçta Fenerbahçe, İtalya'nın son zamanlarda, neredeyse tek söz sahibi takımı olan Siena'yı konuk etti. Sarı-lacivertlilerin son maçlardaki durumu ve Siena'nın bu seneki formu düşünüldüğünde herkes kulağını çekip “cuccuk” diyerek olası bir hezimetten korunmak isterken maç hiç de öyle bir maç olmadı. Birçoklarına göre galibiyeti kaçıran taraftı Fenerbahçe. Etkileyici bir ofansif zenginlikle maça başladı ekibimiz. Top olması gerektiği kadar sık içeri indi, dışarıdan ele geçen fırsatlar değerlendirilidi ve ilk çeyrekte Siena geçen haftakine benzer bir durumla karşılaşmadıysa bunda ev sahibinin savunma sıkıntısı ve tabii McIntyre'ın payı vardı. 30-21'den sonra ikinci çeyrekle beraber Siena savunmasını bir kademe yükseltti. 0-10'luk bir seriyle maç 32-31'e geldi fakat Fenerbahçe'de Serhat-Kinsey-Greer üçlüsü maçı istiyorlardı ve gereken direnci ortaya koydular. McIntyre ise onlara karşı tekti ama devreye gidilirken skorun 50-49 olmasını sağlamıştı bile attığı el üstü ve uzak mesafe üçlüklerle. McIntyre'ın çaldığı topla açılan 3. çeyrek esasen neyin gelmekte olduğunu haber ediyordu takımımıza. Karşılıklı atışmalardan sonra çeyreğin bitmesine yakın Siena ağırlığını koydu maça ve ufak da olsa bir farkla son kısma önde girdiler. Son bir direnç koyup rakibini yakalayan takımımız skor 67-68 iken yediği 0-10'luk bir başka seriyle hiç şans verilmediği halde kazanabileceği maçı rakibine kaptırmış oldu.
Hücum bakımından fena oynamadı Fenerbahçe. En azından top sıklıkla pota altına indi ve ne zaman oraya inse hemen fark edildi skor tabelasında. Fakat Giricek hiçbir katkı veremiyor. Serhat çok iyi oynasa bile 7-8 dakikadan fazlasını alamıyor. Ve dahi Ömer Aşık'ın acayip serbest atış yüzdesi devam ediyor. Maçta takımın yaptığı savunmayaysa hiç değinmiyorum. Yaptığı derken, lafın gelişi.
Fenerbahçe'de gecenin en etkili ismi Kinsey'di. Oyun anlayışına baktığımızda tam Siena'lık bir oyuncu olan Birleşik Amerikalı forvet maçı yüksek yüzdeyle 20 sayı, 5 hava topu, 3 sayı pası ve 1 top çalmayla tamamlayıp hiç top kaybı yapmadı. Ona 17 sayıyla Greer ve 14 sayıyla Oğuz eşlik etti. Konuktaysa gene her kritik maçta olduğu gibi McIntyre baş roldeydi. 25 sayıyla takımını sırtlandı, ucundan azıcık destekleyen 15 sayıyla Hawkins oldu.
Siena haftaya Barcelona'yı ağırlayacak. Gerçekten çok ilginç bir maç olmaya aday, sonucunu merakla bekliyoruz.
Grubun diğer maçında Barcelona Asvel'i ağırladı. Hiç de ummadığı sertlikte ve inatçılıkta bir Asvel'i karşısında bulan Barca, kendi evinde oynadığı halde inanılmaz zorlandı maçta. N'Dong ile oyunda kalan Barca buna karşın sahadaki tüm oyuncularından katkı alan Fransızlar karşısında ilk çeyrekte 15-22 gerideydi. Mücadelenin hiç dinmediği 2. çeyreğin sonundaysa skor ev sahibi lehine 42-39'du. 3. çeyreğin sonlarına doğru Asvel 52-53'e getirdiği skoru korumayı başarsa son haftaların en büyük sürprizlerinden birisi için mücadeleye devam edebilirdi ama Sada'nın 4. çeyrek başında ateşlediği Barcelona hücumları 12-2'lik bir seriyi beraberinde getirince Lyon ekibi havlu atmak durumunda kaldı ve ilk galibiyeti için önündeki maça odaklanmaya mahkum oldu. Ali Traore 20 sayı, 8 hava topuyla inatçı oyunun baş müsebbibiydi. Gelecek haftaki İtalya seyehati öncesi hoş olmayan sinyaller veren ev sahibindeyse en iyi gene Mickael'di 16 sayıyla. Onu 15 sayıyla Navarro destekledi.
Grubun son maçı, haftalardır oynadığı maçlarda defansif açıdan epeyce iyi bir takım olduğunu gösteren fakat buna ofansif güzellikler ekleyemediği için maçlarını kaybeden Cibona ile Zalgiris arasındaydı. Maça Hırvatlar etkin başlasalar da Brown'ın katkısıyla Zalgiris oyuna tutunmayı başardı. Devreye gidilirken tabelada 35-31 Cibona üstünlüğü bulunmaktaydı. İkinci devreye de hızlı giren Hırvat ekibi 10-0'lık bir seriyle epey büyük bir avantajın sahibi olsa da geri gelmeyi başaran Litvanyalılar maçın rahat bitmesine izin vermeyecek gibiydiler. Fakat gecenin en iyisi Marko Tomas sayesinde maçın sonlarına doğru oyundaki ağırlığını iyice arttıran Cibona skoru 61-48'e kadar getirdi ve maçı da üstün defansif performansıyla kazanmayı başardı. Tomas 14 sayıyla ev sahibini taşıyan oyuncuydu. Deplasman takımındaysa Begic 14 sayı, Watson 9 sayı, 12 hava topuyla önce çıktı.
Puan Durumu
Takım G M
Siena 4-0
Barcelona 4-0
Fenerbahçe 2-2
Zalgiris 1-3
Cibona 1-3
Asvel 0-4
Önümüzdeki Hafta
Zalgiris-Fenerbahçe
Asvel-Cibona
Siena-Barcelona
B Grubu

Toplu Sonuçlar
Olympiacos-Efes Pilsen 105-90
Rytas-Partizan 78-56
Orleanaise-Unicaja 74-86
Grubun ilk maçı Çarşamba gecesi Fransa'da oynandı. Kendi ligindeki haline aldırmadan Euroleague'de namağlup ilerleyen Unicaja, Orleanaise deplasmanına konuk olmaktaydı ve aynen ülkesinin bir diğer takımı Barca gibi onlarda inatçı bir “zayıf takım” la karşı karşıyaydılar maçın başlarında. Fakat ilk çeyreği önde kapayıp 2. çeyreğin ortalarına kadar bu durumu, farkı arttırarak muhafaza eden Orleanaise daha sonra başına gelen korkunç hadiseyi oturup düşünecektir top yekün. Taquan Dean'le alev alan Unicaja hücumları skor 28-20'yken devreye 28-42 gidilmesini sağladı. Bu, 0-22'lük, Euroleague gibi bir organizasyonda çok da sık görülmeyen bir seriye işaret etmekteydi devreden önce. Zaten bu saatten sonra da bir geri dönüş mümkün olamadı Fransız takımı için. Ludovic Vaty 15 sayı, 10 hava topuyla elinden geleni yaptı ama Malaga'nın şutörü, bu sıfatın hakkını fazlasıyla veren Dean maçı 7/12 3 sayıyla 30 atarak noktaladı.
Maçtan sonra Malaga'nın attığı 16 üçlükten etkilendiğini söyleyen Philippe Herve'ye sormak gerek: “O sırada sen neredeydin ağabey?”
Efes Pilsen gibi bir takımın “Abi biz Olympiacos'u hep yeniyoruz ki” mantığında taraftarları olduğunu görmek gerçekten de enteresan. Harcadığı paranın haddi belli olmayan, NBA'de kalbur üstü olmuş birden çok oyuncusu bulunan, çakallar çakalı bir koç, kurtlar kurdu bir gardı da bünyesinde barındıran Pire ekibi Efes'i ağırladığı gecede 3. çeyrekte maçı kazandı ve bu söylemler için artık vaktin dolduğunu vurguladı. Efes maça olabilecek en iyi şekilde başladı ve devre biterken de skor olarak, fazla farklı olmasa da öndeydi. Ancak defansif manada SOS verdikleri de gözden kaçmıyordu, akabinde Kırmızıların 30 sayılık 3. çeyreği geldi. Fark giderek açıldı ve Efes, en son ne zaman bu kadar sayı yediğini hatırlamadığım 105 sayılık bir mağlubiyet aldı. Maçın ikinci devresinin skoru 59-42 dersem sanırım durumun vehameti ortaya çıkmış olur. Yunan takımını Bourousis sadece 12 dakikaya şut kaçırmadan ve 9/10 serbest atışla 23 sayı sığdırarak sırtladı. Kleiza 20 sayı, 11 hava topu yaparken Vasilopoulos da 18 sayı ekledi takım hanesine. Efes'teyse Rakocevic'in 15 sayısına Kasun 15 sayı, 12 hava topuyla katkı verdi. Kağıt üstünde %50 3s, %56 2s atan Efes'in yüzdeleri nasıl böyle bir mağlubiyete uğradığını göstermiyor. Ama ya 20 top kaybı ne olacak?..
Grubun diğer bir maçı da Litvanya'da oynanan Rytas-Partizan maçıydı. Nadasa bırakılmış Sırp ekibi neredeyse maç boyunca hiç direnç göstermedi ve Rytas 44-39'la girdiği devreden sonra vites arttırıp yakaladığı 10-0'lık seriyle maçı rahat rahat aldı. İlker'in adamı Gecevicius 19 sayıyla sivrilen oyuncuyken ev sahibinde, konuk takımda McCalebb'in 16 sayısına Maric 16 sayı, 10 hava topu ekledi. Partizan'ın yaptığı 23 top kaybı ve bulabildiği sadece 2 üçlük maçın da kısa özeti gibi aslında. Bakalım sempati duyduğumuz bu TAKIM bu seneye ne gibi artılar sığdırıp seneye nasıl bir yapılanma içinde olacak?..
Puan Durumu
Takım G M
Unicaja 4-0
Olympiacos 3-1
Rytas 3-1
Efes Pilsen 1-3
Partizan 1-3
Orleanaise 0-4
Önümüzdeki Hafta
Efes Pilsen-Orleanaise
Unicaja-Rytas
Partizan-Olympiacos
C Grubu

Toplu Sonuçlar
CSKA-Olimpija 79-69
Maroussi-Caja Laboral 86-103
Roma-Maccabi 90-92
Grubun ilk müsabakası yıkılmayan adam mı yoksa boynu bükük mü olacağına karar veremeyen CSKA'nın kesin boynu bükük olan Olimpija'yı konuk etmesiydi. Geçen seneki kadrosundan ciddi pota altı kayıpları yaşayan fakat kısa rotasyonunun bir sene daha yaşlanması dışında korunduğu Rus zengini geçen hafta, epeyce uzun yıllar sonra ilk kez 1-2 gibi bir galibiyet-mağlubiyet oranı tutturmuştu. Fakat konuk ettikleri Slovenlerin durumu daha berbattı. Geçmişini mumla arayan Olimpija, Rusların hızlı girişine engel olamayınca ilk çeyrekte skor 30-15 oldu. Bundan sonra zaten geri dönmek çok zordu ve 11 sayılık devre avantajını muhafaza etmeyi başaran CSKA maçı da 10 sayı farkla kazanmayı başardı. Langdon 19 sayıyla öne çıkarken Siskauskas ona 18 sayıyla eşlik etti. Khryapa'nın 10 sayı, 8 hava topu ve 8 sayı pası da etkileyiciydi. Olimpija'daysa sezonun iyisi Walsh 21 sayıyla performansını devam ettirirken Becirovic istenileni verememeye devam ediyor. Galibiyete rağmen Evgeny Pashutin'in kolduğu sallantıda. Takımın şaşaasından çok şey yitirdiği herkesin malumu ve grup da hiç kolay değil göründüğü kadarıyla.
Aynen Fenerbahçe gibi seyirci sayısında sıkıntı yaşayan Yunan takımı Maroussi, bask bölgesinden Caja Laboral'ı konuk etti diğer bir maçta. Önde başladıkları ilk çeyrekte Ribas ve Splitter'i durduramayıp yedikleri 0-11'lik seriyle daha ilk çeyrekten havlu atan Yunanlılar bir ara dirilecek gibi görünselerde tecrübe farkını hemen her an hissettiren güçlü rakiplerine kolay bir galibiyeti hediye etmekten kaçınamadılar. Her iki devrede yedikleri 52 ve 51 sayıya 46 ve 40 sayıyla mukabele etmeleri seyirciye bol skor izletmekten başka bir işlerine yaramadı. Maç boyu 14/22 gibi muazzam bir üç sayıyla oynayan Basklılarda English 17 sayıyla başı çekti. 16'şar sayıyla San Emeterio ve Teletovic ona yardım eden isimlerdi. Ev sahibindeyse Kaimakoglu 23 sayıyla maçı noktaladı. Bartzokas maçtan sonra defansif sorunlardan dem vururken -100 sayıyı aşmış rakip, daha ne desin? - Ivanovic'in de aynı sorundan yakınması ilginçti. 103 sayı iyi de yenen 86 hoş değil onlar adına
Grubun zirvesini yakından ilgilendiren maçtaysa Roma, Maccabi'yi ağırladı. Ama ne ağırlama... İsrail ekibinin iyi başlangıcına hemen reaksiyon gösteren eski lider ilk çeyreğin berabere bitmesini sağladı. Çekişmenin devamında devreye 33-35 giren Maccabi 3. çeyrekte çok zorlandı ve son çeyreğe 8 sayı geride girdi. İşler İtalyanlar için iyi gidiyordu ve liderlik perçinlenecek gibiydi fakat Andersonla direnen Maccabi son anların heyecanlı geçmesini sağladı. Önce karşılıklı değişilen serbest atışlarla bitime 20 saniye kala skor 71-70 oldu. Jabeer çizgiden bir sayı buldu, Anderson kaçırdı fakat Jabeer bir sayı bulmakta ısrarcıydı: 73-70... Son hücumda faul yapmayı tercih etmeyince Roma, dipten Anderson'un pasıyla üçlüğü bulan Wisniewski uzatmayı gösteriyordu. Ekstra zamanda daha etkili gibi görünen İsraillilere cevabı yetiştiren Roma son 21 saniyeye 90-90 girdi. Eidson 2'de 2 yaptı ve son topu çok zorlayarak kullanan Jabeer kaçırınca bu müthiş fırsatı elinden kaçırmış oldu başkent ekibi. Anderson 27 sayıyla İsrail şampiyonunu sırtladı. Winston ev sahibi için 21 sayı yaparken Jabeer de 20 sayı ekledi kağıda lakin kritik anda takımının maçı kaybetmesinin de sorumlusu oldu bir nevii... Gershon ilk devre kaybedilen 13 topa işaret ederken Nando Gentile'nin son Maccabi hücumunda yapılmayan faulden bahsetmeyip “Bu zamana kadar iyi geldik Euroleague'de, şimdi biraz da İtalya ligini toparlayalım. Seyirci bizi alkışladı filan falan...” tarzı açıklaması da yadsınasıydı.
Puan Durumu
Takım G M
Maccabi 3-1
Roma 3-1
Caja Laboral 3-1
CSKA 2-2
Maroussi 1-3
Olimpija 0-4
Önümüzdeki Hafta
Olimpija-Roma
Maccabi-Maroussi
Caja Laboral-CSKA
D Grubu

Toplu Sonuçlar
Oldenburg-Real Madrid 61-104
Prokom-Panathinaikos 65-75
Milano-Khimki 68-72
Grubun ilk maçına gelenler, gene 100'lük olan bir başka ev sahibine tanıklık ettiler. Oldenburg Real Madrid'i yenmeyi düşünmüyordu belki maçtan önce ama katlanmayı da umduklarını söyleyemem. İlk çeyrek 16-28 bittiğinde maçın şekli de az çok belli olmuştu. Real Madrid'i izlemeye gelen Almanlar olduğunu düşünürsek seyirci de çok rahatsız değildi zannımca bu ofansif şovdan. 37-58'le devreye giden takımlar son çeyreğe 50-85 girdiler. Real Madrid'de 11 oyuncu skora katkı yaparken bunlardan 6'sı çift hanelere ulaştı, Darjus Lavrinovic başı 18 sayıyla çekti. Almanlarda 16 sayıyla Foster sivrildi. Maçtan sonra Oldenburg koçu Predrag Krunic “Oyuncularım Madrid oyuncularına biraz fazla saygı gösterdiler, doğru düzgün savunulmadan bile 4 top kaybettik” diyerek mücadele ve motivasyon eksikliklerine dokundurdu oyuncularının. Messina ise bu felakete rağmen oyuncularını neşelendirmeye çalışan seyirciye selam etti.
Grubun ikinci maçı Polonya'dan şen dönen Panathinaikos'undu. 3 yıldır elle tutulur bir başarısı olmayan Prokom en azından iç sahada güçlü takımlara karşı diş göstermek istiyor ama başaramıyor. 13-25 bitince ilk çeyrek, maçın da gidişatı belli olmuştu. Bir ara toparlanır gibi olsalarda devreye 33-45 girilip bir de Pana 3. çeyrekte ivmelenince maçın akıbeti de değişmedi. Ev sahibinde Jagla 22 dakikaya sığdırdığı 17 sayıyla direnmeye çalışanların başındaydı ama verimliliğiyle meşhur Pekovic'in kendi performansının altında olsa da gene de iyi sayılabilecek 17 sayısına Nicholas'ın da 17 eklemesiyle Yoncalar evlerine şen döndüler. Obradovic defansif sertlikten ve ciddiyetten oldukça memnundu maçtan sonra. Ne de olsa epeyce çekişmeli bir gruptalar.
Milano-Khimki maçı gibi kritik bir müsabakaya sahne olan D grubunda İtalyanlar hiç de istedikleri bir pozsyonda değiller. Onlar için hedef maç olabilecek bir maçı ellerinden kaçırdılar ve averajla da olsa grubun sonuna yerleştiler. Maça daha iyi giren Moskovalılar olsa da geriye hemen bir dönüş yapan Milano ilk çeyrekte ufak bir üstünlük kurdu. İkinci çeyrek başında yediği 10-2'lik seriye bu sefer hemen reaksiyon veren Ruslardı ve devre 35-31 sona erdi. 3. çeyrekte Langford'un etkili olmasıyla öne geçen Khimki 4. çeyreğin başında 0-10'luk bir seriyle maçı alacağını belli etti. Son geri dönüşüyle farkı 3'e kadar indirse de ev sahibi, son anlarda faul atışlarında sıkıntı yaşamayan Ruslar evlerine şen döndüler. Bu galibiyet Khimki'yi ilk üç yolunda epeyce umutlandırdı. Milano ise kendisini hiç ummadığı bir yerde buldu. Langford konuk takımı 17 sayısıyla taşırken İtalyan ekibinde Finley 19 sayı buldu.
Puan Durumu
Takım G M
Panathinaikos 3-1
Real Madrid 3-1
Khimki 3-1
Oldenburg 1-3
Prokom 1-3
Milano 1-3
Önümüzdeki Hafta
Khimki-Prokom
Panathinaikos-Oldenburg
Real Madrid-Milano
Kayda değer performanslar
+Taquan Dean (Unicaja) 30 sayı (7/12 3s), 4 hava topu, 2 top çalma
+Ioannis Bourousis (Olympiacos) 12 dakika, 23 sayı (4/4 2s, 2/2 3s, 9/10 1s), 29 verimlilik puanı
+Caja Laboral – 14/22 3s
İstatistik
Verimlilik
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Darjus Lavrinovic Real Madrid 4-29
Matt Walsh Olimpija 4-26
Romain Sato Siena 4-21.5
Pete Mickael Barcelona 4-21
Linas Kleiza Olympiacos 4-20
Sayı
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Matt Walsh Olimpija 4-24.5
Taquan Dean Unicaja 3-22
Darjus Lavrinovic Real Madrid 4-21
Nikola Pekovic Panathinaikos 4-19
Je'kel Foster Oldenburg 4-18.3
Hava Topu
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Travis Watson Zalgiris 4-10.5
Joel Freeland Unicaja 4-8.8
Linas Kleiza Olympiacos 4-8.5
Aleksandar Maric Partizan 4-7.5
Ali Traore Asvel 4-7.5
Sayı Pası
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Terrel McIntyre Siena 4-7.8
Omar Cook Unicaja 4-6.8
Bojan Popovic Rytas 4-6.5
Theodoros Papaloukas Olympiacos 4-5.5
Vassilis Spanoulis Panathinaikos 4-5.5
Top Çalma
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Ibrahim Jabeer Roma 4-3.3
Jamont Gordon Cibona 4-3
Chuck Eidson Maccabi 4-3
Mindaugas Lukaiskis Asvel 4-2.5
Terrel McIntyre Siena 4-2.3
Top Kesme
Oyuncu Takım Maç Ortalama
D'or Fischer Maccabi 4-2.3
Stephane Lasme Maccabi 4-2
Darjus Lavrinovic Real Madrid 4-1.8
Tadas Klimavicius Zalgiris 3-1.7
Pape Sow Prokom 4-1.5
12 Kasım 2009 Perşembe
Gerçek mi yanılsama mı?..

Çoğu kişi için dün oynanan Siena maçı Fenerbahçe'nin bu sezon oynadığı en iyi maçtı. Buna en azından hücum performansı için katılabilirim. Lakin bir maçı sadece hücumla değerlendirirsek, üstelik değerlendirdiğimiz takım da bir Euroleague takımıysa orada bir durmak gerek.
Dün Fenerbahçe ilk çeyreğe 30 sayı sığdırarak başladı. Çok mu güzel?.. Değil. Geçen hafta aynısını Asvel de başarmıştı. Hücumda güzel olan çeşitlilik, topun içeri sıkca inmesiydi. 30 sayı atarken fakat, 21 yiyorsanız ortada bir koş koş tadından fazlası olmuyor. Ve bu performansı maç geneline yayamayıp sürekli düşüyorsanız ve dahi en kapasiteli hücum oyuncunuz hiç birşey veremiyorsa orada da bir durmanız lazım düşünmek için. Nitekim Siena ikinci çeyrekte maçı alacağını çok net belli etti. Üstelik bunu Lavrinovic olmadan başardılar.
O konuda da konuşalım. Siena için aslında kilit önemde bir oyuncu Ksistof. Zira dış oyuncularının etkinliği biraza da bu eli düzgün uzunun dışarı etkinliği kapasitesinden ve savunma gayretinden geliyor. Fakat savunmada Fenerbahçe Lavrinovic yokken Siena'dan 87 sayı yemeyi başardı. Düşünün, içeriyi çok iyi kullanamayan takıma, habire karavana atan Stonerook'a rağmen.
Normal şartlarda bütçe ve kadro düşünüldüğünde Siena'yla, üstelik de tam kadro iken hem İtalya'da hem de burada başabaş oynaması gereken takım azıcık direnç gösterdi diye sevinecek miyiz? Yenilen 87 sayı için birşeyler düşünmeden mi hem de?..
Bana göre dünkü maç yanılsamanın ta kendiydi...
10 Kasım 2009 Salı
WWW.REZILRESMISITE.ORG

James White Rusya'da

09 Kasım 2009 Pazartesi
Yapsa Yapsa Blatt Yapar...

İtinayla Kılıf Uydurulur...

08 Kasım 2009 Pazar
Teşekkür

Kral'ın Gidişi

2009-2010 ULEB Euroleague 3. Hafta

A Grubu
Toplu Sonuçlar
Fenerbahçe-Cibona 67-62
Zalgiris-Barcelona 70-77
Asvel-Siena 65-82
A grubunun zirvesi, iki faşo ağanın bir biriyle oynayacakları maçlar gerçekleşmeden tam şekillenmeyecek, bu belli fakat daha açık, seçik belli olan, ilk ikinin doğrudan talibi olan Siena ve Barcelona'nın oynadıkları oyun ve kadro yapıları itibariyle grubun diğerlerinden iki kademe yukarıda oluşları. Zalgiris deplasmanına konuk olan Barca, kendisini fazlaca sıkmadan 3. galibiyetine uzandı. Karşılıklı basketlerle geçen ilk çeyrekte 21-23 üstün olan konuk takım, seyircinin tamamen doldurduğu salonda maksimumunu vererek oynayan ev sahibine karşı deplasmanların coşkun forveti Mickael ile üstünlüğü kaptırmazken, 3. çeyrek sonlarında arttırdığı ivmeyle farkı çift hanelere çekti ve son anlarda bir silkinişe geçen rakibine yakalama fırsatı vermeden evine mutlu döndü. Pete Fenerbahçe deplasmanı gibi Litvanya'da da takımın en iyisiydi. 22 sayıyla maçı noktaladı. Ev sahibindeyse Begic 20 sayıyla çabalayanlar arasında en baştaydı. Ona 17 sayılık katkı yaşlı ama güzel oyuncu Marcus Brown'dan geldi.
Klasik deyimle Asvel galibiyetinin anlam kazanması için Cibona'yı yenmesi gereken Fenerbahçe, bu amacına ulaşarak Barca ve Siena'nın hemen arkasına kapağı atmış durumda. Herşey güzel, hoş da, Fenerbahçe'nin bir türlü ritm bulamayan hücumu ve istikrar gösteremeyen savunması ne olacak denirse, cevap maalesef yok. Greer istediği sürenin yarısını alıyor, Giricek bir türlü beklenen seviyeye çıkamıyor, Seolomon'un olmayışıyla 1 numara rotasyonu (ne, rotasyon mu?) çok tekleyecek gibi görünüyor... Cibona'ya karşı bu derece zorlandıysa sarı kanarya, Siena'ya karşı ne yapacak top getirirken? Maça iyi başlayan temsilcimiz savunmada fena değil gibiyken hücumda boş şutları kaçırıp organizasyondan uzak oynayınca çeyrek 11-18 Hırvatların oldu. Fakat 16-0 gibi muazzam bir seriye sahne olan 2. çeyrek işlerin olması gerektiği gibi olacağına işaret ediyordu fakat bir anda tekrar rüzgar tersine döndü ve farkı bir ara 10 sayıya çıkaran sarı lacivertliler devreye beraberlikle girdi. İvmeyi ve daha sonra maçı lehimize çeviren 40 yaşındaki kaptan olunca bu takımın niteliğini daha çok sorgular oluyor insan. 3 adet temiz üçlükle Masic yaşlandığını ama eskimediğini ve yenilmediğini gösterdi. 49-42 biten 3. çeyrekten sonra maç kolaylandı. Elektrik sorunu yüzünden 4. çeyrekte 15 dakikalık bir ara verildi ve son anlara takım 9 sayı önde girdi. Farkı daha da arttırabilir miyizi sorarken herkes cevap tatsız oldu Cibona'dan. Tanjevic'in attığı su şişesinden çıkan suya basan Greer'in kaptırdığı topla Cibona farkı 5'e çekti. Hoş, şu haliyle bu durum Cibona'nın zaten işine yaramaz ama Fenerbahçe açısından her maç değişik bir komedya-trajedya biçiminde zuhur etmeye devam ediyor, onu ne yapacağız?.. Oğuz Savaş 14 sayı, 10 hava topuyla takımın iyisiydi. Lakin Giricek ve Greer'in 18'er dakika almalarına ne demek gerek, bilemiyoruz. Konuk ekipte Gordon 15, Graves 14 sayıyla direnen isimler oldular. Bakalım Kanarya bu hafta Siena ile ne tarz bir drama oynayacak? Siena da bu sene daha bir acayip Allah'lar korusun...
Ha, ne diyorduk. Siena, evet. Onlar da enteresan bir gövde gösterisini Fransa'da sergilediler bu hafta. Asvel'in İtalyanlara karşı maçtan önce bir galibiyet beklentisi var mıydı bilinmez ama ilk çeyreğin son saniyelerinde skor 29-8 olunca “noluyor lan?” ın Fransızcası salonda yanklılanmıştır eminim. Ama tabii karşılarındaki takım Fransa 2. lig takımı değil. Hal böyleyken farkı 21'e çıkarınca
“noluyor lan?” diyen Fransızlar, 2. çeyrekte sadece 3 sayı atarak bu alandaki rekoru egale edince de (bir önceki rekor da Efes Pilsen'inmiş bu arada Le Mans'a karşı) Siena'ya yakalandılar ve “esas şimdi noluyor?” diye içecek filan almaya gittiler devre arası, malum boğazlar kurumuştur. “Abi madem tokadı vurdum, bir iki de tekme ekleştireyim de israf olmasın” diye Siena'nın atletik ve aç kurtları farkı 3. çeyrek sonunda 11'e, maç sonunda da 17'ye çekerek fantastik bir deplasman galibiyetine imza attılar. İlk çeyreğinde 29 sayı yediği maçı 65 sayı yiyerek kazanan korkunç bir takım Siena. Keşke bu hafta başka takımla oynasalardı. 23'ü ikinci devre olmak üzere 33 sayı atan Afrika'lı Sato geceye damgasını vuran oyuncuydu. Ev sahibindeyse Dixon 20 sayıyla maçı noktaladı. Maçtan sonra böyle bir 2. çeyrek beklemediğini söyleyen Asvel koçu Vincent Collet'e "Sen onu bir de Cibonalılara sor" demek istiyorum. Sanki öyle bir ilk çeyrek bekliyormuş da... Hayret bir olgu...
Puan Durumu
Takım G M
Siena 3-0
Barcelona 3-0
Fenerbahçe 2-1
Zalgiris 1-2
Asvel 0-3
Cibona 0-3
Önümüzdeki Hafta
Fenerbahçe-Siena
Barcelona-Asvel
Cibona-Zalgiris
B Grubu

Toplu Sonuçlar
Olympiacos-Rytas 97-73
Unicaja-Efes Pilsen 93-88
Partizan-Orleanaise 78-71
Grubun açılış maçı, bütçesi oynadığı oyuna pek de yansımayan Yunan Olympiacos'un nağmağlup Rytas'ı konuk etmesiydi. Maçın daha açılışında taraftarın da etkisiyle gaza gelen Pire takımı Childress'in 10 sayısıyla ilk çeyrekte farkı 10 sayıya çıkardı. 2. çeyrekteyse gaza gelen, hakkında aldığı hayvani paranın hakkını verecek mi diye sorulan Kleiza'ydı. Bu çeyreğe de o, 12 sayı sığdırınca fark epeyce açıldı ve Rytas için minimum 12 sayıdan işlem gördü. Böylelikle barış ve Dostluk Spor Salonu kolay bir Olympiacos galibiyetine sahne olmuş oldu. Böylece geçen haftayı telafi eden Yunanlılarda Kleiza 20, Childress 18 sayıyla mücadeleyi noktaladılar. Teodosiz de hiç kaçırmadan 12 dakikaya 12 sayı, 4 sayı pası sığdırdı. Konuk Litvanyalılarda Bjelica 16, Jomantas 15 sayıyla öne çıkan isimlerdi. Maçtan sonra Kurtinaitis'in “Olympiacos şöyle iyi, böyle güçlü, zaten başlamadan kazanmışlardı” tarzı açıklamaları da enteresan. Sen kendi takımına baksana ağa?..
Grubun bir gün sonra oynanan diğer maçında temsilcimiz Efes Pilsen, Malaga deplasmanına konuk oluyordu. Çok da istedikleri gibi geçmeyen ilk devrenin ardından daha beterini 3. çeyrekte gören lacivertliler 17 sayılık bir farkla geri düşmüşlerdi ki Ender Aslan olaya müdahale etme ihtiyacı duydu. Takımı ateşledi, verdiği sayı paslarıyla gelen seriler 4. çeyrekte bir ara öne bile geçmelerini sağladı. Son 2 dakikaya girerken skor 73-73'dü ve işin ilginci maç da böyle bitti. Ama uzatma periyodu temsilcimiz için tam bir kabus oldu. 5 dakikaya sığan 4 Malaga üçlüğü işi bitirdi ve bu çok kritik maçtan eli boş döndü Efes. Taquian Dean 17, Joel Freeland 15 sayı, 9 hava topuyla oyunu bitirdiler. Onlara epeyce de çift hane katkı geldi. Efes'te ise Thornton 19, Kaya ve Nachbar 17 sayı attılar. Fakat Kaya son anlarda 2 kritik serbest atış kaçırarak herşeyi berbat etti.
Grubun son maçıysa iki en zayıf halka arasındaydı. Etkileyici sezonlarının arasına, o sezonları sırtlayan oyuncuları nakite çevirerek nekahat dönemleri yerleştiren Partizan, bu sene de böyle bir nekahat döneminde. İlk üç maç sonunda diş geçirebildiği tek takım Fransız Orleanaise. Onu da ancak evlerinde oynadıkları maçın son anlarında başarabildiler. Dengeli geçilen ilk çeyrekten sonra ufak bir farkla soyunma odasına önde gitti Partizan. Fakat 4. çeyrek başlarken fark sadece 2 sayıydı. McCalebb'in istekli oyunuyla fark açılsa da skoru 74-71'e getirmeyi başaran Fransızlar umutlandılar lakin Maric son sözü söyleyen oyuncu oldu aldığı kritik hücum hava topuyla. Maçı 18 sayı, 9 hava topuyla noktalayan Maric'e en büyük katkı McCalebb'den geldi 15 sayıyla. Konuktaysa Doellman 16 sayı, 8 hava topuyla mücadele etti.
Puan Durumu
Takım G M
Unicaja 3-0
Olympiacos 2-1
Rytas 2-1
Efes Pilsen 1-2
Partizan 1-2
Orleanaise 0-3
Önümüzdeki Hafta
Olympiacos-Efes Pilsen
Rytas-Partizan
Orleanaise-Unicaja
C Grubu

Toplu Sonuçlar
Maccabi-CSKA 71-54
Maroussi-Roma 71-83
Olimpija-Caja Laboral 76-82
Grubun ilk maçında Roma, seyircisiz ve değişik bir takım olan Yunan Maroussi'ye konuk oldu. Bulduğunu değil, umduğunu yiyen İtalyanlar mühim bir galibiyetle evlerinin yolunu tuttular ama daha önemlisi bu galibiyetin, kendilerini hiç sıkmadan gelmiş olması. Yunanistan gibi ekol sahibi bir ülkenin takımı için düşündürücü bu vaziyet. Roma maça çok iyi başladı, farkı 10 sayıya çıkardı, 3. çeyrekle beraber oyunu kontrol edip son çeyrekte de rahatça maçı noktaladı. CSKA ve Caja Laboral galibiyetlerinin ardından normal bir sonuçtu bu. Efektif bir oyunla 16 sayı kaydeden Winston Roma'nın en etkili oyuncusuydu. Ona 14 sayıyla Jabeer eşlik etti. Kendisinin 7 sayı pası ve 3 de top çalması var ayrıca. Ev sahibindeyse Jamon Lucas 15 sayıyla direnen isimdi.
Grupta devlerin kapışması olarak niteleyebileceğimiz diğer maç Maccabi'nin CSKA'yı konuk etmesiydi. Ancak maç, hiç de ismine yakışır şekilde bir maç olmadı. Daha ilk çeyrekte hemen on sayı öne fırlayan İsrail şampiyonu daha sonra hiç arkasına bakmadan maçı alıp götürmeyi başardı. Maçın ilk çeyreğinde 7 sayıda kalan CSKA, Hiçbir çeyrekte rakibine üstünlük kuramazken toplamda 24 top kaybı ve 3/21 3 sayı yüzdesiyle maçı bitirdi. Eidson 16, Lampe 15 sayıyla öne çıktılar Maccabi'de. CSKA'da ise göze batan sadece Siskauskas'ın 12 sayısı. Maçtan sonra Gerson'un “Defansla da maç kazanabileceğimizi gösterdik” açıklaması bana birazcık politik gibi geldi yalnız, belirtmekte fayda var.
Grubun son maçındaysa Caja Laboral, her zaman kazanmaya alışık olduğu Olimpija deplasmanından gene zaferle döndü fakat bu kazanç onlar için, çok da kolay olmadı. Maça iyi başladı Bask ekibi ve ilk çeyrekte 7 sayı olan üstünlüğünü 2. çeyrekte 11'e kadar çıkardı. Fakat maçın ilk yarısında 7 sayı üreten Matt Walsh ikinci yarıda coşmaya karar verince fark eridi ve bir ara Olimpija öne bile geçti. Fakat son sözü söyleyen Caja'nın gardı Huertas oldu ve İspanyollar, en azından şimdilik CSKA'nın durumuna düşmekten kurtuldular. Huertas 21 sayıyla takımını taşırken e sahibinde geceye damga vurabilecek bir performans ortaya koyan ve ikinci yarı 20 sayı kaydeden Walsh 27 sayıyla maçı noktaladı. Vidmar'ın da kısa süreye 8 sayı sığdırdığını söyleyelim.
Puan Durumu
Takım G M
Roma 3-0
Maccabi 2-1
Caja Laboral 2-1
CSKA 1-2
Maroussi 1-2
Olimpija 0-3
Önümüzdeki Hafta
CSKA-Olimpija
Roma-Maccabi
Maroussi-Caja Laboral
D Grubu

Toplu Sonuçlar
Khimki-Oldenburg 77-72
Prokom-Milano 88-83
Real Madrid-Panathinaikos 80-70
Evinde Real Madrid'i yenerek Euroleague'e fiyakalı bir başlangıç yapan Khimki'nin bu havasını, Almanya'dan gelen bir şampiyon neredeyse söndürüyordu geçen Çarşamba. Eğer maçın sonlarında yaşadıkları faul sorunu ve Khimki'nin müstesna serbest atış yüzdesi biraz farklı olsa, Rusya deplasmanından bir galibiyet çıkarmaları çok olasıydı. Hem de önemli olacaktı zira haftaya Madrid'i konuk edecekler ve yenemezlerse üst üste 3. mağlubiyetleri olacak. Maça ev sahibi hızlı başladı ve 15-3'ü buluverdiler. Fakat iş disipliniyle tanınan Almanların bir cevabı vardı ve devreye 7 sayı önde girecek kadar öz güven sahibiydiler. Khimki mücadele koyup öne geçse de tamamı Je'Kel Foster'dan gelen 10 sayı ve Carter 'ın üçlüğüyle son çeyrekte skor bir ara 55-62 oldu. Ama faul sorunu baş gösterince Alman ekibi daha fazla direnemedi ve maçı da zorla kaybettiler. Ev sahibine maçı getiren kariyer maçını oynayan Jankunas oldu 23 sayıyla. Deplasman takımındaysa Foster 17 sayıyla mücadeleyi noktaladı.
Günün bir diğer maçında Polonya şampiyonu Prokom, Milano'yu konuk etti. Şiddetle galibiyete ihtiyaç duyan ev sahibi ilk çeyreğinde 9 sayı geriye düştüğü maçı ikinci çeyrekten itibaren ivmelenen bir ofansif performansla kazanmayı bildi. 4 sayı önde girdikleri devreye farkı koruyarak devam eden Prokom'da günün yıldızı Logan'dı. Maçın ilk yarısına 17 sayı sığdıran Amerikalı gard maçı da 23 sayıyla noktalayıp takımına ilk zaferi hediye etti. Ona en büyük destek 15 sayı, 10 hava topu, 3 sayı pası, 3 top çalma ve 2 top kesmeyi top kayıpsız gerçekleştiren Sow'dan geldi. Konuk Milano'da ise Finley 25, Petravicius 20 sayıyla ellerinden geleni yaptılar ama yeterli olmadı.
Grubun en önemli maçı Madrid'de iki doğrudan F4 adayının kapışmasıydı. Madrid ekibinde Messina'nın varlığı iyiden iyiye hissedilmeye başlandı; nasıl ki Rusya'da yokluğu dibine kadar hissediliyorsa. Maça şampiyon gibi başlayan Panathinaikos hemen her pozisyonda Pekovic'i bularak karşılaşmanın ilk anlarını kolayca domine etti. Lakin Madrid ekibi ikili sıkıştırmalarla bu etkinliğe son verip 2. çeyreğin başlarındaki 12-23 skorunu beğenmediğini vurguladı ve Panathinaikos gibi bir takımı devrenin son 8 dakikasında sayısız bırakıp 34-28'le soyunma odasına gitmeyi başardı. Sonrası ise yavaştan açılan fark ve Real'in kontrolünde geçen bir oyundu ve bu sonuçla İspanyollar zirve iddialarına devam ettiler. Kaukenas 17, Lavrinovic 15 sayıyla takımlarını sırtlarken Pekovic'in 22 sayısı Yunan takımına yetmedi. Bu grup gerçekten enteresan. Galibiyeti ve mağlubiyeti olmayan takım mevcut değil.
Puan Durumu
Takım G M
Panathinaikos 2-1
Real Madrid 2-1
Khimki 2-1
Oldenburg 1-2
Prokom 1-2
Milano 1-2
Önümüzdeki Hafta
Oldenburg-Real Madrid
Prokom-Panathinaikos
Milano-Khimki
Kayda değer performanslar
+Romain Sato (Siena) 33 sayı, 6 hava topu, 2 top çalma
+Milos Teodosic (Olympiacos) 12 dakika, 12 sayı (3/3 2s, 2/2 3s), 4 sayı pası
+Pape Sow (Prokom) 15 sayı, 10 hava topu, 3 sayı pası, 3 top çalma, 2 top kesme, 0 top kaybı
---------------------------------
-CSKA Moskova – 3/21 3s, 24 top kaybı
İstatistik
Verimlilik
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Ksistof Lavrinovic Siena 1 34
Darjus Lavrinovic Real Madrid 3 32
Curtis Borchardt Asvel 1 28
Tiago Splitter Caja Laboral 3 25.7
Matt Walsh Olimpija 3 25.3
Sayı
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Ksistof Lavrinovic Siena 1 26
Matt Walsh Olimpija 3 25.7
Darjus Lavrinovic Real Madrid 2 22
Romain Sato Siena 3 20
Curtis Borchardt Asvel 1 20
Hava Topu
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Travis Watson Zalgiris 3 10
Ronnie Burrell Prokom 3 8.3
Paulius Jankunas Khimki 3 8
Joel Freeland Unicaja 3 8
Ksistof Lavrinovic Siena 1 8
Sayı Pası
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Terrel McIntyre Siena 3 9.3
Bojan Popovic Rytas 3 7
Omar Cook Unicaja 3 7
Ricky Rubio Barcelona 3 6.3
Vassilis Spanoulis Panathinaikos 3 5.7
Top Çalma
Oyuncu Takım Maç Ortalama
Ibrahim Jabeer Roma 3 3
Jamont Gordon Cibona 3 3
Chuck Eidson Maccabi 3 3
Michalis Pelekanos Maroussi 1 3
Ksistof Lavrinovic Siena 1 3
Top Kesme
Oyuncu Takım Maç Ortalama
D'or Fischer Maccabi 3 2.3
Stephane Lasme Maccabi 3 2
Curtis Borchardt Asvel 1 2
Ömer Aşık Fenerbahçe 3 1.7
Pape Sow Prokom 3 1.7
07 Kasım 2009 Cumartesi
Fitch'siz Olmaz

Beşiktaş-Telekom

En Güzel Bir Şey...

06 Kasım 2009 Cuma
Bilet Nerede?
Messina'ya Saygı

Emir Preldzic’ten Oyun Kurucu…

“Oyun kurucu vasıflı oyuncu” dedik, iyi bir oyun kurucunun yanında takım içinde böyle oyunculara sahip olmak korkunç bir artı sağlar takımlar için. Emir’in mevcut özellikleriyle beraber soyunması gereken rol de budur, takımın saha içindeki beyni ya da o beynin yardımcısı olmaktır. Hele ki oyun kurucusu Greer gibi önceliği skor üretmek olan bir oyuncunun öndeliğindeki takımda Emir gibi oyuncuların varlığı önem kazanır.
Böyle bir oyuncunun ve onun gelişiminden sorumlu kişilerin hedefi Preldzic’in en temel eksiklerinin üzerine gitmek olmalıyken onun pozisyon olarak esnekliğinin suyunun çıkartılması ve 1 numarada süre almasını, üstelik bunda uzunca bir süre ısrarcı olunmasını anlayamıyorum, tıpkı 4 numaradaki tercihlerimizi anlayamadığım gibi… Emir ve takım için en iyisi Giricek’in yanında ve hatta, onun sağlık-form durumlarına göre, önünde süre almasıdır. 40 yaşına gelmiş olsa ve zaten, hiçbir zaman çok iyi savunmacı değilken, ayaklarının iyice yavaşlamasıyla birlikte bu konuda hepten sıkıntı yaşamaya başlayan Damir bu takımın 2. Oyun kurucusudur. Fanteziye lüzum yok…
04 Kasım 2009 Çarşamba
Her Şey Güzel Olacak!

01 Kasım 2009 Pazar
Ağır Yaralı

Lietuvos Rytas

Baltık Ligi: 3 maç 16.7 sayı, 4.7 ribaund, 4.7 asist
Bojan Popovic de Sırbistan'ın son dönemde yetiştirdiği önemli guardlardan biri sayılabilir. Ülkesinde parladıktan sonra Dinamo Moskova, Unicaja Malaga ve Bruesa ile yurt dışı maceraları olduktan sonra aradığı takım ve havayı Litvanya'da buldu. Onun da şimdiye kadar yakaladığı istatistikler aşağıdaki gibi:
Baltık Ligi: 3 maç 7.0 sayı, 1.7 ribaund, 4.0 asist, 2.0 top çalma





